• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
                
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ

Kurban ve Hükümleri

KURBAN VE HÜKÜMLERİ

 

إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ:فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ:إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ:

 

     “(Ey Resulüm!) Gerçekten biz sana (Cennetteki Havzı) Kevseri verdik. O halde (buna şükür olarak) namaz kıl ve kurban kesiver. Doğrusu sana (evlatsız, nesli kesik deyip, Ebter deyip) dil uzatanlar, hayâsız nesli kesiklerdir.”

 

     Kurban kelimesinin lügat manası: Kurbet, yaklaşmak demektir. KURBAN: Allah’a manen yaklaşmak için ibadet niyetiyle Kurban Bayramı günlerinde kesilen belirli cins ve vasıftaki hayvana denir. Daha kısa bir ifadeyle: Kurban, ibadet maksadıyla Kurban Bayramı günlerinde kesilen hayvanın adıdır. Allah rızası için kesilen kurbana UDHİYE, bunu kesmeye de TADHİYE adı verilir.

     Zekât gibi kurban da malla yapılan bir ibadet vazifesidir. Allah yolunda fedakârlığın bir nişanesi, Allah’ın verdiği nimetlerin bir şükranesidir. Bunun neticesinde sevap ve Allah’ın rızası kazanılır. Ayrıca bir takım kaza ve belalardan korunulur. Kurban kesen bir Müslüman, Allah’ın emrine uyma konusunda her şeyini feda edebileceğini gösterir. Hz İbrahim (AS) ve Hz İsmail (AS)’ın Allah yolunda başarıyla verdikleri büyük imtihanın her sene Müslümanlarca hatırlanıp tekrar yaşanması ve Allah’a tazim keyfiyyetini hedef tutar. Aynı zamanda da o günlerde dünya Müslümanlarının Arafat’ta yaptıkları Hac ve kurban ibadetine bulundukları yerden manen iştirak etmiş olurlar.

     Kurban kesmekteki İLK HİKMET: Her şeyden önce Allah’a yaklaşmaya bir vesile olması, İKİNCİ HİKMET: Allah’ın verdiği sayısız nimetlere şükrün bir ifadesi, ÜÇÜNCÜ HİKMET: Allah’ın emirlerine teslimiyetin ve bu husustaki fedakârlığın alametidir.

 

KURBANIN HÜKMÜ VE DELİLLERİ

 

     Kurban kesmek, zekât, bayram namazları ve sadaka-i fıtr gibi hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Kurban kesmek, şartlarını haiz olan Müslümanlar için vaciptir. Hükmünün vacip oluşunun delilleri şunlardır:

1-) KİTAPTAN DELİL: Kevser suresinin ikinci ayetidir: “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” Bu ayetteki “Deveyi boğazla”, “Kurban kes.” anlamına gelen VENHAR emri, bizzat Peygamberimiz (SAV) hakkında varit olduğundan, ümmeti için de kurban kesmek vaciptir.

2-) SÜNNETTEN DELİL: Ebu Hüreyre (RA)’tan rivayet edilen bir hadiste

Peygamberimiz (SAV), şöyle buyurmaktadır:

 

من وجد سعة ولم يضح فلا يقربن مصلانا                  

“Hali vakti yerinde olup ta kurban kesmeyen kimse, bizim mescitlerimize yaklaşmasın.”

     Kurban kesmek Peygamberimiz (SAV)’in fiil ve hadisleriyle sabit olmuştur. Bu sünnet dini şeairden sayılmış ve Müslümanlarca yapıla gelmiştir. Böylece kurbanın ibadet olduğunda bir nevi İCMA akdolunmuştur.

 

                                              

KURBANIN ŞARTLARI

 

     Kurbanın şartları iki kısma ayrılır. BİRİNCİSİ vücubunun yani bir Müslüman’a kurban kesmenin dinen vacip olmasının şartlarıdır. İKİNCİSİ sıhhatinin yani kesilen kurbanın dinen sahih olmasının şartlarıdır.

