• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
                
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ

Temizlik

TEMİZLİK

Değerli Müminler! Efendimize ilk vahiy Hira Dağı’nda bir mağarada gelmişti. Kendisine bu mağarada bulunduğu sırada Hz. Cebrail gelerek:

-Oku, dedi. Efendimiz:

-Ben okuma bilmem, diye cevap verdi. Bunun üzerine Melek onu alıp takati kesilinceye kadar sıktı, Sonra bırakıp, yine:     

-Oku, dedi. Efendimiz:

-Okuma bilmem, dedi. Bunun üzerine yine melek kendisini alıp sıktı. Sonra:

-Oku, dedi. Efendimiz aynı cevabı verdi:

-Ben okuma bilmem, dedi. Melek üçüncü defa Efendimizi sıkıp bıraktıktan sonra, hepinizin bildiği gibi Hz. Cebrail Alak Suresinin ilk beş ayetini okudu:

اقرأ باسم ربك الذي خلق. خلق الإنسان من علق. اقرأ وربك الأكرم. الذي علم بالقلم. علم الإنسان ما لم يعلم.

Efendimiz ilk defa kendisine inen bu ayetleri öğrendikten sonra korkudan yüreği titreyerek eşi Hz. Hatice’nin yanına geldi. Bundan sonra bir süre vahiy kesildi. Efendimiz vahyin kesilmesinden söz ederken şöyle buyurdu:      

-Bir gün giderken birdenbire gökyüzünden bir ses işittim. Başımı kaldırdım. Bir de gördüm ki, Hira’da bana gelen melek yerle gök arasında kürsü üzerinde oturmuştu. Çok korktum, evime döndüm ve:

-Beni örtünüz, beni örtünüz dedim. Beni örttüler. Bunun üzerine Allah şu ayetleri nazil buyurdu:[1]

يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ. قُمْ فَأَنذِرْ. وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ. وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ. وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ.

Görülüyor ki, Efendimize ilk inen ayetlerde temizlikten söz ediliyor, elbiseni temizle, pislikten sakın, buyuruluyor. Bu, İslam’da temizliğin ne kadar önemli olduğunu, hiçbir vakit ihmal edilemeyeceğini göstermektedir. Yine Kuran’da şöyle buyuruluyor:[2]

إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ.

Tevbe de manevi bir temizliktir. Günahlarla kirlenen, tevbe ile arınmış olur. Efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret ettiklerinde ilk iş olarak Kuba mescidini inşa etmişlerdi. Bu mescidin inşasında Efendimize yardımcı olanları ve bu mescidin seçkin cemaatini, temizliğe gösterdikleri özen sebebiyle Kuran övmekte ve şöyle buyurulmaktadır:[3]

لاَ تَقُمْ فِيهِ أَبَداً لَّمَسْجِدٌ أُسِّسَ عَلَى التَّقْوَى مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ أَحَقُّ أَن تَقُومَ فِيهِ فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُوا وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّرِينَ.

Efendimiz de, temizliğin dindeki yerini belirterek şöyle buyurmuştur:[4]

الطهور شطر الإمان.

Bu ayet ve hadislerden İslam’ın temizlik esasları üzerine kurulduğu anlaşılmaktadır. İmandan sonra en üstün ibadet olan namazın sahih ve makbul olması için beden, elbise ve namaz kılınacak yerin temiz olmasının namazın şartları arasında yer alması da bunu teyit etmektedir. Temizlik, biri manevi diğeri maddi olmak üzere iki kısımdır.

Manevi Temizlik

Manevi temizlik kişinin kalbini kötü duygu ve düşüncelerden, bedenindeki organlarını günahlardan arındırmasıdır. Kalb (gönül) temizliği diğer temizliklerden önce gelir. Falanca temiz bir insandır, dendiği zaman ilk akla gelen onun temiz ve nezih duygulara sahip olması, gönlünün herkese karşı sevgi ve iyilikle dolu bulunmasıdır. 

Efendimiz amellerin, kişinin niyetine göre değer taşıdığını bildiriyor. Bir insanın bir işi yapmaktaki amacı ne ise, o işten kazancı da o olacaktır. Niyetin merkezi kalptir. Allah da insanları kalplerindeki duygu ve düşüncelere göre değerlendirir. Efendimiz şöyle buyurdu:[5]

عن أبى هريرة قال: إن الله لا ينظر إلى صوركم وأجسادكم، ولكن ينظر إلى قلوبكم وأعمالكم. التقوى ههنا، التقوى ههنا، التقوى ههنا، ويشير إلى صدره.

