• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam
  
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI
VAAZ ARŞİVİ
DİYANET FETVALARI

Ruhun Çanakkale'si: Hayatı İmana Şahit Kılmak

Ruhun Çanakkale'si: Hayatı İmana Şahit Kılmak

Şehit olmak için mutlaka savaşmak ve savaşta ölmek gerekmeyebilir. Hz. Muhammed yatağında can vermiştir. Yaşamını imanına şahit tutmuş. En büyük şehit Hz. Muhammed (sas)'dir.

Şehid-i zîhayat: (Yaşayan şehit) Ne getirdin sorusuna? Ömrümü getirdim ya rabbi ömrüm şahidimdir diyebilmektir.

Kim kimin yolunda ise o onun yolunda ölür: Şeytanın yolunda yaşayıp Allah'ın yolunda ölünmez. Firavun gibi yaşayıp, Hz. İbrahim gibi ölünmez. Ebu cehil gibi yaşayıp, Hz. Ömer gibi ölünmez. Gâvur gibi yaşayıp Müslüman gibi ölünmez.

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ حَقَّ تُقَاتِه۪ وَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَ

"Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün." Ali İmran,102.

Kur'an'da Ölüm Kelimeleri
1. Mevt: Bedeni hayata bağlayan organizmanın canlılığını kaybetmesi: Sinir, solunum, dolaşım sistemlerinin işlevini yitirmesi
كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِۜ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةًۜ وَاِلَيْنَا تُرْجَعُون
"Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz." Enbiya, 35.

2. Teveffi: Vefa etmek/göstermek
قُلْ يَتَوَفّٰيكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ الَّذ۪ي وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ۟
De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz." Secde, 11.
اِنَّ الَّذ۪ينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِم۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَالُوا ف۪يمَ كُنْتُمْۜ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَف۪ينَ فِي الْاَرْضِۜ قَالُٓوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا ف۪يهَاۜ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يراًۙ
"Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)" Onlar da, "Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik" derler. Melekler, "Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir." Nisa, 97

3. Subur: Yeniden dirilişi olmayan mutlak ölüm, yok oluş/helak
اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظاً وَزَف۪يراً
"Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler." Furkan, 12.

وَاِذَٓا اُلْقُوا مِنْهَا مَكَاناً ضَيِّقاً مُقَرَّن۪ينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُوراًۜ
"Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler." Furkan, 13.
لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُوراً وَاحِداً وَادْعُوا ثُبُوراً كَث۪يراً
(Kendilerine) "Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, bir çok kere yok olmayı isteyin!" (denir.) Furkan, 14

Asıl Mesele Allah Uğrunda Feda Edebilmek
Fisebilillah: Cihat, İnfak, Ticaret,
إِنَّ اللّهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُم بِأَنَّ لَهُمُ الجَنَّةَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرَاةِ وَالإِنجِيلِ وَالْقُرْآنِ وَمَنْ أَوْفَى بِعَهْدِهِ مِنَ اللّهِ فَاسْتَبْشِرُواْ بِبَيْعِكُمُ الَّذِي بَايَعْتُم بِهِ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
"Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır." Tevbe, 110.
Yukarıdaki ayette üç husus nazarlarımıza sunulmuştur. Şimdi bunları ayetler ışığında anlamaya çalışalım.

1. Cihat:
اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۙ اَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
"İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya erenlerin ta kendileridir." Tevbe, 20.
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
"İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." Bakara, 218.

Hadis:
"Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şey kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehid, gördüğü aşırı itibar ve ikrâm sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehid olmayı ister." (Buhari, Cihad, 21)

2. İnfak
اَلَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ ثُمَّ لَا يُتْبِعُونَ مَٓا اَنْفَقُوا مَناًّ وَلَٓا اَذًۙى لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
"Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de." Bakara, 262.

Kendinizi Tehlikeye Atmayın
وَاَنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلَا تُلْقُوا بِاَيْد۪يكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚۛ وَاَحْسِنُواۚۛ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ
"(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever." Bakara, 195.

3. Ticaret
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰى تِجَارَةٍ تُنْج۪يكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ
"Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size?" Saf, 10.
تُـؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُجَاهِدُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَۙ
"Allah'a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır." Saf, 11.

Büyük Mahkemede Ne Getirdin Kulum?
Sıradan davranışları salih amel derecesine dönüştüren temel vasıf niyettir. Bu yüzden efendimiz (sas) ameller niyetlere göredir. Buyurur. Niyetsiz amel olmaz. İbadet durumunda olan amelleri sıradan amel durumuna düşüren de gene niyettir. Öyleyse şunu belirtmiş olalım ki yapılan bir amelin niyeti meşru, usulü meşru ve maksadı meşru olursa o amel Allah katında salih amel muamelesi görür. Aksi halde yapılan iş sıradan bir davranış olarak kalacaktır. Konu bir hadisi şerifte çok sarsıcı bir üslupla şöyle anlatılır.

1. Canını Yanlış Adrese Vermişsin
"Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kişi, şehit düşmüş bir kimse olup huzura getirilir. Allah Teâlâ ona verdiği nimetleri hatırlatır, o da hatırlar ve bunlara kavuştuğunu itiraf eder. Cenâb-ı Hak: "Peki, bunlara karşılık ne yaptın?" buyurur.
"Şehit düşünceye kadar senin uğrunda cihad ettim." diye cevap verir.
"Yalan söylüyorsun. Sen, "Babayiğit adam." desinler diye savaştın, o da denildi." buyurur. Sonra emrolunur da o kişi yüzüstü cehenneme atılır.

