• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
                
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ

İbadet Kavramı ve Namaz

İBADET KAVRAMI VE NAMAZ

Allah, Kuran’da şöyle buyuruyor:[1]

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ.

İbadet bizi yaratan ve pek çok lütuflarda bulunan Allah’a bir teşekkürdür. İnsan, iyiliklerini gördüğü kimselere karşı daima kendisini borçlu görür ve her vesile ile bu borcunu ödemek ister ve bundan da haz duyar. Halbuki insanın bu konuda en çok minnet duyması lazım gelen, hiç şüphe yok ki, Yüce Allah’tır. Çünkü insan, O yüce yaratıcının sayısız nimetlerine erişmiş olarak dünyaya gelmiştir. Allah, onu en güzel surette yaratmış ve evrende olan her şeyi onun emrine vermiştir. Yeri ve gökleri ve bunlarda olan her şeyi insana hizmet için var etmiştir. Nitekim Kuran’da şöyle buyurulmuştur:[2]

اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَأَنزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَخْرَجَ بِهِ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَّكُمْ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْفُلْكَ لِتَجْرِيَ فِي الْبَحْرِ بِأَمْرِهِ وَسَخَّرَ لَكُمُ الأَنْهَارَ. وَسَخَّر لَكُمُ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ دَآئِبَينَ وَسَخَّرَ لَكُمُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ. وَآتَاكُم مِّن كُلِّ مَا سَأَلْتُمُوهُ وَإِن تَعُدُّواْ نِعْمَتَ اللّهِ لاَ تُحْصُوهَا إِنَّ الإِنسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ.

Allah, kendisine bu kadar nimetleri verdiği insan, Ona hamd etmek ve şükretmek durumundadır. İşte buna ibadet diyoruz.

Evet, hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın, insanların ibadetine de ihtiyacı yoktur. Aksine buna muhtaç olan insandır. Çünkü ibadetler, her şeyden önce insan hayatını disiplin altına alır. İnsanın belli zamanlarda yerine getirmekle yükümlü olduğu ibadetler, insanı başı  boşluktan ve sorumsuzluktan kurtarır. Her işinde Allah’ın gözetim ve denetimini gönlünde duymasını sağlar. Sorumluluk duygusu böylece gelişen insanın toplum içindeki davranışları ve olaylar karşısındaki tavırları ölçülü olur.  Diğer taraftan ibadetler, insanın ruhi ve manevi terbiyesine de hizmet eder. Başkalarına karşı kötü duygu ve düşüncelerden arınmasını sağlar. Başkalarıyla olan ilişkilerinde haksızlıklardan sakınmasına yardımcı olur. İbadet, Allah’ın, insanlar üzerindeki hakkıdır. Nitekim Efendimiz, Hz.Muaz b. Cebel’e:[3]

يا معاذُ اتَدرى ما حقُ الله على العباد؟ قال: الله ورسوله اعلم. قال: فان حق الله على العباد ان يعبدوه ولا يشركوا به شيئا. قال: اتدرى ما حقهم عليه اذا فعلوا ذلك؟ فقال: الله ورسوله اعلم. قال: ان لا يُعذبَهم.

 

İbadet, Allah’ın insanlar üzerindeki hakkı olduğu içindir ki, Allah’tan başkasına ibadet edilmez. Allah’tan başkasına ibadet etmek veya Allah’a yapılan ibadete başkasını ortak kılmak, en büyük günah sayılmış, bundan tevbe etmedikçe, Allah’ın bu günahı bağışlamayacağı Kuran’da bildirilmiştir.

Erginlik çağına gelmiş, aklı başında müslüman olan kadın ve erkekler ibadetle, yükümlüdür. Bu yükümlülük, ölünceye kadar devam eder. Nitekim Kuran’da:[4][4]

وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ.

NAMAZ

İbadetlerin içerisinde namaz, başta gelir. İslam’da beş temel ibadet vardır. Bunlardan ilki ve en önemlisi namazdır.

