• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI
VAAZ ARŞİVİ
DİYANET FETVALARI

İnsan Hakları

İNSAN HAKLARI

 

I- Konunun Planı

A) Genel Olarak Hak Kavramı ve Önemi

a) Kur’an’da Hak Kavramı

b) Sünnette Hak Kavramı

B) İslam Dinine Göre Temel Hak ve Hürriyetler

a) İnsanın Değeri ve Onuru

b) Hayat Hakkı ve Can Güvenliği

c) Adalet ve Eşitlik

C) Mânevi Hak ve Hürriyetler

a) İnanç ve İbadet Özgürlüğü

b) Düşünce ve İfade Hürriyeti

c) Eğitim ve Öğretim Hakkı

D)  Kişisel Hak ve Hürriyetler

a) Kişi Dokunulmazlığı

c) Özel Hayatın Gizliliği

E) Ekonomik ve Sosyal Hak ve Hürriyetler

a) Mülkiyet Hakkı

b) Çalışma ve Kazanma Hürriyeti

c) Sosyal Güvenlik Hakkı

d) Aile Kurma Hakkı

 

II- Konunun Açılımı ve İşlenişi

Konuya, hak kavramının açıklamasıyla başlanır ve günümüz dünyasında insan haklarının bir değer olarak gitgide daha bir önem kazandığı, tarihin hiçbir döneminde bugün olduğu kadar hak ve özgürlüklerin bu denli ihlâl edilmediği belirtilir. İnsan haklarının korunmadığı ve güvence altına alınmadığı bir yerde kargaşa ve anarşinin kaçınılmaz olduğunun altı çizilir.  Kur’an’da ve hadislerde hak kavramına verilen önemden bahsedilir. Allah’ın hakkının bütün haklardan öncelikli olduğuna vurgu yapılır. Bütün peygamberlerin gönderiliş gayelerinden birisinin de toplumda insan haklarını hâkim kılmak olduğu, toplumda kâmil insan örneğini oluşturmak için uğraş verdikleri belirtilir. Bir milletin medenî olma ölçütünün, salt sanayileşme veya teknolojik gelişmeyle tamamlanamayacağı; öncelikle insan haklarına gösterilen değerlerle ilişkili olduğu anlatılır.

 

III- Konunun Özet Sunumu

Yeryüzünde insan hakları alanındaki mücadele yeni başlamış olmayıp insanlık tarihi kadar eskidir. Dolayısıyla insan haklarının günümüzün bir buluşu, yeni bir icadı gibi sunulması doğru değildir. İnsanın, doğuştan beraberinde getirdiği ve Allah’ın kendisine bahşettiği dokunulmaz haklarını elinden almaya veya kısıtlamaya hiçbir kimsenin hakkı yoktur. 

Yüce Allah’ın güzel isimlerinden biri olan “hak” kelimesinin çoğulu olan hukukun gayesi, hakların kime âit olduğunun belirlenmesi, hakların korunması ve haklara yapılan tecavüzün, zorbalıkların ortadan kaldırılmasıdır. Dolayısıyla insanın kanı akıtılmaz, canına kıyılmaz, dini inancına, namusuna, toprağına, mesleğine, meskenine ve cinsiyetine dokunulmaz. İslam dininin gerçekleştirmeyi hedeflediği beş temel husus, insanlar arası ilişkilerin tamamını kapsar.

İnsan, eşref-i mahluktur.[1] Yeryüzünde insanların aradığı ve gerçekleşmesini isteği en önde gelen değerlerin başında adâlet ve eşitlik ilkesi gelmektedir.[2]  İslâm’da fertler arasında ırk, renk, soy, sop, makam, mevki, fakirlik, zenginlik, şan, şöhret gibi hususlarda üstünlük yoktur.[3] Hz. Peygamber, kanun önünde herkesi bir tarağın dişleri gibi eşit olarak değerlendirmiştir.[4]  

İslâm, “hürriyeti” insan hayatının anlamını gerçekleştiren bir unsur olarak görmektedir. Din, vicdan ve ibâdet hürriyeti, insanın temel hak ve hürriyetlerinin en önemlilerindendir.[5] İktisadî hak ve hürriyetler, İslâm’ın kabul ettiği diğer hürriyetleri tamamlayan hususlar olarak kabul edilmektedir.

