• https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam
MAKALELER
VAAZ ARŞİVİ
DİYANET FETVALARI
Mutlu Yuva ve Mutlu Beraberlik- Hz. Ali ile Hz. Fatma Örneği

HZALİ İLE HZ. FATIMA’NIN EVLİLİĞİ 

(MUTLU YUVA MUTLU BERABERLİK)

Tarihin mümtaz sayfalarının başlarında yer alan model ailelerden biri de HzAli ve Hz. Fatıma’nın kurdukları mutlu yuvadır. Bu mutlu yuvanın kuruluşaşamasında, düğün hazırlıkları ve eşlerin güzel geçimlerinde, değerler kriziiçerisindeki toplumlara örnek olabilecek prensipler bulmak mümkündür. 

Evlilik, insan tabiatının bir gereğidir.Sevgi, sadakat gibi değerlerle kurulanmodel aileler, toplumun en büyükgüvencesidir. Model ailelerden yoksun toplumlar, tükenişin eşiğindedir. Toplumsal problemlerin arttığı dönemlerde, erdemler mektebiolan bu aileler, sorunları çözmede en güzel örnektirler. Bu tür aileler, günümüzde olduğu gibi, tarih sayfalarında da bulunabilir. Tarihinmümtaz sayfalarının başlarında yer alan modelailelerden biri de Hz Ali ve Hz. Fatıma’nın kurdukları mutlu yuvadır. Bu mutlu yuvanın kuruluş aşamasında, düğün hazırlıkları ve eşleringüzel geçimlerinde, değerler krizi içerisindekitoplumlara örnek olabilecek prensipler bulmakmümkündür. Bu yuvayı yakından tanımaya çalışalım:

Saadetli evin hanımefendisi 
Hz. Fatıma Cennet kadınlarının sultanı Hz. Fatma validemiz, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in necip neslini sürdüren en küçük kızıdır. Hz. Fatıma, Sevgili Peygamberimizin terbiyesiyle yetişmiş heryönüyle kendine babasını örnek almıştır. Onugörenler sadece fizikî görünüşü ile Hz. Peygamber (s.a.s.)’e benzetmemiş, haya, cömertlik, merhamet ve konuşma, yürüme tarzı ile debenzetmişlerdir. (Müslim, Fezâilü’s-Sahabe, 98; Tirmizi, Menakib, 60) 
Hz. Fatıma’ya Hz. Peygamber (s.a.s.) ve yakın çevresi tarafından verilen lâkap ve sıfatlar,onun seçkinliğini, ahlâkî üstünlüğünü anlatmaya yeterlidir. İffet ve haya timsali oluşundandolayı “Betül”; ibadete düşkünlüğü neticesiilâhî nurun yüzünde aksedişinden “Zehra”; vakar ve ağırbaşlılığıyla hanımların efendisi anlamında “Seyyidün- Nisâ”; ona bakan yüz simasından, ahlâkî tavırlarından Rasûlullah (s.a.s.)’ıanımsattığından dolayı, babasının kızı anlamına gelen “Bint-i Ebiha”; üstün bir zekâya vekavrayış gücüne sahip olduğundan dolayı “Zekiyye”; kimseyi incitmemeye gösterdiği özenden ve elinden geldiğince insanları hoşnut etmeye çalıştığından dolayı “Marziyye” denmiştir. 

