• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
                
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ

İbadetin Anlamı ve İzleri

İBADETİN ANLAMI VE İZLERİ

 

I- KONUNUN PLANI

A- İBADET KAVRAMI

1- İbadet Sadece Allah’a Olur

2- Kur’an’da İbadet Kavramı

B- İMAN, İBADET VE İHLAS İLİŞKİSİ

C- NAMAZ İBADETİN ZİRVESİDİR

D- İBADETİN FERD VE CEMİYETE ETKİSİ

E- İBADET İMAN İLİŞKİSİ

 

I- KONUNUN AÇILIMI VE İŞLENİŞİ

İbadet (yani ubudiyyet) ferdin Yüce Allah’ kulluk etmesi anlamındadır. Ubudiyyet de aynı anlamdadır. Yani kul ile ibadet etmek arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır. Dünya hayatına ancak ve ancak Yüce Allah’a kulluk yapmak için gönderilmiş olan insanlar[1] kulluk yapmak suretiyle Allah’a kurbiyyetin zirvesine ulaşırlar. Zira Yüce Allah’ karşı kulluk imandan sonra hareketlerle, tavırlar ve davranışlarla ortaya konulur. Bu kullukla Yüce Allah’ olan şükran borcumuzu ödemeye gayret etmiş, bağlılık ve sevgimizi göstermiş oluruz.

 

Hiç şüphesiz kulluk ancak Allah (c.c.)’a olur

Her gün namazlarımızda okuduğumuz Fatiha suresindeki   (Allah’ım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz. Ayeti ibadetin merkezinin sadece Yüce Allah olması gerektiğini

Kur’an-ı Kerim’de ibadet kelimesi genellikle ubudiyyet, boyun eğit itaat etmek, Yüce Allah’ı Rab olarak tanımak anlamlarına gelir.[2]

Kur’an-ı Kerim’deki diğer bazı kavramlar da ibadet anlamında kullanılmıştır. Hudu’ (boyun eğmek) Tezellül (Kulun aczini bilip itiraf etmesi), itaat, zikir[3] inabe[4], tesbih[5] nüsuk[6]. Dua[7] gibi kelimeler kulluk anlamına yakın anlamlar taşırlar.

 

III. KONUNUN ÖZET SUNUMU

Çok iyi bilinen ve ihsan hadisi diye anılan rivayet, bizlere bir müminin kulluğu nasıl anlaması gerektiğini açıkça belirtiyor. Bu hadiste Hz. Ömer (r.a.) şöyle anlatıyor: Biz Hz. Peygamber (s.a.v.)’in yanındayken hiçbirimizin tanımadığı ama uzaktan gelen bir insandaki görüntüyü de vermeyen beyaz elbiseler içinde, simsiyah saçlı bir adam geliverdi. Adam Hz. Peygamber (s.a.v.)’in yanına yaklaşıp dizlerini Peygamberimizin dizine dayadı. Sonra şöyle sordu: “Ey Muhammed! İman nedir? Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’a, Meleklerine, Kitaplarına, peygamberlerine, Ahiret Gününe, Kadere Hayır ve Şerrin Allah’tan geldiğine iman etmendir.

(Bu cevap üzerine) adam İslâm nedir diye sordu. Hz. Peygamber 8s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’tan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Allah’ın kulu ve Resulü olduğuna iman etmek, namaz kılmak, zekat vermek, hacc yapmak ve Ramazan orucunu tutmaktır.”

(Bunun üzerine) adam şu soruyu sordu: Peki ihsan nedir? Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle cevap buyurdu: “Allah’a O’nu görüyormuşçasına ibadet etmendir. Sen O’nu göremezsen de O seni görüyor.”[8] Hz. Ömer hadisin sonunda soru soran bu zatın Cebrail olduğunu söyler. Bu hadise dikkat ettiğimizde İslami hayatın üç kategoriden geçtiğini görürsünüz. Sağlam, şeksiz ve şüphesiz bir iman; bu imanın amele dönüşümü olan ibadet ve ibadette ihlası yakalamak.

