• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
|| HOŞ GELDİNİZ ||
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ
DİYANET FETVALARI

İslam'ın Engellilere Bakışı

İSLAMIN ENGELLİLERE BAKIŞI

 

I.Konunun Planı

 

A) Kuranın engellilere bakışı

B)  Engelli olmanın sebepleri

C) Hz. Peygamber’in Sünnet ve Hadislerinde Engellilerle İlişkiler

1. Hz. Peygamber, sahabe ve engellilerle ilişkiler

2. Engellilere verilen görevler

3. Engelli sahâbîler:

D) İslâm’ın Engelliye Yaklaşımı

1. Kur'ân’ın Özürlüye Yaklaşımı:

2. Sünnetin Özürlüye Yaklaşımı

3. Hastalık ve Engelliliğin Ahiret Boyutu:

E)  Hz. Peygamber Döneminde Bedensel Engellilerin İstihdâmı

F)  Hasta ve engellilerin ibadetleri

G)  Engellilerin medeni tasarrufları

H)  Engellilerin savaştan muaf tutulması

J) İslam kültüründe engelli meşhurlar ya da islam kültüründen insan manzaraları

 

II. Konunun Açılımı ve İşlenişi

 

Vaaza engellilerin kuran ve hadislerde ifade edilişleri ve  tanımlarıyla başlanır. Sonra Peygamberimizin engellilerle olan ilişkileri üzerinde durularak örneklendirme yapılır. Diğer taraftan islamın engellilere yaklaşımı anlatılır. Engellilerin ibadet durumları, medeni tasarrufları, İslam kültrüründe meşhur olan engellilerin hayatlarıyla konu açıklanmaya çalışılır.

 

III. Konunun Özet Sunumu

 

Yaratıkların en mükemmeli, ve en şereflisi olan, alemde var olan her şey hizmetine sunulan insanın Allah katındaki değeri îman, ibadet, sâlih amel, takva ve güzel ahlakı nispetindedir. Çünkü Allah insanları bu açıdan değerlendirmekte, onların fizik yapılarına, renklerine, ırklarına, cinsiyetlerine, sağlam veya engelli oluşlarına bakmamaktadır.

Kur’ân’da dünya veya âhiret hayatında, hakîkî, çoğunlukla mecâzî anlamda görme, işitme, konuşma, ortopedik ve zihinsel engellilik ile genel anlamda hastalıklardan söz edilmektedir. Hakîkî anlamdaki engellilik, ya benzetme veya dîni görevlerde ruhsat bildirme veya tedâvi etme veya değer verme bağlamında geçmektedir.

Kur'ân'da, fiziksel anlamda çeşitli musibetlere maruz kalan peygamberlerden söz edilmiş ve bu sıkıntılar karşısında metanet ve sabır göstermelerinden dolayı örnek olarak övgüyle zikredilmişlerdir. Mecâzî anlamda engellilik; îman etmeyen insanların ilâhî gerçekleri anlamamaları, görmemeleri, duymamaları ve konuşamamaları bağlamında Kuranda, geçmektedir. Ahiret hayatında görme, duyma ve konuşma engelli olmak; hakîkî ve mecâzi anlamda, kâfirler için gerçekten kör, sağır ve dilsiz olmaları veya kendilerini sevindirecek şeyleri görememeleri, duyamamaları ve delil ile konuşamamalarıdır.

En güzel biçimde yaratılan insanın fizîkî ve ruhî varlığını sağlıklı olarak, sürdürmesi temel görevidir. Bu görevin ihmali, insanda bir takım özürlerin meydana gelmesine sebep olabilmektedir. Öte yandan insan, ölümü ve hayatı ile imtihan halindedir. Bazen nimetlerle bazen de musibetlerle imtihan olur. Dolayısıyla başına gelen her sıkıntının müsebbibi bizzat kişinin kendisi olmayabilir. İlâhî imtihanın yanı sıra, anne-baba ve toplumun da ihmal ve kusurları olabilir.

İster ilâhî bir imtihan sonucu, isterse kendisi ve diğer insanların kusuru sebebiyle olsun bir musibetle karşılaşsın insanın her şeyden önce metanet ve sabır gösterebilmesi gerekir. Bu, sıkıntılarından kurtulmak için maddî ve manevi çarelere başvurmasına engel değildir. Çarelere başvurur ancak “musibet ancak Allah’ın izni ve takdiri ile olmuştur, O, izin vermeseydi olmazdı, bunda da bir hayır vardır diyerek” rahat olma bilincini kazanabilmesi, insanın Allah’a olan imanının sonucudur.

