• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
                
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ

Arapça Tecvid Tanımları


Tecvid Nedir?

Tecvid kelime manası güzelleştirmedir. Kur'an'ı güzel okuyana Kur'an'ı güzelleştirdi manasında ''mucevvid'' denir.
 
Terim manası ise: Her harfin hakkını vererek zat ve sıfatıyla (kalın, ince vs.) ağızdan doğru bir şekilde çıkmasıdır.

Tecvid'in Hükmü Nedir?
Tecvid pratik ve ilmi olmak üzere ikiye ayrılır

a) Pratik Tecvid:
 Kur'anı tecvidli okumak her Müslüman erkek ve kadına farz-ı ayndır.

b) İlmi Tecvid:
 Tecvid ilmini öğrenmek farz-ı kifayedir. Yani bazılarının o ilmi elde etmesiyle diğerlerinin o ilmi öğrenme zorunluluğu kalkar.

Konuyla alakalı alimlerin ve hasseten bu ilmin piri olan imam cezeri kur'an ilmine dair yazdıkları kitaplarında Kur'an ve sünnetten delillerle Kur'an'ın tecvidli okunmasının farziyetine işaret etmişlerdir.

"Kur'ân'ı tertil üzere oku." (Muzemmil-4) Ayeti bu hukme işaret eden en onemli ayettir.

Elmalılı M. Hamdi Yazır bu ayetın tefsirinde bu hükmü şöyle açıklıyor:

"TERTÎL, bir şeyi güzel, düzgün ve tertip ile kusursuz bir şekilde açık açık, hakkını vererek açıklamaktır. Kur'ân'ın tertili de böyle her harfinin, edasının, tertibinin, mânâsının hakkını doyura doyura vererek okunmasıdır. Burada emrinden sonra mastarıyla vurgu yapılması da bu tertîlin en güzel şekilde olmasının arandığını gösterir. Bir söz aslında ne kadar güzel olursa olsun gereği gibi güzel okunmayınca güzelliği kalmaz. Güzel okumasını bilmeyenler güzel sözleri berbat ederler. Sözün tertîl ile güzel söylenmesi ve okunması ise sade ses güzelliği ile gelişi güzel eze büze şarkı gibi okumak, saz teli gibi sade ses üzerinde yürümek kabilinden bir musıkî işi değildir. Kelimelerin dizilişinin mânâ ile uyum sağlaması ve dilin fesahat ve belağatı hakkıyla gözetilerek ruhî ve manevî bir uygunlukla, yerine göre şiddetli, yerine göre yumuşak, yerine göre uzun, yerine göre kısa okuma, yerine göre ğunne, yerine göre izhar, yerine göre ihfa, yerine göre iklâb, yerine göre vasıl, yerine göre sekit veya vakıf; Kısacası bütün maksat, mânâyı duymak ve mümkün olduğu kadar duyurmak olmak üzere tecvid ile okuma işidir. Bunun için Kur'ân okurken tertîl ve tecvid gerekir. Tecvid de, kaf çatlatmak derdiyle, çatlatmaktaki mânâyı kaybetmek değildir." (Elmalılı, Hak Dini Kur'an Dili)


Ayetin orjinalinde kullanılan "tertil" sözcüğü tok sesle, "tecvid" kuralları uyarınca her harfi doğru biçimde seslendirmektir (Seyyid Kutup, Fi Zilali'l-Kur'an)
 

Bu ayetteki tertil üzere oku emrinden tecvidin farz olduğu hükmü çıkarılmıştır.
 

Tecvid İlmi Nereden Gelir?
Pratik (ameli) tecvid Allah Kur'an-ı Kerim'i ilk indirdiğinde Cebrail (a.s.) vasıtasıyla efendimiz (s.a.v.)'e O'ndan da sahabeye ve günümüze kadar tevatürle gelmiştir.

Tecvid İlminin Gayesi Nedir?
Kur'an'ı tecvidli okumanın gayesi Allah'ın kelamında dilin sürçüp yanlış yapmasını ve bu yolla Kur'an'ın tahrifini engellemektir.

Bazı Önemli Notlar:
*Kur'ânı Kerîm'in okunuşunda takip edilen usul ve ölçüler, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in, âyetleri kendisine indirildiği şekliyle okumaları ve uygulamaları ile tespit edilmiş ve günümüze kadar aktarılmıştır.
*Zamanla, alimler tarafından derlenmiş, Kıraat ve Tecvid kuralları olarak sistemi belirlenmiştir. Günümüzde, biz de dahil olmak üzere, müslümanların büyük çoğunluğu, Hafs'ın İmam Asım'dan naklettiği sistem ve ölçülerle Kur'ânı Kerîm okumaktadır.
*İşte Tecvid İlmi, Kur'ân-ı Kerîm harflerinin aslına uygun okunuşları ve okuma esnasında uyulması gereken birtakım usul ve ölçüleri  belli başlıklar altında inceler.
*Tecvid kuralları sadece Kur'ân-ı Kerîm okurken uygulanır. Diğer Arapça metinler için böyle bir gereklilik yoktur.