Saadetli evin beyefendisi HzAli
Orta boylu, geniş omuzlu, bilekleri ve pazıları çelik gibi, gözleri iri iri, güzel yüzlü olanHzAli, fizikî güzelliği yanında dürüstlüğü, cesareti, atikliği ve üstün bir zekâya sahip oluşuile çevresinde örnek bir delikanlı idi. Birçok ahlâkî meziyetini Hz. Peygamberden almıştır. Zira HzAliçocukluk ve gençliğini Hz. Peygamberin himayesi ve terbiyesi altında geçirmiş,her yönüyle Kâinatın Efendisini kendine örnekalmıştır. O eşsiz terbiyenin eseri olarak HzAli,ahlâk bakımından üstün bir seviyeye ulaşmıştır. 
Hz. Peygamber, HzAli’yi çok sevmiş, Hz.Hatice annemizden sonra ilk İslâm’ı ona tebliğetmiştir. HzAli,henüz on yaşında olmasınarağmen, üstünmuhakeme gücünü kullanarakMüslüman olmaya karar vermiştir. (İbn Sad,et-Tabakatü’l- Kübra, Beyrut, 1995, III,22)Hz. Peygamber (s.a.s.)HzAli’yi, kardeşi Caferi diğer çocuklarından hiç ayırmamış, şefkat, merhamet ve ihsanı ile babalarını aratmamıştır.HzAli, çocukluk döneminden itibaren Hz. Peygamber’i bir gölge gibi takip etmiş, İslâm’ı tebliğ ettiği sıralarda hep yanında olmuş, elindengeldiğince Hz. Peygamber’e destek olmuştur.Hz. Peygamber, sözleriyle de HzAli’yi onurlandırmıştır. Bir hadisinde, kendisi için sevdiğişeyi HzAli için de sevdiğini ve kendisi için hoşlanmadığı şeyden Ali için de hoşlanmadığınıbuyurmuştur… 
(Tirmizi, Salat, 209) 
Buna ilâve olarak Hz. Peygamber’in hicretinilk aylarında Mekke’den hicret edenlerle, Medineliler arasında yakınlık ve dayanışma sağlamak amacıyla kurduğu kardeşlik akdi sırasında,“Sen dünyada ve âhirette benim kardeşimsin.”buyurarak, HzAli’yi kendisine kardeş kabul etmesi, “Ben kimin dostu (mevlâsı) isem, Ali deonun dostudur.” (Tirmizi Menakıb, 21)buyurması,Müşriklerin, Hz. Peygamber’i öldürme kararıverdikleri hicret gecesinde, hayatını tehlikeyeatarak geceyi onun yatağında geçirmesi, Hz.Ali ile aralarındaki münasebeti, nübüvvet yakınlığı hariç, Hz. Musa ile Hârun yakınlığınabenzetmesi (a.g.e., III, s. 23), evlenmeden önceonun, Hz. Peygamber’e olan yakınlığına dairçok önemli delillerdir.
Evlilik hazırlığıHzAli ve Fatıma birbirlerini çokiyi tanıyorlardı.Çünkü HzAli, çocukluğunu Hz. Peygamber’in yanındageçirmişti. Hz. Fatıma kendisine evlilikteklif edildiğinde15 yaşlarında idi.
Talipliler sadecePeygamber’in kızıolmasından dolayıtalip olmamışlardı.O, evlenilecek hanımefendi adaylarıiçerisinde en idealözelliklere sahipti. Bu yüzden ona talip olanlarınsayısı oldukça fazla idi. Hz. Peygamber yaş, soyve kültürel denkliği göz önüne alarak taliplilerinazikçe reddediyor, biricik kızı için en uygundamat adayını bekliyordu. Çünkü eşler arasındaiyi bir uyum olabilmesi için evlilik, dengi dengine olmalıydı. Hz. Peygamber (s.a.s.) HzAli’yidamat olarak gönlünden geçirmiyor değildi.Hatta bir gün Hz. Peygamber’in: “Rabbim! Kızıma hayırlı bir kısmet nasip et. Amcam oğlu Aline güzel bir eştir onun için.” dediği rivayet edilir. Sahabi arasında da: “Her halde Hz. Peygamber (s.a.s.), HzAli’nin talip olmasını bekliyor”şeklinde de konuşmalar başlamıştı. HzAliHzFatıma’yı arzu ediyor, fakat bir türlü kendindecesaret bulup arzusunu iletemiyordu. (Bkz. a.g.e,s. 19)
