• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
  
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI
VAAZ ARŞİVİ
DİYANET FETVALARI

Günah Kavramı ve Büyük Günahlar-2

GÜNAH KAVRAMI VE BÜYÜK GÜNAHLAR 2

Değerli Müminler! Bundan önceki sohbetimizde günah kavramı üzerinde durmuş ve büyük günahlardan söz etmiştik. Bugün de aynı konuya devam edeceğiz.

Önceki konuşmamızda bir hadis vardı. Efendimiz bu hadiste toplumu fazlasıyla etkileyen günahları sayıyordu. O hadisle dersimize başlayalım:[1]

إجتنبوا السبع الموبقات. قيل: يا رسول الله وما هن؟ قال: الشرك بالله والسحر وقتل النفس التى حرّم الله إلا بالحق وأكل مال اليتيم وأكل الربا والتّولّى يوم الزحف وقذف المحسنات الغافلات المؤمنات.

Bu yedi günahtan birincisi ve en büyüğü olan şirk günahından önceki sohbetlerimizde bahsetmiştik. Bu konuşmamızda ise diğer günahlardan söz edeceğiz.

1. Sihir Yapmak 

Sihir sözlükte; sebebi gizli olan şey demektir. Dindeki anlamı ise; sebebi gizli olan ve gerçek olmayan şey demektir ki, göz bağcılık ve hilekarlık şeklinde cereyan eder. Biz buna Türkçemizde Büyü ve Efsun diyoruz. Bunu sanat edinene de sihirbaz denir.

Sihrin çok eski bir tarihi vardır, ilkel topluluklara kadar uzanır.

Sihrin değişik yolları ve pek çok çeşitleri vardır. Fahrüddin er-Razi Mefatihu’l-Ğayb adlı meşhur tefsirinde sihrin sekiz çeşidini saymıştır. Büyük Müfessir Elmalılı Hamdi, sihrin bu sekiz çeşidini naklettikten sonra şöyle diyor:[2] -Buraya kadar saydığımız sekiz çeşit sihir, iki esasta toplanır.   

Birincisi; sırf yalan, dolan sadece saçmalama ve iğfal olan söz veya fiil ile etki yapan sihir.

İkincisi; az çok bir gerçeğin kötüye kullanılması ile ortaya konan sihirdir. Sihrin bütün niteliği, hayali gerçek zannettirecek şekilde insan ruhu üzerinde aldatıcı bir etki meydana getirmekten ibaret olduğu halde, bunun bir, kısmı tamamıyla hayal, diğer bir kısmı da bazı gerçeklerle karışıktır.

Sihrin Hakikati Var Mıdır?

Sihir her şeyden önce kendi özünde bir harika değildir. Yani ilahi irade ile ortaya çıkan olaylardan değildir. Onun bir özel sebebi vardır. Bu sebep gizli olduğu ve herkes için bilinmediğinden olay bir harika gibi hayal edilmektedir. Bunun içindir ki, sebebi herkes için bilinmeyen her hangi bir gerçek dahi halkı aldatmak için kullanıldığı zaman bir anlamda sihir olur. Kuran’da Firavun’un sihirbazlarının ortaya koydukları sihir, aslı olmayan hayaller olarak vasıflandırılmakta ve şöyle buyurulmaktadır:

قَالَ أَلْقُوْا فَلَمَّا أَلْقَوْا سَحَرُوا أَعْيُنَ النَّاسِ وَاسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَاءوا بِسِحْرٍ عَظِيمٍ.[3]

قَالَ بَلْ أَلْقُوا فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِن سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَى. [4]

Oysa sihirbazlar ağaçtan ve deriden yapılmış bir takım iplerin ve sopaların içlerine özel olarak civa doldurdular. Yerin ve güneşin ısısıyla bunlar ısınmış ve oynayıp kıvrılarak hareket etmeye başlamışlar ve ortada korkunç bir çok yılan dolaşıyormuş gibi görünmüş.[5][5] Hatta bu manzara Hz.Musa’yı da dehşete düşürmüştü. Çünkü o da, o anda bunun sebebini bilmiyordu. Bunun üzerine Allah, Hz.Musa’ya Kuran’ın ifadesiyle şöyle buyurmuştur:[6]

وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَإِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ. فَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ. فغُلِبُوا هُنَالِكَ وَانقَلَبُوا صَاغِرِينَ. وَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِدِينَ. قَالُواْ آمَنَّا بِرِبِّ الْعَالَمِينَ.

