• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
                
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ

İslam'ın İlme Verdiği Önem - 1

İSLAM’IN İLME VERDİĞİ ÖNEM (1)

 

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ:خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ:اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ:الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ:عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ:

 

     “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak” tan yarattı. Oku! Senin Rabbin encömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.” (ALAK SURESİ - 1/5. AYETLER)

     Dinimiz okumaya, araştırmaya ve ilme büyük önem vermiştir. Nitekim Cenabı Hak, ilk inen ayetlerde Hz. Peygamber ve onun şahsında tüm Müslümanlara okumayı emretmiş, onları kalemle yazmaya ve ilimde gelişip yetkinleşmeye teşvik etmiştir. Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor:

 

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ:خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ:اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ:الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ:عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ:

 

     “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak” tan yarattı. Oku! Senin Rabbin encömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.” (ALAK SURESİ - 1/5. AYETLER)

     İlk vahyin “oku” emriyle başlaması ve bu emrin beş kısa ayet içinde iki defa tekrar edilmesi, okumanın ve ilmin dinde ve insan hayatında ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Ayet-i kerimede Hz. Peygamber’e emredilen okumanın konusu belirtilmemiştir. Çünkü okunması istenen yalnızca kendisine indirilen vahiyle sınırlı olmayıp, başta kozmik âlemdeki ayetler olmak üzere, okunması yani üzerinde inceleme yapılıp zihin yorularak hakkında bilgi edinilmesi, ders ve ibret alınması gereken her şeyin tanınması, hakikatinin anlaşılıp kavranması istenmektedir. Kuşkusuz, yaratanı tanımak, bilimin de dinin de temelini teşkil eder. Bu sebeple “Yaratan rabbinin adıyla oku” buyrularak Hz. Peygamber’in okuma faaliyetine veya herhangi bir işe, başka varlıkların adıyla değil, yaratan rabbin adıyla başlaması ve O’ndan yardım istemesi emredilmiştir. Ayete “Yaratan Rabbinin adına oku” şeklinde de mana verilebilir. Sonuçta okumanın (veya herhangi bir faaliyetin) Allah’ın adıyla, Allah için ve Allah adına yapılması emredilmiştir. Ayette “Yaratan rabbinin adıyla oku” buyrularak özellikle yaratma sıfatına vurgu yapılmıştır. Çünkü hem insandaki okuma yeteneği ve imkânını hem de onun okuduğu, incelediği, anlamaya ve kavramaya çalıştığı objeleri, nesneleri yaratan Allah’tır. İnsan, bilgi edinme sürecinde Allah’ın verdiği imkân ve yetenekleri kullanmakta, O’nun yarattığı şartlarda ve onun yarattığı varlıklar üzerinde bilimsel inceleme ve araştırmalar yapmaktadır. Durum böyle iken, yani O’nun yarattığı yeteneklerle O’nun yarattığı varlık âlemini incelerken, bütün bu lütufları görmezlikten gelerek Allah’a şükretmemek, O’nu tanımamak, üstelik bunu bilim adına yapmak büyük bir nankörlüktür.

     Bir başka ayet-i kerimede Allah’tan haşyet duymanın (O’na derin saygı göstermenin) ancak ilimle olacağı ifade edilmektedir:

إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءإ:

 

    “Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar.”

(FATIR SURESİ – 28. AYET)

     Allah Teala, Hz. Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğrettiğini bildirerek canlılar arasında insanın farklı üstün yerinin onun öğrenme özelliği ile olduğunu ifade etmektedir. Kur’an, bu gerçeği şöyle ifade eder:

 

وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِفَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَـؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ:

 

     “Allah Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, ‘Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin’ dedi.”  (BAKARA SURESİ – 31. AYET)

     İnsanın diğer varlıklardan üstünlüğü ilimle olduğu gibi insanlar arasında üstünlük ölçüsü de ilimledir. Kur’an şöyle buyurur:

 

قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ:

 

     “De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (ZÜMER SURESİ – 9. AYET)

     İlim herhangi bir ırkın, kavmin, zümrenin ve topluluğun tekelinde değildir. Dolayısıyla, isteyen herkes, istidat ve kabiliyeti oranında ilim sahibi olabilir. Böylece kişi, ilim sayesinde başkalarının makam, mevki ve servet gibi maddi imkânlarla ulaşabileceği derecelere hatta daha üst mertebelere ulaşabilir. Nitekim bir ayet- i kerimede bu husus şöyle dile getirilir:

 

يَرْفَعِ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوامِنكُمْ وَالَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ:

 

     “Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir.”