HzAli, günlerden bir gün -muhtemelen M.624 mayıs- cesaretini toplayarak, Hz. Fatıma’yıistemek üzere, Hz. Peygamberin huzuruna çıktı. Durumun çok nazik ve özel bir konu olduğunu anlayan Hz. Peygamber “Bir ihtiyacın, birarzun mu var ey Ali?” sorusuna, HzAli’nin yine heyecandan cevap vermemesi üzerine:“Sen Fatımayı istemek üzere geldin” buyurdu.HzAli, sadece “evet” diyebildi. Hz. Peygamberin cevabı: “Merhaben ve ehlen” oldu. Busözler Hz. Peygamberin bu evliliği onayladığıanlamına geliyordu. Daha sonra Hz. Peygamber mehir konusunu da konuştuktan sonra, buteklifi Hz. Fatıma’ya ulaştırdı. Hz. Fatıma’nıncevabı o günün âdeti üzere susmak şeklinde oldu. Hz. Fatıma’nın evlilik konusunda rızasınınalınması, o günkü toplumda görülmüş bir durum değildi. Bu arada Hz. Fatıma’nın gözlerinden, çok sevdiği babasından ayrılacağındandolayı yaşlar boşaldı.(İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübra,VIII/20; Bk: Nesâi, Nikah 31,32)
HzAli zengin bir kimse değildi. Elinde Bedir ganimetlerinin taksimi sırasında, Hz. Peygamber tarafından verilen bir zırh vardı. Buzırh satılarak düğün hazırlıkları başladı. Nikâh ilân edildi. Misafirler için gül suyu, hurma vebal şerbeti hazırlandı. Davetliler toplanınca,Hz. Peygamber (s.a.s.) ilk sözü alarak, evlilikkonusunda veciz bir konuşma yaptı. Davetlilernikâha şahit tutularak, dört yüz dirhem gümüşün mehir olarak belirlenmesi ile nikâh kıyıldı.Nikâhın sonunda Hz. Peygamber (s.a.s.), evliliğin hayırlı uğurlu, doğacak nesillerin necip olması için duada bulundu. (a.g.e., III, s. 23) HzAlide Hz. Peygamber (s.a.s.)’e, kerimesi Fatıma’yıkendisine nikâhlama lütfunda bulunduğu içinşükranlarını arz etti. Tören bittikten sonra misafirlere hurma ve bal şerbeti ikram edildi. 
Davetliler dağıldıktan sonra Hz. Peygamber(s.a.s.) nikâhın tamamlandığını haber vermeküzere kızının yanına gitti. Hz. Fatıma’yı karşısında görür görmez gözleri yaşardı. Bu durum,kızının mürüvvetini görmesinden ve çok sevdiği eşi Hz. Hatice’nin, bu mürüvvete kavuşamamasından dolayı idi.
Verilen mehirle ev hazırlıkları başladı. Ev içinbir sedir, bir yün yatak, minder, kilim, yatak örtüsü ve elbise satın alındı. Bu eşyalara Hz. Fatıma’nın çeyizi de katıldı. Hz. Fatıma’nın çeyizi;kadife örtü, içi hurma lifleriyle doldurulmuş deri yastık, iki el değirmeni ve deriden yapılma ikisu kabıdır. Bu eşyalar, o zaman için bile oldukça sade idi. Zira bu evlilikte maddî şeyler öncelikli kılınmamış, saadetli yuvanın külfetsiz bir biçimde kurulması amaçlanmış, Sevgili Peygamberimizin, “Evliliğin en iyisi, en kolay olanıdır.”(Ebu Dâvud, Nikâh, 32, hadis no: 2117)hadisi prensipedilmiştir. Ayrıca bu alınan eşyaların üzerine debaşka eşyalar ilâve edilmemiştir. Nitekim Hz.Fatıma’nın ahirete irtihaline kadar bu eşyalarıkullandığı rivayet edilir. 