Namazın Arapça’sı salattır. Salatın sözlük anlamı; duadır. Nitekim Kuran’da da salat kelimesi bazı yerlerde dua manasına kullanılmıştır:[5]

خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلاَتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ.

Efendimize salat ve selam olsun dediğimiz zaman da bu manayı anlarız.

Dindeki anlamı ise, Efendimizin öğrettiği şekilde, Allahü Ekber sözü ile başlayıp, selam ile biten özel fiil ve sözlerden ibaret olan bir ibadetin adıdır.

Namaz farzdır. Allah’ın kesin emridir. Kuran’da şöyle buyurulmuştur:[6]

وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ وَمَا تُقَدِّمُواْ لأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ اللّهِ إِنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ.

إِنَّ الصَّلاَةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَاباً مَّوْقُوتاً.

وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاء وَيُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ وَذَلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ.

Efendimiz de konu ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:[7]

بنى الاسلام على خمس: شهادةِ ان لااله الا الله وان محمدا رسول الله واقام الصلاة وايتاء الزكاة والحج وصوم رمضان.

Beş vakit namaz Efendimize, peygamberlik geldikten yaklaşık 11,5 yıl sonra Miraç’ta farz olmuştur. Bilindiği gibi namaz, erginlik çağına gelen ve aklı başında olan her kadın ve erkek müslümana farzdır.

Erginlik çağına gelmemiş olan çocuklara, namaz farz değil ise de, yedi yaşından itibaren namaza başlatılmaları, alışkanlık kazanmaları açısından yararlı olur. Nitekim Efendimiz şöyle buyurmuştur:[8]

مُرُوا اولادكم بالصلاة لسَبْعٍ.

Böylece çocuklar, erginlik çağına gelip namaz kendilerine farz olunca, namaza karşı yabancılık çekmiş olmazlar.   Namaz, Allah’a karşı yapılması gereken kulluk görevlerinin en önemlisidir. Çünkü Allah, imandan sonra, namazdan daha üstün bir ibadeti emretmemiştir. Namaz, Kuran’ın pek çok yerinde çeşitli vesilelerle geçmektedir. Namaz; kalp, söz ve beden ile yapılan ibadetleri bir araya toplamış bulunmaktadır.

         Namazın insan için pek çok yararları vardır. Çünkü Allah, bizlere yararı olmayan bir şeyi emretmemiştir. Zira, Allah hiç bir şeye muhtaç değildir. İhtiyacı olan biziz, yapılmasını istediği her şeyde bizler için pek çok yararlar vardır.

Namazın Yararları:                                                                        

1. Namaz Allah’ı Hatırlatır

İnsan, başkasına el avuç açmadan muhtaç olmadan yaşamak için çalışmak zorundadır. Kendisini çalışmaya veren kimse ise, çoğu zaman ölümü ve ölüm ötesindeki hesabı unutur. Bu yüzden her an günah işleyebilir ve günah işlemeyi adet haline getirebilir. Bunun en güzel örneği, kumarbazlar ile zevk ve eğlenceye aşırı düşkün olanlardır. Bunlar, kumar oynamaktan, içki içmekten, zevk ve eğlenceden baka bir şey düşünmezler. Ne ölümü, ne ahireti ve ne de ahiretteki hesabı, hiç hatırlamazlar. Hiç ölmeyeceklerini ve dünyanın sona ermeyeceğini sanırlar. Derken ölüm gelip çatar ve bunları hazırlıksız olarak yakalar. Pişman olurlar, ama bu pişmanlık bir fayda vermez.

İşte namazın bu hikmetine işaret eden Allah Teala şöyle buyuruyor:[9]

إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لا إِلَهَ إِلا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلاةَ لِذِكْرِي.

Hiç şüphe yok ki namaz, Cenab-ı Hakkı anmak için kılınır. Bu, yalnız namazın değil, diğer ibadetlerin de esasını teşkil eder. Daha doğrusu hangi suret ve biçimde olursa olsun, Allah’ı anmak, gerçek ibadettir. Nitekim Kuran’da:[10]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْراً كَثِيراً. وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلاً.

