• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
                
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ

İman-Amel-Ahlak Münasebeti

İMAN – AMEL - AHLAK MÜNASEBETİ*

                                             

I.  Konunun Planı

 

A- Ana hatları ile  iman kavramı 

B- Amel ile ilgili durumlar

C- Ahlak ile ilgili durumlar

D- Kur’an da iman-amel ve ahlak ilişkisi

E- Hadisi şeriflerde iman- amel ve ahlak ilişkisi

1) İman- amel ve ahlak ilişkilerinin psikolojik yönden insan hayatına  yaptığı etkiler        

2) İman- amel ve güzel ahlakın sosyal yönden toplumda ne gibi etkiler yapmaktadır?

İman- Salih Amel ve Güzel Ahlakın insan hayatına tesiri için:

a. insanın kuvvetli bir imana sahip olması ve onu hayatının sonuna kadar devam ettirmesini sağlaması,

b. İnsanın sahip olduğu imanını salih amelle besleyip güzel ahlaka ulaştırmasını sağlaması.                

 

F- Konu işlenirken başlıca dikkat edilecek hususlar

1-İman-amel ve ahlakın lügat ve ıstılah anlamları verilmeli

2-İtikadi açıdan iman ve amel-i  salih ilişkisinin  iyi yapılması

3-İmanın rükünleri, imanın amel ve ahlaka etkileri 

4-İmanın  artılıp eksilmesi, amelden bir cüz olup olmaması

5-İnançsız bir amelin ve ahlaki bir değerin insana ve topluma verdiği zararlar

6-İman-amel ve güzel ahlakın nefse,kalbe ve uzuvlara etkisi

7-İman-amel ve ahlakın birbirleri ile münasebeti

8-Salih bir amel ve ahlakın imanın gereği olarak yapılması

9-Amel ve ahlakın kuran ve sünnete uygun olması

10-Ahlakın kısımları, iyi ahlak ve kötü ahlak

11-İman- ahlak ilişkisi ile  kuran Ahlakının insan  hayatına etkisi

 

II. Konunun Açılımı ve İşlenişi

Konuşmaya iman-amel ve ahlak kavramları açıklanarak başlanmalı. Sonra ilgili  ayet ve hadislerle iman, salih amel ve güzel ahlakın birbirleri ile ilişkileri izah edilmelidir. Evvela İnsanın  kuvvetli bir imana sahip olması, bunun salih amellerle kuvvetlendirilmesi detaylı bir şekilde anlatılmalıdır. Vaaz akışı içerisinde ilgili ayet ve hadislerle derinlemesine konu izah edilmelidir. İmanın gereği olarak yapılan amellerin boşa gitmemesi ve insanda güzel ahlak olarak ortaya çıkması için gereken tüm çabaların sarf edilmesinin gereği üzerinde durulmalıdır. Sevgili Peygamberimiz salih amellerin bizimle birlikte gideceğini ve kabirden içeri yalnız iman ile birlikte gireceğini belirtmiştir. Bir amelin salih olması şirk ve riyadan uzak; iyi bir niyet ve ihlasla yapılmasına ve Allah rızasının gözetmesine bağlıdır. Salih ameller yapılırken niyetlerin de düzgün olması üzerinde durulmalıdır.

                            

 III. Konunun Özet Sunumu

İman-amel ve ahlak münasebetlerinde imanın esas olduğu, onun korunması ve kalpte kökleşmesi için de amelin gerekli olduğu çok iyi vurgulanmalıdır. Düşünce alanından eylem ve hareket alanına çıkamamış olan iman, meyvesiz bir ağaca benzer. Kalpte mevcut olan iman ışığının hiç sönmeden parlaması, giderek gücünü artırması için de salih amel ve güzel ahlakla beslenmesi gerekir. Çünkü salih amel, samimi imanın bir göstergesidir. Salih amel, imanımızın güçlenmesini ve ahlâken olgunlaşmamızı sağlar. İman; kökü kalpte, dalları ise, insan davranışları olarak dışarıda yani hayatta olan bir ağaç gibidir. Peygamberimiz  kalpteki inancının sözlü ifadesi demek olan "Allah'tan başka ilah yoktur" ikrarının, iman tezahürünün en yükseği ve en üstünü olduğunu belirtmiştir. Salih amellere devam eden kimselerin  kalbinde iman nuru devamlı parlar, bu nur insanı mükemmel bir ahlaka ulaştırır.  İmanın gereği olarak  Kur'ân ve Sünnete, Allah ve Peygamberin rızasına uygun olan ve bilinçli olarak yapılan her amel salih ameldir. Allah’ın rızasına uygun olmayan her türlü inanç, söz, fiil ve davranışlar da  amel-i gayrı salihtir.

