• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam
    
MAKALELER
VAAZ ARŞİVİ
DİYANET FETVALARI

Hicret ne demektir; Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Mekke’den Medine’ye hicreti nasıl gerçekleşmiştir?

Hicret ne demektir; Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Mekke’den Medine’ye hicreti nasıl gerçekleşmiştir?

 

Hicret kelimesi sözlükte terk etmek, ayrılmak, bir yeri terk ederek başka bir yere göç etmek anlamına gelir. Terim olarak ise genelde, gayr-i müslim bir ülkeden İslâm ülkesine göç etmeyi ifade eder. Hz. Peygamber’le (s.a.s.) bağlantılı olarak ise Hicret onun ve Mekkeli Müslümanların Medine’ye göç etmesi demektir.

 

Hicrete izin verilince, Hz. Peygamber (s.a.s.) derhal Hz. Ebû Bekir’in evine gitti, Allah’ın kendisine Hicret için izin verdiğini bildirdi. Hz. Ebû Bekir beraber yolculuk yapıp yapmayacaklarını sordu. “Evet” cevabını alınca sevincinden ağladı. Uzun süreden beri beslediği develerden birisini Hz. Peygamber (s.a.s.)’in emrine tahsis ettiğini bildirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) ise deveyi ancak parasını ödemek suretiyle kabul edebileceğini söyledi ve bu develerden birisini aldı. Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Hz. Ebû Bekir, yol kılavuzluğu ile ünlü Abdullah b. Üreykıt adlı kişiyi kılavuz olarak kiraladılar. Hz. Ebû Bekir kılavuza develeri teslim etti. Üç gün sonra Sevr Dağı’nın eteğinde buluşmak üzere sözleştiler. Abdullah b. Üreykıt henüz İslâm’ı kabul etmemişti, ama maharetli bir kılavuz olmasının yanında güvenilir bir kimseydi. Aslen Dîl kabilesindendi; Kureyş’in de Sehm kolunun antlaşmalısı idi.

 

Hz. Peygamber (s.a.s.) hemen evine döndü. Üzerinde bulunan emanetleri Hz. Ali’ye bırakarak sahiplerine vermesini ve peşlerinden gelmesini söyledi. Müşrikleri yanıltmak için gece kendi yatağında onun yatmasını istedi. Gece yarısı Hz. Ebû Bekir’in evine gitti. Her ikisi de gece vakti evin arka kapısından çıkıp, yaya olarak Mekke’nin beş kilometre güneybatısında bulunan Sevr Dağı’ndaki gizlenmeye elverişli mağaraya gittiler. Medine kuzeyde olduğu halde, güneye doğru gitmeleri hedef şaşırtmak içindi. Mağarada üç gün üç gece kaldılar. Bu süre zarfında Hz. Ebû Bekir’in azatlısı Âmir b. Füheyre koyunları bu bölgede otlatarak mağaranın yakınına getiriyor, onlar da sağıp taze süt içiyorlardı. Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ mağaraya yiyecek getiriyor, gündüzleri Mekke’de geçiren oğlu Abdullah da geceleri mağaraya gelerek şehirde olup bitenleri haber veriyordu. Abdullah sabaha yakın şehre giderken Âmir b. Füheyre de koyunları onun peşi sıra sürerek ayak izlerini ortadan kaldırıyordu. Müşriklerin sıkı takibi dolayısıyla mağarada sıkıntılı anlar yaşandı.

 

Öte yandan Kureyşliler sabah olup Hz. Peygamber (s.a.s.)’in yatağında Hz. Ali’nin yattığını görünce hayal kırıklığına uğradılar; sûikastin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine hiddetlendiler. Hz. Ali’yi önce Harem-i Şerîf’e götürüp hapsettiler; fakat daha sonra serbest bıraktılar. Bu arada Resûl-i Ekrem’i öldüren veya esir eden kimseye yüz deve ödül vereceklerini Mekke’nin her tarafında ilan ettiler. Ayrıca kendileri de derhal onu aramaya koyuldular. Aralarında Ebû Cehil’in de bulunduğu bir grup, Hz. Ebû Bekir’in evine gelerek Esmâ’yı sorguya çekti. Esmâ’nın babasının nerede olduğunu bilmediğini söylemesi üzerine Ebû Cehil ona bir tokat vurdu ve küpelerini yere düşürdü. Müşrikler Hz. Ebû Bekir’i de evinde bulamayınca, Resûl-i Ekrem’in onunla birlikte gittiği kanaatine vardılar. Derhal Medine yolunu tuttular. Mekke’yi karış karış aradılar. Bir grup, izlerini takip ederek Sevr Dağı’na geldi ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’in saklandığı mağaranın ağzına kadar vardı. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir endişelendi. Hz. Peygamber (s.a.s.) ona endişelenmemesini söyledi ve müşriklerin kendilerine zarar veremeyeceğini bildirdi. Müşrikler mağaranın ağzına kadar geldikleri halde içeriye bakmamışlar, onları başka yerlerde aramaya koyulmuşlardır. Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Hz. Ebû Bekir mağaraya girdikten sonra ve müşriklerin gelmesinden önce bir örümceğin mağaranın girişine ağ gerdiği ve bir güvercinin de yumurtlayıp kuluçkaya yattığı; bunu gören müşriklerin içeriye bakma ihtiyacı hissetmeden çekip gittikleri kaynaklarda kaydedilmektedir ki bunların meydana gelmesi imkân dışı değildir. Mağarada geçirilen üçüncü günün sonunda müşriklerin araştırmaları tavsamıştı. Kılavuz, sözleşilen saatte develerle birlikte Sevr’e geldi. Resûl-i Ekrem, Hz. Ebû Bekir ve Âmir b. Füheyre, Abdullah b. Üreykıt’ın kılavuzluğunda Medine’ye doğru yola çıktılar. Kafile, tuzağa düşmemek için kervanların izlediği işlek yolu veya bilinen başka bir güzergâhı takip etmedi. Şayet işlek yollardan birini izleselerdi, Mekke’ye giden yolcular onları ihbar edebilirlerdi. Mekke’den ayrıldıktan sonra, Medinelilerin himayesine girinceye kadar öldürülebilirdi. Bu sebeple, kılavuzun tercih ettiği yolu izlediler.

Kafile Medine’ye doğru ilerlerken birkaç defa takibe uğrayıp sorguya çekilmek istendi. Fakat bu teşebbüsler başarısızlıkla sonuçlandı. Bu arada kafileye ilgi gösteren ve yardım edenler de oldu. Nihayet Hz. Peygamber (s.a.s.) 12 Rebîülevvel 1/24 Eylül 622’de Medine’ye 3 km. kadar uzaklıkta bulunan Kubâ’ya geldi. Burada dört gün kadar kalıp Cuma günü Medine’ye ulaştı.

Aktif Ziyaretçi17
Bugün Toplam2574
Toplam Ziyaret2513162
EĞİTİM SUNUMLARI