• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
                
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ

DHBT ve MBSTS Diyanet Yeterlilik TEST 41

Diyanet Yeterlilik Sınavına Hazırlık Soruları 41

1:)Hisse senetleri zekâta tabî midir?


Cevap: Borsada  alınıp  satılan  hisse  senetlerin  yatırım yapan kişinin, sahip olduğu hisse senetlerinin diğeri, nisap miktarına ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi halinde 1/40 oranında zekâtını vermesi gerekir.

2:)Zekât ve fitre, hayır  kurumlarına  verilebilir mi?

Cevap: Aldıkları zekât ve fitreleri bir fonda toplayıp bu- nu yalnızca Tevbe suresinin 60. ayetinde belirtilen yerlere  sarf  ettikleri  bilinen  ve  kendilerine  her  bakımdan güvenilen kimseler eliyle yönetilen dernek, kurum ve yardımlaşma fonlarına zekât ve fitre verilmesinde dinen bir sakınca yoktur.

3:)Ücretlilere zekât verilebilir mi?

Cevap: İslâm'da zekât ve fitrenin, kişilerin sınıf  ve meslek  gruplarına  bakılmaksızın,  kimlere  verilip  verilemeyeceği açıkça belirlenmiştir. Bu itibarla, belli bir geliri  olduğu  halde,  bu  geliriyle  asgari  temel  ihtiyaçlarıı karşılayamayan ve başka bir mal varlığı da bulunmayan kişilere zekât verilebilir.

4:)Sadaka-i fıtır vermekle kimler yükümlüdür?

Cevap: Sadaka-i fıtır, borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisap miktarı mala sahip olan her Müslümana vaciptir. Bireyin sadaka-i fıtır ile mükellef olması için öngörülen zenginlik ölçüsü, zekâtta aranan nisaptır. Ancak sadaka-i fıtırda, zekâtta öngörülen, malın artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şartı aranmamaktadır.

5:)Sadaka-i fıtır ne zaman verilir?

Cevap: Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayrı’nın birinci günü tan yerinin ağarmasıyla vacip olmakla birlikte, Ramazan ayı içinde de verilebilir. Hatta fakirlerin bayram ihtiyaçlarını karşılaması için, bayramdan önce verilmesi daha iyidir. Ancak bayram sabahına kadar sadaka-i   fıtır   verilmemiş ise, bayram  günlerinde ödenmesi gerekir.

6:)Vaktinde ödenmeyen sadaka-ı fıtır borcu nasıl ödenir?

Cevap: Bütün ibadetlerde olduğu gibi sadaka-i fıtır yükümlülüğü de geciktirilmeyip zamanında yerine getirilmelidir.  Bununla  birlikte  zamanında  ödenmemişse, bu fitrelerin mümkün olan ilk fırsatta ödenmesi gerekir.

7:) Sadaka-ı  fıtır  kimlere  verilir,  kimlere  verilemez? 

Cevap: Sadaka-i fıtır, zekât verilebilecek kimselere verilir. Zekât verilmesi caiz olmayan kişilere sadaka-i fıtır da verilemez.

8:) Oruçlu kimse diş  tedavisi yaptırabilir mi?

Cevap: Oruçlu bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak dişlerini tedavi ettirmesi veya çektirmesi orucu bozmaz. Ancak tedavi esnasında, kan veya tedavide kullanılan maddelerden herhangi bir şeyin yutulması orucu bozar.


9:)Kadınlar Ezan okuyabilirler mi?

Cevap: Sözlükte bildirmek, duyurmak, çağrıda bulunmak, îlân etmek anlamlarına gelen ezan, dinî bir terim olarak, farz namazlarının vaktinin girdiğini belli sözlerle ve özel bir sekilde îlân etmek/bildirmek demektir.Namaz, Mekke’de farz kılınmıs, ezan ise hicretten sonra uygulamaya konulmustur. Medine’ye hicretten sonra, Mescid-i Nebevî’nin insası tamamlanıp düzenli bir sekilde cemaatle namaz kılınmaya baslanınca, Hz.Peygamber vakitlerin girdiğini duyurmak için ne yapabileceğini arkadaslarıyla görüsmeye baslamıstır. Bu esnada  Hz.  Peygamber’e  vahiyle,  ayrıca  sayıları  yirmiyi bulan sahabeye, rüyalarında bugünkü ezanın sekli öğretilmistir. Ezan, ilk defa Hz. Bilal tarafından sabah namazında, yüksekçe bir evin damında okunarak uygulamaya konulmustur. Ezan, sünnet-i müekkede olup İslâm’ın siarlarından biridir. Ezan aracılığıyla hem halka namaz vaktinin girdiği duyurulmakta hem de Allâh’ın varlığı, birliği, yüceliği, Peygamberimizin O’nun kulu ve elçisi olduğu ve namazın kurtulus yolu olduğu bildirilmektedir. Ezan,  erkekler  tarafından  okunur.  Bunu  belirleyen Peygamberimizdir. Müezzinlerin erkek olması, İslâm’ın ilk  yıllarından  itibaren  günümüze  kadar  devam  ede gelmis bir uygulamadır. Peygamberimizin dört müezzini vardı, bunların hepsi de erkekti. Dolayısıyla kadınların ezan okuması,  Hz. Peygamberin uygulaması ile örtüsmez. (Kâmil MİRAS, Sahîhi Buhâri Muhtasarı Tecrîd-i  Sarîh  Tercümesi  ve  fierhi,  II,  560.  Diyanet  İ.B.Yay.)