         Salih ameller; iman ve iyi  niyetle yapılırsa  Rabbimizin katına ulaşır İnsanın dünyada hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği, akla hayale gelmeyecek güzellikteki cennete girmemize ve oradaki derecelerimizin  yükselmesine vesile olacağı  unutulmamalıdır. İman  edip sâlih ameller işleyen, İslam’ın emir ve yasaklarına, helal ve haramlarına, öğüt ve tavsiyelerine uyan;  insanlarla iyi ilişkiler içerisinde bulunan, onlara kötülük etmekten sakınan kimseler "güzel ahlak" sahibi, aksi davranışta olan kimseler  ise "kötü ahlak” sahibi demektir.

.  Aşağıdaki ayetler de ise, iman- ibadet ve ahlâkî görevler iç içe sıralanmaktadır. İman ibadeti, ibadetler de ahlâkî davranışları gerektirmektedir. Kur'ân' tümü tarandığı zaman görülecektir ki onlarca âyette ahlâki ilkeler değişik bağlamlarda anlatılmaktadır.Bunları vaaz akışı içinde iyi değerlendirilmesi gerekir Mesela:   خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ

        “(İnsanların kusurlarını) bağışla, ma'rufu (iyi ve güzel olan Söz,  fiil ve davranışları) emret ve câhillerden yüz çevir.”  (Araf,199)      

 

َ و لا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ و لا السَّيِّئَةُ ادْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيم

 

 “İyilik ile kötülük bir değildir. Kötülüğü en güzel biçimde sav, bir de   bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse  sanki sıcak ve samimi bir dost oluvermiştir.” ( Fussilet,34).    

      İbadetlerin temel amacı kişinin imanını koruması, Allah rızasını ve sevgisini kazanmasıdır.En güzel ahlak Kur'ân ahlakıdır. Kur'ân ahlakına sahip olan insan, kendisine, yaratanına ve bütün insanlara saygılıdır. Söz, fiil ve davranışlarında dürüst olur, edepli ve terbiyeli olur. İman-amel ilişkisi konusunda itikadî mezhepler farklı düşüncelere sahip olmuşlardır. Ehl-i sünnet bilginlerine göre amel, imandan bir cüz sayılmamıştır. Ancak  soyut bir inançtan ibaret de kabul edilmemiştir. Ehl-i sünnet bilgilerine göre amel, imanın aslı için şart değilse de kemali için gereklidir. Amelsiz imanın zayıflayacağı belki de yok olabileceği ifade edilmiştir. İman esaslarını kalpten benimsemiş fakat tembellik, gaflet gibi çeşitli sebeplerle Allah’ın buyruklarını yerine getirmeyen veya yasaklarını istemeyerek çiğneyen kimse, işlediği günahı helal saymadığı müddetçe mümin sayıldığı ve İslam dairesinin dışına  çıkmadığı  iyi izah edilmelidir.

                           

 IV. Konu  İşlenirken Başvurulabilecek Bazı ayetler

 

وَالْعَصْر إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْابا بِالصَّبْرِ

 « Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir.

Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (Onlar ziyanda değillerdir)”[1] anlamındaki bu ayet, amel-iman ve ahlak ilişkisini açıklamak bakımından  en güzel bir örnektir.

      Yüce Allah'ın cennette yüksek derecelere nail olmayı imanla beraber salih amele  bağlamış ve bu konuda şöyle buyurmuştur:   وَمَنْ يَأْتِهِ مُؤْمِنًا قَدْ عَمِلَ الصَّالِحَاتِ فَأُوْلَئِكَ لَهُمْ الدَّرَجَاتُ الْعُلَ

    “Kim de O’na salih ameller işlemiş bir mümin olarak gelirse, işte onlar için yüksek dereceler vardır.”[2]  Yine aynı şekilde; 

َبشرَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ  و  “  İnanan ve salih  amelleri işleyenleri, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdele.” [3]  buyurarak bu  müjde yalnızca imana değil, salih amele de bağlanmıştır.