Sihrin gerçek yanı olup olmadığı konusunda İslam alimleri arasında farklı görüşler vardır. Alimlerin çoğunluğu, sihrin hakikati olduğunu söylerken, İmam-ı Azam’a göre, sihir tamamen aldatmadan ibarettir, hiçbir gerçek yanı yoktur.[7]

Sihrin en büyük etkisi ruhlar üzerindedir. Düşünceleri karıştırır, gönülleri çeler, ahlakı bozar, karı-kocanın arasını açar, aile yuvasını yıkar. Kardeşleri, komşuları birbirine düşürür, toplumu büyük fitnelerle karşı karşıya bırakır. İşte bunun içindir ki, dinimiz sihri yasaklamış, sihirbazların kötü ruhlu insanlar olduklarını, dünyada da ahirette de perişan olacaklarını bildirmiştir:[8]

...وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُ حَيْثُ أَتَى.

Sihirbazların sihir yapması büyük günahtır. Hatta Ebu Hanife, İmam Malik ve Ahmed b. Hanbel’e göre sihir öğrenip, yapan kimse, dinden çıkmış olur.

Hanefilerden bazılarına göre, sırf kötülüğünden korunmak için sihir öğrenmek küfür olmaz. Ama sihrin caiz olduğuna veya kendisine yarar sağlayacağına inanarak onu öğrenen kimse, küfre gider.[9]

Evet sihirbazın sihir yapması, günah olduğu gibi, bir müslümanın her hangi bir problemin çözümü için sihir yapan kimseye gitmesi de aynı şekilde günahtır. Çünkü bu, onu tasvip ve ona inanma anlamı taşır. 

Efendimiz buyuruyorlar ki:[10]

ليس منا من تَطيّر أو تُطيّر له أو تَكهّن أو تُكهّن له أو سحر أو سُحر له و من أتى كاهنا فصدّقه بما يقول فقد كفر بما اُنزل على محمد.     

İşte sihir ve sihirle ilgili dinimizin görüşü budur.

2. Adam Öldürmek

İnsan doğarken bir takım temel haklara sahip olarak doğar. Bunların başında yaşama hakkı gelir. Her insan bu hakka sahiptir. Bu hakkı insana onu yaratan Allah vermiştir. Allah’ın verdiği bu haktan insanı mahrum etmeye kimsenin yetkisi yoktur. Buna kalkışan kimse yani, başkasının hayatına son veren kimse büyük günah işlemiş olur. Allah şöyle buyuruyor:[11]

وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ إِلاَّ بِالحَقِّ وَمَن قُتِلَ مَظْلُوماً فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِ سُلْطَاناً فَلاَ يُسْرِف فِّي الْقَتْلِ إِنَّهُ كَانَ مَنْصُوراً.

Kuran cana kıymayı bir insanlık suçu sayıyor. Haksız yere bir insanı öldürmenin bütün insanları öldürmek gibi günah olduğunu bildiriyor:[12]

...مَن قَتَلَ نَفْساً بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعاً وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعاً...

Yine Kuran, bir müminin diğer bir mümini hata dışında öldürmesi düşünülemez, diyor:[13]

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِناً إِلاَّ خَطَئاً...

Bir başka ayette de şöyle buyuruluyor:[14]

وَمَن يَقْتُلْ مُؤْمِناً مُّتَعَمِّداً فَجَزَآؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِداً فِيهَا وَغَضِبَ اللّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَأَعَدَّ لَهُ عَذَاباً عَظِيماً.

 

İnsanlar kıyamet günü dünyada yaptıklarının hesabını verirken kul hakkı ile ilgili ilk önce bu suçtan sorgulanacaklardır. Efendimiz şöyle buyuruyor:[15]

عن بن عمر قال: أول ما يُقضى بين الناس بالدماء.

Bir insanın başkasını haksız yere öldürmesi büyük günah olduğu gibi, kişinin kendi canına kıyması yani, intihar etmesi de aynı şekilde büyük günahtır. Çünkü Allah insana hayatı ile ilgili bir tasarruf yetkisi vermemiştir.

