• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
|| HOŞ GELDİNİZ ||
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ
DİYANET FETVALARI

Nail ÇAM

Nail ÇAM
nailcam09@hotmail.com
ADÂLET MÜLKÜN TEMELİDİR
24/02/2019

 (العدل أساس الملك)

* Büyük bir yanılgı ile sadece hâkimlerin görevi sandığımız adâlet! Gerçekte ise yönetimin, idârenin temeli olan adâlet: Evde, iş yerinde, köyde, şehirde ve ülkede huzur için gerekli olan şey adalet! Sevgide ve nefrette adalet! Devlet imkân ve kadrolarına tayinde adâlet! Gelirlerin hak sahipleri arasında dağıtmında adalet! Hikmet, şecâat, adâlet ve iffetten ibaret dört faziletten biri olan adalet!

* Adalet, adlden türemiştir. İnsâf ve kişiye hakkı olanı vermek, hakkı olmayanı da ondan almaktır. Diğer bir tanım ise herkese müstehakkını/hak ettiğini vermektir. Adaletin, müsâvât/eşitlik ile sağlam bir irtibatı vardır. 

Rabbinin, senin üzerinde hakkı vardır. Nefsinin, senin üzerinde hakkı vardır. Ev halkının, senin üzerinde hakkı vardır. Her hak sahibine, hakkını ver”. (Hadis)

إِنَّ لِرَبِّكَ عليك حَقًّا، وإِنَّ لِنَفْسِكَ عليك حَقًّا، ولأهْلِكَ عليك حَقًّا. فَأَعْطِ كُلَّ ذِي حَقٍّ حَقَّهُ 

“Adil olun. Allah, adaletli davrananları sever”. (Hucurat, 9)

Adaletin farklı türleri vardır. Bazen eşit dağıtmak bizatihi adaletsizlik; herkese hakettiği kadarını vermek ise mahza adalettir.

* Denkleştirici adalet: Aynı durumda olan kimselere aynı uygulamanın yapılması demektir. Aritmetik eşitliği esas alır. (Bütün evlatlara, maldan eşit oranda pay vermek gibi) 

Numan bin Beşir’in babası, Numan’a bir bağışta bulunmuş, Allah Resûlü’nü de buna şahit tutmak istemişti. Peygamberimiz ona: Senin, bundan başka çocuğun var mı? diye sordu. Adam, var dedi. Peygamberimiz: Onların hepsine, bu kadar bağışta bulundun mu? diye sordu. Adam, hayır dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber: O halde bağışladığın şeyi geri al; Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adaletli olun; Beni, zulme şahit tutma; Buna, benden başkasını şahit tut [Buharî, Müslim] gibi sözler sarfetmiştir.

* Dağıtıcı Adalet/El-adâletü’t-tevzîıyye: Menfaatleri ve külfetleri, fertlere insaflı ve âdil bir yolla dağıtmaktır.

Dağıtıcı adalet, aritmatik eşitliği değil kişilerin yetenek, imkan ve kusur durumlarını dikkate alarak orantılı bir eşitlik sağlamayı amaçlar.  (Liyakata göre terfi, Ana-babayı bakanı kayırma gibi)

Bir ana babanın çocuklarından biri, kendisini ana babasına hasretmişken diğerleri kendi iş-gücünde olabilmektedir. Bilhassa memuriyet, iş durumu, eş durumu gibi sebeplerle bazı çocuklar ana babasından uzakta yaşamak veya onlarla bilinçli olarak hiç ilgilenmemek durumunu tercih ederken biri de ana babasının yanında kalıp onların tüm ihtiyaçlarını karşılayıp, hastalığı ve sağlığı ile ilgilenebiliyor. Böyle bir durum böyle evlatların ekonomik zararına da sebep olabiliyor. Bu duruma toplumumuzda sıkça rastlanılmaktadır. Böylesi evlatların ödüllendirilmesi ve başkalarını da böyle güzelliğe teşvik adına, bunların lehine bağış yapılabilmesi dağıtıcı adaletin gereğidir. Böylesi davranış, zahirde eşitsizlik gibi görünse de aslında adalettir. Bazen bütün çocuklara eşit olarak yapılacak bağış, adaletsizlik olabilmektedir.

* Hakkaniyet Adaleti: Kişilerin bireysel özelliklerinin, özel durumlarının, somut olayın özelliklerinin de dikkate alınmasını gerektirir.

Fakir çocuğa, durumu iyi olana göre fazla bağışta bulunulabilir. Hasta olana sağlam olandan fazla bağışta bulunulabilir. Malın kazanılmasında katkısı olana veya daha fazla olana böyle olmayan çocuklara göre daha fazla bağışta bulunulabilir. İlim tahsiliyle meşgul olan çocuğa meşgul olmayandan fazla bağışta bulunulabilir. Dindar olan çocuğa bağışta bulunulup fâsık olan, aldığı bağışı içki, kumar vb. yollarda boşa harcayacak olan çocuğa bağışta bulunulmayabilir. 

* Adâletten sapmak, helâke götürür.