 
1-)  KURBANIN VÜCUBUNUN ŞARTLARI

 

      Kurbanın vücubunun şartları 4’tür:

1-) MÜSLÜMAN OLMAK: Kurban kesmek, yalnız Müslüman olanlara vaciptir. Çünkü o bir ibadet ve Allah’a manen yaklaşmaktır. Her ne kadar İslam’ın dışındaki dinlerde de kurban kesme âdeti varsa da onların kestikleri kurban Allah katında makbul değildir. Çünkü o bir FISK’tır. Bu konuda Allah şöyle buyurur:

 

وَلاَ تَأْكُلُواْ مِمَّا لَمْ يُذْكَرِاسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ وَإِنَّهُ لَفِسْقٌ وَإِنَّ الشَّيَاطِينَ لَيُوحُونَ إِلَىأَوْلِيَآئِهِمْ لِيُجَادِلُوكُمْ وَإِنْ أَطَعْتُمُوهُمْ إِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ:

 

     “Üzerlerine Allah’ın ismi anılmamış (Besmele çekilmemiş) olan hayvanlardan yemeyin. Çünkü onu yemek emre aykırı harekettir. (fısktır.)”  (EN’AM SURESİ – 121. AYET)

2-) MUKİM OLMAK: Sefer halinde bulunan yolculara kurban kesmek vacip değildir. Ancak tatavvu (nafile) olarak kesebilirler. Mekke dışından hacca gidenler, misafir hükmünde oldukları için kurban kesmek onlara vacip olmaz. Orada kesilen kurbanlar ise, HACC-I TEMETTÜ veya HACC-I KIRAN’a niyet edenlere vacip olan şükür kurbanlarıdır veya ceza olarak kesilen kurbanlardır.

3-) HÜR OLMAK: Köle ve esirlere kurban kesmek vacip değildir. Çünkü köle ve esirlerin malı yoktur. Bu sebeple hürriyet şart koşulmuş ve esirler için kurban kesmek vacip veya sünnet sayılmamıştır. Hür kadının hükmü de hür erkeğin hükmü gibidir.

4-) NİSABA MALİK OLMAK: Şer’an zengin sayılmak demektir. Mali bir ibadet için dinen zengin sayılacak kadar servet sahibi olmak lazımdır. Bir hadiste: “Sadaka, ancak zengin olanlara lazım gelir.”buyrulmuştur. Fıtır sadakası vacip olanlara kurban kesmek te vacip olur. Her ikisinin nisabı aynıdır.

     Fitre sadakasında itibar edilen zenginlik, kurbanda da aynen muteberdir. Oturulan ev, evde kullanılan eşyalar, binek vasıtaları, iş ve sanat hayatında insanın kullandığı malzeme ve aletlerden başka 20 miskal yani 80.12 gr altın veya 200 dirhem yani 561,2 gr gümüş veya bunların kıymetinde bir mala sahip olan kimse zengin sayılır. Zaruri ihtiyaçları dışında elde bulunan nisap miktarı bir mal üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir. Saime olan hayvanlar, atlar ve ticaret malları nisaba girer. Bir kimsenin oturduğu evden başka bir akarı olur da bunun kirasıyla aylık ihtiyacını karşıladıktan sonra nisap miktarına ulaşan bir meblağa sahip olursa kurban kesmesi gerekir. Bir kimsenin borcu bulunur da mevcut malını oraya mahsup ettikten sonra geriye nisap miktarından az kalırsa kurban kesmesi gerekmez. Geriye kalan miktar nisaba ulaşırsa kurban kesmesi gerekir. Bir kimsenin kurban kesmesi için bütün vakitlerde zengin olması şart değildir. Kurban bayramı günlerinin evvelinde veya sonunda zengin olması, kurbanın vacip olması için yeterlidir.

 

KURBANIN SIHHATİNİN ŞARTLARI

 

     Kurbanın sıhhatinin şartlarıysa Hanefilere göre ikidir. Vakt-i mahsusa ve kesilecek hayvanın ayıplardan salim olmasıdır.

1-) VAKT-İ MAHSUSA: Kurban kesmek, ancak şer’an tayin edilen vaktin girdiği zaman vacip olur. Bu vakit, Hanefilere göre EYYAM-NAHR denilen kurban bayramının ilk üç günüdür.

2-) KURBANIN AYIPLARDAN SALİM OLMASI: Allah’a yakınlık ve ibadet gayesiyle kesilecek olan kurbanların kusursuz olmasına dikkat edilmesi gerekir. Bu kusurları iki kısımda incelemek gerekir. BİRİNCİSİ çok ayıp sayılan ve o hayvanın kurban edilmesine dinen mani olan büyük kusurlar; İKİNCİSİ de az kusur sayılan ve kurban edilmesi kerahatle caiz olan kusurlardır.