Bazen insan iyi ve hayırlı bir iş yapmayı gönlünden geçirir de imkanı olmadığı için onu yapamaz. Ama niyetinde olan o işi yapmış gibi sevap kazanır. Şu hadis bunu çok güzel açıklıyor. Efendimiz buyuruyor:[6]

عن أبي كبشة الأنمارى قال: وما تواضع عبد لله إلا رفعه الله. وأُحدِّثكم حديثا فاحفَظوه: إنما الدنيا لأربعة نفر:                                                                                           ١- عبدٍ رزقه الله مالا وعلما فهو يتّقى فى ماله ربِّه ويصل به رحمَه ويعلم أن لله فيه حقا، فهذا بأفضل المنازل.                                                                                   ٢- وعبد رزقه الله علما ولم يرزقه مالا فهو صادق النية، يقول لو أن لى مالا لعملت عمل فلان، فهو بنيته فأجرهما سواء.                                                                      ٣- وعبد رزقه الله مالا ولم يرزقه علما فهو يخبط فى ماله بغير علم، لا يتقى فيه ربَّه، ولا يصل فيه رحمه، ولا يعلم لله فيه حقا، فهذا بأخبث المنازل.                                                    ٤- وعبد لم يرزقه الله مالا ولا علما، فهو يقول: لو أن لى مالا لعملت فيه بعمل فلان فهو بنيته ووزرهما سواء.

Ebu Abdullah b. Cabir b. Abdullah el-Ensari de şöyle diyor:[7] -Bir savaşta Efendimizle beraberdik, bir ara şöyle buyurdu:

إن بالمدينة لَرجالا ما سِرتم مسيرا ولا قطعتم واديا إلا كانوا معكم، حبسهم المرض.

İşte niyetin yeri kalptir. Bu kadar önemli olan kalbin, kötü duygu ve düşüncelerden arıtılarak temiz tutulması gerekir. Kalbin temiz olması, insan vücudunda bulunan bütün organları olumlu şekilde etkiler. Çünkü insan bedeninde bulunan bütün organlar kalbe bağlıdır, onun emrindedir. Efendimiz bu hususu şöyle ifade buyuruyor:[8]

عن النعمان ابن بشير قال: أَلا وإن في الجسد مُضْغَةً إذا صلحت صلح الجسد كله، وإذا فسدت فسد الجسد كله، ألا وهى القلب.

Değerli Müminler!

İslam’ın beş esasından biri olan zekat da bir çeşit manevi temizliktir. Zekat, Kuran’ın ifadesi ile servetin içinde yoksulun hakkıdır ve aynı zamanda servet için bir kir ve lekedir. Diğer taraftan servet sahibinin gönlü de cimrilik gibi hasis huyla kirlidir. Maldaki bu lekeyi, gönüldeki bu kiri yalnız zekat temizleyebilir. Nitekim Kuran’da Efendimize hitaben şöyle buyuruluyor:[9]

خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلاَتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ.

Dini görevlerini bütünüyle ihmal eden bazı kimseler, kendilerini savunurken kalplerinin temiz olduğunu söylerler. Ancak şu gerçeği de görmezlikten gelirler: Bir kapta ne varsa, dışarıya o dökülür. Bulanık su ile dolu olan bir kaptan berrak su dökülmez. Bunun gibi kalbi temiz olan bir kimsenin bu temizliği bütün organlarına yansımalıdır. Çünkü organlar kalbin tercümanı durumundadır. Kalbi temiz olan kimsenin elinden ve dilinden insanlar rahatsız olmazlar, olmamalıdırlar. Diliyle, elleri ve gözleri ile başkalarını inciten, zarar veren bir kimsenin, kalbim temizdir, demesi bir anlam taşımaz ve gerçeği yansıtmaz.