(MÜCADELE SURESİ – 11. AYET)

     İlim sahiplerinin üstünlüğü ile ilgili olarak Hz. Peygamber (SAV) şöylebuyurmaktadır:

     “Âlimin abide üstünlüğü, benim sizin en aşağı derecede olanınıza üstünlüğümgibidir. Şüphesiz ki Allah, melekleri, gök ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca ve balıklar bile insanlara hayrı öğretenlere dua ederler.”

     İlim insanın izan, idrak ve kavrayış düzeyinin yükselmesine vesile olur. Böylece, ilim sahipleri diğer insanlardan farklı olarak alanında derin bir anlayışa sahip olurlar. Bu yönüyle ilim Allah’ın insanlara lütfettiği en büyük nimetlerden biridir. Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Allah, kimin hakkında hayır dilerse ona din hususunda büyük bir anlayış verir.”

     Hz Peygamber (SAV) bu hadisinde, ilim sahiplerine derin bir anlayış verileceğini, bunun da kendileri için hayır olacağını haber vermektedir.

     Mekke’de nazil olan ayetlerden birisinde Hz. Peygamber (SAV)’e şu duada bulunmasıemredilmektedir:

 

وَقُل رَّبِّ زِدْنِي عِلْماً:

 

     “Rabbim! İlmimi arttır de.” (TÂ-HÂ SURESİ – 114. AYET)

     Cenabı Hak, Hz. Peygamber (SAV)’e ilmin dışında herhangi bir şeyi kendisine artırması için dua etmesini emretmemiştir. Çünkü ilim bitmek tükenmek bilmeyen bir hazinedir. İlim, yalnızca sahibine değil, başka insanlara, hatta diğer canlılara da yarar sağlar. Hz. Peygamber (SAV) de çeşitli hadislerinde ilmi ve ilim sahibini övmüş, Müslümanları ilim öğrenmeye teşvik etmiştir. Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Yalnız şu iki kimseye gıpta edilir: (Birincisi) Allah’ın kendisine ihsan ettiği malı hakyolunda harcayıp tüketen kimse; (ikincisi ise) Allah’ın kendisine verdiği ilimle yerliyerince hükmeden ve onu başkalarına da öğreten kimse(dir).”

     Hadisi-i şerifte geçen “hikmet” kelimesini İslâm âlimleri Kur’an ve sünnet olarak anlamışlar ve bunların ilmine sahip olmak şeklinde yorumlamışlardır. Herkesin ilimsahibi olması mümkün olmazsa da ilim öğrenmeye istidat ve kabiliyeti olanlar için gıpta edilecek kimseler âlimlerdir. İlim sadece bu dünyada değil ahirette de mutluluk kaynağıdır. Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Kim ilim tahsil etmek üzere bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.”

      İlim yolcusu Allah yolundadır:

     “İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır.”

     Âlimler peygamberlerin varisleridir:

     “Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunukolaylaştırır. Kuşkusuz melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hattasuyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah’tan mağfiret dilerler. Âlimin abide karşıüstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin varisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur.”

     Maddi ve manevi alanda ilerlemenin ve kalkınmanın yolu ilimden geçer:

     “Allah’ın benimle göndermiş olduğu hidayet ve ilim, yeryüzüne yağan bol yağmura benzer. Yağmurun yağdığı yerin bir bölümü verimli bir topraktır: Yağmur suyunu emer, bol çayır ve ot bitirir. Bir kısmı da suyu emmeyip üstünde tutan çorak bir yerdir. Allah burada biriken sudan insanları faydalandırır. Hem kendileri içer, hem de hayvanlarını sular ve ziraatlarını o su sayesinde yaparlar. Yağmurun yağdığı bir yer daha vardır ki, düz ve hiçbir bitki bitmeyen kaypak ve kaygan arazidir. Ne su tutar, ne de ot bitirir. İşte bu, Allah’ın dininde anlayışlı olan ve Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim kendisine fayda veren, onu hem öğrenen hem öğreten kimse ile, buna başını kaldırıp kulak vermeyen, Allah’ın benimle gönderdiği hidayeti kabul etmeyen kimsenin benzeridir.”

     İlim amel defterinin kapanmamasına vesile olur:

     “Âdemoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer (amel defteri kapanır. Bundan şu) üç şey müstesnadır: Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim, kendisinedua eden hayırlı evlat.”

