• https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam
MAKALELER
VAAZ ARŞİVİ
DİYANET FETVALARI

Meleklere İman: Rahmetle Kuşatılmak

MELEKLERE İMAN

Cebrail aracılığıyla ilk vahyi alan Hz. Peygamber, korku ve heyecanını üzerinden atıp Rabbinin kendisini Resûl olarak seçtiğinden emin olunca rahatlamıştı. Rabbinin emirlerini kendisine taşıyan Cebrail'in gelişini daha çok arzular olmuştu. Bir defasında Cebrail'e şöyle demişti:

أَلاَ تَزُورُنَا أَكْثَرَ مِمَّا تَزُورُنَا

“Bize yaptığın bu ziyaretleri artırmana engel olan nedir?” 

Buna yanıt yine Cebrail aracılığıyla gelmişti: 

وَمَا نَتَنَزَّلُ اِلَّا بِاَمْرِ رَبِّكَ لَهُ مَا بَيْنَ اَيْدينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذٰلِكَ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّا

“Biz (melekler), ancak Rabbinin buyruğuyla ineriz. Önümüzdekiler, arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O'nundur. Rabbin unutkan değildir.”[1]

Melek Kelimesinin Anlamı:

“Melek” kelimesi; sözlükte “Elçi, haberci, güçlü, kuvvetli” anlamlarına gelmektedir.3 

İlâhî dinlerde Allah ile insan arasında yer alan ve bu ikisinden tamamen farklı bir varlık sınıfını ifade eder.

Diğer Dinlerde Melek İnancı:

Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta Tanrı'nın emrinde olan, O'na ibadet eden, O'nunla insan arasında elçilik yapan ve insanı koruyan melekler, ateşten yaratılmış varlıklar olup gücün ve süratin sembolü olarak algılanan kanatlara sahiptirler. Her iki dinin kutsal metinlerinde sayılarının oldukça fazla olduğu ifade edilen meleklerin,4sınırlı bilgi ve iradeleri vardır.

Ayrıca kendi aralarındaki belirli hiyerarşik düzene ve görevlerine göre çeşitli sınıflara ayrılırlar. Bu varlıklar için ayrıca “iyi ve kötü melekler” şeklinde bir ayrım da söz konusudur.5 Yahudi inancında kimi zaman erkek olarak yorumlanan6 ve yemek yedikleri bildirilen7melekler, Hıristiyan anlayışında genel itibariyle cinsiyetsiz kabul edilmektedir. Mahiyeti tam olarak açıklanmamakla birlikte bedenlerinin olduğu fikri de mevcuttur.8

Cahiliye dönemi Arap toplumunda Hıristiyan ve Yahudi inancına sahip olan kimseler bulunmakla beraber genel olarak çok tanrılı inanışlar hâkimdi. Bu inançlarda melekler genellikle insanı Tanrı'ya yaklaştıran varlıklar olarak görülmekteydi.

Nitekim putperestler, insanların ilâhlarla doğrudan irtibat kurmaya ehil olmadıklarını düşünmekte, bu nedenle kendilerini onlara yakınlaştıracak birtakım varlıklara tapınmaktaydılar. Bazıları da doğrudan melekleri ilâh edinmişlerdi.9 Meleklerin dişi olduğu anlayışı yaygın olup onları Allah'ın kızları olarak tanımlayanlar da vardı.10

Allah Teâlâ Kur'ân-ı Kerîm'de câhiliye toplumunun melekler hakkındaki bütün bu tasavvurlarını ortaya koyarak bunların yanlışlıklarını bildirmiştir. 