“Sizden öncekiler, itibarlı biri hırsızlık yaptığında onu terk etmeleri; zayıf biri hırsızlık yaptığında haddi uygulamaları nedeniyle helak oldular. Allah’a yemin olsun ki: Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yaparsa elini keserim.” (Hadis)

وَايْمُ اللهِ! لو أن فاطمة بنت محمد سرقت لَقَطَعْتُ يدها

“Sizin aranızdaki zayıf, ben onun hakkını alıncaya kadar güçlüdür. Güçlü de ben ondan hakkı alıncaya kadar zayıftır”. (Hz. Ebû Bekr)

Medine’de hz. Peygambere, birbirine hasım olan iki kişi geldi. Aralarında hüküm verilmesini istiyorlardı. Hz. Peygamber, onlara şunu söyledi: “‎بأن مَنْ يأخذ حق أخيه، فإنما يأخذ قطعة من النار: Kim kardeşinin hakkını alırsa bir parça ateş almış olur.” ‎Her ikisi de ağlamaya başladı ve kardeşi lehine haklarından vazgeçtiler. (Hadis)

* Adalet, emniyettir.

Bir kralın elçisi, hz. Ömer ile görüşmek için Medine’ye gelmiş ve O’nu bir ağacın altında uyur bulmuştur. Tâbiidir ki alışkın olmadığı bu manzara, onu çok şaşırtmıştır. Müslümanların yöneticisi, muhafız olmadan açık alanda bir ağacın altında uyuyordu. Dilinden şu cümlecikler dökülüverdi: “Hükmettin, adil davrandın; neticede tebaandan emin oldun, uyudun ve selamette kaldın ya Ömer!”

حكمت فعدلت فأمنت فنمت فسلمت ياعمر

* Müslüman, herkese âdil davranır: mü’min-kafir, zengin-fakîr, güçlü-zayıf, beyaz-siyah, reîs- tebea; hâkim ve mahkûm ayırımı yapmaz. 

“Bir toplumun çirkinlik ve kötülüğü, sizi adaletten sapma günahına itmesin. Adil olun. Bu takvaya daha yakındır”. (Maide,8)

“Allah, emanetleri ehline vermenizi; insanlar arasında hükmettiğinizde, adaletle hükmetmenizi emreder. Allah, ne güzel öğüt veriyor. Muhakkak ki Allah, işiten ve görendir”. (Nisa, 58)

* Zulüm ile âbâd olunmaz. Zulüm ile âbâd olanın sonu (adaletle) berbâd olur.



Paylaş | | Yorum Yaz
354 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HELÂL VE HARÂM KILMA YETKİSİ - 09/02/2019
Yazımızda, günlük hayatımızda sıkça duyduğumuz ve kullandığımız ‘helâl ve harâm’ hükümlerini koyma yetkisinin kime âit olduğunu ve de ‘kat’î ve içtihâdî hüküm’ farklılığının farkındalığını vermeyi çalıştık.
HASTALIK BULAŞIR MI? - 22/01/2019
Konunun itikadi ve de fıkhi boyutu var. Yazımızı bu iki boyutuyla ele almaya çalışacağım.
NE KULP TAKARLARSA TAKSINLAR, KİTAP ve SÜNNETE SARILMAKTAN VAZGEÇMEM - 16/11/2018
Yazıda okuyacağınız cümleleri görünce, sevindim mi desem üzüldüm mü? bilemiyorum. Hiç değişmeyen ve değişmeyecek olan ötekileştirici bakış açısını görmek için günümüzden yaklaşık 630 yıl önce yaşamış ve kimseye yaranamayan, doğrusu öyle de bir derdi
VÂRİSE (MİRASÇIYA) VASİYYET - 02/11/2018
Bu yazımızda, mirasçıya vasiyyetitr bulunmanın câiz olup olmadığını islam hukuk geleceğinin nasıl baktığını nakletmeye çalıştık.
FARZ-I AYN MI, FARZ-I KİFAYE Mİ ÜSTÜNDÜR? - 16/10/2018
Ülkelerin gücünü ve üstünlüğünü eğitim, sağlık, teknoloji, sanayi, askeri ve ekonomik alanlardaki gelişmişliği ortaya çıkarmaktadır. Bunlar da dini terminolojide, farzı kifaye olarak ifade edilen alanlardır.
HAKSIZ KAZANÇLA İLGİLİ AHKÂM - 07/10/2018
Haksız yollarla elde edilen haram mal ve servetin ne yapılacağını ele aldığımız doyurucu bir yazı olduğu kanaatindeyim. Faydalı olması dileklerimle. İyi okumalar.
BİR FIKIHÇI NASIL OLMALIDIR? - 30/07/2018
Haydin, ihtilafları bırakıp, kümelenelim. Başlarımız bir araya getirip ellerimizi omuzlara koyup hep bir ağızdan: Biz, biriz; Dinimiz, İslam; Kitabımız, Kur’an; liderimiz, Hz. Muhammed diyerek haykıralım. İlmi zenginliğimiz, rahmet olsun artık!
PAZARDA TEK TÜR ÜRÜN BULUNSUN, ÇEŞİTLİLİK OLMASIN DÜŞÜNCESİ DE NEYİN NESİ - 06/06/2018
Herkes, ihtiyaç duyduğu malın satıcısının yanına gider. Pazarda tek tür mal satılacak iddiası da neyin nesi? Bırakın, pazar kurulsun; çeşit çeşit ürünler bulunsun orda. Her satıcı, bağırsın. Herkes, istediğini istediğinden alsın.
HADİS’İN İŞLEVSEL KILINMASINA DÂİR BİR ÖRNEK - 29/05/2018
Dinimizde sadece İmanda toptancılık vardır. Zira inanılması gereken hususlar bir bütündür, cüzlere ayrılamaz; şuna inandım buna inanmadım denilemez. Buna mukabil İmani hususların dışındaki mevzularda perakendecilik esastır.
 Devamı
Aktif Ziyaretçi10
Bugün Toplam340
Toplam Ziyaret1115810
Anlık
Yarın
10° 13° 8°