 
KURBAN OLMASI CAİZ OLMAYAN HAYVANLAR:

 

  1-)  Bir veya iki gözü kör olmak

  2-)  Dişlerinin çoğu düşmüş olan

  3-)  Boynuzlarının ikisi veya biri kökünden kırılmış olan

  4-)  Kuyruğunun yarısından fazlası kesik olan

  5-)  Bir kulağının tamamı veya boyuna kesik olan

  6-)  Hayâları veya memelerinin ucu kopmuş olan

  7-)  Kemiklerinde ilik kalmamış derecede zayıf ve düşkün olan

  8-)  Doğuştan kulağı veya kuyruğu olmayan

  9-)  Kesilecek yere gidemeyecek kadar topal olan

10-)  Sürüye gönderilemeyecek kadar deli olan

     Özetlenen büyük kusurlardan biri bulunan hayvanın kurban edilmesi caiz değildir. Kurbanlık alırken bu hususa çok dikkat edilmelidir.

 

KÜÇÜK KUSURLARI OLUP TA KURBAN EDİLMESİ CAİZ OLAN HAYVANLAR

 

1-)  Şaşı ve kesileceği yere yürüyebilen topal hayvanlar

2-)  Bir ayağı topal, fakat aksayarak yürüyebilen hayvanlar

3-)  Doğuştan boynuzsuz veya boynuzu biraz kırık hayvanlar

4-)  Dişlerinin bir kısmı düşmüş, çoğu düşmemiş hayvanlar

5-)  Otlamasına mani olmayacak kadar deli olan hayvanlar

6-)  Kulak kepçesi delik olan hayvanlar

7-)  Buruk veya tenasül uzvu bulunmayan hayvanlar

   Bu sıralanan ayıplar, az kusur sayılırlar. Bu kusurlardan biri bulunan hayvanın kurban edilmesi caiz ise de bunda kerahet vardır. Müslüman’ın keseceği kurbanda gözle görünür bir kusur bulunmaması iyidir.

 

   KURBANIN TOPLUM AÇISINDAN ÖNEMİ

 

     İçtimai adalete hizmet için zengin olan Müslümanlar kurban keser, fakirler de bol bol et yeme fırsatına kavuşur. Topluma hizmet eden hayır kurumlarına yardımda bulunulur. İnsanların ihtiyacı için her gün yeryüzünde yüz binlerce hayvan kesiliyor. Fakat bunlardan sadece hali vakti yerinde olanlar faydalanabiliyor. Kurban bayramında ise Allah rızası için bir kısım hayvanlar kesiliyor. Bunların etlerinden bir muhtaç insanlar istifade ediyor. Böylece kurban iktisadi bir mesele, dini ve ahlaki bir mahiyet alıyor. Şahsi menfaat yerine amme menfaati kaim oluyor.

     Kurban kesmekle hayvan sayısında bir azalma olmaz. Zira bu zamanda kasaplar, kesimi muayyen bir zaman için bırakırlar veya azaltırlar. Bu suretle kesilen hayvanlar normal olarak her gün kesilen hayvanların miktarını pek aşmaz. Kendi zevkleri uğruna her gün binlerce hayvanın kesilmesini çok görmeyenlerin, senede bir defa Allah rızası için bir kısım hayvanların fakirlerin menfaatine olarak kurban adı ile kesilmesini çok görmeleri büyük bir düşüncesizliktir, fakirin halini anlamamaktır, sosyal adaletin nasıl teessüs edeceğini bilmemektir. İşte bu açıdan kurbanın hikmetlerini ele alıp, üzerinde iyice düşünmek gerekir.

     Kurbanın, kurban kesilen ev halkı ve çocuklar üzerindeki psikolojik olumlu sonuçları da aşikârdır. Çünkü dinimize göre veren el, alan elden hayırlıdır. Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur:

اليد العليا خيرمن االيدالسفلى                         

 

     “İnfak eden (Veren) el, isteyen (Alan) elden hayırlıdır.”

     Bu bakımdan, fakir din kardeşlerimize bayram günü yapılan bu yardım, insana manevi bir haz ve memnuniyet verir. Evdeki çocuklar ise, kurban için hem çok sevinirler, hem de başkalarına sevgiyi ve yardımlaşmayı küçük yaştan itibaren öğrenmiş olurlar. İşte İslam’ın zengin Müslümanlardan kesmelerini istediği kurban, böyle ilahi hikmete dayanan, insani, ahlaki ve içtimai açıdan güzel bir hareket, dini bir vecibedir.

     Peygamberimiz (SAV)’in şu hadisi üzerinde iyi düşünmek gerek:

 

من وجد سعة ولم يضح فلا يقربن مصلانا                    

 

     “Kim bir geçim genişliği bulur da kurban kesmezse, asla mescidimize yaklaşmasın.”