Yine Kuran’da, akıl sahibi kimselerin özellikleri sayılırken şöyle buyurulmaktadır:[11]

إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لاولِي الألْبَابِ. الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ...

Yine başka bir ayette müminler tavsif edilirken ise, şöyle buyuruluyor:[12]

رِجَالٌ لَّا تُلْهِيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَن ذِكْرِ اللَّهِ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ وَإِيتَاء الزَّكَاةِ يَخَافُونَ يَوْماً تَتَقَلَّبُ فِيهِ الْقُلُوبُ وَالْأَبْصَارُ.

Efendimizin şu Hadisi de Allah’ı anmanın en büyük ibadet olduğunu göstermektedir:[13]

الا انبئكم بخيرِ اعمالِكم واَرْضاها عند مليككم وارْفَعِاها فى درجاتكم وخيرٍ لكم من اعطاء الذهب والفضة والوَرِقَةِ ومِن ان تَلْقوا عدوكم فتضربوا اعناقهم ويضربوا اعناقكم؟ قالوا: وما ذاك يا رسول الله؟ قال: ذكر الله. 

Görülüyor ki, bütün ibadetlerden maksat, Allah’ı anmaktır. Allah’ı anmanın en güzel şekli ise, namazdır.

Diğer taraftan insana, Allah’ı unutturacak şeylere karşı en çok koruyucu bir siper de yine namazdır. Çünkü belli aralıklarla Allah’ı hatırlayan kimse kötü duygu taşıyamaz. Başkalarına hile ve haksızlık düşünemez. Bir gün, yaptığı her şeyin hesabını Allah’a vereceğini düşünerek ölçülü hareket eder. Böylece namaz insan ruhu üzerinde daha etkili, nefsin heva ve hevesine yönelmesine daha çok engel ve her işte dürüstlüğe daha çok özendiricidir.

Bundan dolayı olsa gerek ki, Kuran’da da şöyle buyurulmuştur:[14]

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ.

Hiç şüphe yok ki, namazdaki belli hareketler; oturmak, kalkmak, alnı yere koymak, tekbir ve tehlil getirmek, namazın amacını gerçekleştirmeye yetmez. Bunlar namaz için gerekli olmakla beraber, gerçek namazın bunlardan ibaret olduğu söylenemez. Gerçek namaz, ruhu önce Allah’a karşı boyun eğme, Yüce Yaratıcının huzurunda benliğini silme, sonra da Hak ile ilgilenmeye engel her türlü endişe ve kuşkudan sıyrılmadır. Bunun için; Kur’an okuyarak, dua ederek, tekbir ve tehlil getirerek dilini, diğer organlarını meşgul etmek, namaz kılan için gereklidir. Bütün bunlarla birlikte Kainatı yaratan ve yöneten Yüce Yaratıcının huzurunda bulunduğunu hatırdan çıkarmamasıdır. Bunun içindir ki, namaz kılan, namaz esnasında kimse ile konuşmayacağı gibi namazın rükun ve adabı dışında her hangi namaza aykırı bir harekette de bulunmayacaktır.

2. Namaz Dinin Direğidir

İslam dinini bir binaya benzetecek olursak, namaz da bu binayı ayakta tutan direk demek olur. Binanın ayakta durması direklerle mümkün olduğu gibi, dini ayakta tutan da namaz olmuş olur. Bu bakımdan namaz, din binasının en önemli unsurlarından birini oluşturur. Bu unsurun yokluğu bina için büyük bir eksiklik olduğunda şüphe yoktur. Bunun içindir ki, Efendimizin yaptığı son tavsiyelerinden birisi namaz olmuştur.

3. Namaz Erişilen Nimetlere Karşı Allah’a Bir Teşekkürdür

İnsan, Allah’ın en değerli yaratığıdır. Allah,  insanı en güzel şekilde yaratmıştır. Ona, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, faydalı olanı zararlı olandan ayırt edecek akıl vermiştir. Evreni ve evrende olan her şeyi insan için var etmiş ve onun hizmetine vermiştir.