 

IV. Konu İşlenirken Başvurulabilecek  Bazı Ayetler

لَيْسَ عَلَى الْأَعْمَى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْأَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرِيضِ حَرَجٌ

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. [1]

صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ

 

Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.[2]

 

وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنكًا

وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْمَى

 

“Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.” [3]

 

عَبَسَ وَتَوَلَّى أَن جَاءهُ الْأَعْمَى

 

Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü. [4]

 

V. Konu İşlenirken Başvurulabilecek  Bazı Hadisler

فقَالَ رسولُ اللّهِ: قَارِبُوا وَسَدِّدُوا فَفى كُلِّ مَا يُصَابُ بِهِ الْمُسْلِمُ كَفَّارَةٌ حَتَّى النَّكْبَة يُنْكَبُهَا وَالشَّوْكَة يُشَاكُهَا

 

Peygamber şöyle tavsiye etti: "Amellerinizde orta yolu ve doğruyu bulmaya çalışın. Mü'mine musibet nevinden her ne ulaşır ise günahlarına bir kefâret olur. Musibet, beklenmedik bir hâdise olmuş, ayağına batan bir diken olmuş farketmez." [5]

 

ولهما عن أبى هريرة رضى اللّه عنه قال: قالَ رَسُولُ اللّهِ كلُّ سلامى من النّاسِ عليه صدقةٌ، كلَّ يومٍ تطلعُ فيه الشمسُ. قال: تَعْدِلُ بين ا“ثْنَيْنِ صدقةٌ، وتُعينُ الرجلَ في دَابتِهِ فتَحْملهُ عليها أو ترفَعُ لهُ عليها متاعَهُ صدقة، قال: والكَلِمةُ الطيبةُ صَدَقةٌ، وبِكُلِّ خَطوةٍ تَمشيهَا إلى الصَّةِ صَدَقةٌ، وتميطُ ا‘ذَى عن الطَّريقِ صَدَقَةٌ.

 

Ebu Hüreyre'den (r.a.) Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: "Güneşin doğduğu  her yeni günde kişiye, her bir mafsalı için bir sadaka vermesi gerekir. İki kişi arasında adâlet yapman bir sadakadır. Kişiye hayvanını yüklerken yardım etmen bir sadakadır. Güzel söz  sadakadır, namaza gitmek üzere attığın her adım sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman sadakadır." [6]

 

وعن أبي هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: قَالَ رَسُولُ اللّه صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يقُولُ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ مَنْ أَذْهَبْتُ حَبِيبَتَيْهِ فَصَبَرَ وَاحْتَسَبَ لَمْ أَرْضَ لَهُ ثَواباً دُونَ الجَنَّةِ. عن أنس رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: سَمِعْتُ النَّبىَّ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: إِنَّ اللّهَ تَعَالى قالض إِذَا ابْتَلَيْتُ عَبْدِي  بِحَبِيبَتَيْهِ، ثُمَّ صَبَرَ عَوَّضْتُهُ عَنهُماَ الجَنَّةَ: يُرِيدُ عَيْنَيْهِ وَاللّهُ أعلم

 

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah Teâla hazretleri şöyle demiştir: "Ben kimin iki sevdiğini almışsam ve o da sevabını umarak sabretmişse, ona cennet dışında bir mükâfaat vermeye razı olmam." Derim ki: "Bu hadisi Buharî de tahric etti. Ondaki ibare şöyle: "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: "Allah Teâla hazretleri buyurdu ki: "Ben kulumu iki sevdiğiyle imtihan edersem o da sabır gösterir (ve sevap umarsa) onlara bedel cenneti veririm." [Buradaki "iki sevdiği" ile gözlerini kastediyor." Doğruyu Allah bilir."][7]

 

VI. Yararlanabilecek Kaynaklar

 

İbn Raceb el-Hanbelî, Câmiu’l-Ulûmi ve’l-Hıkem, II. 77. tah. Şuayp el-Arnavut, Ibrahim Bacis, Beyrut-1991, II. baskı.

Ebû Avâne, el-İsferâînî, el-Musned, I. 277, tah. Eymen b. Arif ed-Dimeşkî, Beyrut-1998, Dâru’l-Ma’rife, (I-V)

Kurtubî, el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân, VIII. 226.

İbnu’l-Esîr, Usdu’l-Gâbe, IV. 207-8.

İbn Kuteybe, el-Maârif, s. 589. tah. Servet Ukkâşe, Kahire-1960, (ofset), Dâru’l-Maârif, IV. baskı.

İslamın Engellilere Bakışı, www.tsd.org/istatistik/islam.doc

Engelliler Sempozyumu, www.diyanet.gov.tr                                                      

 

Ercan ESER

Kurul Uzmanı



[1] Nur, 26/ 61 

[2] Bakara, 2/18

[3] Taha 20/124

[4] Abese, 80/1-2

[5] Müslim, Birr, 52, III, 1993 

[6] Buhârî, Cihâd 72, 128, III, 223, 

[7]Tirmizî, Zühd 58, IV, 603;  Buharî, Marzâ 7, III, 4 



Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam290
Toplam Ziyaret1032041
Anlık
Yarın
10° 13° 8°