Mutlu yuvada beraberlik 
Onların kurdukları yuvada, sevgi ve saygıvardı. Onlar hayatı paylaşan iki ortaktılar. Hz.Ali salih; Hz. Fatıma da saliha idi. Mutluluğunanahtarı bu özeliklere sahip olmaktaydı. Onların evi ilim meclisi idi. Evde Kur’an okunur, hadisler müzakere edilirdi. HzAli’nin, eşi Hz. Fatıma’dan rivayet ettiği hadisler bunun ifadesidir. (bkz. TDV. İslâm Ansiklopedisi, “Ali” md. II, 371-375) 
Onlar ibadete çok düşkün idiler. Fırsat buldukça nafile oruç tutarlardı. Hz. Aişe annemizin, HzAli’nin ibadet hayatını anlatan şu sözübunu teyit etmektedir: Hz. Aişe (r.a)’ye: “Hangi kadın Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a daha sevgili idi” diye soruldu: “Fatıma!” dedi.“Ya erkeklerden” dendi. “Fatıma’nın kocası!Zira bildiğim kadarıyla Ali de çok oruç tutar,çok namaz kılar” (Tirmizi, Menakıb, H.No: 3873) buyurdu. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu güzel özelikleri bu saadetli yuvada gördükçe sevinir, kızıHz. Fatıma’yı ayakta karşılar, elini tutarak yanaklarından öper iltifat ederdi. (Müslim, Fezailu’s-sahabe, 98) 
HzAli örnek bir aile reisi idi. Eşi ve çocuklarına karşı oldukça merhametli idi. HzAli ticaret yapıp dünya malı biriktirme yerine ilâhî sırlar hazinesi olan vahye katiplik yapıyor, gününün büyük bölümünü Hz. Peygamberle beraberliğe ve İslâm’a hizmete vakfediyordu. 
HzAli’nin geliri sadece ordu hizmetlerindendi. Ancak bu ücret, alelâde bir işçinin ücretinin altındaydı. Ailenin ekonomik durumu iyiolmamasına rağmen, HzAli ve Hz. Fatıma cömert idiler. Bollukta ve darlıkta mal ve paralarını fakirlerden esirgememişler, bunları hep Allahrızası için sarf etmişlerdir. “Mallarını gece vegündüz, gizli ve açık harcayan kimseler...”(Bakara, 274)ayetinin, HzAli ve değerli eşi hakkında indiği rivayet edilir. (Maverdi, en-Nüket, I/347)
Bu saadetli yuvanın en büyük destekçisi Hz.Peygamber idi. Zira Hz. Peygamber, kızını evlendirmekle ondan kopmadı, her fırsatta bumutlu yuvayı şenlendirir, hem kızına hem damadına beslediği derin sevgisini ifade eder, onların arasına oturur, sohbet eder, nasihatlerdebulunur, onları hayra yönlendirirdi. HzAli ve Hz. Fatıma arasında iş bölümünü bizzat kendisi yapmıştı. Cahiliye geleneğinde ağır işlerdeezilen kadınların aksine, Hz. Fatıma sadece eviniç işlerinden, HzAli de dış işlerinden sorumluidi.
Eşler, birbirlerine son derece güven duyuyor, hayatın acı tatlı günlerinde birbirlerinedestek oluyorlardı. Yeri geldiğinde HzAli ev işlerinde Hz. Fatıma’ya yardımcı oluyordu. Evesu taşımak, pazar alışverişini yapmak, ağır yükleri kaldırmak, HzAli’nin görevi idi. 
Bir gün el değirmeninden un öğütmektenusanan Hz. Fatıma ve kuyudan su çekmektenyorulan HzAliHz. Peygambere gidip, ev işlerinde kendilerine yardımcı olacak Medine’yeyeni gelen bir esir istediler. Hz. Peygamber(s.a.s.) da esiri, mescidde yatıp kalkan fakir Müslümanların ihtiyaçlarını karşılamak üzeresatacağını, bu sebeple kendisine bir hizmetçiveremeyeceğini, buna karşılık yatağa girdiklerinde otuz üçer defa sübhanallah, elhamdülillah, Allahüekber demelerini ve bunun istediğihizmetçiden kendileri için daha hayırlı olacağını söyledi. (Buhari, Fezailü Ashabin-Nebi, 9) Onlar dabu öğüdü yerine getirdiler. Saadetli yuvalarında sade yaşayışa devam ettiler.
HzAli ve Fatıma annemizin evlilikleri sırasında, ufak tefek birkaç tatsız olaydan bahsedilir. Bu tatsız olay büyümeden ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’in araya girmesi, Hz. Fatıma’yaöğütte bulunması neticesi, kırgınlıklar tatlıyabağlanmıştır. HzAli de eşini hiçbir şekilde üzmeyeceğinin sözünü vermiştir. (Buhari, Edep, 113,İsti’zan; İbn Hacer, el- İsabe, VIII, 59)
HzAli eşine sadıktı. Dönemin şartları gereği birden fazla kadınla evlenmek mümkün ikeno evlenmemiş, Hz. Fatıma’ya ölünceye değinsadık kalmıştır. HzAli’nin Hz. Fatıma annemizin ölümü sebebiyle, Sevgili Peygamberimizinmanevî huzurunda, eşi için söylediği şu sözler,ona duyduğu derin sevgiyi göstermektedir:“Selâm olsun sana civarına inen, sana pek çabuk kavuşan kızından yâ Resûlullah. Senin seçilmiş kızından ayrıldığımdan dolayı sabrım azaldı, kudretim kalmadı yâ Rasûlullah.
Ancak senden ayrılmam, senin vefâtını görmem, çok daha büyük bir acıydı; ona sabrettikten sonra buna da sabretmem gerek. “Gerçekten de biz Allah’ınız ve gerçekten de O’na kavuşacağız”. (Bakara, 151)
Emanetin benden alındı; bana verdiğin,elimden çıktı. Fakat Allah, beni de senin bulunduğun yurda alıncaya dek, derdim sürüp gidecek; gecelerim uykusuz olarak sabahı bulacak.”(Nehcu’l Belaga, (fierh, Muhammed Abduh) I, 261)
HzAli ile Hz. Fatıma’nın, Hasan, Hüseyin,Muhsin, Ümmü Gülsüm ve Zeyneb adında üçüerkek, ikisi kız beş çocuğu oldu. Çocuklarınınher birini İslâm ahlâkı ile yetiştirdiler. Tarih, onların yetiştirdiği nesle tanıktır. Bu mutlu yuva,mutlu beraberlik hepimize örnek olsun.


ABDURRAHMAN AKBAŞ, DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU UZMANI 
DİYANET AYLIK DERGİ MART 2005 

  
946 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Üye Girişi
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam267
Toplam Ziyaret2596196
Anket
Sitemizde en fazla hangi tür yazılar ilginizi çekiyor?
EĞİTİM SUNUMLARI