اَلَا لِلّٰهِ الدّينُ الْخَالِصُ وَالَّذينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه اَوْلِيَاءَ مَا نَعْبُدُهُمْ اِلَّا لِيُقَرِّبُونَا اِلَى اللّٰهِ زُلْفٰى 

“İyi bilin ki halis (katıksız) din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp da başka dostlar edinenler, 'Biz onlara sadece, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.' Diyorlar...”[2]

İslâm nuru geldiği hâlde bu inancını sürdürenlerin âhiretteki hâlini ise şu ayetlerde tasvir etmektedir: 

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَقُولُ ءَاَنْتُمْ اَضْلَلْتُمْ عِبَادي هٰؤُلَاءِ اَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّبيلَ ﴿17﴾ قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغي لَنَا اَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ اَوْلِيَاءَ وَلٰكِنْ مَتَّعْتَهُمْ وَاٰبَاءَهُمْ حَتّٰى نَسُوا الذِّكْرَ وَكَانُوا قَوْمًا بُورًا ﴿18﴾

“O gün Rabbin, onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getirir ve (taptıklarına) der ki: 'Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan çıktılar?'

Onlar, 'Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular.' derler.”[3]

Başka bir âyette ise sorusunu doğrudan kendilerine tapınılan meleklere yönelteceğini söylemiştir: 

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَميعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلٰئِكَةِ اَهٰؤُلَاءِ اِيَّاكُمْ كَانُوا يَعْبُدُونَ ﴿40﴾ قَالُوا سُبْحَانَكَ اَنْتَ وَلِيُّنَا مِنْ دُونِهِمْ بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّ اَكْثَرُهُمْ بِهِمْ مُؤْمِنُونَ ﴿41﴾

40. O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek. 41. (Melekler de:) Sen yücesi, bizim dostumuz onlar değil, sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı; diyecekler.

Meleklerin Cinsiyeti:

Allah-u Teala, meleklerin dişi olarak algılanmasının yanlışlığını dile getirmektedir.

{إِنَّ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِالآخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلاَئِكَةَ تَسْمِيَةَ الأُنْثَى} [27] {وَمَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِنْ يَتَّبِعُونَ إِلاَّ الظَّنَّ وَإِنَّ الظَّنَّ لاَ يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا} [28]

“Şüphesiz âhirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar. Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikate dair hiçbir şey ifade etmez.”[4]

Bir başka âyette ise hem bu anlayış hem de meleklerin Allah'ın kızları olduğu fikri tamamen reddedilmiştir: 

فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَ ﴿149﴾ اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰئِكَةَ اِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ ﴿150﴾

“Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de erkek çocukları onların mı? Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahit mi olmuşlar?”[5]

Yüce Allah, kendisiyle melek ve cin gibi görünmez varlıklar arasında akrabalık bağı kurulmasını kınamış16 ve inananlara meleklerin “Rahmân'ın kulları” 17olduğunu beyan etmiştir.

Meleklere İmanın Gerekliliği:

Meleklere iman, İslâm inancının temel esaslarından biridir. Meleklerin varlığına iman, Allah'a samimiyetle bağlanan müminlerin en temel özelliklerinden olan gayba imanın18 bir göstergesidir.

İnkârcıların, (وَقَالُوا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْهِ مَلَكٌ) “Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!” sözlerine karşılık Yüce Allah'ın verdiği cevap bunu açıkça ifade etmektedir: 

وَلَوْ اَنْزَلْنَا مَلَكًا لَقُضِيَ الْاَمْرُ ثُمَّ لَا يُنْظَرُونَ ﴿8﴾

“Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu, sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. (Hemen helâk edilirlerdi.)”[6]

Ayrıca, melekleri reddetmek bir anlamda melek aracılığıyla gelen vahyi, meleğin vahiy getirdiği peygamberi ve bu vahyin sahibini yani Allah'ı da inkâr etmek demektir. Bu nedenle görünen ve görünmeyen âlemlerin Rabbi olan Allah, 

اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰئِكَتِه وَكُتُبِه وَرُسُلِه 

“Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler.”[7]

âyetiyle iman esaslarını bildirirken meleklere imanı, kendisine imanın hemen ardından zikretmiştir.22

Aynı şekilde, Cebrail'in yönelttiği birtakım sorularla, müminlere dinin temel kavramlarını açıklayan Hz. Peygamber de, “İman nedir?” sorusunu şöyle cevaplamıştır: 

 أَنْ تُؤْمِنَ بِاللَّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكِتَابِهِ وَلِقَائِهِ وَرُسُلِهِ وَتُؤْمِنَ بِالْبَعْثِ الآخِرِ 

