• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
                
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ

Haccın Fazileti

HACCIN FAZİLETİ VE HİKMETLERİ

 

I. Konunun Planı

a. Hac Nedir, Önemi ve Fazileti ?

b. Hac ibadetinin yerine getirilebilmesi için bazı şartlar

c. Haccın Farzları, Vacipleri ve Sünnetleri

d. Haccın Çeşitleri

e. İhrama girme ve Niyet

f. Haccın Anlamı ve Hikmeti

 g. Medine'de Peygamber Efendimizin Kabr-i Saadetini ve Mescidini Ziyaret.

II. Konunun Açılımı ve İşlenişi

Haccın ne anlama geldiği ve dindeki yeri anlatılarak konuya başlanır. Haccın faziletinden bahseden ayet ve hadisler nakledilir. Hac ibadetinin yerine getirilebilmesi için gerekli şartlar ele alınır. Yapılış şekli bakımından ifrad, temettu ve kıran hacları üzerinde durulur. Haccın farzları, vacipler özetlenir ve sünnetlerinden kısaca bahsedilir. İhrama girme ve niyet açıklanır. Haccın Anlamı ve Hikmeti vurgulanır. Medine'de Peygamber Efendimizin Kabr-i Saadetini ve Mescidini Ziyaretin önemi ve adabı anlatılır.

III. Konunun Özet Sunumu

Kelime olarak Allah’a yönelme, günahlardan arınma, Hak yolunda feragat gösterme, meşakkatleri göğüsleme ve dinin özüyle temasa geçme manasına gelen hac, terim olarak, Mekke’de bulunan Kabe’yi ve civarındaki kutsal olan özel yerleri, belirli vakti içinde, usulüne uygun olarak ziyaret etmek ve yapılması gereken diğer menasiki yerine getirmek demektir. İslâm’ın beş esasından biri olan hac, Hicretin 9. yılında farz kılınmıştır.

            Hac ibadetinin yerine getirilebilmesi için bazı şartlar vardır. Bir kimseye haccın farz olması için onun:  Müslüman olması, Âkıllı, bâliğ (ergen) olması , Sağlıklı olması, Özgür olması, Yurtdışına çıkma kısıtlılığı bulunmaması, Yol güvenliğinin bulunması, Hac mevsime yetişmiş olması, Can, mal ve namus güvenliğinin sağlanmış olması, Ekonomik yönden hac görevini yapma imkanına sahip bulunması gerekir.

Son şart, hac yolculuğuna çıkacak kişinin, gidip dönünceye kadar hem kendisinin, hem de bakmakla yükümlü olduğu kimselerin sosyal seviyelerine uygun biçimde geçimlerini sağlayacak mâlî güce ve hac için yeterli zamana sahip olması anlamına gelmektedir.

Yukarıda zikredilen şartları taşıyan kimsenin yapacağı haccın geçerli olabilmesi için; İhrama girmek (niyet edip telbiye getirmek), Haccı belirlenen zaman içinde yapmak ve Hac menâsikini belirlenen mekanlarda yapmak gerekir.

Yapılış şekli bakımından hac üçe ayrılır; ifrat haccı, kıran haccı ve temettu’ haccı.

İfrad haccı, umre  yapmaksızın, sadece hac menâsikini yerine getirmek suretiyle yapılır.

Temettû’ haccında umre yapıldıktan sonra ihramdan çıkılır, ardından aynı dönemde tekrar hac için ihrama girilerek hac menâsiki edâ edilir.

Kıran haccında ise ihrama girerken hem umreye, hem de hacca niyet edilir ve aynı ihramla her iki ibadet yerine getirilir.

Kıran ve temettû’ haccı yapanların şükür kurbanı kesmeleri vacipken, ifrad haccı yapanların bu kurbanı kesmeleri gerekmez.

Hanefîlere göre haccın üç farzı vardır. Bunlar, ihrama girmek, Zilhicce’nin 9. günü Arafat vakfesinde bulunmak ve ziyaret tavafı yapmaktır. Hanefîler ihramı şart, diğerlerini aslî unsur (rukün) kabul etmişlerdir. İhrama girdikten sonra bu iki rukün yerine getirilmedikçe hac tamamlanmış olmaz ve ihramdan çıkılmaz. Buna göre zamanında Arafat’ta vakfe yapamayan kimse o yıl hac yapma imkanını kaybetmiş olur. Bu kişinin yarım bıraktığı haccını daha sonra kaza etmesi gerekir.