    Bir başka ayette Yüce Allah, dünya nimetleri içerisinde insanın en çok değer verdiği iki nimete dikkat çekmekte ve bu nimetlerin hayatın süsü, zineti olduğunu, bu iki nimetin de dünya  ile birlikte sonuçta yok olacağını ve  ahirete gidecek olanın yalnızca imanla birlikte salih amel olacağını belirtilmiştir.

و انك لعلى خلق عظيم     Peygamberimiz en yüksek bir imana sahip olduğu gibi, bu imanın gereği olarak ta  ahlakan en yüksek bir derecede olduğu vurgulanarak:  “ (Ey Peygamberim!) Sen büyük bir ahlak üzeresin”.[4]  diye belirtilmektedir. Konu ile ilgili faydalanılacak diğer ayetler ise: ( Kehf, 18/46,  Sebe,34/11, Rum,30/44,  Maide, 5/5,  İbrahim,14/18,  Fussılet, 41/34; Nisa, 4/57)

 

V. Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bir çok hadislerinde imanın salih ameller işlemeyi gerektirdiğine dikkat çekmiştir. İman kalbin amelidir. Şu hadis bu hususu açıkça ifade etmektedirُ  ": سُئِلَ أَىُّ الْعَمَلِ أَفْضَل  "Amellerin en üsütünü hangisidir" diye soruldu. ِHz. Peygamber, إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ  "Allah ve Rasûlüne   iman etmektir" buyurdu"[5]

 

            Peygamberimiz,  iman ile amelin birbiriyle olan bağlantısını  şöyle ifade etmiştir.

« ثَلاَثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلاَوَةَ الإِيمَانِ أَنْ يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا ، وَأَنْ يُحِبَّ الْمَرْءَ لاَ يُحِبُّهُ إِلاَّ لِلَّهِ ، وَأَنْ يَكْرَهَ أَنْ يَعُودَ فِى الْكُفْرِ كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُقْذَفَ فِى النَّارِ » "  Üç haslet vardır; bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar: Allah ve Resulünü, Allah ve Resülünden başka her şeyden fazla sevmek, Sevdiğin! Allah için sevmek, Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra, tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmektir.”[6]  Peygamberimiz (a.s.), iman ve ahlak ilişkisine şöyle  dikkatlerimizi  çekmektedir:

 

الإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ أَوْ بِضْعٌ وَسِتُّونَ شُعْبَةً فَأَفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ الأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الإِيمَان"    İman yetmiş (veya altmış) küsur şu'be ) dir. En yükseği, "Allah'tan başka ilah yoktur" demek; en aşağısı ise, yoldan, eziyet veren şeyleri gidermektir. Utanmak da imanın bir şubesidir."[7]

 

      Sevgili Peygamberimiz salih amellerin bizimle birlikte ölüm ötesine de gideceğini, kabirden içeri yalnız iman ile birlikte salih amellerimizin gireceğini şöyle vurgulamaktadır:

 

      يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ثَلاَثَةٌ ، فَيَرْجِعُ اثْنَانِ وَيَبْقَى مَعَهُ وَاحِدٌ ، يَتْبَعُهُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَعَمَلُهُ ، فَيَرْجِعُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ ، وَيَبْقعَمَلُهَُ

 

     “Ölüyü kabre kadar üç şey takip eder; ikisi geri döner ve biri onunla daima beraber olur. Ailesi, malı ve ameli onu kabre kadar takip eder, ailesi ve malı geri döner, geriye yalnızca onunla birlikte ameli kalır”[8] 

 

       Peygamberimiz (a.s.), en güzel ahlaka sahip idi. Onun tebliğ ettiği hak din kemale erdiği gibi güzel ahlak   da onunla kemale ermiştir. O şöyle buyurmuştur:

انما بُعِثْتُ ُِتَمِّمَ مَكَارِمَ اﻻﺧْﻼَقِ

“Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”[9]

 

      Peygamberimiz (s.a.v.) ahlaka çok önem vermiş; 

اللهم كما احسنت خلقي فاحسن خلقي

      “Allah’ım! Yaratılışımı güzel yaptığın gibi ahlakı mı da güzel yap.”[10]

 

اللَّهُمَّ اهْدِنِى ﻻحْسَنِ اﻻعْمَالِ وَأحْسَنِ اﻻخَْقِ، َﻻ يَهْدِى ﻻحْسَنِهَا إَّﻻ أنْتَ، وَقِنِى سَىِّئَ اﻻعْمَالِ، وَسَيِّئَ اﻻخَْقِ َﻻ يَقِى سَيِّئَهَا إَّ ﻻأنْتَ.

