• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
                
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ

Hadisin Yapısı: Sened – Metin – Tarîk

Hadisin Yapısı: Sened – Metin – Tarîk



1.Sened:
  سند

=Dayanılan, güvenilen şey, belge (çoğulu-“Esânid”)

Sened, Hadisi nakleden râvîlerin isim zinciridir. Bir sözün bize kimler aracılığı ile ulaştığını ve Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme ait olup olmadığını gösteren belgedir.

Hadis senetlerinde rivayet lafızları olarak:

“haddesenâ“Haddesena    “ahbarenâ”   Akhbarana     “enbeenâ”Anbaana

“ semi’tu”Semi'tu       “enne”Enne       “kâle”Kale      “an”'An

gibi ifadeler kullanılır. Ancak bazen senetlerde kısaltma yoluna gidilir. Bu kısaltma durumlarında kale kelimesi senetten çıkarılır, diğer bazı lafızlar ise kısaltılarak yazılır. Hadis senetlerinin doğru okunması için bu kısaltmaların bilinmesi gerekir.

Hadis senetlerinde uygulanan kısaltmaların bazıları şöyledir;

“Bize rivayet etti.” anlamındaki “haddesenâ” lafzı, “sena” ve “na” şeklinde;

“Bana rivayet etti.” anlamındaki “haddesenî lafzı ise “deseni” ve “seni” şeklinde kısaltılır.

“Bize haber verdi.” anlamındaki “ahbarena” lafzı ise “enâ” şeklinde kısaltılır.

Senette yer alan râvîler zinciri ile sözü Resulullaha kadar dayandırmaya “İSNAD” denir.

Başlangıçta sahabenin kendi aralarında sened araştırması yapmadıkları, tabiînin de sahabeye sened sormadıkları bilinmektedir. Ancak İbn Şirin (öl. 110/728)’in bildirdiğine göre, Müslümanlar arasındaki anlaşmazlıklar artıp fitne zuhur edince hicri birinci asrın sonlarına doğru, hadis rivayet eden kimselerden sened sorulmaya başlanmıştır. Bunun sonucu olarak da hadisleri mümkün olduğunca ilk duyan kimseden almak amacıyla ‘‘RIHLE’’ denilen ilim yolculukları yapılmıştır.

İsnad (sened zikretme) sistemi hadis rivayetinde uygulanmış köklü ve bilimsel bir tedbirdir. Müslümanlara mahsus bir uygulamadır ve amacı uydurma hadisleri ayıklamaktır. Abdullah b. Mübarek (ol.181 H)’in dediği gibi:

“İsnad dindendir. Eğer isnad olmasaydı isteyen istediğini rivayet etmeye kalkışırdı.”

Süfyan es-Sevri (v.161 h.) de:

“İsnad, müminin silahıdır. Silahı olmayan ne ile ve nasıl savaşacaktır.”

diye senedin, sünnetin ve dolayısıyla dinin korunmasında taşıdığı öneme işaret etmektedir.

Bu nedenle isnad, hadis ilminin temeli olarak kabul edilmiştir. İsnad senedin uzunluğuna göre “âli isnad” ve “nâzil isnad” olarak ikiye ayrılmıştır. Hadisin senedinde kopukluk olmadan mümkün olduğunca az râvîyle Rasulullaha ulaşmasına “âli isnad”; daha çok râvi ile ulaşmasına ise “nâzil isnâd” denir. ‘‘Âli isnad”, râvilerin adalet ve zabt yönünden eşit olması durumunda “nâzil isnad”a tercih edilir. Çünkü rivayet edilen sözün söylendiği zamanla, aktarılması arasına ne kadar az zaman girerse rivayetin güvenilirliği o derece artar. Aynı şekilde râvi sayısının azlığı da rivayette hata ihtimalini azaltır.

2.Metin متين

“Metin” hadiste, râviler zincirinden sonra gelen, Peygamber aleyhisselamın sözünün yer aldığı kısımdır. Aslında hadis metinden ibarettir. Sened yalnızca o metnin Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme ait olup olmadığını belirlememize yardımcı olur.

Hadis ve fıkıh bilginleri hadisleri doğru anlamak, Peygamber aleyhisselamın maksadını iyi kavramak anlamında “Fıkhu’l-Hadis”e önem vermişlerdir. Bu amaçla hadis metinleri farklı yönleriyle incelenmiş ve bu incelemeleri yapmak üzere farklı ilim dalları geliştirilmiştir. Hadis metinleri Kur’an ve sahih sünnete uygunluk yanında akli ilkelere ve tarihî gerçeklere ters düşmeme ve dil yönünden değerlendirmeye de tabi tutulmuştur.

“Hadisçiler, ilahî vahye mazhar, cevamiu’l-kelim özelliğine sahip bir peygamberin beyanlarıyla karşı karşıya olduklarını pek iyi biliyorlardı. Bu vasıfların sahibi bir peygamber, muhtelif sebeplerle çağdaşlarının anlayışları dışında kalacak sözler söyleyebilir, haberler verebilirdi. Buna mani olacak herhangi bir şey söz konusu değildi. Kanun maddeleri gibi özlü sözlerle hukukî kaideler vaz edebilirdi. Sözleri mecazî bir mana ifade edebilirdi. İleride keşfedilecek bir ilmî hakikate işaret etmiş olabilirdi.
Bütün bunlardan dolayı hadisçiler, diğer kişilerin sözlerine uyguladıkları tenkidleri Hz. Peygamberin hadisleri için tatbik etmekte ihtiyat göstermişler temkinli davranmışlardır. Hemen inkara kalkışmamış, bazı hadislerin anlaşılmasını zamana bırakmışlardır.”  [1]

3.Tarîk-Tabaka    طريق

“Tarîk” sözlükte; yol anlamındadır. Bir hadis terimi olarak seneddeki râvilerin isimlerinin sırayla zikredildiği kısma “tarîk” denir. Bu anlamda “sened” ve “isnad” kavramlarıyla eş anlamlıdır. Ancak farklı bir özellik olarak “tarîk” bazen ana senedin farklı kollarını ya da bir râviden sonraki ayrışan kollarını ifade etmek için de kullanılır. Hadis kitaplarında yer alan “Bu hadis bu tarîkten hasendir.” gibi ifadelerle kast edilen budur. Bu anlamda kullanılan bir diğer terim ise “vecih”tir.

“Tabaka” ise aynı dönemde yaşamış, birbirine yaşça yakın olan râvilerin oluşturduğu gruplara denir. Örneğin, “sahabe tabakası”, “tabiin tabakası”, “etbâu’t-tâbiin tabakası” gibi. Ayrıca hadis kitapları da özelliklerine göre tabakalar şeklinde tasnif edilmişlerdir.

 [1] Mustafa es-Sibaî, es-Sünne ve mekanetuha, s. 275-279

Not:
Bilgiler, İmam Hatip Liseleri “Hadis” kitabından ve Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN hocaefendinin “Hadis Usulü” kitabından derlenmiştir.
Kaynak: benatalislam.wordpress.com



Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam144
Toplam Ziyaret742046