Kendi canına kıyan kimse, Allah’ın kendisine vermediği bir yetkiyi kullandığı için azabı hak etmiş olur. Efendimiz buyuruyorlar ki:[16][16]

عن أبِى هريرة قال: مَنْ تَردّى مِنْ جَبَلٍ فقَتَلَ نَفْسَهُ فَهُوَ في نَارِ جَهَنّمَ يَتَرَدّى فيهَا خَالِداً مُخَلًّداً فيهَا أبَداً، وَمَنْ تَحَسّى سُمًّا فَقَتَلَ نَفْسَهُ فَسُمُّهُ في يَدِهِ يَتَحَسّاهُ في نَارِ جَهَنّمَ خَالِداً مُخَلّداً فيهَا أبَداً، وَمَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِحَدِيدَةٍ، فَحَدِيدَتُهُ في يَدِهِ يتَوَجّأُ بِهَا في بَطْنِهِ في نَارِ جَهَنّمَ خَالِداً مُخَلّداً فيهَا أبَداً.

İnsan kendi canına niçin kıyar? Düştüğü bunalım onu bu işi yapmaya zorlar. Halbuki bu seçtiği yol, kurtuluş yolu değildir. İnsan düştüğü bunalımdan kurtulmak için yaratıcıya sığınmalı ve ondan yardım dilemelidir. Allah, sonsuz merhamet sahibidir. Kendisine yalvaranlara yardım edeceğini vadetmiştir. Bunalımdan çıkış yolu budur, intihar etmek değildir. İntihar, günah işleyerek Allah’a kavuşmaktır. Bunun içindir ki, müçtehit alimlerden İmam Ebu Yusuf canına kıyan kimsenin büyük bir suç işlediği için cenaze namazının kılınmayacağını söylemiştir.[17]

Evet, Değerli Müminler! Haksız yere başkasını öldürmek, kendi canına kıymak büyük günahlardandır. Bundan uzak durmamız lazımdır.

3. Yetim Malı Yemek

İnsanlar toplu halde yaşarlar. Toplu halde yaşayan insanların birbirlerine karşı hak ve görevleri vardır. Dinimiz toplum fertlerinin birbirleriyle yardımlaşmalarını öğütler. Toplum içindeki yoksulların görüp gözetilmelerini, öksüzleri ise kendi çocuklarımız gibi koruyarak eğitip yetiştirilmelerini tavsiye eder. Efendimiz, gerek kendisine ve gerekse başkasına ait bir yetimi gözeten kimsenin cennette kendisine komşu olma şerefine ereceğini müjdeler.[18]

Öksüzler ve kimsesizler Allah’ın bizlere emanetidir. Onların anası da babası da bizleriz. Onları kendi çocuklarımız gibi eğitip yetiştirmek ve topluma yararlı bir insan haline getirmek bizim görevimizdir. Bir taraftan öksüzleri görüp gözetirken diğer taraftan onların mallarını korumak da görevlerimiz arasındadır. Mallarını yok olmaktan korumak ve büyüdüklerinde kendilerine teslim etmek de görevlerimiz cümlesindendir. Kuran, önce yetimlerin mallarına kötü niyetle yaklaşılmamasını emrediyor ve şöyle buyuruyor:[19]

وَلاَ تَقْرَبُواْ مَالَ الْيَتِيمِ إِلاَّ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ...

Yetimlerin mallarına kötü niyetle yaklaşıp, koruyoruz diye onları yiyenlerin büyük vebal altında kalacakları ve büyük günah işlemiş olacakları Kuran’da bildirilmektedir:[20]

وَآتُواْ الْيَتَامَى أَمْوَالَهُمْ وَلاَ تَتَبَدَّلُواْ الْخَبِيثَ بِالطَّيِّبِ وَلاَ تَأْكُلُواْ أَمْوَالَهُمْ إِلَى أَمْوَالِكُمْ إِنَّهُ كَانَ حُوباً كَبِيراً.

Haksızlık yaparak yetimlerin mallarını yiyenlerin karınlarına ateş doldurmuş olacakları ayette bildirilmekte ve şöyle buyurulmaktadır:[21]

إِنَّ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَالَ الْيَتَامَى ظُلْماً إِنَّمَا يَأْكُلُونَ فِي بُطُونِهِمْ نَاراً وَسَيَصْلَوْنَ سَعِيراً.

Bu konuda Efendimizin şu hadisini daima hatırlayalım:[22]

عن صفوانَ بن سليم قالَ: السَّاعِى عَلى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكينِ كَالمجاهدِِ في سَبيلِ اللّهِ، أو كالَّذِى يَصُومُ النهارَ ويَقُومُ اللَّيلَ.