 

İbadetin içinde en dikkat çekici olan namazın gayesi insanı her türlü fenalık, kötülük, hayasızlık, ahlaksızlık ve şerden uzak tutmaktır. Bu neticeleri sağlamayan namaz Kur’anın öngördüğü namaz değildir. Hakkıyla eda edilen bir namaz kişiyi tertemiz yapar. Kalbini her türlü kötülükten pak, arı ve nezih hale getirir. Ruh aleminde güzellikler meydana getirir. Rabbıyla arasında yıkılmaz bir bağ oluşturur. Salihlerin, takva sahibi insanların namazları böyleydi. Onlar namaza başlamadan evvel beyinleriyle, ruh ve bedenleriyle tertemiz hale geliyor ve namaza odaklanıyorlardı. Namaz esnasında da mâsivadan (Allah’tan gayrisinden) uzaklaşıyorlardı.

Kişi namaz kıldıktan hemen sonra şerre bulaşıyorsa, harama dalıyorsa, ahlaksızlığın pençesine düşüyorsa o kıldığına namaz demek mümkün olabilir mi?

Hz. Ali (r.a.) hakkında şöyle anlatılır: “Namaz vakti gelince yüzünün rengi değişir, vücudu titrerdi. Sebebini sorana şöyle demişti. “Yer ve göğün  kaldıramadığı, dağların taşımaktan aciz kaldığı bir emaneti eda etme zamanı gelmiştir. Onu kusursuz olarak yapabilecek miyim, yapamayacak mıyım bilemiyorum.[9]

Hz. Aişe (r.a.) Peygamberimizin namazını anlatırken O’nun iç alemine şöyle dikkat çekerdi. Resulüllah (s.a.v.) bizimle konuşur, biz de onunla konuşurduk. Ama namaz vakti gelince sanki bizi tanımıyor gibi bir hale gelir, bütün varlığıyla Allah’a yönelirdi.[10]

İbadetlerden sadece namazı mercek altına aldık. Oruç, zekat, hac, sadaka gibi mali ve bedeni ibadetlerin yanı başında; iyilik, merhamet, rahmet, hoşgörü, öğüt, düşküne yardımcı olmak, sıkıntıdakinin problemini gidermek, takvada yarışmak, iyilikte yardımlaşmak gibi manevi ve ruhi ibadetleri de ihmal etmememiz gerekir.

 

IV- KONUYLA İLGİLİ BAZI AYETLER :

 

قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

 

“Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”[11]

 

Konuyla ilgili olarak ayrıca şu ayetlere bakılabilir:

Zariyat, 51/56

Fatiha 1/5

Nisa, 4/48

Müminun 23/45; Şuara 42/22

Bakara, 2/195

Zümer, 39/17

Feth, 48/9

En’am, 6/162

Hacc, 22/77; Meryem, 19/48

Ankebut 29/45

Haşr, 59/9

 

 

V- KONU İŞLENİRKEN BAŞVURULACAK BAZI HADİSLER:

 

                Cibril veya ihsan hadisi olarak bilinen aşağıdaki hadis, bizlere iman, ibadet ve ihsan ilişkisinde geniş bir açılım sağlamaktadır.

 

 

حَدَّثَنِى أبى عُمَرُ بنُ الخطابِ  رضى اللّه عنه قال: بَيْنَمَا نَحْنُ جُلوسٌ عِنْدَ رسُولِ اللّهِ #

إذْ طَلَعَ عَلينَا رجلٌ شَديدُ بيَاضِ الثِيابِ شَديدُ سوادِ الشّعرِ  يُرَى عليهِ أثرُ السفرِ، وَ يعرفُهُ مِنَّا أحَدٌ حتى جلَسَ إلى النبىِّ # فأسندَ ركبَتَيْهِ إلى رُكْبَتَيْهِ، ووَضَعَ كَفّيْهِ عَلى فَخِذَيْهِ. وَقالَ: يامحمّدُ أخْبِرْنِى عنِ اسْمِ. فقال: ا“سْمُ أنْ تَشْهَدَ أن َ إلَهَ إّ اللّهُ، وأنّ محمّداً عَبْدُهُ ورسُولهُ، وتقِيمَ الصّةَ، وتُؤتِى الزّكَاةَ، وَتَصُومَ رَمَضَانَ، وَتَحُجَّ البَيْتَ إنِ اسْتَطَعْتَ إليهِ سَبِيً. قال: صَدقتَ. فَعَجِبْنَا لَه يَسأَلهُ ويُصَدِّقُهُ. قال: فأخْبِرْنِى عنِ

 

 