2. İlmini Yanlış Adreslerde Tüketmişsin
"Bu defa ilim öğrenmiş, öğretmiş ve Kur‘an okumuş bir kişi huzura getirilir. Allah ona da verdiği nimetleri hatırlatır. O da hatırlar ve itiraf eder. Ona da:"
"Peki, bu nimetlere karşılık ne yaptın?" diye sorar.
"İlim öğrendim, öğrettim ve senin rızân için Kur'an okudum." cevabını verir."
"Yalan söylüyorsun. Sen "Âlim." desinler diye ilim öğrendin, "Ne güzel okuyor." desinler diye Kur'an okudun. Bunlar da senin hakkında söylendi." buyurur. Sonra emrolunur o da yüzüstü cehenneme atılır."

3. Malını Yanlış Adrese Vermişsin.
"(Daha sonra) Allah'ın kendisine her çeşit mal ve imkân verdiği bir kişi getirilir. Allah verdiği nimetleri ona da hatırlatır. Hatırlar ve itiraf eder."
"Peki ya sen bu nimetlere karşılık ne yaptın?" buyurur.
"Verilmesini sevdiğin, razı olduğun hiç bir yerden esirgemedim, sadece senin rızânı kazanmak için verdim, harcadım." der.
"Yalan söylüyorsun. Hâlbuki sen, bütün yaptıklarını "Ne cömert adam." desinler diye yaptın. Bu da senin için zaten söylendi." buyurur. Emrolunur bu da yüzüstü cehenneme atılır." (Müslim, İmâre 152)

Çanakkale Bugün Bize Ne Söylüyor
Çanakkale bize diyor ki: O bir ruhtur, bir manadır. Bir idealdir.
O ruh, vatandır. Vatan bayraktır. Bayrak, hilaldir, yıldızdır.
Bir hilal uğruna güneşlerin, ay parçası yiğitlerin canını sunmasıdır.
Hilal, İslam'dır. Yıldız, zaferdir.
Netice olarak bayrak şehiddir.

Şehid, Feda Oluştur. Şehadettir.
Şehadet ve feda oluş, can adayıştır. Canı Allah'a armağan etmektir. Cenneti satın almaktır canı karşılığında. Allah için ölebilmek yalnızca Allah için var edildiğinin farkına varmaktır. En yüksek erdem işte budur.

Çanakkale Bize En Büyük Hürriyet Olduğunu Haykırır. Namazda Allah'ın önünde eğilmenin izzet olduğunu, onun dışında başkalarının önünde eğilmenin ise zillet olduğunu öğretir.

Çanakkale Top Yekûn Bir Direniş Olduğunu Haykırır. Vatanın ve milletin korunmasını canı pahasına aziz bilip daha bıyığı terlememiş evladını cepheye sürebilmektir direniş. Ya şehit ol ya gazi diyerek dualarla kınalı kuzuları gönderebilmektir direniş.

Çanakkale Ümmet Birliğini Millet Dirliğini Hatırlatır. 

Yemen, Trablusgarp, Kahire, Bağdat, İstanbul, Bosna, Kırcaali, Kayseri, Diyarbakır. Tesbih taneleri gibi yan yanadır. Türk ile, Kürt, Boşnak ile Arap, Arnavut ile Abaza yan yanadır.

Çanakkale Bir Ruhtur.
250000 canın oluşturduğu özel bir ruhtur. Bu ruha bigane kalamayız. O ruha her zaman muhtacız.

Çanakkale Bir Bilinçtir.
"Kimi Hindu, kimi yamyam kimi bilmem ne bela..." olanı bilmektir. Vatanın, milletin ve bayrağın üzerine üzerine gelenleri bilmektir. Bu topraklara tarih boyunca akın akın gelen düşmanların niçin sonu gelmediğini idrak etmektir. Her seferinde Müslümanların üzerine Müslüman toplumlardan devşirdikleri iş birlikçileri ile geldiklerini anlamaktır.
Bilincini kaybeden her şeyini kaybeder.

Kendimizle Hesaplaşmadır Çanakkale
Biz kimiz? Bu hal neyin nesi diyebilmektir. Müslümanların bugün içine düştüğü dağınıklık, yaşadığı perişanlık üzerinde kafa yorabilmektir.
Çanakkale sonrası daha kaç mevzi açtığımıza, kaç düşman savdığımıza ve daha neler yaşayacağımıza ayna tutmaktadır Çanakkale.
İnsanı insan yapan ruhtur. Ruh varsa yaşam vardır. Ruh yoksa yaşam da yoktur. Millet olarak bizi ayakta tutan ruhu aramalıyız. Hangi ruhun adamıyız. İçimizdeki ruh kimin ruhu? Elinde Kuran gönlünde vatan, dilinde kelime-i şehadet olan Mehmed'in, Ulubatlı Hasan'ın ruhu mu yoksa Hans'ın ruhu mu? Seherde duaya duran Ayşe'nin Zeyneb'in ruhu mu? Yoksa başkalarının ruhu mu? Sahi bizim ruh ikizimiz kim? Çanakkale işte bunu gözden geçirmemizi hatırlatır bize. Adeta haykırarak.

Vatanı Nerede Savunuyoruz?
Vatan bugün hala saldırı altındadır. Kötülükle mücadelesi devam etmektedir. Biz hangi mevzide vatanı savunuyoruz bunu iyi bilmeliyiz. Kime karşı mücadele ettiğimizi çok iyi bilmeliyiz. O gün yokluk içinde bu ülkeyi savunan dedelerimize karşı vefa borcumuz vardır. O borçla onların yanına gidemeyiz. Onların bıraktığı değerlere sadakatle sahip çıkmak boynumuzun borcudur.

Hazırlayan: Talip AKBAŞ  / Vaiz 

Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam260
Toplam Ziyaret1643349