    
KURBANI KİMLER KESER, KİMLER KESEMEZ?

 

     Kurban kesmeye gücü yeten herkes kurban kesebilir. Ancak her kurban kesen insanın kestiği hayvanın eti yenmez. Zira kurban keserken TESMİYE’de bulunmak şarttır. TESMİYE: BİSMİLLAHİ ALLAHÜ EKBER demektir. Bunu ancak inananlar ve İslam’ı iyi bilenler söyler. İnanmayanlar Allah’ın ismini anmaya lüzum görmezler. Öylece tesmiyede bulunmazlar ve onların kestikleri yenmez.

     Kurban kesmek isteyen insanda şu özelliklerin bulunması gerekir:

1-)  Müslüman ve ehl-i kitap olması

2-)  Kesmeye yetecek kadar aklı ermesi

3-)  Kesme işini hatırında tutabilecek kadar hafıza sahibi olması

4-)  Kesebilecek kadar kudret ve kuvveti olması

1-)  MÜSLÜMAN VE EHL-İ KİTAP OLMASI: Bundan maksat hayvanı keserken Allah’ın adını anması içindir. Kitabi olmayanlar keserken Allah’ın adını anmayacakları için bunlar kesemezler. Kitabi denince akla Hıristiyan ve Yahudiler gelir.

2-)  AKLI OLMASI: Yine tesmiye için gereklidir. Çünkü aklı olmayan için dille Allah’ı anmak veya anmamak arasında bir fark yoktur. Sarhoşun da sarhoşluğu devam ettiği sürece ehliyeti yoktur, yani kestiği yenmez.

3-)  HAFIZA SAHİBİ OLMASI: Çünkü kesim esnasında hafıza zayıflığı sebebiyle yapacağı hatalar kurbanı ifsat edebilir.

4-)  KUVVET VE KUDRETİN BULUNMASI: Usulüne göre kesim yapabilmek ve bu kesimi hatasız ifa edebilmek için muayyen bir gücün bulunması gerekir. Aksi halde kesim eksik olabilir. Bu kudreti taşıyan Müslüman veya kitabi kadın, çocuk ve hasta bir kimsenin kestiği hayvanın eti yenir. Bununla beraber gücü kuvveti yerinde olsa, fakat Müslüman olmasa, aklı veya hafızası olmasa, bunların kestiği hayvanın eti yenmez. Keza tesmiyede bulunulmasa, besmeleyi kasten terk etse o kimsenin de kestiği hayvanın eti yenmez.

 

   ŞU KİMSELERİN KESTİĞİ KURBANIN ETİ KATİYEN YENMEZ:

 

1-)  Hiç bir dine mensup olmayan dinsizlerin

2-)  Mecusilerin

3-)  Putperestlerin

4-)  Müslümanken din değiştirenlerin yani MÜRTEDLERİN

5-)  Tesmiyeyi kasten terk edenlerin kestikleri hayvanların eti yenmez, haramdır.

 

   KURBAN EDİLEN HAYVANLAR VE ARANAN ŞARTLAR

 

     Kurban olarak kesilmesi caiz olan hayvanlar beş kısımdır: Deve, manda sığır, koyun, keçi.

     Bunların erkeği de dişisi de caiz ise de deve ile sığırın dişisi, koyun ile keçinin erkeği efdaldir. Devenin beş, sığır ve mandanın iki, koyun ve keçinin bir yaşını doldurması şarttır. Gösterişli olan altı-yedi aylık kuzu da kurban olabilir. Fakat bir yaşını doldurmamış olan keçi gösterişli olsa da kurban olmaz.

     Deve, sığır ve manda bir hisseden yedi hisseye kadar kurban olur. Hissedarların tek veya çift olması şart değildir. Bu adet, 3, 5, 7 olabileceği gibi; 2, 4, 6 da olabilir. Ortaklar hisselerini götürü usulüyle değil, tartarak alırlar. Fakat koyun ve keçi her ne kadar yaşlı ve cüsseli olsa da ancak bir kişi adına kesilebilir. Deve, sığır ve mandayı kurban olarak kesen hissedarların hepsinin de kurbana niyet etmiş olmaları şarttır. Bunlardan biri veya bir kaçı et yemeyi veya ticareti kastetmiş olursa ortaklardan hiç birinin kurbanı sahih olmaz.