Allah’ın verdiği sayılamayacak nimetlere karşılık insan; O, Yüce Yaratıcıya şükretmek durumundadır. Bu teşekkür, dil ile olabileceği gibi en güzeli ibadetle olanıdır. İbadetlerin en mükemmeli ise namazdır.

Efendimiz, farz namazlardan başka nafile namaz da kılardı. Çoğu kere geceleri kalkar nafile olarak namaz kılardı. Kendisine:

-Ey Allah’ın Rasulü, geçmiş ve gelecek günahlarınızı Allah bağışladığı halde, namaz için bu kadar yorulmanızın sebebi nedir? diye sorulduğu zaman, Efendimiz:         

-Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı? şeklindeki cevabı, namazın hikmetini en güzel şekilde açıklamaktadır. Eğer insan, Allah’ın verdiği nimetlere şükredecek olursa Allah verdiği nimetleri artıracağını vaat etmektedir:[15]

...لَئِن شَكَرْتُمْ لأَزِيدَنَّكُمْ وَلَئِن كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِي لَشَدِيدٌ.

Esasen nankörlük çirkin bir huydur, eriştiği nimetlerin kadrini bilmeyen ve o nimetleri kendisine verene saygı duymayan kimseyi Allah da sevmez, insanlar da sevmezler. Bu kimse bu kötü huyu sebebiyle daha çok nimetlerden mahrum kalır. İşte namaz, bu çirkin huydan insanı, kurtarmaya yardımcı olur.

4. Namaz Vaktin Kıymetini Öğretir

Namazlar için belirli vakitler vardır ve namazlar bu vakitlerde kılınır. Efendimiz, namazın vaktinde kılınmasına büyük önem verirdi. Bir yolculukta Ashab yorulmuş, bir yerde konaklayıp dinlenmek istemişlerdi. Efendimiz, yolculuk şartlarında bile namazı düşünmüş ve:         

-Korkarım uyuyakalıp namazı kaçırırsınız, buyurmuştu. Efendimizin müezzini Hz.Bilal:        

-Ben sizi uyandırırım, deyince, bu güvence üzerine hep beraber istirahata çekilmişlerdi. Ancak onlar gibi Hz.Bilal da uyuya kalmış, uyandıklarında güneşin doğduğunu ve sabah namazının vaktini kaçırdıklarını görmüşler, üzülmüşlerdi. Efendimiz, kendilerini uyaracağını söyleyen Hz.Bilal’a:

-Bilal, verdiğin söz ne oldu? buyurmuş, ona üzüntülerini bildirmişti.[16]

Efendimizin hiç kimseye beddua etme gibi bir adetleri yoktu. Çünkü O, alemlere rahmet olarak gönderilmişti. Ancak, Hendek savaşında bir ikindi namazını vaktinde kılma imkanı bulamadığı için, kendisine bu fırsatı vermeyen düşmanlarına beddua etmişler ve namazın önemine dikkat çekerek, şöyle buyurmuşlardır:[17]

شغَلونا عن صلاة الوسطى حتى اَبَتْ الشمسُ, ملأ الله قبورهم نارا.   

Efendimize, hangi ibadetin daha üstün olduğu sorulduğunda, O:

-Vaktinde kılınan namazdır, buyurmuştur.[18]

Namazı vaktinde kılmanın önemini kavrayan kimse, bunu günlük çalışma hayatına da aktaracak ve her işi vaktinde yapmaya özen gösterecektir. Meşhur bir ata sözümüz var: Vakit, nakittir. Gerçekten vakit çok kıymetlidir. İnsan her şeyi vakit ve zaman içerisinde kazanır. Nakit ile vakit kazanılmaz. Geçmiş bir zamanı geri getirmek için dünyaları verseniz, geçen zaman geçmiştir, artık geri gelmez.