Kulun işlediği günah kalbinin kirlenmesine ve kararmasına sebeptir. Nitekim Efendimiz buyuruyor:[10]

عن أبى هريرة قال: إنَّ الْعَبْدَ إذَا أخْطَأ خَطِيئَةً نُكِتَتْ في قَلْبِهِ نَكْتَةٌ. فَإذَا هُوَ نَزَعَ وَاسْتَغْفَرَ وَتَابَ صُقِلَ قَلْبُهُ، وَإنْ عَادَ زِيدَ فيهَا حَتَّى تَعْلُوَ قَلْبَهُ. وَهُوَ الرَّانُ الذِى ذَكَرَ اللّهُ تَعَالى. ) كلا بل ران على قلوبهم ما كانوا يكسبون (  

Kalbi bu günah kirinden ancak tevbe temizler. İşlenen günaha pişmanlık duyarak tevbe eden ve Allah’tan bağış dileyen kimsenin kararan kalbi tekrar aydınlığa kavuşur. Kıyamet gününde insana fayda verecek olan böyle günahlardan arınmış bir kalp ile Allah’ın huzuruna gelmek.      

Nitekim Allah’ın dostu olma şerefi ile şereflenmiş bir Peygamber olan Hz.İbrahim’in duasının hikaye edildiği Kuran’da şöyle buyuruluyor:[11]

وَلَا تُخْزِنِي يَوْمَ يُبْعَثُونَ. يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ. إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ.

Bir şair de şöyle demiş:         

Sanma ey haceki senden zer-u sim[12] isterler,

Yevme la yenfau de senden kalbi selim isterler.

Maddi Temizlik  

Maddi temizlik; kişinin üstünü, kılık ve kıyafetini, oturduğu-yattığı yeri ve çevresini her türlü kir ve pisliklerden temiz tutması, başkasını rahatsız edecek görüntülerden uzak durmasıdır.

Her konuda olduğu gibi temizlik konusunda da örnek alacağımız ve öğütlerine uyacağımız insan, Efendimizdir. O, temizlik bilmeyen bir toplum içinde dünyaya geldiği halde herkesin dikkatini çekecek şekilde temizliğe, kılık ve kıyafet düzgünlüğüne özen gösterirdi. Temizliğe riayet etmeyenleri, bozuk kılık ve kıyafetle dolaşanları ve çevresini kirletenleri gördüğünde bundan rahatsız olur ve bu kimseleri uyarırdı.

Sahabeden Ebu’l-Ahvas şöyle demiştir:[13]

أتيت النبى فى ثوب دُوانٍ فقال: ألك مال؟ قال: نعم. قال: مِن أى المال؟ قال: قد أتانىَ الله من الإبل والغنم والخيل والرقيق. قال: فإذا أتاك الله مالا فليُر أثرُ نعمة الله عليك وكرامته.

Hz. Cabir de şöyle demiştir:[14] -Efendimiz, saçları birbirine karışmış bir adam gördü ve:

-Bu adam saçlarını düzene sokacak bir şey bulamıyor mu? buyurdu. Elbisesi kirli bir adamla karşılaştı da:    

-Bu adam elbisesini yıkayacak su bulamıyor mu? buyurdu.

Hz. Aişe validemiz anlatıyor:[15] -Efendimizin zamanında Medine’nin çevresinde bulunan insanlar Cuma namazına gelirlerdi. Sırtındaki yün elbiseleri toz toprak içinde olurdu ve bu toz toprak vücutlarına siner, bedenlerinden ter kokusu çıkardı. Bir defa Efendimiz benim yanımda iken bunlardan bazıları huzuruna geldi. Efendimiz onların bu durumundan rahatsız oldu ve:

-Keşke siz, şu gününüz için temizlenmiş olsaydınız,  buyurdu.

İbn Abbas anlatıyor:[16] -Efendimiz iki kabrin yanından geçiyordu, şöyle buyurdu:

-Bunlar azap görüyorlar. Hem de (kendilerince) azap görmeleri büyük bir şey için değildir... Evet günahları büyüktür. Biri idrardan sakınmaz, iyice temizlenmezdi. Diğeri de koğuculuk eder gezerdi.

Çevrenin kirletilmemesi, temiz tutulması konusunda da Efendimizin uyarıları vardır:[17]

عن أبى هريرة قال: إتقوا اللعانين. قالوا: وما اللعانان يا رسول الله؟ قال: الذى يتخلّى فى طريق الناس أو فى ظلهم.