Haccın vacip sayılan birtakım menâsiki daha vardır ki bunların terkinden dolayı hac geçersiz olmaz. Ancak meşrû mazeret olmaksızın terk edilen her vacib için keffaret ödenmesi gerekir. Meşrû mazeretler, yaşlılık, hastalık, aşırı zayıflık, bayılma ve kadınlara özgü bazı haller gibi beşerî gücün sınırlarını aşan engellerdir.

Hanefî mezhebine göre haccın başlıca vacipleri şunlardır: 1.Mekke’ye geliş yönlerine göre belirlenen yerlerde (mikat) veya buralara gelmeden önce ihrama girmek. 2. Safâ ile Merve arasında sa’y etmek. 3. Müzdelife’de vakfede bulunmak. 4. Arefe günü akşam ve yatsı namazlarını Müzdelife’de, yatsı namazının vaktinde cem ederek ( birleştirerek) kılmak. 5. Cemrelere taş atmak (şeytan taşlamak). 6. İhramdan çıkmak için saçları tıraş etmek veya kısaltmak.7.Vedâ tavafı yapmak.( Mekkeli olmayan veya Mekkeli hükmünde sayılmayanlar için.)

Hanefî mezhebine göre Haccın sünnetlerini iki grup altında toplamak mümkündür: Haccın müstakil sünnetleri, haccı oluşturan menâsikin kendi içindeki sünnetler.a) Müstakil Sünnetler: 1. Kudüm tavafı 2. Mekke, Arafat ve Mina'da hutbe okunması.3. Arefe gecesi Mina'da gecelemek 4. Bayram gecesi Müzdelife'de gecelemek 5. Bayram günlerinde Mina'da kalmak. Diğer mezheplere göre vaciptir. b) Hac Menâsikinin Kendi İçindeki Sünnetler

Hac yapacak kişinin ilk işi ihrama girmektir. Haccın şartlarından biri olan ihram, hac ya da umre yapmaya niyet eden kişinin, başka zamanlarda işlemesi mübah olan bazı fiil ve davranışları belirli bir süre kendisine haram kılması, yasaklamasıdır. Buna “ihrama girme” de denir. İhrama girmenin gereklerinden biri olarak erkeklerin büründüğü havlu ve benzeri türden dikişsiz kıyafete halk arasında ihram denilmekteyse de ihram esasen bu değildir. Onun için, usulüne göre ihrama girilmediği sürece söz konusu örtülere bürünmekle ihrama girilmiş olmaz. İhrama girme konusunda kadınlar da erkekler gibidir. Ancak erkekler “izar” (belden aşağı sarılan örtü) ve “ridâ” (belden üstü sarılan örtü) denilen iki parça havlu veya benzeri türden dikişsiz elbise giyerken, kadınlar normal elbiseleriyle ihrama girerler. İhrama girme işi niyet ve telbiye ile başlar. Yapacağı hac türüne göre niyetini yapan kimse ihrama girerken söylenmesi gerekli olan telbiye duasını okur:

لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ ، لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ ، إِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ ، لاَ شَرِيكَ لَك

“Allah'ım! Davetine uydum. Emrine boyun eğdim. Senin hiçbir ortağın yoktur. Davetine icabet ederek huzuruna geldim.Hamd sana mahsustur. Nimet ve mülk senindir. Senin hiçbir ortağın yoktur.” Allah’ın davetine icabet ettiğini bildiren bu irade beyanıyla mü’min hac menâsikini yerine getirmek için ilk adımını atmış olur.