İşte namaz, insan hayatı için vaktin ne kadar önemli olduğunu öğretir ve her şeyi zamanında ve vaktinde yapma alışkanlığı kazandırır.

5. Namaz İnsanların Eşit Olduğunu Hatırlatır

İnsanlar eşit haklara sahip olarak doğarlar. Sosyal ve ekonomik durumları farklı olsa da, Allah katında aralarında bir fark yoktur. Ancak görevlerini yapanlarla yapmayanlar elbette eşit değildir. Suçlu ile suçsuzun eşit olacağını kimse söyleyemez.

Namaz; zengini fakiri, amiri memuru ve her seviyedeki insanı camide yan yana getirir ve insan olarak Allah katında eşit olduklarını, aralarında insan olmak bakımından bir fark olmadığını öğretir.

6. Namaz Müminin Miracıdır         

Bilindiği üzere miraç, Efendimizin, hiçbir peygambere nasip olmayan, yüce makamlara yükselmesi ve Allah’ın yüce katına kabul buyurulmasıdır. Bu kabulde Efendimiz Allah’a hamd ile söze başlamış, sözle, bedenle ve mal ile yapılan ibadetlerin hepsinin Allah’a mahsus olduğunu ifade etmiştir. Allah  Peygamberinin bu hamdına karşılık vermiş:

-Selam sana Ey Peygamber, Allah’ın rahmet ve bereketi üzerine olsun buyurmuştur. Bunun üzerine Efendimiz, Cenab-ı Hakk’ın rahmet ve bereketinin yalnız kendisine değil, bütün peygamberlerle, meleklere ve Allah’ın iyi kullarına da ulaşması için:

-Allah’ın selamı bize ve Allah’ın iyi kulları üzerine olsun, buyurarak Allah’ın rahmetini genelleştirmiştir. Buna şahit olan melekler de:

-Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuılüh demişlerdir.

İşte mümin namazda her iki rekat başında oturduğunda, sanki miraç ederek Allah’ın yüce katına kabul buyurulmuş gibi teşehhüt okuyor. Böylece namaz müminin miracı olmuş oluyor.

Bu duygu ile kılınan namaz adeta insanın dünya ile irtibatını keserek, onu yüce makamlara yükseltir.

7. Namaz Sağlığı Olumlu Şekilde Etkiler

İslam dini temizliğe büyük önem vermiş, namazın sahih olabilmesi için beden, elbise ve namaz kılınacak yerin temiz olmasını şart koşmuştur. Namaz kılacak kimsenin abdest alması gereklidir, farzdır. Abdest almak ise günde birkaç kez temizlenmek demektir. Temizlik ise sağlıktır, pek çok hastalıkların sağlık kurallarına uymamaktan meydana geldiği, sağlık kurallarından birinin de temizlik olduğu bilinmektedir.

8. Kıyamet Günü İlk Soru Namazdan

İnsanlar öldükten sonra dirilecekler ve Allah’ın huzurunda dünyada yaptıklarının hesabını vereceklerdir. O gün, ibadetlerden ilk sorgulama namazdan olacaktır. Nitekim Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:[19][19]

ان اول ما يحاسب به العبد يوم القيامة من عمله صلاته. فان صلحتْ فقد افلح واَنجح وان فسدت فقد خاب وخسر... 

Hesap gününde insanın, ilk önce namazdan sorguya çekilmesi, namazın ibadetler arasındaki önemini göstermektedir. Esasen günde beş defa insanın, Mevla’nın huzuruna çıkmasına vesile olan bir ibadetle hiç bir şeyin mukayese edilemeyeceği açıktır.

9. Namaz Günahlara Keffarettir.

Namaz öyle faziletli bir ibadettir ki, iki namaz arasında işlenen günahların silinmesine vesile olur. Nitekim Efendimiz buyuruyorlar ki:[20]

الصلاة الخمس والجمْعة الى الجمعة كفارة لما بينهن ما لم تُغْشَ الكبائرُ.  

Çünkü Allah’ın emrini yerine getiren kimseden Allah razı olur. Allah kimden razı olursa onun günahlarını bağışlar ve onu cennetine koyar.

