• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam
  
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI
VAAZ ARŞİVİ
DİYANET FETVALARI

Huzur ve Muhabbet Ocağı: Ailemiz

Huzur ve Muhabbet Ocağı: Ailemiz

Yüce dinimiz İslam’ın en önemli hedeflerinden birisi hiç şüphesiz yaşanabilir bir dünya oluşturmaktır. Bunun gerçekleşmesi de ancak mutlu bireyler ve huzurlu toplumlarla mümkündür. İnsanoğlunun bu ilahi amacına ulaşması hususunda, toplumları oluşturan en küçük sosyal yapı olan aile kurumu, büyük bir fonksiyona sahiptir.

 

Aile Nedir?

İslam’ın öngördüğü kutsal bir bağ olan evlilik, aile kurumunu oluşturan, karı-koca arasındaki hayat müşterekliğinin adıdır. Yüce Allah, insanın soyunun korunması ve devamı için, yeryüzünün imarı ve gelişimi için evliliği kanunlaştırmıştır. Evlilik olmadan, evlilik sözleşmesi yapılmadan aile kurulmaz. Bunun için dinimiz nikahı emretmiş ve evlenmeyi teşvik etmiştir.

 

وَاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ وَالصَّالِح۪ينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَٓائِكُمْۜ اِنْ يَكُونُوا فُقَرَٓاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ

“Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.”[1]

Bu manada birbirine sevgi ve merhametle bağlanan eşler, birbirlerinden huzur bulmuş en bahtiyar insanlar demektir.

 

Aile; akrabalık ilişkisiyle birbirine bağlanan fertlerin bir araya getirdiği topluluğa denmektedir. Bu birliktelik, karı koca ve çocuklardan oluşan küçük bir topluluk olabileceği gibi bir aile reisi başkanlığında eş, çocuk, torun, gelin, damat gibi  büyük bir topluluktan da meydana gelebilmektedir.

 

İslam, Evlilikten Kaçınılmasını Yasaklar

Hz. Enes (r.a) anlatıyor: Hz. Peygamber (sav)'in eşlerinin hâne-i saâdetlerine bir grup erkek gelerek Rasulullah (a.s)'ın (evdeki) ibadetinden sordular. Kendilerine sordukları husus açıklanınca sanki bunu az bularak:

"Rasulullah (a.s) kim, biz kimiz? Allah O'nun geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affetmiştir (bu sebeple O'na az ibadet de yeter) dediler. İçlerinden biri: "Ben artık hayatım boyunca her gece namaz kılacağım" dedi. İkincisi: "Ben de hayatımca hep oruç tutacağım, hiç bir gün terk etmeyeceğim" dedi. Üçüncüsü de: "Kadınları ebediyen terk edip, onlara hiç temas etmeyeceğim" dedi. (Bilâhare durumdan haberdar olan) Hz. Peygamber (a.s) onları bularak:

"Sizler böyle böyle söylemişsiniz. Hâlbuki Allah'a yemin olsun Allah'tan en çok korkanınız ve yasaklarından en ziyade kaçınanınız benim. Fakat buna rağmen, bazen oruç tutar, bazen yerim; namaz kılarım, uyurum da; kadınlarla beraber de olurum. (Benim sünnetim budur), kim sünnetimi beğenmezse benden değildir" buyurdu.”[2]

 

Aile (Evlilik) Kişiyi Haramlardan Korur

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

“Gençler, içinizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Zira evlenmek gözü (haramdan) daha çok yumdurucu, iffeti daha çok koruyucudur. Gücü yetmeyen ise oruç tutsun, çünkü orucun şehveti kıran bir özelliği vardır.”[3]

Bir başka hadis-i şerifte de şöyle buyuruyor:

“Kul evlendiği vakit dininin yarısını tamamlamış olur. Artık geri kalan yarısında da Allah'a karşı gelmekten kaçınsın.”[4]

 

Aile Kurmak, Peygamberlerin Sünnetidir

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلًا مِنْ قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ اَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةًۜ ..

“Andolsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik.”[5]

Hz. Aişe’nin naklettiği bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

“Nikah benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir. Evleniniz. Çünkü ben kıyamet gününde diğer ümmetlere karşı sizin çoğunluğunuzla övüneceğim. Kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin evlenme gücü bulunmayan da oruca devam etsin. Çünkü oruç onun için (harama karşı) bir kalkandır.”[6]

Başka bir hadis-i şerifinde Rasulullah (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Dört şey vardır, bunlar geçmiş peygamberlerin sünnetlerindendir: Haya (utanma duygusu), koku sürünme, evlenme, misvak kullanma.”[7]      

Ailenin İki Önemli Unsuru: Kadın ve Erkek

Ailenin en önemli iki unsuru kadın ve erkektir. İslamî geleneğe göre erkek ve kadın birbirinin eşiti değil, eşidir. Bir çift ayakkabının sağ ve sol tekinin durumu gibidir kadın ve erkek. Her ne kadar biri diğerinin benzeri gibi görünse de asla birbirinin yerini tutmayan ve biri olmadığında diğeri yarım ve işlevsiz kalan bir bütünün iki parçası gibidir. Dolayısıyla kadın ve erkek; yalnızlığın giderilmesi, beraberliğin sağlanması, dünya hayatının mutlu bir şekilde geçirilmesi ve daha birçok hikmetler gereği birbirini tamamlayan iki ana unsur olarak yaratılmıştır. Birbirlerine maddi ve manevi anlamda muhtaç olan bu iki unsurun söz konusu yaratılış hususiyetleri Allah’ın kudret, ilim, iradesinin delillerindendir.  

 

Kur’an-ı Kerim’de bu husus şöyle anlatılmaktadır:

وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجاً لِّتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُم مَّوَدَّةً وَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”[8]

 

Aile Yuvası, Huzur ve Sükunet Limanıdır

Kadın ve erkekten oluşan, anne-baba ve çocuklarla gelişen, hısım-akraba ve komşularla topluma dönüşen bu çekirdek yapı her çeşit faziletin kaynağıdır. Sağlıklı nesiller bu yuvada yetişir. İnsan; biyolojik, fizyolojik ve psikolojik gelişimini; ahlâk ve terbiye eğitimini buradan alır. İnsan sevgisinin kaynağı da ailedir. İnsanın hayatta karşılaşabileceği her türlü iniş çıkışlarda (gelgitlerde) en büyük sığınağı evidir. Çünkü aile yuvası, tabiri caizse insan gemisini, hayatın fırtınalı sularında alabora olmaktan kurtaran durgun ve dingin bir limandır. Aile yuvası; insanı günahtan, haramdan, yalnızlıktan, yoksunluk ve yoksulluktan kurtaracak olan güçlü bir sığınaktır.

وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ سَكَنًا...

“Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yaptı.”[9]

 

Aile, Toplumun Özüdür ve Tohumudur

Tolum ailelerin birlikteliğinden oluşur. Yaratılışı gereği sosyal bir varlık olan insan için toplumsal hayat ne kadar önemli ve gerekli ise, bir toplum için de o toplumun çekirdeğini oluşturan, aile kurumu o kadar hayati bir öneme sahiptir. Aile bu niteliğiyle toplumlarda kültürel kimliğin, insani değerlerin ve tarihi sürekliliğin koruyucusu ve aktarıcısı olan bir kurumdur.

 

Bir toplumun dönüşüp değişmesi, gelişmesi veya bozulup yok olması; o toplumu oluşturan ailelerin durumuyla doğru orantılıdır. Huzurlu ve mutlu insanlar huzurlu ailelerde yetişir. Huzurlu aileler ise, ancak huzurlu bireylerin oluşturabileceği bir yapıdır. Aile ve birey birbirini oluşturan ve dönüştüren iki sosyal unsurdur. Bireysel bir hayat yaşamaya elverişsiz tabiatıyla insanın; tek başına huzuru yakalaması, mutlu olması ve mutmain olması neredeyse imkânsızdır. İnsan, huzur ve sükûneti ancak aile hayatında bulabilir.

 

Aile yuvasının mutlu ve huzurlu olması, toplumun da huzurlu olmasına sağlayacaktır. Bu sebeple huzurlu bir hayatın ve toplumsal mutluluğun devamı aile hayatımızdan geçmektedir. Hiç birimiz tek başımıza bir toplumu değiştirip dönüştürme imkânına sahip olmayabiliriz fakat her birimiz ailemizde huzuru ve mutluluğu tesis etme imkân ve kudretine sahibiz. Merhamet, sevgi ve aşk gibi duyguların yanı sıra; anlayış, hoşgörü, sadakat, feragat ve samimiyet gibi ahlakî erdemlerle huzurunu tesis ettiğimiz ailemiz, durgun suya atılan bir damla gibi, halkalar oluşturarak ilişkide olduğu diğer aileleri ve nihayetinde bütün toplumu huzura yönlendirecektir. Zira İslam’ın İnsan için hedeflediği iki cihan saadetine nail olmanın yolu Aile Saadetini gerçekleştirmekten geçmektedir.

