• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
     Türkiye Diyanet Vakfı
|| HOŞ GELDİNİZ ||
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ
DİYANET FETVALARI

Tecessüs ve Kusur Araştırmak

TECESSÜS-KUSUR ARAŞTIRMAK

Tecessüs Nedir?

Tecessüs; başkalarının gizli taraflarını, eksik ve kusurlarını araştırmak demektir.

İnsanların dokunulmaz hak ve hürriyetleri vardır. Bunlardan biri de gizli yönlerinin araştırılmamasıdır. Tecessüs esasen kötü bir zanna dayanan davranışlardır. Bu davranışta ağırlıklı olarak, herhangi bir Müslüman’ın bir ayıbını ve eksiğini, bir sırrını şöyle veya böyle öğrenip açıklama kötü niyeti vardır.

Ayıpların araştırılıp ortaya dökülmesi, insanları birbirine düşürmekten, aralarında kin ve düşmanlık tohumları ekmekten, fenalıkların yayılmasından başka bir şeye yaramaz. İnsanların gizli kalmış kusurlarını açıklamak, herkese duyurmak onların utanma duygularının yok olmasına, sosyal kontrolün azalmasına ve böylece ahlâksızlığın süratle yayılmasına da sebep olur.

Tecessüsün Kötülüğü

يَا اَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ اَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللَّهَ اِنَّ اللّهَ تَوَّابٌ رَحِيمٌ

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının, çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve gizli hallerini araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın. Her hangi biriniz, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz değil mi? Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul eden ve çok merhametli olandır”[1]

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip (izin alıp) ev halkına selâm vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız.

فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فِيهَا أَحَدًا فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتَّى يُؤْذَنَ لَكُمْ وَإِنْ قِيلَ لَكُمُ ارْجِعُوا فَارْجِعُوا هُوَ أَزْكَى لَكُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

Orada hiçbir kimse bulamadınızsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, "Geri dönün!" denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah, yaptığınızı bilir.[2]

 

إِنَّمَا النَّجْوَى مِنَ الشَّيْطَانِ لِيَحْزُنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَلَيْسَ بِضَارِّهِمْ شَيْئًا إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

“Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah’ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah’a dayanıp güvensinler.”[3]

 

Rasulullah buyurdu ki:

إِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ، فَإِنَّ الظَّنَّ أَكْذَبُ الْحَدِيثِ، وَلَا تَحَسَّسُوا، وَلَا تَجَسَّسُوا، وَلَا تَنَافَسُوا، وَلَا تَحَاسَدُوا، وَلَا تَبَاغَضُوا، وَلَا تَدَابَرُوا، وَكُونُوا عِبَادَ اللهِ إِخْوَانًا

"Zandan sakınınız. Çünkü zan (yersiz itham), sözlerin en yalan olanıdır. Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, birbirinize karşı öğünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın, yüz çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Allah'ın size emrettiği gibi kardeş olun.”[4]

 

Rasulullah buyurdu ki:

لَا تَحَاسَدُوا، وَلَا تَبَاغَضُوا، وَلَا تَجَسَّسُوا، وَلَا تَحَسَّسُوا، وَلَا تَنَاجَشُوا، وَكُونُوا عِبَادَ اللهِ إِخْوَانًا

"Birbirinize haset etmeyin, kin tutmayın. Başkalarının ayıplarını araştırmayın, konuştuklarını dinlemeyin, müşteri kızıştırmayın. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun."[5]

******

Rasulullah buyurdu ki:

طُوبَى لِمَنْ شَغَلَهُ عَيْبُهُ عَنْ عُيُوبِ النَّاسِ

Ne mutlu o kimseye ki, kendi kusuru onu başkalarının kusurlarıyla uğraşmaktan alıkoyar.[6]

 

İmam Şa'rânî şöyle nasihatte bulunur:

"Kardeşim dilini tut, kimseyi çekiştirme. İnsanların kusurlarını araştıranın yakasına yapışılır. Müslüman kardeşinin bir kusurunu gördüğünde kendini unutma, bilakis senin görevin gördüğün bu kusurla kendi ayıplarını hatırlamandır, zira insanın tabiatı birdir; başkasının yaptığı şeyi senin yapman da mümkündür."