4. Faiz Yemek

Faiz helal olmayan bir kazançtır ve büyük günahlardandır. Bakara Süresinin 275-276.  ayetlerinde faiz ile ilgili olarak şöyle buyurulmuştur:

الَّذِينَ يَأْكُلُونَ الرِّبَا لاَ يَقُومُونَ إِلاَّ كَمَا يَقُومُ الَّذِي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُواْ إِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبَا وَأَحَلَّ اللّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا فَمَن جَاءهُ مَوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّهِ فَانتَهَىَ فَلَهُ مَا سَلَفَ وَأَمْرُهُ إِلَى اللّهِ وَمَنْ عَادَ فَأُوْلَـئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ. يَمْحَقُ اللّهُ الْرِّبَا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِ وَاللّهُ لاَ يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ.

5. Savaştan Kaçmak

İslam, silm kökünden gelir. Silm ise; barış ve selamet demektir. Kuran’da buyuruluyor ki:[23]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ كَآفَّةً وَلاَ تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ.

Barış içinde yaşamak, savaş için hazırlıklı olmayı gerektirir. Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salah, sözü bunu güzel ifade ediyor. Konu ile ilgili olarak Kuran’da şöyle buyuruluyor:[24]

وَأَعِدُّوا لَهُم مَّا اسْتَطَعْتُم مِّن قُوَّةٍ...

Askerlik, gerektiğinde savaşmak içindir. Vatan için savaşmak, Allah’ın emridir. Çünkü vatan savunması aynı zamanda dinin, namus ve şerefin de savunması demektir. Bunları savunmak ise dini bir görevdir. Vatan uğrunda ölenlere şehit denir. Şehitlik ise bir müslümanın dünyada erişebileceği en yüksek mertebedir. Düşmanla savaşmak ve şehit olmak, ne kadar büyük mükafata erişmeye vesile ise savaştan kaçmak da o kadar büyük suç ve günahtır.

Kuran’da şöyle buyuruluyor:[25]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا زَحْفاً فَلاَ تُوَلُّوهُمُ الأَدْبَارَ. وَمَن دُبُرَهُ إِلاَّ مُتَحَرِّفاً لِّقِتَالٍ أَوْ مُتَحَيِّزاً إِلَى فِئَةٍ فَقَدْ بَاء يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ بِغَضَبٍ مِّنَ اللّهِ وَمَأْوَاهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ.

6. Namuslu Kadınlara Zina İftirası Yapmak

İftira, bir kimsenin yapmadığı bir şeyi yaptı demek, söylemediği bir sözü söyledi demektir.

İftira, toplumu rahatsız eden en çirkin bir sosyal hastalık olduğu içindir ki, Efendimiz İslam’a yeni girenlerden biat alırken onu, sakınmaları gereken hususlar arasında saymıştır:[26]

عن عبادة بن الصامت ...قال قال النبى: بايعونى على أن لا تشركوا بالله شيئا ولا تَسرقوا ولا تَزنوا ولا تقتلوا أولادكم ولا تَأتوا ببهتان تَفترونها بين أيديكم وأرجلكم ولا تَعصوا فى معروف. فمن وفى منكم فأجره على الله ومن أصاب من ذلك شيئا فعوقب فى الدنيا فهو كفارة له ومن أصاب من ذلك شيئا ثم ستره الله فهو إلى الله إن شاء عفا عنه وإن شاء عاقبه، فبايعناه على ذلك.

Dinimiz insanın şeref ve haysiyetine büyük önem vermiştir. Bunun içindir ki, insana iftirada bulunmayı, onda bulunmayan bir kusur ve kabahati ona isnat etmeyi büyük günah saymıştır.  

Başkasına yapmadığı bir kötülüğü iftira etmek, onun üzülmesine ve acı çekmesine sebep olur. Bu ise vebaldir, günahtır. Kuran’da bu hususa dikkatimiz çekilmekte ve şöyle buyurulmaktadır:[27]

وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَاناً وَإِثْماً مُّبِيناً.

Evet, başkasına yapmadığı bir kötülüğü isnat etmek ağır ve bir günah olduğu gibi, kendi günahını ve yaptığı kötülüğü başkasına yüklemek de katmerli bir günahtır. Nitekim Kuran’da:[28]

وَمَن يَكْسِبْ خَطِيئَةً أَوْ إِثْماً ثُمَّ يَرْمِ بِهِ بَرِيئاً فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَاناً وَإِثْماً مُّبِيناً.