Haccın Anlamı ve Hikmeti: Hac, her yıl dilleri, renkleri, ülkeleri, kültürleri farklı, fakat hedef ve gayeleri aynı, milyonlarca Müslümanın bir arada, hep birden ibadet edip Allah'a yönelmelerini, birbirleri ile tanışıp kaynaşmalarını, Müslümanların dertlerini görüşüp ortak çareler bulmalarını sağlar. Hac esnasında günlük giysilerinden soyunup ihrama giren müslümanlar, ziyaret ve servetle böbürlenmemeyi, insanlar arasındaki eşitliği, ölüm ve haşri unutmamayı fiilen yaşar ve öğrenirler. İhramlı için konulan yasaklar kimseye, hatta haşerelere bile zarar vermeme, yaratıklara şefkat ve merhamet, zorluklara sabretme melekesi kazandırır. Böylece Hac farizasını eda eden kimseler, Allah'a kulluk vazifelerini ifa etmiş oldukları gibi çevresindekilere yararlı olma, hiç değilse zarar vermeme alışkanlığı kazanmış olurlar.

Cemrelere taş atarak şeytanı, onun yolundan gidenleri ve her çeşit kötülüğü protesto ettiklerini gösterir ve Allah'ın gösterdiği yoldan gitmeye söz verirler.

Medine'de Peygamber Efendimizin Kabr-i Saadetini ve Mescidini Ziyaret:

Mekke-i Mükerreme'de Müslümanlara yapılan işkencelerin dayanılmaz hale gelmesi ve İslâmî tebliğin en-gellenmesi üzerine Medine'ye hicret eden Sevgili Peygamberimiz İslâm Devletini burada kurdu. İslâmiyet bütün dünyaya buradan yayıldı. Peygamber Efendimiz burada vefat etti. Bu mübarek yer, Rasulüllah ve Ashabının yaşadığı, ayaklarının değdiği, vahyin indiği ve tebliğ edildiği ve dünyanın en iyi toplumunun oluşturulduğu beldedir. Hacca giden Müslümanın Medine'ye de giderek Rasulüllah (s.a.v.)in kabr-i saade-tini ziyaret etmesi ve Mescid-i Nebevi'de namaz kılması makbuldür ve Müslümanlar arasında terkedilmeyen bir sünnet olarak devam edegelmiştir.

IV. Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Ayetler

إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكاً وَهُدًى لِّلْعَالَمِينَ  فِيهِ آيَاتٌ بَيِّـنَاتٌ مَّقَامُ

إِبْرَاهِيمَ وَمَن دَخَلَهُ كَانَ آمِناً وَلِلّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْت  مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ الله غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ

“Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, Mekke’de alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kabe’dir. Onda apaçık deliller, Makâm-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse şüphesiz Allah bütün alemlerden müstağnîdir”.[1]

الْحَجُّ أَشْهُرٌ مَّعْلُومَاتٌ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ الْحَجَّ فَلاَ رَفَثَ وَلاَ فُسُوقَ وَلاَ جِدَالَ فِي الْحَجِّ وَمَا تَفْعَلُواْ مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللّهُ وَتَزَوَّدُواْ فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَى وَاتَّقُونِ يَا أُوْلِي الأَلْبَابِ

“Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının”.[2]

Konu ile ilgili  faydalanılabilecek diğer ayetler ise şunlardır: Bakara, 2/158, 189, 196-200, 203; Maide, 5/1-2, 95, 97; Tevbe, 9/3, 19; Hac, 22/26-37 .

V. Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler

Peygamber Efendimiz de haccın faziletini şu hadislerinde dile getirmişlerdir:

بُنِيَ الإِسْلاَمُ عَلَى خَمْسٍ شَهَادَةِ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامِ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَالْحَجِّ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ ‏"‏‏.‏

"İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak".[3]

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- فَقَالَ « أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ فَرَضَ اللَّهُ عَلَيْكُمُ الْحَجَّ فَحُجُّوا ». فَقَالَ رَجُلٌ أَكُلَّ عَامٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَسَكَتَ حَتَّى قَالَهَا ثَلاَثًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « لَوْ قُلْتُ نَعَمْ لَوَجَبَتْ وَلَمَا اسْتَطَعْتُمْ - ثُمَّ قَالَ - ذَرُونِى مَا تَرَكْتُكُمْ فَإِنَّمَا هَلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ بِكَثْرَةِ سُؤَالِهِمْ وَاخْتِلاَفِهِمْ عَلَى أَنْبِيَائِهِمْ فَإِذَا أَمَرْتُكُمْ بِشَىْءٍ فَأْتُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَإِذَا نَهَيْتُكُمْ عَنْ شَىْءٍ فَدَعُوهُ

Ebû Hüreyre’den rivayet edilmiştir:  Allah’ın Resûlü (s.a.v.) bize hitab etti ve şöyle dedi: ‘Ey insanlar! Allah size haccı farz kıldı, haccediniz.