 

Rasulullah buyurdu ki:

يَا مَعْشَرَ مَنْ آمَنَ بِلِسَانِهِ، وَلَمْ يَدْخُلِ الْإِيمَانُ قَلْبَهُ، لَا تَغْتَابُوا الْمُسْلِمِينَ، وَلَا تَتَّبِعُوا عَوْرَاتِهِمْ، فَإِنَّهُ مَنِ اتَّبَعَ عَوْرَاتِهِمْ يَتَّبِعُ اللَّهُ عَوْرَتَهُ، وَمَنْ يَتَّبِعِ اللَّهُ عَوْرَتَهُ يَفْضَحْهُ فِي بَيْتِهِ

"Ey dili ile inanıp, iman kalbine işlemeyenler topluluğu, Müslümanları gıybet etmeyiniz. Onların ayıplarını araştırmayınız. Kim onların ayıplarını araştırırsa Allah da onların ayıplarını araştırır. Allah kimin ayıbını araştırırsa onun evinin içinde dahi ayıbını açar perişan eder"[7]

 

Rasulullah buyurdu ki:

وَمَنِ اسْتَمَعَ إِلَى حَدِيثِ قَوْمٍ، وَهُمْ لَهُ كَارِهُونَ، أَوْ يَفِرُّونَ مِنْهُ، صُبَّ فِي أُذُنِهِ الْآنُكُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Her kim rızaları olmaksızın bir topluluğun konuştuklarını dinlerse, kıyamet gününde onun kulaklarına kurşun dökülecektir.[8]

******

Rasulullah buyurdu ki:

«لَا يَحِلُّ لِامْرِئٍ أَنْ يَنْظُرَ فِي جَوْفِ بَيْتِ امْرِئٍ حَتَّى يَسْتَأْذِنَ،

İzin istemeden bir kimsenin evinin içine bakmak hiç kimseye helal değildir.[9]

Bir adam İbn Mes'ud'a gelerek şöyle dedi:

هَذَا فُلَانٌ تَقْطُرُ لِحْيَتُهُ خَمْرًا،

“Falancanın sakalından şarap damlıyor"

İbn Mesûd ise ona şu şekilde cevap verdi:

إِنَّا قَدْ نُهِينَا عَنِ التَّجَسُّسِ وَلَكِنْ إِنْ يَظْهَرْ لَنَا شَيْءٌ نَأْخُذْ بِهِ

"Biz tecessüs etmekten nehyolunduk. Ancak açığa vurduğu zaman, onu yakalayabiliriz."[10]

Rasulullah buyurdu ki:

إِنَّكَ إِنِ اتَّبَعْتَ عَوْرَاتِ النَّاسِ أَفْسَدْتَهُمْ، أَوْ كِدْتَ أَنْ تُفْسِدَهُمْ

“İnsanların kusurlarını araştırıp ortaya çıkarırsan onları fesada sürüklemiş olursun.”[11]

Hadisin Açıklaması: Hadis-i şerifte çok önemli bir noktaya işaret edilmektedir. O da şudur: Müminin gizli olarak işlediği ve açığa çıkmasını istemediği bir günahı araştırarak yüzüne vurur veya onu başkalarına söylersen, o kimseyi, bu günahı açıktan açığa yapmaya yöneltmiş olursun. Bu kimse gizli olarak işlediği bu günahı açıktan açığa yapacak olursa, başkaları da onu örnek alır, böylece o günahın yayılmasına sebep olmuş olursun. Bir kötülüğün yapılmasını arzu eden vebale girmiş olur. Allah Teâlâ buyuruyor:

 

إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَنْ تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

“İnananlar arasında kötü söz ve davranışın yayılmasını seven kimseler için dünyada da ahirette de acı veren bir azap vardır. Her şeyi Allah bilir, siz bilmezsiniz.”[12] 

 

Hamdûn el-Kassâr der ki:

"Kendinde bulunduğu zaman gizli kalmasını istediğin bir şeyi, başka birinde görürsen ifşa etme."