“…Allah’ım! Beni amellerin en iyisine ve ahlakın en iyisine ilet. Amel ve ahlakın en iyisine ancak sen hidâyet edebilirsin. Amellerin kötüsünden ve ahlakın kötüsünden beni koru. Amel ve ahlakın  kötüsünden ancak sen koruyabilirsin.”[11]   

 اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنَ الشِّقَاقِ وَالنِّفَاقِ وَسُوء اﻻﺧْﻼَقِ

      “Allah’ım! Ayrılıktan, iki yüzlülükten ve ahlakın kötüsünden sana sığınırım.”[12] diye dua etmiştir.  İnsanları ahlaklı olmaya çağırmış ve;

 

 

إنَّ مِنْ أحَبِّكُمْ إلىَّ وَأقْربِكُمْ مِنِّى مَجْلِساً يَوْمَ القِيَامَةِ أحَاسِنُكُمْ أْﺧْﻼقاً

“Sizin bana en sevimli olanınız ve kıyamet gününde bana en yakın olanınız ahlakı en güzel olanınızdır”[13]

 

 

َّّ مِنْ أَخْيَرِكُمْ أَحْسَنَكُمْ خُلُقًانّ إنَّ    “Sizin en hayırlınız ahlakı en güzel olanınızdır.”[14].

 

مَا مِنْ شئ أثْقَلُ في مِيزَانِ المُؤمِنِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ خُلُقٍ حَسَنٍ

 

“Kıyamet gününde müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır hiç bir şey yoktur…”[15]

                          

IV.Yararlanabilecek Bazı  Kaynaklar   

Razi , Fahruddîn, et-Tefsiru’l  Kebir, XIV,34. Tahran, tarihsiz ayrıca bkz. Ömer Dumlu, Kur’an’da  Salah Meselesi, s.44 vd. Diyanet İşleri  Başkanlığı Yayınları,  Ankara 1992.

Geniş bilgi için bkz. İsmail Karagöz, "Kur’an’da Salih Amel Kavramı, Salih ve Muslih İnsanların Özellikleri”  Diyanet İlmi Dergi, s.60. XXXII, I/2.  Ankara, 1997

İsmail Karagöz, Kur'an'a Göre İnsana Verilen Görev ve Değer, s. 218. Çelik Yay. İst. 1996. bk. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, III, 1740. Eser neşriyat, İstanbul,1971.

Türkiye Diyanet Vakfı  İslam Ansiklopedisi  Ahlak  maddesi : 2/1-4

Türkiye diyanet Vakfı  İslam Ansiklopedisi  Amel  maddesi : 3/13-20

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi  İman  maddesi :  22/212-214



* Not :  Bu vaaz Projesi Din İşleri yüksek Kurulu Uzmanı Ömer ÖNEN tarafından hazırlanmıştır.

 

[1] Asr, 103/1-4

[2] Taha,  20/75

[3] Bakara,  20/25

[4] Kalem, 68/4

[5] Buhari, İman, 18, ( I,12)

[6] Buharî, İman, 15. ( I,66 )

[7] Müslim, İman,  58 , ( I,  63)

[8] Buhari,  Rikak, 42, ( III, 193)

[9] Ahmed, VI,z (68,155),  Malik, Husnü'l-Huluk,  8, (II, 904)

[10]Ahmed,  68,  (VI, 155),  ( I, 403), 

[11]Nesai,  İftitah,  16,(II,129), 

[12] Nesai,İstiaze, 21,  (8,264),

[13] Tirmizi, Birr,71, (IV,370)

[14]Buhari,  Edeb,38. (VI1,181),  Müslim, Fedail, 68,  (II,1810);  Tirmizi, Birr, 47  (IV,349)

[15]Tirmizî,  Birr, 62,  (IV, 362)



Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam69
Toplam Ziyaret741971