Yine Efendimiz konuyla ilgili olarak şöyle buyuruyorlar:[21]

خمسُ صلواةٍ اِفترضهن )فرض( الله تعالى. من احسن وضوءهن وصلا هن لوقتهن واتم ركوعهن وخشوعهن كان له على الله عهدٌ ان يغفر له. ومن لم يفعل فليس له على الله عهدٌ, ان شاء غفر له وان شاء عذبه.

 İnsanın Cennet’e girmesine vesile olan ibadetlerin başında namazın geldiğinde şüphe yoktur.

Ebu Hüreyre diyor ki:[22]          -Birisi Efendimize gelerek:

-Ey Allah’ın Rasulü, bana bir amel söyle ki, onu yaptığımda cennete gireyim, demiş, Efendimiz ona şöyle buyurdular:

تعبدُ الله ولا تشرك به شيئا وتُقيمُ الصلاة المكتوبة وتُؤَدى الزكاة المفروضة وتَصومُ رمضان. قال الرجل: والذى نفسى بيده لا اَزيدُ على هذا شيئا ابدا ولا اَنقُصُ منه. فلما ولى قال البى: من سره ان يَنظر الى رجل من اهل الجنة فلينظر الى هذا. 

Sonuç olarak, namaz, Allah’ın kesin emridir ve farzdır. İbadetlerin başıdır. Namazdan daha faziletli bir ibadet yoktur. Namazın bu ve daha pek çok faydaları vardır.

Namaz, faydalarından dolayı değil, Allah’ın emri olduğu için kılınır. Zaten Allah  faydası olmayan bir şeyi emretmez. Allah’ın her emrindeki fayda, insanla ilgilidir. Çünkü Allah her şeyden müstağnidir, hiçbir şeye muhtaç değildir. Hatta hiç kimse Allah’a ibadet etmese Onun kemal sıfatlarına bir eksiklik gelmez. Başka bir ifade ile ibadetten yararlanan insanın kendisidir. Yaptığı iyi şey onun lehine, yaptığı kötü şey de aleyhinedir. Nitekim Kuran’da:[23][23]

لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْساً إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ.

10. Namazı Kılmamak Büyük Günahtır

Namazın, Allah’ın kesin emri olduğunu yukarıda anlatmıştık. Bir kimse farz olduğuna inandığı halde, namazı kılmazsa büyük günah işlemiş ve Allah’ın azabını hak etmiş olur. Kuran’da şöyle buyurulmuştur:[24]

 فَخَلَفَ مِن بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا الصَّلَاةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيّاً.

(Onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ilerde azgınlıklarının cezasını çekeceklerdir.)

Kıyamet günü, cehennemliklere, cehennem’e girmenize sebep nedir, diye sorulduğunda, Kuran’ın ifadesiyle, onlar şöyle diyeceklerdir:[25]

قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ. وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ. وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ. وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ. حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ.

Namaz kılmayanın azap edilmeyi hak ettiğine göre, namaz kılmamanın büyük günahlardan olduğu açıkça anlaşılmış oluyor.

Namaz Vakitleri

Bilindiği gibi namaz, beş vakit olarak farz kılınmıştır. Namazın beş vakit ile takdir edilmesi akıl ile bilinen hikmetler açısından şöyle izah edilmiştir: Hayatın akışında her şey beş aşama geçirir.     

Birinci aşama; ortaya çıkma aşamasıdır. Örnek olarak insanı ele alalım, doğar, gelişir ve büyür. Bu süreye büyüme çağı denir.

İkinci aşama; duraklama devridir ki, bu sürede artma ve eksilme olmaz, olduğu gibi kalır. Bu süreye de gençlik çağı denir.

Üçüncü aşama, olgunluk çağıdır. Bu sürede insanda gizli bir noksanlık yüz göstermeye başlar.       

Dördüncü aşama, yaşlılık çağıdır ki, insanda bu çağda bir takım noksanlıklar ortaya çıkmaya başlar ve ölünceye kadar gider.