İmam Şafiî şöyle demiştir:

"İki kişinin, darıldıktan sonra birbirinin ayıplarını ortaya çıkarması, münafıklık alâmetidir."

Mevlânâ Câmî der ki:

"Kötü kimse, başkalarının ayıplarını saymak isterken, kendini dile getirir."

 

Kusurları Örtmede Yardımlaşmak

Rasulullah buyurdu ki:

مَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ

“Kim bir Müslümanın hatasını ve kusurunu örtüp gizlerse Allah da onun dünya ve ahirette bir hatasını ve kusurunu örtüp gizler.”[13]

******

Rasulullah buyurdu ki:

مَنْ رَأَى عَوْرَةً فَسَتَرَهَا، كَانَ كَمَنْ أَحْيَا مَوْءُودَةً

“Kim bir Müslümanın bir ayıbını görür ve onu gizlerse ölü bir insanı diriltmiş gibi olur.”[14]

 

Rasulullah buyurdu ki:

مَا مِنْ اِمْرِئٍ يَخْذُلُ اِمْرَأً مُسْلِمًا فِي مَوْضِعٍ تُنْتَهَكُ فِيهِ حُرْمَتُهُ وَيُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ،

"Kim hürmeti düşecek, şerefinden noksanlık olacak bir yerde Müslümana yardımcı olmaz, onu yalnız bırakırsa

إِلَّا خَذَلَهُ اللَّهُ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ فِيهِ نُصْرَتَهُ،

Allah da yardımını istediği yerde onu yalnız bırakır.

وَمَا مِنْ اِمْرِئٍ يَنْصُرُ مُسْلِمًا فِي مَوْضِعٍ يُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ وَيُنْتَهَكُ فِيهِ مِنْ حُرْمَتِهِ، إِلَّا نَصَرَهُ اللَّهُ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ نُصْرَتَهُ

Kim şerefinden kaybedeceği, saygısının azalacağı bir yerde Müslümana yardımcı olursa, yardımını istediği yerde Allah ona yardımcı olur"[15]

 

Yasaklanmayan Tecessüs

Tecessüs, sabıkalı olmayan, suç işleme bakımından ciddi şüpheye sebep olacak davranışları bulunmayan kimsenin gizlediği işi, davranışı veya hali araştırmak demektir. Bu sebeple suç teşkil edecek davranışlar içerisinde bulunan bir kimse hakkında araştırma yapmak tecessüs kapsamında değildir. Yine düşmanın plan, programlarını araştırmak, tedbir almak amacıyla faaliyette bulunmak zaruret sebebiyle yasak kapsamında değildir.

Hayati tehlike altında bulunan kimselerin yardım istemesi veya yangın, sel gibi afetlere maruz kalınması durumunda, içeride kalanları kurtarmak için evlere izinsiz girilebilir. Hırsızlık, düşman istilası gibi durumlarda da hüküm aynıdır.

Mesleği gereği avukat, doktor gibi kimseler özel hayatı ilgilendiren konularda gereği kadar bilgi alabilirler. Ancak bu bilgileri zaruret olmadıkça başkalarına açıklayamazlar.

Bir de bir hayır yapmak için soruşturma, malumat edinme vardır ki bunun tecessüsle hiç alakası yoktur. İşte bu araştırma meşrudur hatta elzemdir.

Mesela:

Ahirete intikal eden filan kişinin ailesi nasıldır? Malî sıkıntısı var mıdır? Çocukları kendilerine faydalı olabiliyor mu?

İşsiz Ahmet Efendi iş bulabildi mi? İş bulamadı ise acaba şu müessesede bir iş temin edilebilir mi?