 

Aile, Dinin Öğrenildiği Bir Mektep,
Allah’a İbadet Edilen Bir Mabettir

Çocukların küçük yaştan itibaren iyi bir şekilde terbiye edilmesi ancak ailede mümkündür. Bunun için dinimiz, geleceğin teminatı olan çocuklarla ilgili olarak aileye büyük sorumluluklar yüklemiştir. Kur'an'da şöyle buyuruluyor:

يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْليكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ

“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”[10]

Çünkü mümin kendinden sorumlu olduğu gibi ailesinden de sorumludur. Nitekim Peygamberimiz kişilerin sorumluluklarını hatırlatırken şöyle buyurmuştur:

كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، فَالامَامُ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالرَّجُلُ رَاعٍ في أهْلِهِ، وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالمَرْأةُ في بَيْتِ زَوْجِهَا رَاعِيَةٌ، وَهِىَ مَسْئُولَةٌ عَنْ رَعِيَّتِهَا، وَالخَادِمُ في مَالِ سَيِّدِهِ رَاعٍ، وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ.

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden mes'ulsünüz. İmam çobandır ve sürüsünden mes'ûldür. Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden mes'uldür. Kadın, kocasının evinde çobandır, o da sürüsünden mes'ûldür. Hizmetçi, efendisinin malından sorumludur ve sürüsünden mes'ûldür.”[11]

Bu hadisi duyunca Hz. Ömer: Ey Allah'ın Resûlü! Kendimizi koruruz fakat ailemizi nasıl koruyabiliriz? diye sordu. Peygamberimiz: “Allah'ın sizi yasakladığı şeylerden onları sakındırırsınız ve Allah'ın size emrettiği şeyleri onlara emredersiniz. İşte bu, onları korumak demek tir” buyurdu.[12] 


Bu husustaki diğer hadisi şerifler ise şöyledir:

مُرُوا الصَّبِيَّ بِالصَّلَاةِ إِذَا بَلَغَ سَبْعَ سِنِينَ

Çocuklarınıza yedi yaşına geldiklerinde namaz kılmalarını emredin.[13]

قَالَ أَكْرِمُوا أَوْلَادَكُمْ وَأَحْسِنُوا أَدَبَهُمْ

“Çocuklarınıza hoş muamelede bulunun ve onları güzel terbiye edin.”[14]

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَأَنْ يُؤَدِّبَ الرَّجُلُ وَلَدَهُ خَيْرٌ مِنْ أَنْ يَتَصَدَّقَ بِصَاعٍ

“Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üs tün bir bağışta bulunmuş olamaz.”[15]


Çocuklar genelde anne-babayı örnek alırlar. Onların söz ve davranışlarından etkilenirler. Bunun için anne-baba çocuklarının dürüst, ahlâklı ve faziletli yetişmeleri için onlara örnek olmaları gerekir.

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرٍ أَنَّهُ قَالَ أَنْ دَعَتْنِي أُمِّي يَوْمًا وَرَسُولُ اللَّهِ)صلعم( قَاعِدٌ فِي بَيْتِنَا فَقَالَتْ هَا تَعَالَ أُعْطِيكَ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ)صلعم( وَمَا أَرَدْتِ تُعْطِيهِ قَالَتْ أُعْطِيهِ تَمْرًا فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ )صلعم( أَمَا إِنَّكِ لَوْ لَمْ تُعْطِهِ شَيْئًا كُتِبَتْ عَلَيْكِ كِذْبَةٌ

Abdullah b. Amr (r.a.) anlatıyor: “Ben küçüktüm, Peygamberimizin evimizde bu lunduğu bir günde, annem beni: “Gel sana bir şey vereceğim” diye çağırdı. Peygamberi miz anneme: “Çocuğa ne vermek istedin?” diye sordu. Annem: “Hurma vereceğim.”De di. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Eğer (çocuğu aldatıp ona) bir şey vermeyeydin, sa na bir yalan günahı yazılırdı.”buyurdu.[16]

 

Aile, Korunması Gereken En Önemli Kurumdur

Ailedeki mutluluk, karı ile koca arasındaki sevgi ve saygıya bağlıdır. Eşler, yuvada mutluluğu sağlamak için gerekli fedakarlığı gösterecek, huzur bozucu tutum ve davranışlardan sakınacaklardır. Karı ile kocanın aralarının açılması halinde Allah her iki taraf ailelerine görev vermekte ve şöyle buyurmaktadır:

وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ اَهْلِه وَحَكَمًا مِنْ اَهْلِهَا اِنْ يُريدَا اِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّهُ بَيْنَهُمَا اِنَّ اللّهَ كَانَ عَليمًا خَبيرًا

Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur.  Şüphesiz Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.[17] 


Aile reisi olan erkek eşine karşı yumuşak davranacak, kaba hareketlerden sakınacaktır. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyuruyor:

أكْمَلُ المُؤمِنِينَ إيمَاناً أحْسَنُهُمْ خُلُقاً، وَخِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لاهْلِهِ

“Mü'minler arasında imanca en kâmil olanı, ahlâkça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır.”[18]


Her şeyde olduğu gibi, aile hayatında da örnek alacağımız Peygamberimizdir. O, eşleri ile gayet iyi geçinir, onların sıkıntı veren bazı davranışlarına tahammül ederdi.

Bir gün Hz. Aişe bir şeye darılmış Peygamberimizle yüksek sesle konuşuyordu. Bu sırada Hz. Ebû Bekir gelmiş, kızını azarlamak istemiş, fakat Peygamberimiz buna engel olmuştu. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir kalkmış gitmiş, bir süre sonra tekrar geldiğinde karı-kocanın barıştıklarını görmüş: “Az önce kavganıza şahit olduk, şimdi de barıştığınıza şahit olalım.” diyince bunun üzerine Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

لا َيَفْرُكُ مُؤْمِنٌ مُؤْمِنَةٌ. إِنْ كَرِهَ مِنْهَا خُلْقًا رَضِىَ آخَرَ

“Bir mü'min erkek, bir mü'min kadına buğzetmesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse başka bir huyunu beğenir.”[19]

Bu hadisi ile Hz. Peygamber, kişinin eşindeki hoşlanmadığı bir huyu sebebiyle yuvayı sarsacak hatta dağılmasına sebep olacak tavırlardan sakınması gerektiğini ifade ediyor. Elbette bu, kadın için de geçerlidir. O da, aile kurumunun tehlikeye düşmesine meydan verecek söz ve davranışlardan sakınmalıdır.

Aile mutluluğunu temin edenler için nice uhrevî müjdeler de vaat edilmektedir:

Peygamberimiz, kocaları ile uyum içerisinde olan kadınları müjdelemiş ve şöyle buyurmuştur:

أَيُّمَا امْرَأةٍ مَاتَتْ وَزَوْجُهَا عَنْهَا رَاضٍ دَخَلَتِ الْجَنَّةَ

“Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse, cennete girer.”[20]


Rabbim huzur ve mutluluğumuza vesile olacak aileler kurmayı nasip eylesin.

Rabbim bizi ailelerimiz için huzur ve saadet vesilesi; ailelerimizi de toplumumuzun huzuru için çalışan kurumlar eylesin.

Rabbim hiç birimizi aile saadetinden mahrum bırakmasın.

Allah yar ve yardımcımız olsun.

Cumamız mübarek olsun.


www.insanveislam.org
Abdurrahman AKBAŞ
Vaiz

 

 


[1] Nur, 24/32.

[2] Buhari, Nikah 1; Müslim, Nikah 5 (1401).

[3] Buhari, Nikah 3 (4678)

[4] Heysemi, Mecmeu’z-Zevaid, No: 7310.

[5] Ra’d, 13/38.

[6] İbn-i Mace, Nikah 1 (1919)

[7] Tirmizi, Nikah 1 (1080),

[8] Rum, 30/21.

[9] Nahl, 16/80.

[10] Tahrim, 66/6.

[11] Buhari, Ahkam 1; Müslim, İmaret 20.

[12] Alusi, Ruhu’l-Meani, Beyrut, c.28. s.156.

[13] Ebu Davud, Salat, 417.

[14] İbn Mace, Edeb 3.

[15] Tirmizi, Birr 33.

[16] Ebu Davud, Edeb 88.

[17] Nisa, 4/35.

[18] Tirmizi, Radâ 11 (1162); Ebu Davud, Sünen 16 (468)

[19] Müslim, Radâ 61.

[20] Tirmizi, Radâ 10 (1161)


Yorumlar - Yorum Yaz
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam285
Toplam Ziyaret1634193