İslam’da insan hakları sadece kanunla belirlenmiş olmayıp, özellikle ahlaki boyut insanı tüm varlıklara karşı sorumlu görür. Dolayısıyla insan, yaptığı her davranışın mutlaka karşılığını göreceğinin şuuru içinde yaşamalıdır.[6]  

 

IV- Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Ayetler

İnsan haklarının en başında yaşama hakkı ve can güvenliği gelmektedir.  Allah’ın verdiği cana kimsenin kıyma hakkı yoktur:

مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَن قَتَلَ نَفْساً بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعاً وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعاً…

 

“…Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır…” [7]

Bir başka ayette canın kutsiyeti şöyle belirtilmektedir:“Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın…[8]  

 

Hiç kimse bir dini veya düşünceyi başkalarına dayatma hakkına sahip değildir, herkes inancında hürdür:

لاَ إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ  بِالطَّاغُوتِ  وَيُؤْمِن  بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى لاَ انفِصَامَ لَهَا وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ.

“Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır…” [9]

 

Yüce Allah, tüm delillere rağmen kendisine inanmayanların en büyük zulmü (haksızlığı) işlediklerini ve bunların lanetlendiğini belirtmiştir: “Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir.”[10]

İslâm’da fertler arasında ırk, renk, soy, sop, makam, mevki, fakirlik, zenginlik, şan, şöhret gibi hususlarda üstünlük yoktur:

           

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır…” [11]

               

Yeryüzünde insanların aradığı ve gerçekleşmesini isteği en önde gelen değerlerin başında adâlet ve eşitlik ilkesi gelmektedir:

 

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” [12]

 

Konu işlenirken başvurulacak diğer ayetler için bakınız: En’âm, 6/151; Yunus, 10/99; Kehf, 18/28,29,32-43; Sebe, 34/28,35; Enbiyâ, 21/107; Kasas, 28/56,76-82; Yusuf, 12/103; Şûra, 42/40; Tevbe, 9/24-25; Ta-ha, 20/131; Abese, 80/1-12; Hud, 11/18; Mâide, 5/8; İsrâ, 17/26; Rûm, 30/38.

 

 

V- Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler

 

İnsan, her şeyden önce kendini düzeltmeli ve kimseye zarar vermemelidir:

المسلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالْمُؤمِنُ مَنْ أمِنهُ الناسُ على دمائهم وأمْوَالِهِمْ.            "Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Mü'min de, halkın, can ve mallarını kendisine karşı emniyette bildikleri kimsedir."[13]

 

Hz. Peygamber (a.s), hüküm verirken hiç kimseye iltimas, imtiyaz ve ayrıcalık tanımamış; zengin, fakir, soylu, asil herkese aynı mesâfede davranmıştır.

 

İnsan haklarına saygı, herkese eşit davranmayı ve sevmeyi gerektirmektedir:

 ﻻ يُؤْمِنُ اَحَدُكُمْ حتَّى يُحِبَّ ﻷخيهِ ما يُحِبَّ لِنَفْسِهِ.

"Sizden biri, kendi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe gerçek imana eremez."[14]

 

Hz Peygamber, insan yaşamı ve değeri üzerinde çokça durmuş ve târihî vedâ hutbesinde can, mal, ırz ve namus güvenliğine vurguda bulunmuş, insanların sulh, sükûnet içerisinde birbirlerinin haklarına riâyet ederek yaşamalarını istemiştir:

عَنْ عَبْدِ اللّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ عَلى نَاقَتِهِ الْمُخَضْرَمَةِ بِعَرَفَاتٍ فَقَالَ: أتَدْرُونَ أيُّ يَوْمٍ هذَا وَأيُّ شَهْرٍ هذَا وأيُّ بَلَدٍ هذَا؟ قَالُوا: هذَا بَلَدٌ حَرَامٌ وَشَهْرٌ حَرَامٌ وَيَوْمٌ حَرَامٌ. قَالَ: أَﻻ وَأنَّ أمْوَالَكُمْ وَدِمَاءَكُمْ عَلَيْكُمْ حَرَامٌ كَحُرْمَةِ شَهْرِكُمْ هَذَا فِي بَلَدِكُمْ هَذَا فِي يَوْمِكُمْ هَذَا.