10:)Kadınlar imamlık yapabilirler mi?

Cevap: Cemaatle namaz, İslâm'ın ilk dönemlerinden itibaren tesvik edilmis, sağlığında camide namazları bizzat Hz.  Peygamberin  kendisi  kıldırmıstır. Ondan  sonraki dönemlerde ise halifeler bu görevi yapmıslardır. Daha sonraları yeni açılan camilerde, cemaat içerisinden en bilgin kimseler imamlık yapmaya baslamıslardır. İlk dönemlerde imamlık fahrî bir görev olarak ifâ edilirken,zamanla camilere bu isle görevli kimseler atanmaya ve devlet bütçesinden maas bağlanmaya baslanmıstır. İmâm olacak kimsenin Müslüman, akıllı, buluğ çağına erismis ve erkek olması, ayrıca namaz sıhhatli olacak  kadar  ezbere  Kur’ân  bilmesi  ve  namazın  sıhhat
sartlarından birisini yitirmis olmaması gerekir. Cami dısında  veya  görevlisi  bulunmayan  camilerde,  namaz hükümlerini  en  iyi  bilip  Kur’ân’ı  daha  güzel  okuyan,daha müttakî olan, yasça büyük olan ve ahlâken daha üstün olan kimsenin imam olması tercih edilir.Buluğ çağına erismeyen mümeyyiz çocuklar, kendi gibi   çocuklara;   aynı   sekilde   kadınlar   da   kadınlara imamlık yapabilirler.Peygamberimizin hanımlarından Ümmî Seleme ve Hz. Âise'nin kadınlara namaz kıldırdıklarına dair ilk hadis  kaynaklarında  bilgiler  vardır.  Kadınlar  namazlarını aralarında  cemaat  halinde  kılacak  olurlarsa,  imamlık yapan  kadın  önde  değil,  aralarında  durur.  (Mevsilî, I,59;  Merğinânî,  I, 56)Ahmed b. Hanbel'in Müsned, Ebû Davud ve Beyhakî’nin  Sünen,  İbn  Huzeyme'nin  Sahih  ve  Hâkim'in Müstedrek  adlı  eserlerinde  yer  alan  bir  rivayete  göre Peygamberimiz,  Ümmî  Varaka  isimli  hâfız  bir  kadına kendi  ev  halkına  imamlık  yapması  için  izin  vermistir. Ümmî Varaka'nın ev halkı ise, ölümünden sonra özgürlüğüne kavusması kaydıyla hür kıldığı biri erkek diğeri hanım iki köleden ibaretti. İslâm bilginlerinin çoğunluğu,  Ümmü  Varaka’nın  kadın  ve  erkek  olan  kölelerine imamlık yapmasını özel bir izin olarak kabul etmisler ve kadının erkeklere imamlığını câiz görmemislerdir.

11:)Kadınların ticaret ve iş hayatına girmeleri dinen sakıncalımıdır?

Cevap: Yeryüzünde,  göklerde  ve  bu  ikisi  arasında  bulunan her seyi insanlar için yaratan Allah, (Bakara, 29; Lokman,20) insanların çalısarak rızıklarını elde etmelerini istemekte ve insan için ancak çalıstığının karsılığını görebileceğini bildirmektedir. (Necm, 39) Çiftçilik, isçilik ve zanaatkârlık gibi, ticaret de rızk ve servet elde etme yollarından biridir.  İslâm  dini,  mesrû  yollardan  ticaret  yapılmasınıtesvik etmektedir. "Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karsılıklı rıza ile  yapılan ticaretle olursa  baska. Kendinizi helâk etmeyin. fiüphesiz Allah ,size karsı çok merhametlidir." (Nisa, 29),  "... Allah, alıs-verisi helal, faizi haram kılmıstır." (Bakara, 275) âyetleri ile Peygamber Efendimizin; "Sizden herhangi birinizin ipini alıp da dağdan sırtına bir bağ odun yüklenerekgetirip satması, dilenmesinden daha hayırlıdır." (Buhârî,Büyû’, 5) anlamındaki hadisi "ticareti" tesvik etmektedir. Zikredilen ayetler ile hadiste geçen "ticaret" yapmak, erkek  ve  kadın  için  söz  konusudur.  Ticaret  kurallarına, edep ve ahlâka uymak kaydıyla, erkekler gibi kadınlar da her alanda ticaret yapabilirler. Peygamberimiz zamanında kadınlar ticaret yapıyorlardı.



Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam548
Toplam Ziyaret635475