KLASİK TECVİD TANIMLARI

1. TECVİD:

وَهُوَ إِعْطَاءُ الْحُرُوفِ حَقَّهَا مِنْ كُلِّ صِفَةٍ وَمُسْتَحَقَّهَا وَرَدُّ كُلِّ وَاحِدٍ لِأَصْلِهِ

"Harflere her sıfattan hakkını ve mustehakkını vermek ve her bir harfı aslına götürmektir."


2. TERTİL
:

الترتيل: تَجْوِيدُ الْحُرُوفِ وَ مَعْرِفَةُ الْوُقوُفِ

"Tertil, sıfat ve mahreçlere riayet ederek harfleri ve harekeleri açık açık telaffuz etmek, acele etmeden manasını anlamaya çalışarak Kur’an’ı tilavet etmektir."

 

3. REVM:

الّرَوْمُ طَلَبُ الْحَرَكَةِ بِصَوْتٍ خَفِيٍّ

"Gizli ses ile harfin harekesini taleb etmeye, yani son harfin harekesini hafif bir sesle okumaya "Revm" denir


4. İŞMAM:

اَلاِشْماَمُ اِنْضِماَمُ الشّفَتَيْنِ بَعْدَ السُّكُونِ اِشَارَةً اِلَى الضَّمِّ 

 

“Sükundan sonra ötre harekesine işaret ederek dudakların ileriye sürülüp yumulmasıdır.”

 

5. İDGAM:

اَلإِدْغاَمُ إِدْخاَلُ اَحَدِ الْحَرْفَيْنِ الْمُتَماَثِلَيْنِ اَوْ الْمُتَجاَنِثَيْنِ اَوِ الْمُتَقاَرِبَيْنِ فِي الْاَخَرِ

“İdğâm, birincisi sâkin, ikincisi harekeli olan iki harfi aynı sesle şeddeleyerek” okumaktır

 

6. İDĞAM-I MİSLEYN:

مَا اِتَّحَدا  مَخْرَجًا وَ صِفَةً 

“Mahreçleri ve sıfatları aynı olan iki harf ( in idğamı )” dır.

 

7. İDĞAM-I MÜTECANİSEYN:

مَا اتِّحَدا مَخْرَجًا وَاخْتَلفا صِفَةً 

"Mahreçleri aynı, sıfatları ayrı olan iki harf('in idğamı)” dır.

شَرُّ اْلقِراَءَةِ  اَلْهَذْرَمَةُ

“Kıraatın en şerlisi hezremedir. (kelimeleri ve harfleri birbirine katacak şekilde süratli okumaktır.)” Hz. Ömer

8. İDĞAM-I MÜTEKARİBEYN:

مَا تَقَارَبَا
مَخْرَجًا  أو صِفَةً  أو مخرجًا و صفةً

“Mahreçleri veya sıfatları, veya hem mahreç, hem de sıfatları yönüyle biribirine yakınlığı olan iki harf ('in idğamı)” dır.


9. GUNNE:

اَلْغُنَّةُ هى صَوْتٌ يَخْرُجُ عَنِ الْخَيشْوُمِ

“Gunne genizden gelen sestir.”


10. İHFA:

اَلْاِخْفاَءُ حاَلَةٌ بَيْنَ الْاِظْهاَرِ وَالْاِدْغاِمِ عاَرِيَةٌ عَنِ التَّشْدِيدِ مَعَ بَقاَءِ الغُنَّةِ

“İhfâ, şeddeden uzak bir şekilde, izhâr ile idğâm arası ğunneli bir okuyuştur.”

 

11. İZHAR:

اَلْإِظْهاَرُ هُوَ الْإِنْفِصاَلُ تَباَعُداً بَيْنَ الْحَرْفَيْن

“İzhar: İki harfin birbirinden uzaklaşarak ayrılmasıdır.”


12. İKLAB:


اَلْإِقْلاَبُ هُوَ قَلْبُ النُّونِ السَّاكِنَةِ اَوِ التَّنْوِينِ مِيماً خاَلِصاً وَ إِخْفاَؤُهاَ عِنْدَ الْباَءِ بِغُنَّةٍ

“Sakin Nunu veya tenvini, halis Mim ( م )e çevirmek ve onu (Mimi ) Ba (ب ) harfini okumadan ihfa yaparak ğunne ile okumaktır”.

13. GALGALE:

اَلْقَلْقَلَةُ  تَقَلْقُلُ الْمَخْرَجِ حَتَّي يُسْمَعَ لَهُ نَبْرَةٌ قَوِيَّةٌ

“Kuvvetli bir ses işitinceye kadar, (harfe ait) mahrecin kımıldanmasıdır.”