Beşinci aşama, insan öldükten sonra izleri bir süre daha devam eder, daha sonra bu izler de yok olur, ortada adı ve izi kalmaz.

İşte evrende bu beş aşama gerek, insan ve gerekse diğer canlı ve bitkilerin hepsi için geçerlidir.

Doğuşuna ve batışına göre güneş de bu beş aşama ile ilgilidir. Doğduğu zaman ki hali, insanın doğduğu zamanki halini andırır. Yavaş yavaş yükselir, ışığı kuvvetlenir, ısısı artar ve nihayet göğün ortasına gelir ve burada kısa da olsa bir duraklama anı geçirir. Sonra inmeye başlar ve hissedilmeyen eksilmelerle yavaş yavaş ikindiye kadar gider. Sonra eksiklikleri gözle görülür hale gelir, ışığı ve ısısı azalır ve hızla batmaya yönelir. Battığında batı ufkunda şafak adı verilen bazı izleri kalır, sonra bu da kaybolur ve evrende sanki güneş yokmuş gibi bir hale gelir.

Herkesin açıkça görebileceği bu durumlar, Allah’tan başka hiçbir gücün hakim olmayacağı garip işlerden olduğu için Yüce Allah, bu beş halden her birini bir ilahi emrin belirtisi kılar, her birinde bir namaz farz kılmış ve bu beş vakit namazı, her günkü değişimleri belirtip gösteren bir takvim gibi görevleri düzene koyan vakti ve zamanı belli bir farz yapmıştır. Bunun içindir ki, müminlerin namazları ne kadar düzenli olursa, durumları da, o oranda düzenli olur.

Namaz, hem bir intizam sağlama yolu, hem de rahatlama amacıyla yapılan bir şükran borcudur. Korku halinde kılınırsa umudu, güven halinde kılınırsa neşe ve isteği artırır.[26]

Hulasa, namaz, insan için bir temizlik, günahlardan arınma ve huzur kaynağıdır. Bu ibadet sayesinde insan, kendisini yaratan ve üstün yeteneklerle donatan Yüce Yaratıcıyı unutmaz, Ona olan sevgi ve saygısını, şükran duygularını ifade imkanı bulur, insan için bundan daha büyük mutluluk olur mu? Bunun içindir ki, Sevgili Peygamberimiz, dünya hayatına veda ederken namaza dikkat çekmiş ve Allah hakkı olarak, en son onu tavsiye buyurmuştur.



[1] Bakara, 2/21.

[2] İbrahim, 14/32-34.

[3] Müslim, İman, 10.

[4] Hicr, 15/99.

[5] Tevbe, 9/103.

[6] Bakara, 2/110; Nisa, 4/103; Beyyine, 98/5.

[7] Buhari, İman, 2; Müslim, İman, 5.

[8] Ebu Davud, Salat, 26.

[9] Taha, 20/14.

[10] Ahzab, 33/41-42.

[11] Al-i İmran, 3/191.

[12] Nur, 24/37.

[13] İbn Mace, Edeb, 53.

[14] Ankebut, 29/45.

[15] İbrahim, 14/7.

[16] Buhari, Mevakıtü’s-Salat, 35.

[17] Müslim, Mesacid, 36.

[18] Buhari, Mevakıtü’s-Salat, 55; Müslim, İman, 36.

[19] Tirmizi, Salat, 305.

[20] Müslim, Tahara, 5.

[21] Ebu Davud, Salat, 9/ İbn Mace, Salat, 94.

[22] Buhari, Zekat, 1; Müslim, İman, 4.

[23][23] Bakara, 2/286.

[24][24] Meryem, 19/59.

[25][25] Müddessir, 74/42-46.

[26] Elmalı, 4/103. ayetin tefsiri.

Kaynak:  Lütfi Şentürk - Diyanet Aylık Dergi



Aktif Ziyaretçi15
Bugün Toplam992
Toplam Ziyaret637725