     Daha önce de ifade ettiğimiz üzere ilim, yalnızca sahibine değil, başka insanlara, hatta diğer canlılara da yarar sağlar. Örneğin, İslâm’ı başkalarına tebliğ edecek kişilerde bulunması gereken niteliklerden biri de ilim sahibi olmasıdır. Aksi takdirde kişi İslâm’a ve Müslümanlara fayda yerine zarar getirir. Hz. Peygamber’in (SAV), Hayber savaşında Hz. Ali (RA)’a hitaben söylemiş olduğu şu söz oldukça önemlidir:

     “Allah’a yemin ederim ki, Cenab-ı Hakk’ın senin aracılığınla bir tek kişiyi hidayete kavuşturması, senin, en kıymetli dünya nimeti olan kırmızı develere sahip olmandan daha hayırlıdır.”

     Hz. Ali (RA) iyi bir savaşçı idi. Ama aynı zamanda ashabın ilim bakımından en ileri derecede olanlarından biriydi. Konuyla ilgili diğer bir hadis-i şeriflerinde ise Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurmaktadır:

     “Hidayete, (doğruluğa ve iyiliğe) davet eden kimseye, kendisine uyanların sevabıkadar sevap verilir. Bu onların sevaplarından da hiçbir şey azaltmaz.”

     Müslüman, beşikten mezara kadar ilim taliplisi olmalıdır. Zira okumanın, araştırmanın ve ilim öğrenmenin belli bir yaşı yoktur. Nitekim Hz. Peygamber (SAV), şöyle buyurur:

     “Mümin, cennete girinceye kadar hiçbir hayra doymaz.”

     İlim sahibi olup bildiklerini başkalarına öğretmekten daha büyük hayır olur mu?

     Hz. Peygamber (SAV) kendi sözlerini ezberleyip başkalarına ulaştıran kimselerle ilgili olarak şu müjdeyi veriyor:

     “Bizden bir şey işitip, onu aynen işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin Allahyüzünü ağartsın. Kendisine bilgi ulaştırılan nice insanlardır ki, o bilgiyi, bizzat işitenkimseden daha iyi anlar ve korur.”

     İlim, insanlara ve diğer varlıklara yararlı olmak için öğrenilir. Bu itibarla, öğrenilenbir ilmin gizlenmesi ve insanların yararı için kullanılmaması kabul edilemez. Hz.Peygamber (SAV) fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınırım gibi, ilmi gizlemeninvebalinin oldukça ağır olduğunu haber vermiştir:

     “Bir kimseye bildiği bir konu sorulduğunda cevap vermezse, kıyamet günündeağzına ateşten bir gem vurulur.”

     Ayrıca ilim süfli emellere ve insanlığın zararına kullanılmak üzere öğrenilemez. Bu niyetlerle ilim öğrenenler için Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur:

     “Kim kendisinde Allah’ın rızası aranan bir ilmi sadece dünyalığa sahip olmak içinöğrenirse, o kimse kıyamet gününde cennetin kokusunu bile duyamaz.”

     İlmin bekası, ilim ve ilim adamlarına verilen değerle doğru orantılıdır. Bir toplumda ilim adamlarına değer verilmezse, yeni yetişen nesiller ilme ilgi duymayacaklar vezamanla mevcut ilim adamlarının bu dünyadan ayrılmalarıyla ilim kendiliğinden ortadan kaybolacaktır. Böyle bir olumsuzluğun meydana gelmemesi için, toplumdakibütün bireyler üzerine düşen görevi yapmak durumundadır. Hz. Peygamber (SAV), özellikle İslâmi ilimlerin kaybolmaması için oldukça duyarlı davranılması gerektiği konusunda ümmetini asırlar öncesinden uyararak şöyle buyurmuştur:

     “Allah Teâlâ ilmi insanların hafızalarından silip unutturmak suretiyle değil, fakatâlimleri öldürüp ortadan kaldırmak suretiyle alır. Neticede ortada hiçbir âlim bırakmaz. İnsanlar bir kısım cahilleri kendilerine lider edinirler. Onlara birtakım meselelersorulur; onlar da bilmedikleri halde fetva verirler. Neticede hem kendileri sapıklığadüşer, hem de insanları saptırırlar.”

     Allah Teâlâ bizleri haktan, doğrudan ve hidayetten ayırmasın ve sahip olduğu ilimle rızasını kazanan kullarından eylesin! Âmin!

 

KAYNAK : DİYANET AYLIK DERGİ (HABER) EYLÜL - 2005



Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam418
Toplam Ziyaret637151