Abdullah İbnu Mes'ud (r.a) anlatıyor: "Resûlullah (A.S), Arafat'ta kulakları kesik gibi küçük olan devesinin üstünde olduğu halde şöyle buyurdular: "Bugünün hangi gün olduğunu, bu ayın hangi ay olduğunu, bu beldenin hangi belde olduğunu biliyor musunuz? Halk: "Burası haram beldedir, bu ay haram aydır, bugün kurban günüdür" diye cevap verdiler. Hz. Peygamber sözlerine şöyle devam etti: "Bilesiniz ki, mallarınız, kanlarınız birbirinize karşı haramdır, tıpkı şu ayınızın şu belde ve şu gündeki haramlığı gibi…”[15]

           

Hz. Peygamber (a.s), hiçbir canlıya zarar verilmemesini ve af yönünün tercih edilmesini istemiştir:

أَنَّ رَسُولَ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَضَى أنْ َﻻ ضَرَرَ وََﻻ ضِرَارَ.

"Resûlullah (a.s) şöyle hükmetmiştir: "Zarara sokmak ve zarara karşı zarar vermek yoktur."[16]

 

Hz. Peygamber, insanın dirisine değer verdiği gibi ölüsüne de değer vermiştir. Bir gün ashabıyla otururken yanlarından bir Yahudi cenazesinin geçtiğini fark edince hürmeten ayağa kalkmıştır. Yanındakiler bu durumu yadırgamış olmalılar ki, “Ya Rasûlallah, bu bir Yahudi cenazesidir.” deyince Hz. Peygamber,اَلَيْسَتْ نَفَساً  O insan değil midir?cevabını ermiştir.[17]

 

Konu ile ilgili hadisler için bakınız: Buhârî, Hudûd, 9, c.8, s.15; ll, c.8, s.16; Diyât, 6, c.8, s.38; Mezâlim, 33, c.3, s.108; İlim, 37, c.1, s.34; Megâzî, 77, c.5, s.123; Edeb, 33, c.7, s.79; Müslim, İmân, 14,17,20, (H.No: 63,71,78), c.1, s.65,67,69; Hudud, 2, (H.No: 8,11), c.2, s.1315; Zekât, 16, (H.No:53), c.1, s.697; İmare, 38, (H.No: 133), c.2, s.1506; Birr, 10 (H.No: 32), c.3, s.1986; Kasâme, 9, (H.No: 29-30), c.2, s.1305,1306; Hacc, 19, (H.No: 147), c.1, s.886-892; Nesâî, İman 8, 9 (H.No:4992, 4993), c.8, s.104-105; 19, (H.No:5010), c.8, s.114; Ebû Dâvûd, Cihâd, 2, (H.No:2481), c.3, s.9; Hudûd, 4, (H.No:4373), c.4, s.537; Edeb, 60,115 (H.No:4946,5129), c.5, s.234,346; Tirmizî, Sıfatu'l-Kıyamet, 60, (H.No:2518), c.4, s.668; İlim, 14, (H.No:2671), c.5, s.41; Zühd, 22, (H.No:2330), c.4, s.566; İbnu Mâce, Mukaddime 9, (H.No:66,68), c.1, s.26; Muvatta’, Akdiye, 26, (H.No: 31), c.2, s.745; Müsned, Ahmet b. Hanbel, c.V, s.327.  

           

VI- Yararlanılabilecek Bazı Kaynaklar

 

 1. Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, I-II, terc., Salih Tuğ, İrfan Yay, İstanbul 1991.

 2. İlmihal  I-II, Heyet (Islâm ve Toplum II), İSAM, Ist., 1999.

 3. İbn Manzur, Lisânu’l-Arab, Dâru’l-Maarif, Kahire.