    
KURBAN ETİNİN VE DERİSİNİN HÜKMÜ

 

     Kesilen kurban, adak kurbanı olmadığı müddetçe, bunu kesen kimse ister zengin ister fakir olsun etinden yiyebilir. Ama hiç olmazsa bir miktarını fakirlere tasadduk etmelidir. Efdal olan kurban etini üçe ayırarak birini fakirlere vermeli, birini misafirlere ikram etmeli, birini de kendi çocukları için ayırmalıdır. Şu kadar ki, orta halli bir kimsenin çoluk çocuğu çoksa, kurban etini bunlar için alıkoyması münasip görülmüştür. Genel olarak kurban etinden fakirlere dağıtmak lazımdır. Bu dini bir vecibedir.

     DERİSİNE GELİNCE: Derileri evlerde seccade gibi devamlı kullanılacak şeyler yapmak caiz ise de evla olan fakirlere tasadduk etmek veya hayır kurumlarına vermektir. Derilerin satılması veya kasaplık ücreti olarak verilmesi caiz değildir. Kurbanın etini ve derisini satmak mekruhtur. Eğer satılırsa alınan para tasadduk edilir, fakirlere sadaka olarak verilir. Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor:

 

من باع جلد اضحيته فلا اضحية له                     

     “Kim kurbanın derisini satarsa, onun için kurban (kâmil bir sevap) yoktur.”


KURBAN ÇEŞİTLERİ

 

1-) UDHİYYE: Kurban bayramı günlerinde kesilmesi vacip olan kurbanlardır.

2-) HACC İÇİN KESİLEN ŞÜKÜR VE TATAVVU KURBANLARI (HEDY): Hac mevsiminde hacc ve umreyi birleştirerek iki ibadeti bir hac mevsiminde yapanların, yani HACC-I TEMETTÜ veya HACC-I KIRAN yapanların kesmeleri vacip olan kurbanlardır. Hacıların kestiği bu kurban çeşidine genel olarak HEDY adı verilir. Bu kurbana Hanefilerce ŞÜKÜR KURBANI denmektedir. Çünkü bu, ifasında muvaffak olunan iki ibadetin şükranesi sayılır.

3-) NEZİR (ADAK) KURBANI: Nezir demek, Allah’a tazim maksadıyla mubah bir fiilin yapılmasını deruhte etmek üzere vacip kılmaktır. Buna adak ta denir. Bir kimse ya doğrudan doğruya, yani bir şart ve sebebe bağlamaksızın: “Nezrim (adağım) olsun, Allah için bir kurban keseceğim.” derse veya şarta bağlı olarak mesela: “Hastam iyi olursa nezrim olsun Allah için bir kurban keseceğim.” şeklinde konuşursa, birinci surette mutlaka bir kurban kesmesi vaciptir. İkinci surette ise hastası iyi olduğu takdirde bir kurban kesmesi vacip olur. Kesmezse günahkâr olur. Nezredilen bir kurbanın, nezir sahibine borç olabilmesi için şu şartlara uygun olması gerekir:

a-) Kurban olarak adanan hayvan, vacip kurbanlar cinsinden olmalıdır. Mesela: Bir hindi veya bir horoz adamak, ödenmesi borç olan bir nezir olamaz.

b-) Adanan kurban, kendisine zaten vacip olan bir kurban olmamalıdır. Mesela: Zengin bir kimse: “Şu işim olursa bayramda bir kurban keseyim.” dese, kestiği nezir kurbanı yerine geçmez.

c-) Nezredilen kurban, Allah’a masiyet cinsinden olmamalıdır. Mesela: Oğlunu kurban etmeyi adamak gibi.

d-) Nezredilen kurban, başkasının malı olmamalıdır. Mesela: Filanın koyununu kesmeyi adarsa, bu adak sahih olmaz.

e-) Nezredilen kurban, haddi zatında muhal olmamalıdır. Geçmiş bir zaman için adamak gibi.

     Adak kurbanının etini adak sahibi yiyemez. Ailesi, çocukları, ana-babası ve dedeleri de yiyemez. Tamamının fakirlere sadaka olarak dağıtılması lazımdır. Şayet bir miktar yiyecek olsalar, yediklerinin bedelini sadaka vermeleri gerekir.