Hastanedeki filan kişinin sıhhati nasıl oldu? Acaba hastane ücretini ödeyebilecek mi? Ziyaretçi kabul ediyorlar mı?

Şu yetim kimsesiz kızcağız, her halde evlenme çağına gelmiş olmalı alakadar olalım da hayırlı bir kısmet çıkarsa, düğününü yapıverelim gibi...

 

Hz. Ömer’in Tecessüsü:

Rivayet olunur ki; Hz. Ömer bir gece tebdil kıyafet halinde ve Ümmet-i Muhammed’in ne yaptığını teşhis etme niyetiyle Medine-i Münevvere sokaklarında dolaşıyordu. Bir evin bahçesine yaklaşınca, nara atan bir adamın sesini ve ardından içeriden bir kadının kahkahasını işitti.

Burada asayişe karşı olarak ne yapılıyor acaba?” diyerek, camdan içeriye baktı. Bahçenin duvarına da yükseldi ve gördü ki; içeride bir adam masa kurmuş, üzerinde çeşitli şaraplar ve yanında da bir kadın var. Mübarek, hemen duvarın üzerinden atlayıp adamın yakasından yakalamış:

Sen, Allah’tan korkmuyor musun? Gecenin bu vaktinde millet ibâdet ve itaatle meşgûlken yahut insanlar yarın ibadet-i taat etme niyetiyle dinlenme halindeyken, sen burada haram işliyorsun. Allah’ın bunu bilmediğini mi zannediyorsun? Hadi bakalım şimdi hesap ver!” deyince; adam, Hz. Ömer’e şöyle cevap vermiş:

Yâ Ömer, evet ben belki bir günah işledim. Gecenin şu saatinde haram olan şu fiili işliyorum fakat sen bu arada tam üç günah işledin.” Hz. Ömer, adamın verdiği cevaba şaşırarak;

Nasıl olur?” demiş. Adam da cevap vermiş;

Cenâb-ı Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de ‘Tecessüs edip ayıpları, eksiklikleri araştırmayın!’ diyor. Sen ise gizliliği araştırdın; kalktın evimin etrafında kulak misafirliği yapıp içeride neler olduğunu anlamaya çalıştın. İşlediğin günahlardan biri bu.

İkincisi, Allah-u Teâlâ; Bakara Sûresinde ‘Evlere kapılarından girin!’ buyurmasına rağmen, ‘Sen evime kapıdan değil de duvarın üzerinden atlayarak girdin!’ Böylece ikinci bir haram işledin.

Üçüncüsü ise Nur Sûresi’nin 27. âyetinde ‘Kendi evlerinizden başka evlere girdiğiniz zaman, ev halkına selâm vermedikçe kapıdan içeriye girmeyin!’ buyruluyor. Halbuki sen, beni yakalamak niyetiyle evime izinsiz olarak girdin. Bu da işlediğin son günahtı.”

Bunun üzerine Hz. Ömer:

Sübhanallah, hakikaten hayır yapayım derken, farkında olmadan üç günahı birden işlemişim. O zaman ben tövbe edeceğim. Sen de tövbe et ve bir daha bu tür günahları işleme!” buyurmuş. Adam bu teklifi kabul edince, ikisi birden Allah’ın huzurunda tövbe etmişler.

Hazırlayan: Mehmet ERGÜN / Vaiz

[1] Hucurat, 49/12.

[2] Nur, 24/27-28.

[3] Mücadele, 10.

[4] Müslim.

[5] Müslim.

[6] Şuabu’l-İman

[7] Ebu Davud.

[8] Buhari.

[9] Tirmizi.

[10] Ebu Davud.

[11] Ebu Davud.

[12] Nur, 24/19.

[13] İbn Mace.

[14] Ebu Davud.

[15] Ebu Davud.



Aktif Ziyaretçi21
Bugün Toplam2072
Toplam Ziyaret1204034
Anlık
Yarın
10° 13° 8°