“Allah'a, meleklerine, kitabına, O'na kavuşmaya ve peygamberlerine iman etmendir. (Aynı şekilde) öldükten sonra son dirilişe iman etmendir.”[8]

Kur'ân-ı Kerîm'de Allah'ın tek ilâh olduğunun şahitleri olarak tanıtılan24 meleklerin varlığını reddedenlerin derin bir sapıklığa düşmüş olacağı kaydedilmiş,25 ayrıca meleklere düşman olmanın Allah'ın düşmanlığına sebep olacağı bildirilmiştir: 

مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِلّٰهِ وَمَلٰئِكَتِه وَرُسُلِه وَجِبْريلَ وَميكَالَ فَاِنَّ اللّٰهَ عَدُوٌّ لِلْكَافِرينَ ﴿98﴾

“Her kim Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mîkâil'e düşman olursa bilsin ki Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır.”[9]

Meleklerin Özellikleri:

İslâm inancına göre melekler, duyularla algılanamayan ancak farklı suretlere girebilen, nurdan yaratılmış varlıklardır.27 Bu nedenle insanlar tarafından görülemezler. Ancak peygamberler bazen onları asıl suretlerinde görebilmişlerdir.28 Meleklerin,29 maddî varlıklar gibi cinsiyet sahibi olma,30yeme içme gibi özellikleri yoktur.31 Âyet ve hadislerde bazı meleklerin çok güçlü ve heybetli oldukları haber verilmiş,32 ayrıca meleklerin ellerinden33 ve kanatlarından bahsedilmiştir.34 

Ancak mahiyeti tam olarak bilinmediğinden, İslâm âlimleri tarafından, söz konusu el ve kanatların mecazî olarak anlaşılmasının daha doğru olacağı ifade edilmiş, meleklerin insanlara veya kuşlara benzer şekilde tasavvur edilmesi uygun görülmemiştir.

Melekler Allah'a tam teslimiyetin sembolüdür. Zira onlar, Allah'a kayıtsız şartsız itaat eden, O'nun emrinden çıkmayan sadık kullardır.35 Allah'tan önce söz söylemez ve sadece Allah'ın emriyle iş görürler,36 O'na asla karşı gelmezler.37 Cebrail'in Allah Resûlü'ne söylediği üzere melekler, yalnızca Allah'ın izniyle hareket ederler,38 O'nun bildirdiğinden başka bir şey bilmezler39 ve O'na huşû içinde ibadet ederler. 

اِنَّ الَّذينَ عِنْدَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِه وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُونَ ﴿206﴾

“Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O'na ibadet hususunda kibirlenmezler. O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler.”[10]

Meleklerin Görevleri:

Melekler, melekût âleminin görevlileridir. Sayılarını ve görevlerini tam olarak yalnızca Allah Teâlâ'nın bildiği meleklerin farklı dereceleri olduğu bildirilmiş,41 bunların bir kısmı hakkında âyet ve hadislerde bilgi verilmiştir. Allah Teâlâ'nın peygamberlerine vahiy iletmekle görevlendirdiği Cebrail,42 rızık ve rahmet meleği olan Mîkâil, ölüm meleği olarak tanıtılan Azrail43 ve kıyametin kopmasının habercisi olarak sûra üfleyecek olan İsrafil44 dört büyük melek olarak bilinmektedir.45 Bunların dışında Allah'a yakın olduğu kaydedilen mukarrebûn melekler,46 arşı taşıyan melekler,47 “kirâmen kâtibîn”48 yani “saygın kâtipler” diye isimlendirilen, insanların iyi ve kötü amellerini kaydetmekle sorumlu melekler,49kulların dünyadaki hâllerini devamlı kaydeden melekler ve insanları korumakla görevli hafaza melekleri bulunmaktadır.50 Ayrıca insanları kabirde karşılayacak olan “münker” ve “nekir” isimli sorgu melekleri,51 cennet ve cehennemin bekçiliğini yapan melekler52 ve azap melekleri olan zebanilerden53 bahsedilmiştir.

