• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI
VAAZ ARŞİVİ
DİYANET FETVALARI

“Velâyet” kavramı hakkında bilgi verir misiniz?

“Velâyet” kavramı hakkında bilgi verir misiniz?

 

Sözlükte idâre etmek, düzenlemek, yaklaşmak, işini üzerine almak, yardım etmek, sevmek, salâhiyet gibi anlamlara gelen velâyet, dinî bir kavram olarak, velîlik, ermişlik, Allah dostu olmak, dostluk, sadakat, başkası üzerinde söz ve tasarruf hakkı manalarını ifade etmektedir.

 

Tasavvufta velâyet, Hakk’ın kulunu, kulun da Mevlâsını dost edinmesi, Allah ile kulu arasındaki karşılıklı sevgi ve dostluk; Allah’ın kulun, kulun da Allah’ın velisi (vekili) olması demektir. Kur’an’da, Allah’ın mü’minlerin velisi (dostu), takvâ sahibi mü’minlerin de Allah’ın velisi olduğu belirtilmektedir (Bakara, 2/227; Enfâl, 8/34). Allah’ın kulunu dost edinmesi, kulun tüm işlerini yönetmesi, kulun Allah’ı dost edinmesi ise yalnız O’na kullak etmesi ve boyun eğmesidir. Bir âyette Allah’ın dostlarına korku olmadığı ve onların üzülmeyecekleri bildirilmiştir (Yûnus, 10/62). Hemen peşinden gelen âyette ise Allah dostlarının nitelikleri sıralanmıştır. Bunlar inanmak ve takva sahibi olmaktır (Yûnus, 10/63).

 

Mutasavvıflara göre dört türlü velâyet vardır; velâyet-i uzma; son Peygamber’in velâyeti, velâyet-i kübrâ, diğer Peygamberlerin velâyeti, velâyet-i vüstâ; Evliyanın velâyeti, velâyet-i suğrâ; mü’minlerin velâyeti.

 

Birine yaklaşmak, birinin işini üzerine almak, idâre etmek, birine iyilik etmek, yardım etmek ve bakmak anlamlarındaki “v-l-y” kökünden türeyen veli (çoğulu evliya) dost, seven, yardım eden, koruyup gözeten, bakan, birinin işini üzerine alan, idâre eden demektir. Vâli ve mevlâ kelimeleri de aynı anlamdadır.

 

Velî ve mevlâ kelimeleri Kur’anda hem insanlar (Fussilet, 41/34) hem de Allah için, “vâli” kelimesi ise sadece Allah için kullanılmıştır: “Yoksa Allah’tan başka veliler mi edindiler? Veli yalnız Allah’tır.” (Şûra 42/9), “O velîdir, hamîddir.” (Şûrâ 42/28), “Veli olarak Allah yeter, yardımcı olarak Allah yeter.” (Nisâ 4/45)

 

Allah’ın velî vasfı sadece mü’minlere yöneliktir. “Zâlimlerin ne velîleri ne de yardımcıları vardır.” (Şûra 42/8)

 

Vâlî ismi sadece bir âyette geçmiştir: “Onların O’ndan başka koruyup kollayanı (vâli) yoktur.” (Ra’d 13/11)

 

Mevlâ kelimesi Kur’an’da 21 âyette geçmiş olup bunlardan 12’si Allah ile ilgilidir: “Biliniz ki şüphesiz Allah, mevlanızdır. O ne güzel mevla ne güzel yardımcıdır.” (Enfâl 8/40), “Allah mevlanızdır. O alîmdir, hakîmdir.” (Tahrim 66/2), “Allah, îman edenlerin mevlasıdır. Kâfirlerin ise mevlâları yoktur.” (Muhammed 47/11), “Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlâmızsın.” (Bakara 2/286)

 

Nasîr, hamîd, şefî’, hakîm, alîm, rahmet, mağfiret ve afüvv kelimeleri ile birlikte geçmesi mevlâ ve velî kelimelerinin anlamını ortaya koymaktadır. Allah’ın velisi ve mevlâsı demek; Allah mü’minleri sever, korur, görüp gözetir, onlara yardım eder, salih amellerinin karşılığını eksiksiz verir, lütfundan ihsanda bulunur demektir.

 
İnsanın sıfatı olarak velî kavramı, Allah’ın dostu ve sevgili kulu demektir. Kur’an’da salih ve muttaki olan mü’minlerin Allah’ın dostu (velî) olduğu bildirilmiştir (Yûnus, 10/62-63; A’râf, 7/196). Mü’minlerin velisi ancak Allah, O’nun Resûlü, mü’minler ve meleklerdir (Mâide, 5/55; Fussilet, 41/31). Bu sebeple mü’minler, şeytanı ve avanesini, kâfirleri, Yahûdi ve Hıristiyanları, Allah’ın dinini eğelence ve alay konusu edinenleri, imana küfrü tercih ediyorlarsa -baba ve akrdeşlerini bile- dost edinmezler (Âl-i İmrân, 3/28; Nisâ, 4/28, 76, 119; Mâide, 5/51; Tevbe, 9/23). Bir kudsi hadiste Allah’ın veli kullarına olan yardımı şöyle anlatılmıştır: “Allah bir kulunu sevdiği zaman onun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olur.” (Buhârî, Rekâik, 38)
 
Veliler; masum değillerdir, günah işlerler, ancak ısrar etmezler; son nefeste imanla vefat etme garantileri yoktur.
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam597
Toplam Ziyaret1708459