Bir adam, ‘her sene mi ya Resûlallah?’ diye sordu. Hz. Peygamber cevap vermedi. Adam sorusunu üç kere tekrarlayınca Allah’ın Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:

-‘Evet desem size zorunlu olurdu ve buna güç yetiremezdiniz. Sizi ( serbest) bıraktığım hususlarda siz de beni (rahat) bırakın. Sizden öncekiler, çok soru sormaları ve Peygamberleri hakkında ihtilafa düşmeleri sebebiyle helak oldular. Size bir şeyi emredersem gücünüz yettiğince yerine getirin. Bir şeyden men edersem onu da terk edin.”[4]

مَنْ حَجَّ لِلَّهِ فَلَمْ يَرْفُثْ وَلَمْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ

Kim Allah için hacceder, çirkin söz ve günahlardan sakınırsa, annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınmış olarak döner.” [5]

الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلاَّ الْجَنَّةُ

“Umre, diğer Umre’ye kadar yapılan günahların keffaretidir. Makbul bir Haccın karşılığı da Cennetten başka bir şey değildir.”[6]

قَالَ سُئِلَ النَّبِىُّ - صلى الله عليه وسلم - أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ « إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ » . قِيلَ ثُمَّ مَاذَا قَالَ « جِهَادٌ فِى سَبِيلِ اللَّهِ » . قِيلَ ثُمَّ مَاذَا قَالَ « حَجٌّ مَبْرُورٌ »

Hz.Peygamber (s.a.v.)’e, hangi amelin daha faziletli olduğu soruldu: ‘Allah ve Resûlüne imandır’ buyurdu. Sonra nedir? diye sorulunca, ‘Allah yolunda cihaddır’ dedi. Bundan sonra nedir? denilince, ‘makbul bir hacdır’ karşılığını verdi.”[7]

 قَالَ رَسُولُ اللّه صلى الله عليه وسلم: مَا بَيْنَ بَيْتِى وَمِنْبَرِى رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ، وَمِنْبَرِى عَلى حَوْضِى

Rasülüllah(s.a.v.) buyurdular ki:“Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir. Minberim havuzumun üzerindedir" [8]

VI. Yararlanılabilecek Bazı Kaynaklar

1.Ömer Faruk Harman, “Hac” Maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, XIV/ 382-386.

2.D.İ.B.Yayını, Kur’an Yolu, I-IV, İlgili ayetlerin tefsiri.

3.Prof.Dr. M.Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail L. Çakan, Doç Dr. Raşit Küçük, Riyazü’s-Salihîn Peygamber Efendimizden Hayat Ölçüleri, V, 557-579, Erkam Yayınları, İstanbul 1997

4. Canan, Prof Dr. İbrahim, Kütüb-ü Sitte Muh. Terc. Ve Şerhi, V, 267-554; VI,1-41 , Akçağ Yayınları, Ankara 1987.

5.D.İ.B.Yayını, Hac İlmihali.

6. TDV, İSAM, İlmihal, I, 511-569.



NOT:Bu vaaz projesi Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Mustafa GÜNEY tarafından hazırlanmıştır.

[1]  Âl-i İmran,3/ 96-97. 

[2] Bakara, 2/197.

[3] Buhârî, Sahih, Îmân, 2, (I, 8); Müslim, Îmân, 19–22, (I, 45)

[4] Müslim, Hac, 73, (I, 975)

[5] Buhârî, Hac, 4, (II, 141)

[6] Müslim, Hac, 79, (I, 983)………..

[7] Buhârî, Hac, 4,(II, 141)………….

[8] Buharî, Fezâilu'l-Medine, 12, (II, 224); Müslim, Hac, 92, (I,1011)



Aktif Ziyaretçi21
Bugün Toplam1471
Toplam Ziyaret631058