 4. Cevherî, İsmail b. Hammad, es-Sıhâh, Mısır. 1982.

 5. Râgıb el-İsfehânî, el-Müfredât fî Garîbi’l-Kur'ân , Kahraman Yay., İst., 1986.

 6. Muhammed Tâhir b. Âşûr, Mekâsıdu’ş-Şerîati’l-İslâmiyye (İslâm Hukuk Felsefesi Gaye Problemi), terc. Vecdi Akyüz-Mehmet Erdoğan, Rağbet Yay.,İst., 1999.

 7. Abdullah, Draz, İslâm’ın İnsana Verdiği Değer, terc., Nureddin Demir, Kayıhan Yay., Ist., 1983.

 8. İslam Ansiklopedisi, Hak Mad., D.İ.A. XV, 139, İst., 1997.

 9. İbn Hişâm, Abdülmelik b. Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye, thk., Süheyl Zekar, Dâru’l-Fikr, Beyrut, 1992.

10. İbnü'1-Esîr el-Cezerî, Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed, el-Kâmil fi’t-Târîh, Dâru’l-Kitâbi’l-Arabî, Beyrut, trs.

11. Akgündüz, Ahmet, İslam’da İnsan Hakları Beyannamesi, Timaş Yay., İst., 1991,  

12. Abdullah Draz, İslâm’ın İnsana Verdiği Değer, terc., Nureddin Demir, Kayıhan Yay., Ist., 1983.

13. Armağan Servet, İslâm Hukukunda Temel Hak ve Hürriyetler, D.İ.B.Yay., Ank., 1987.

14. Gazâli, Ebû Hâmid Muhammed b. Muhammed, el-Mustasfâ (İslâm Hukukunda Deliller ve Yorum Metodolojisi I- II), terc., Yunus Apaydın, Rey Yay., Kayseri, 1994.

15. Karaman Hayreddin, İslâm’a Göre İnsan Hakları ve Ödevleri, Yeni Türkiye, sayı: 21, Ank., 1998.

17. Salih Tuğ, İslâm Ülkelerinde Anayasa Hareketleri, İrfan Yay., İst., 1969.

18. Şâtıbî İbrahim b. Musa (ö.790/1388), el-Muvâfakât I-IV, terc., Mehmet Erdogan, İz Yay., İst., 1993.

19. Şekerci Osman, İnsan Hakları Alanında Temel Belgeler ve İslâm, Nûn Yay., İst., 1996.

20. Umara, Muhammed, Adalet Öğretisinde İnsan Hakları, terc., Ali Arslan, Denge Yay., İst., 1996. 

21. Demir, Fahri, İslâm Hukukunda Mülkiyet Hakkı ve Servet Dağılımı, Ankara 1988.

Zafer KOÇ - Din İşl. Y. Kur. Uzmanı

 


[1] İsrâ, 17/70; Tîn, 95/4 -5.

[2] Hud, 11/18; Şûra, 42/40; Mâide, 5/8.

[3] Bkz. Tevbe, 9/24–25; Kehf, 18/28,32–43; Taha, 20/131; Kasas, 28/76–82; Sebe, 34/35; Abese, 80/1–12; Hucurât, 49/13.

[4] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.V, s. 411; Ebû Dâvûd, Edeb, 111, (H.No:5116), c.5, s.339..

[5] Bakara, 2/256; Yunus, 10/99, Kehf, 18/29.

[6] Necm, 53/39–41.

[7] Mâide, 5/32.

[8] İsra, 17/33.

[9] Bakara, 2/256.

[10] Hud, 11/17–19.

[11] Hucurât, 49/13.

[12] Nahl, 16/90.

[13] Buhârî, İmân, 4,5, c.1, s.8-9; Tirmizî, İman, 12, (2627,2628), c.5, s.17.

[14] Buhârî, İman 7, c.1, s. 9.

[15] Buhârî, Edeb, 43, c.7, s.83–84; Hacc, 132, c.2, s.191–192.

[16] İbn Mâce, Ahkâm, 17, (H.No:2340),  c.2, s.784.

[17] Buhari, Cenaiz, 50, c.2, s.87.

Aktif Ziyaretçi25
Bugün Toplam781
Toplam Ziyaret1702274