ﻹايمَانِ. قال: أنْ تُؤْمِنَ بِاللّهِ وَمََئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلهِ وَاليَوْمِ اﻹخِرِ، وَتُؤمنَ بالْقَدَرِ خيْرِهِ وَشَرِّه. قال: صدقتَ. قال: فأخْبِرْنِى عَنِ ا“حْسانِ. قال: أنْ تَعْبُدَ اللّهَ كَأنّكَ تَراَهُ، فإن لمْ تَكُنْ تَراهُ فإنّهُ يَراكَ. قال: فَأخْبِرْنِى عنِ السّاعةِ. قال: ما الْمَسْؤُلُ عَنْهَا بأعْلَمَ منَ السائلِ. قال: فأخْبِرْنِى عَن أمَاراتِهَا؟ قال: أن تَلِدَ ا‘مّةُ رَبّتهَا، وأنْ تَرَى الحُفَاةَ العُراةَ العالَةَ »وليسَ عندَ مسلم العالَةََ« رعاء الشّاءِ يتطاوَلُونَ في البنيَانِ. قال: ثم انطلقَ فَلَبِثْتُ ملِيّاً. هذا لفظ مسلمٍ، وعندهم: فَلَبِثْتُ ثثاً ثم قال: يا عُمَرُ أتَدْرِى مَنِ السّائلُ؟ قُلتُ: اللّهُ ورَسُولُهُ أعْلمُ. قال: فَإنّّهُ جِبْريلُ عليهِ السّمِ أتاكمْ يُعَلِّمُكُمْ دِينكُمْ؛

 

      Sonra Abdullah dedi ki: Babam Ömer İbnu'l-Hattâb (radıyallahu anh) bana şunu anlattı: "Ben Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in yanında oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde, yolculuğa delalet eder hiçbir belirti yoktu. Üstelik içimizden kimse onu tanımıyordu da. Gelip Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in önüne oturup dizlerini dizlerine dayadı. Ellerini bacaklarının üstüne hürmetle koyduktan sonra sormaya başladı: Ey Muhammed! Bana İslâm hakkında bilgi ver! Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı: "İslâm, Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmen, namaz kılman, zekât vermen, Ramazan orucu tutman, gücün yettiği takdirde Beytullah'a haccetmendir." Yabancı:"- Doğru söyledin" diye tasdîk etti. Biz hem sorup hem de söyleneni tasdik etmesine hayret ettik.Sonra tekrar sordu: "Bana iman hakkında bilgi ver?" 

 

Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı: "Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Kadere yani hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna da inanmandır." Yabancı yine: "Doğru söyledin!" diye tasdik etti? Sonra tekrar sordu: "Bana ihsan hakkında bilgi ver?"Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı: "İhsan Allah'ı sanki gözlerinle görüyormuşsun gibi Allah'a ibadet etmendir. Sen O'nu görmesen de O seni görüyor."Adam tekrar sordu: "Bana kıyamet(in ne zaman kopacağı) hakkında bilgi ver?"Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bu sefer: "Kıyamet hakkında kendisinden sorulan, sorandan daha fazla birşey bilmiyor!" karşılığını verdi.Yabancı: "Öyleyse kıyametin alâmetinden haber ver!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şu açıklamayı yaptı:"Köle kadınların efendilerini doğurmaları, yalın ayak, üstü çıplak, fakir -Müslim'in rivayetinde fakir kelimesi yoktur- davar çobanlarının yüksek binalar yapmada yarıştıklarını görmendir."Bu söz üzerine yabancı çıktı gitti. Ben epeyce bir müddet kaldım. -Bu ifade Müslim'deki rivayete uygundur. Diğer kitaplarda "Ben üç gece sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'la karşılaştım" şeklindedir- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Ey Ömer, sual soran bu zatın kim olduğunu biliyor musun? dedi. Ben: "Allah ve Resûlü daha iyi bilir"deyince şu açıklamayı yaptı: "Bu, Cebrail aleyhisselâmdı. Size dininizi öğretmeye geldi."[12]

                                                           ______________

            İbadette esas olan dengeyi korumak, farzların dışında vasat yolu takip etmektir.

 

وعن جابر بن سَمُرة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال:كَانَتْ ﺼﻶَةُ رَسُولِ اللّهِ # قَصْداً، وَخُطْبَتُهُ قَصْداً.»القصد« العدل والسواء .