Cahiliye Arapları, çevre temizliğine riayet etmezler, yerlere tükürürlerdi. Efendimiz bu kötü adetten son derece tiksinirdi. Bir defa Efendimiz yerin böyle kirletildiğini görmüş, son derece hiddetlenmiş, yüzü kızarmıştı. Bunun farkına varan bir kadın, hemen ortalığı temizlemişti. Bunun üzerine Efendimiz şöyle buyurdu: -Ne iyi oldu.[18]

Efendimizin mescidi muntazam silinir, süpürülürdü. Ebu Hüreyre anlatıyor:  -Ümmi Mihcen adında bir kadın, Efendimizin mescidini süpürürdü. Vefat etti. (Fakat öldüğünü Efendimize bildirmediler) Efendimiz kadını göremeyince:

-Kadın ne oldu? diye sordu. Öldü, dediler. Bunun üzerine Efendimiz:    

-Bana ölümünü haber vermeli değil miydiniz? buyurdu. Sonra da kabrinin başına varıp ona dua etti.[19]

Efendimizin özellikle kadının mezarına gidip orada ona dua etmesi, kadının mescidi temizlemesinden memnun olduğunun ifadesi idi.

Efendimiz diş temizliğine de çok önem verirdi. Hz. Aişe’ye sorulmuş: -Efendimiz evine girdiği vakit ilk işe nereden başlardı?

-Misvaktan (misvak ile dişlerini temizlemekten) cevabını vermiştir.[20]

Efendimiz her fırsatta dişlerini temizler ve şöyle buyururdu:[21]

السواك مَطْهَرَة للفم مرضاةٌ للرب.

Efendimiz dişlerini temizlemeyenleri gördüğünde de onları şöyle uyarırdı:[22]

ما لكم تدخلون علىّ قُلحا إستكانوا.

Vücutla ilgili bir başka temizlik de, koltuk altlarını temizlemek, etek tıraşı olmak ve tırnakları kesmektir. Efendimiz buyuruyor:[23]

عن أبى هريرة قال: الفطرة خمس: الختان والإستِحداد وقَصُّ الشارِبِ، وتَقْلِيم الأظفار، وَنَتْفُ الإبْطِ.

Hz. Enes diyor ki:

-Bıyık kısaltmak, tırnak kesmek, koltuk altlarını yolmak ve kasıkları tıraş etmek hususunda bunları kırk geceden fazla bırakmamamız, bize süre olarak tayin edildi.[24]

Bu temizlikler gerektiği zaman yapılmalıdır. Ancak Hz. Enes’in rivayet ettiği gibi kırk günü geçmemelidir.

Değerli Müminler! Temizliğin her çeşidine dinimizin ne kadar önem verdiği, bir kısmına yer verdiğimiz ayet ve hadislerden anlaşılmaktadır. Yine bundan anlıyoruz ki, müminin en belirgin özelliklerinden birisi de temizliktir. Çünkü Efendimiz temizliğe büyük önem vermiş, şöyle buyurmuştur:[25]

إن الله طيب يحب الطيب، نظيف يحب النظافة، كريم يحب الكَرام، جواد يحب الجود. فنظّفوا أفنيتَكم ولا تشبَّهوا باليهود.


[1] Buhari, Bedu’l-Vahiy, 1. (Ayet, 74/1-5)

[2] bakara, 2/222.

[3] Tevbe, 9/108.

[4] Müslim, Tahare, 1.

[5] Müslim, Birr, 10.

[6] İbn Mace, Zühd, 21; Tirmizi, Zühd, 17.

[7] Müslim, İmare, 48.

[8] Buhari, İman, 39; Müslim, Müsakat, 20.

[9] Tevbe, 9/103.

[10] Tirmizi, Tefsiru’l-Kuran, 75; İbn Mace, Zühd, 29; Müsned, 2, 2197.  (Ayet, 83/14)

[11] Şuara, 26/87-89.

[12] Altın-Gümüş

[13] Ebu Davud, Libas, 17.

[14] Ebu Davud, Libas, 17.

[15] Buhari, Cumua, 15; Müslim, Cuma, 1.

[16] Buhari, Cenaiz, 89.

[17] Müslim, Tahare, 20; Ebu Davud, Tahare, 14.

[18] Nesai, Mesacid, 35.

[19] Buhari, Salat, 74.

[20] Müslim, Tahare, 15; Nesai, Tahare, 8.

[21] Nesai, Tahare, 5.

[22] Heytemi, Mecmau’z-Zevaid, 1, 221.

[23] Müslim, Tahare, 16; Nesai, Tahare, 11. (Sünnet, etek, koltuk altı, bıyık)

[24] Müslim, Tahare, 16.

[25][25] Tac, 3, 162. (Çevrenizi)

Kaynak: Lütfi Şentürk-Diyanet Aylık Dergi



Aktif Ziyaretçi15
Bugün Toplam1233
Toplam Ziyaret632603