Kuran, müminlerin kardeş olduklarını bildirir. Peygamberimiz müslümanı tanımlarken şöyle buyurur:[29]

عن عبد الله بن عمرو قال: المسلم من سلم المسلمون من لسانه ويده.

Hatta bir hadiste şöyle buyurulur:[30]

عن أنس بن مالك قال: لا يؤمن أحدكم حتى يحب لأخيه ما يحب لنفسه.

Başkasına iftira etmek, namus ve şerefine tecavüz etmek müslümana yakışmayan kötü bir huydur. İnsanların incinmesine sebep olan bu davranış, toplumda kardeşlik duygularının zedelenmesine, birlik ve beraberliğin bozulmasına sebep olur.

Değerli Müminler! İftiranın çeşitleri vardır. En kötüsü ve en çirkini ırz ve namusla ilgili olanıdır. İffetli bir kadına iftira etmek onun şerefini alt üst eder, varsa yuvasını yıkar, yoksa yuva kurmasına engel olur. Böylece günahsız yere ölünceye kadar acı çekmesine sebep olur. Bunun içindir ki Efendimiz iffetli, namuslu kadınlara iftira etmeyi insanı helak edici yedi günahtan biri olarak bildirmiştir.    

İftiraya uğrayan kimse ister erkek, ister kadın olsun, çoğu zaman kendini savunamaz. Bu durumda olan kimsenin Allah’a sığınmaktan başka çaresi kalmaz. Bu çaresizlik içerisinde Allah’a yönelen ve ona yalvaran kimsenin duasını Allah’ın kabul edeceği Efendimiz tarafından bildirilmiştir.

Ayrıca insanlara eziyet edenler, onların şeref ve namuslarına dil uzatanlar, bu yaptıklarının cezasını öbür dünyada ağır bir şekilde çekecekler, kazandıkları sevapları da kaybedeceklerdir. Bakınız Efendimiz ne buyuruyorlar:[31]

عن أبي هريرة قال: مَنْ كَانَتْ عِنْدَهُ مَظْلَمَةٌ لأخِيهِ مِنْ عِرْضِهِ أوْ شَىْءٍ مِنْهُ فَلْيَتَحَلِّلْهُ مِنْهُ الْيَوْمَ مِنْ قَبْلِ أنْ لا يَكُونَ دِينارٌ ولا دِرْهَمٌ، إنْ كَانَ لَهُ عَمَلٌ صَالِحٌ أُخِذَ مِنْهُ بِقَدْرِ مَظْلَمَتِهِ، وإنْ لَمْ تَكُنْ لَهُ حَسَنَاتٌ أُخِذَ مِنْ سَيِّئَاتِ صَاحِبِهِ فَحُمِلَ عَلَيْهِ.

İşte, Değerli Müminler! Efendimizin insanı helak edici olarak bildirdiği yedi büyük günah bunlardır.

Allah hepimizi günah işlemekten korusun. Amin.



[1] Buhari, Tıp, 48; Müslim, İman, 38.

[2] Elmalı Tefsiri, 2/102 ayetinin tefsiri.

[3] Araf, 7/116.

[4] Taha, 20/66.

[5] Alusi Tefsiri, 9, 75.

[6] Araf, 7/117-121.

[7] Ayni, Umdetü’l-Kari, 14, 62.

[8] Taha, 20/69.

[9] Ayni, age, 14, 63.

[10] Münziri, et-Terğib, 4, 33.

[11] İsra, 17/33.

[12] Maide, 5/32.

[13] Nisa, 4/92.

[14] Nisa, 4/93.

[15] Buhari, Rikak, 48; Müslim, Kaseme, 8.

[16] Buhari, Tıp, 56.

[17] Şurunbilali, Merakı’l-Felah, 139.

[18] Müslim, Zühd, 2.

[19] Enam, 6/152.

[20] Nisa, 4/2.

[21] Nisa, 4/10.

[22] Müslim, Zühd, 2.

[23] Bakara, 2/208.

[24] Enfal, 8/60.

[25] Enfal, 8/15-16.

[26] Buhari,

[27] Ahzab, 33/58.

[28] Nisa, 4/112.

[29] Buhari, İman, 4; Müslim, İman, 64.

[30] Buhari, İman, 7; Müslim, İman, 17.

[31] Buhari, Mezalim, 10.

Kaynak:  Lütfi Şentürk - Diyanet Aylık Dergi

Aktif Ziyaretçi16
Bugün Toplam976
Toplam Ziyaret1371841
Anlık
Yarın
30° 32° 23°