4-) AKİKA (NESİKE) KURBANI: Yeni doğan çocuklar için, Allah’a şükretmek amacıyla kesilen kurbandır. Akika, yeni doğan çocuğun başındaki ana tüyüne denir. Erkek ve kız çocukları için akika kurbanı kesmek, mezhebimize göre mubahtır. Diğer üç mezhebe göre de sünnettir. Bu kurban çocuğun doğduğu günden erginlik çağına ulaşıncaya kadar kesilir. Fakat yedinci günü kesilmesi efdaldir. Yedinci günü çocuğun kulağına ezan okunarak ismi konulur. Daha sonra başındaki akika tüyleri traş edilir. Tartılır ve tüylerin ağırlığınca altın veya gümüş sadaka olarak verilir. Daha sonra kurban kesilir. Çocuğun başına safran sürülür. Bu müstehaptır.

     Akika kurbanının etinden, kesen şahıs ve aile efradı yiyebilir, başkalarına da yedirebilir. İsterse sadaka olarak dağıtabilir. Bu kurbanın hükümleri, bayram günlerinde kesilen vacip kurbanlarınki gibidir. Yani kurbanın sahibi yer, eşine dostuna yedirir veya fukaraya sadaka olarak dağıtabilir.

5-) ÖLÜ İÇİN KESİLEN KURBAN: Bu kurbanda aranan şartların diğerlerinden bir farkı yoktur. Özet olarak:

A-) Sevabını ölmüş bir akrabamızın veya sevdiğimiz bir zatın ruhuna bağışlamak üzere keseceğimiz kurbanın, kurban bayramında kesilen normal kurbanlardan bir farkı yoktur.

B-) Bir kimse, kendi parasıyla satın aldığı hayvanı, sevabını ölmüş bir yakınının ruhuna bağışlamak üzere bayram günlerinde kurban edebilir. Kestiği hayvanın etinden kendisi yiyebilir, başkalarına da yedirebilir. Arife günü kesmesi, fakirlerin bayramı daha neşeli karşılamalarına vesile olacağı için daha isabetlidir.

C-) Ancak bir kimse öldükten sonra kendisi için kurban kesilmesini vasiyet etmişse, varislerinin bu kurbanı, Kurban Bayramı günlerinde kesmeleri lazımdır. Çünkü vasiyet edilen KURBAN lafzında kurbanın etinden kesen yiyemez. Tamamının tasadduk edilmesi lazımdır.

D-) Ölen şahsın vasiyeti olmazsa, fakat bıraktığı mal ve parayla satın alınıp kurban kesilse, bu kurbanın hükmü de vasiyet edilen kurban gibidir. Bu kurbanın etinden de kesen yiyemez.

 
ETİ YENEN VE YENMEYEN HAYVANLAR

 

1-) Yaratılış bakımından iğrenç ve kötü olmayan ehli hayvanların etleri, usulünce kesilince dinen helaldir, yenilebilir. Koyun, keçi, sığır, manda, deve, geyik, hindi, kaz, ördek, devekuşu, bıldırcın, güvercin, keklik ve avlandığını bildiğimiz diğer kuşlar ve tavşan bu cümledendir, etleri yenir.

2-) Daima suda yaşayan her nevi balıkların etleri helaldir, yenilebilir. Kalkan, sazan ve yunus balıkları da yenilebilir. Ama diğer su hayvanlarından olan yengeç, midye, istiridye, pis ve murdar sayıldığından etlerini yemek helal değildir. Balık suretinde olmayan deniz aygırı ve deniz hınzırı da yenilmez.

3-) Azı dişleri ve pençesiyle avını tutan, parçalayan ve dövüşen yırtıcı ve vahşi hayvanların etleri haramdır, yenilmez. Bunlar: Kurt, ayı, aslan, kaplan, pars, sırtlan, sansar, sincap, fil, maymun, tilki, gelincik ve kedi, köpek gibi hayvanlardır. Domuzun eti de yenilmez, kesinlikle haramdır.

4-) Tırnaklarıyla kapıp avlanan ve tab’an kerih görülen kuşların etleri de haramdır veya tahrimen mekruhtur. Bunlar: Çaylak, kerkenez, kuzgun, kartal, akbaba, yarasa, atmaca, şahin, alacakarga gibi bazen de leş yiyen hayvanlardır.

5-) Tab’an habis ve iğrenç olan hayvanlar da haramdır, yenilmez. Bunlar: Fare, köstebek, kirpi, kertenkele, yılan, kurbağa, kaplumbağa, salyangoz, arı, sinek gibi haşarat, kurt ve böceklerdir.

 

 

KAYNAK : MÜ’MİNLERE VAAZ VE İRŞAD     MEHMET ALTUNKAYA



Aktif Ziyaretçi14
Bugün Toplam987
Toplam Ziyaret637720