Özel görevlerle sorumlu olduğu bildirilen meleklerin dışında, isimleri ve sayıları bilinmeyen öyle melekler vardır ki sanki yalnızca müminlerin iyiliği için yaratılmışlardır. Bunlardan bazıları Allah'ın vaadini ve rahmetini müjdeleyerek müminlere mânevî anlamda destek olurken54 bazıları da onların bağışlanmaları için Allah'a niyaz ederler.55 Bazıları hasta ziyaretinde bulunanlar için istiğfar edip56cuma namazına gelenlere şahitlik ederken57 bazılarıysa sahura kalkan58 ve sabırla oruç tutan müminler için rahmet dilerler.59 Meleklerin bir kısmı namaz kılan insanlarla birlikte “âmîn” derken60bir kısmı ise her gün namazlarda müminlerle beraber olur.61 Ayrıca onlar Allah'ı zikreden ve Kur'an okuyan Müslümanları ziyaret eder.62 İlim meclislerinde ilim öğrenmek isteyenlere kanatlarını geren melekler63 olduğu gibi bir de savaşlarda inananların yardımına koşan melek orduları vardır.64 Ve bütün bu melekler Allah Resûlü için hayır dua ederken65 Peygamber Efendimizin ifade buyurduğu üzere, 

إِنَّ لِلَّهِ مَلَائِكَةً سَيَّاحِينَ فِي الْأَرْضِ يُبَلِّغُونِي مِنْ أُمَّتِي اَلسَّلَامَ

“Allah'ın yeryüzünde dolaşan ve ümmetimin gönderdikleri selâmları bana ulaştıran melekleri vardır.”[11]

Meleklere İmanın Faydaları:

Melekler, insanın doğumundan ölümüne kadar olan süreçte daima onlarla beraber olan,67 onların iyiliği, dünya ve âhiret huzuru için çabalayan, onları koruyup gözeten, Allah ile aralarındaki birtakım münasebetlerde görev alan elçilerdir. Bu nuranî elçilerin varlığına inanan kişi yalnızlıktan korkmaz; bilir ki kimsenin olmadığı yerde kendisine Allah'tan sonra bu koruyucu varlıklar arkadaştır. Herhangi bir haksız ithama maruz kaldığında ve kimsenin kendisine inanmadığı zamanlarda ümitsizliğe kapılmaz; bilir ki ona Kirâmen Kâtibîn melekleri şahittir. En çaresiz kaldığı durumlarda dahi kendini bırakmaz; nurdan yaratılmış günahsız kulların Yüce Rabbe kendisi için yakarışta bulunduğunu düşünerek ferahlar. Yaptığı her iyilikte meleklerin desteğini hissederek gönlü huzurla dolar ve ölüm onu ürkütemez. Çünkü meleklerin ölüm anında onu şu sözlerle karşılayacağına inanır: 

{إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلاَئِكَةُ أَلاَّ تَخَافُوا وَلاَ تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ} [30] {نَحْنُ أَوْلِيَاؤُكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الآخِرَةِ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِي أَنْفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ} [31]

“Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vaad edilmekte olan cennetle sevinin! Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah'tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var.”[12]

Dolayısıyla Yüce Allah'ın şerefli kulları olan meleklere Kur'ân-ı Kerîm'de ve Hz. Peygamber'in hadislerinde bildirildiği şekliyle inanmakla kişi, mümin olmanın temel şartlarından birini yerine getirmenin yanı sıra dünya hayatında kendisiyle barışık, huzurlu bir hayat sürmenin de sırrına erer. 



[1] Meryem, 19/64.

[2] Zümer, 39/3.

[3] Furkan, 25/17-18.

[4] Necm, 53/27-28.

[5] Saffat, 37/149-150.

[6] En’âm, 6/8.

[7] Bakara, 2/285.

[8] Müslim, Îmân, 5.

[9] Bakara, 2/98.

[10] A’raf, 7/206.

[11] Nesai, Sehiv, 46.

[12] Fussilet, 41/30-31.


Kanak: DiyanetHadislerle İslam


Üye Girişi
Aktif Ziyaretçi12
Bugün Toplam2973
Toplam Ziyaret2716606
HADİSLERLE İSLAM DİB
EĞİTİM SUNUMLARI