14. SEKTE
:

اَلسَّكْتَةُ قَطْعُ الصَّوْتِ دُونَ النَّفَسِ

“Sekte: nefes almaksızın sesi kesmektir”


15. VAKIF:

اَلْوَقْفُ قَطْعُ الصَّوْتِ مَعَ النَّفَسِ

Nefes ile beraber sesi kesmektir.

الوقف: عِبَارَةٌ عَنِ قَطْعِ الصَّوْتِ عَلَي الْكَلِمَةِ زَمَنًا يَتَنَفَّسُ فِيهِ عَادَةٌ بِنِيَّةِ إِسْتِئْنَافِ الْقِرَائَةِ

“Vakf, okumaya tekrar devam etmek niyetiyle, kelime üzerinde, adet olduğu şekilde nefes alacak kadar sesi kesmekten ibarettir. Durulup ses kesildikten sonra, nefes alınır ve okumaya devam edilir.”

اَلْمَدَّاتُ دَباَبِيجُ اَلْقُرْآنِ

“Medler Kur’an’ın ipekleridir.” Abdullah b. Mesud

16. Hemze-i Vasl: Geçiş Hemzesi هَمْزَةُ الوَصْل
 
Kelimenin başında bulunan ve yalnız yazıldığında da, ancak başka kelimeden sonra geldiğinde yazılsa da okunmadan geçilen (yani ulama yapılan) “elif” e Hemze-i Vasl (Geçiş Hemzesi) denir.
 
* Hemze-i Vasl (Geçiş Hemzesi) kelimenin kök haflerinden değildir, sonradan ilave edilen harftir.
* Hemze-i Vasl (Geçiş Hemzesi) ” اَ اِ اُ “ şeklinde elif üzerinde hemzesiz yazılır.
* Hemze-i Vasl (Geçiş Hemzesi) harfinden sonra gelen harf sakin (cezimli) okunur.
 
Vasl Hemze’sinin (Geçiş Hemzesi) Bulunduğu Yerler:
 
1- Sülasi fiillerin emirlerinin başında: اُكْتُبْ، اِعْمَلْ
 
2- Humasi fiillerin mazi, emir ve masdarlarının başında:    اِنْتَبَهَ، اِنْتَبِهْ، اِنْتِبَاهٌ
 
 
3- Südasi fiillerin mazi, emir ve masdarlarının başında:  اِسْتَغْفَرَ، اِسْتَغْفِرْ، اِسْتِغْفَارٌ
 
 
4- Şu isimlerin başında bulunan hemzeler vasl hemzesidir;
 
 
اِبْنٌ، اِبْنَةٌ، اِثْنَانِ، اِثْنَتَانِ، اِمْرَؤٌ، اِمْرَأَةٌ، اِسْمٌ، اِسْتٌ، اَيُّمٌ، اَيْمَنُ
 
 
5- Harf-i tarif’in başındaki hemze: الكِتَابُ، السَّيَّارَةُ
 

17. Hemze-i Kat’ (Sabit Hemze) هَمْزَةُ القَطْعِ
 
Kelime başında bulunan, her daim yazılan ve okunan hemzeye Hemze-i Kat’ı (Sabit Hemze) denir.
Aslında Hemze-i Vasl’ın dışındakiledir, diyebiliriz.
 
Kat’ı Hemze’sinin (Sabit Hemze) Bulunduğu Yerler:
 
1. إفْعاَل   kalbının mazi, emr-i hazır ve mastarının başındaki hemze. أَرْسَلَ، أَكْرَمَ، أَخْرِجْ، إِخْرَاجُهُ
 
2. Muzâri mütekellim’in hemzesi:  أَكْتُبُ، أَرْسُمُ، أَضْحَكُ
 
3. İsmi tafdil (üstünlük ismi) hemzesi:  أَفْضَلُ
 
4. Sıfat-ı müşebbehenin hemzesi: أَحْمَرُ
 
5. أَفْعاَلُ    kalıbındaki cem-i mükesser’in (kuralsız çoğulların) hemzesi: أَشْيَاءُ
 
6. Sülasi’den gelen mehmuz’ul-fa’nın hemzesi: أكَلَ، أَخَذَ
 
7. Taaccüb fiillerinin hemzeleri:  أَفْعِلْ بِهِ، مَا أَفْعَلَهُ
 
8. Hemze ile başlayan Arapçaya dışarıdan giren yabancı özel isimlerin hemzesi: إِبْرَاهِيمُ، إِسْحَاقُ
 
9. Yabancı olmayıp evveli hemze ile başlayan cins isimlerin hemzesi: أَسَدٌ، إِبِلٌ
 
10. Soru harfi olan أَ hemze: أَ تَكْتُبُ؟
 

11. Nidâ harfi olan أَ hemze: أَ رَجُلُ




Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam288
Toplam Ziyaret820365