 

                  Câbir İbnu Semüre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın namazı orta (ne uzun ne de kısa) idi, hutbesi de öyle idi."[13]

                                                               _________________

            İbadetlerde cemaat şuurunu yakalamak, gerek cemaat ve gerekse ferdi bazda uygulandığında takva ölçüsünü şaşmamak hedef olmalıdır. Hadislerde cemaate teşvik vardır.

 

وعن ابن عُمَرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: صََةُ الْجَمَاعَةِ أفْضَلُ مِنْ صََةِ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرينَ دَرَجَةً، وَرُوِيَ بِخَمْسٍ وَعِشْرِينَ.

İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:"Cemaatle kılınan namaz  münferid kılınan namazdan  yirmi yedi derece üstündür." -"Yirmi beş derece" diye de rivayet edildi.-"[14] (Konuyla ilgili diğer hadisler için bak.)[15]

 

VI- YARARLANILABİLECEK BAZI KAYNAKLAR :

Diyanet İslam Ansiklopedisi, İbadet md. 19, 233-252. Ayhan, Halis, Din Eğitimi ve Öğretimi: İman, İbadet, (Ank. 1985) 165-175; Mevdudi, (Ter. Osman CİLACI – İsmail KAYA,) Kur’an’a Göre Dört Terim, 95-108; İbn Kayyım, Medaricü’s-Salihin, (Kahire) 1, 90-167; Gazali, İhya, 1, 118; Şentürk, Habil, Hazreti Peygamberin İbadet Hayatı, (İst. 1984), 25-35; Şatıbi, el-Muvafakat (İz Yay.); Hamidullah, Prof. Dr. Muhammed; İslam’a Giriş, (TDV. 1996); İlmihal (İSAM) II;  Kandehlevi, Huccetüllahi’l-Baliğa, (Kahire) 1, 153-158; Beşer, Dr. Faruk, İslamda Sosyal Güvenlik (DİB. Yay. 1987); Uludağ, Süleyman, İslam’da Emir ve Yasakların Hikmeti; Muhasibi, el-Akl ve Fehmü’l-Kur’an (İşaret, 2003) 334; Nedvi, Abdulbari, Tasavvuf ve Hayat (TDV. Yay. 1998) 214, 249.

 

Doç. Dr. Nihat HATİPOĞLU

Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı



[1] Zariyat, 51/56

[2] Müminun 23/45; Şuara 42/22

[3] Bakara, 2/195

[4] Zümer, 39/17

[5] Feth, 48/9

[6] En’am, 6/162

[7] Hacc, 22/77; Meryem, 19/48

[8] Buhari, İman, 37; Müslim, İman, 1, 5; Ebu Davud, Sünnet, 16; Tirmizi, İman 5, 6; İbn Mace, Mukaddime 9

[9] Kandehlevi, Müslüman Şahsiyeti, 303

[10] Kandehlevi, a.g.e., 303

[11] En’am 6/162.

[12] Müslim, İman 1, (8) 1, 37; Nesâî, İman 6, (Hd. 4988); Ebu Dâvud, Sünnet 17, (Hd.4695) 5, 69-70.

[13] Müslim, Cuma 41, (Hd. 863); 1, 590; Ebû Dâvud, Salât 223, (1101); Nesâî, Cuma 35, (3, 110).

[14] Buharî, Ezan 30-31 (1, 158-159); Müslim, Mesacid 249, 1, 450-451; Muvatta, Cemâ'a 1 (1, 129);  Nesâî, İmamet 42, (2, 103).

[15] Buhari, İman, 37; Müslim, İman, 1, 5; Ebu Davud, Sünnet, 16; Tirmizi, İman 5, 6; İbn Mace, Mukaddime 9

Buhari, Mevakit, 6; Müslim, Mesacid, 51

Buhari, Ezan, 18; Edeb, 27; Ahad, 1 Darimi, Salat, 42; Ahmed, Müsned, V, 3

Kandehlevi, Müslüman Şahsiyeti, 303

Kandehlevi, a.g.e., 303

Buhari, Ezan, 30; Müslim, Mesacid, 42.

Buhari, İman, 37; Zekat, 1; Edeb, 10; Müslim, İman, 5, 13-15; Nesai, İman, 6; Salat, 1; İbn Mace, Fiten, 12; Zühd, 35. (Not : Bu bölümdeki hadisler Concordance kaynaklarına göre gösterilmiştir.)



Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam68
Toplam Ziyaret741970