• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
     Türkiye Diyanet Vakfı
|| HOŞ GELDİNİZ ||
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ
DİYANET FETVALARI

Günah Kavramı ve Büyük Günahlar-1

GÜNAH KAVRAMI VE BÜYÜK GÜNAHLAR 1

Değerli Müminler! Günah; Farsça bir kelime olup, dinde suç sayılan, Allah’ın yasak ettiği söz ve davranışlar demektir. Allah’ın yapın dediği bir şeyi yapmamak günah olduğu gibi, yapmayın dediği bir şeyi yapmak da günahtır.  Bir örnek olmak üzere, Allah, inananlara namaz kılmayı emretmektedir. Ergenlik çağına gelen aklı başında her müslüman, Allah’ın bu emrini yerine getirmekle yükümlüdür. Böyle bir kimse namaz kılmayacak olursa büyük günah işlemiş olur.

Bir başka örnek; Allah, aralarında nikah bağı bulunmayan başka bir kadınla erkeğin cinsel ilişkide bulunmalarını yasaklamıştır. Allah’ın bu yasağına uymayanlar da büyük günah işlemiş olurlar.

Kuran, günahları, büyük ve küçük olmak üzere iki kısma ayırır. Ancak büyük ve küçük günahların nelerden ibaret olduğu hakkında fazla bilgi vermez. Konu ile ilgili ayetlerden bir tanesinde şöyle buyurulur:[1]

إِن تَجْتَنِبُوا كَبَآئِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ سَيِّئَاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُم مُّدْخَلاً كَرِيماً عَنكُمْ.

Şüphesiz günahların hepsi eşit değildir. Bir adamı haksız yere dövmek ve yaralamak günah olduğu gibi, onu öldürmek de günahtır. Fakat bunlar, aynı seviyede değildir.

Bedrüddin Ayni diyor ki: -Günahın büyüklük ve küçüklüğü izafi yani bağıntılıdır. Bir günah ki, ondan daha büyük bir günah varsa, o günah kendisinden daha küçük olana nispetle büyüktür.[2] Bu itibarla günahlar, birbirlerine nisbetle büyük ve küçük olmak üzere iki kısma ayrılır.

Büyük Günah

Büyük günahın, herkesin üzerinde ittifak ettiği bir tanımı yoktur. İslam alimleri bu konuda farklı tanımlar yapmışlardır. Bu tanımlardan birisi ve belki de en uygun olarak kabul edileni şu tanımdır:[3]

-Allah’ın adam öldürmek ve zina etmek gibi, ceza tayin ettiği ve işleyene Cehennem’de azap edeceğini bildirdiği her günah, büyük günahtır.

İbn Hacer el-Heytemi büyük günahlar hakkında yazdığı ez-Zevacir an İktirafi’I-Kebair adlı eserinin baş tarafında büyük günah hakkındaki çeşitli tanımları naklederken birinci sıraya şu tanımı almıştır:

-Bir günah ki onu işleyen kimsenin, Cehennem’de azap edileceği Kuran ve hadislerde bildirilmiş ise, o günah, büyük günahtır.

Kuran’da, şunlar büyük günahlardır diye bildirilmiş değildir. Ancak yasaklanan hususlar Kuran’da yer almıştır. Hadislere gelince; Efendimiz değişik hadislerinde buyuruyorlar ki:

عن أبى بكرة قال: ألا أنبئكم بأكبر الكبائر ثلاثا. قالوا: بلى يا رسول الله. قال: الإشراك بالله وعقوق الوالدين وقول الزور. [4]                                                                                             

إجتنبوا السبع الموبقات. قيل: يا رسول الله وما هن؟ قال: الشرك بالله والسحر وقتل النفس التى حرّم الله إلا بالحق وأكل مال اليتيم وأكل الربا والتّولّى يوم الزحف وقذف المحسنات الغافلات المؤمنات. [5]

Bunlar gibi bazı hadislerde sayı bildirilmiş ise de, Ayni’nin de ifade ettiği gibi,[6] büyük günahlar bunlardan ibarettir, başka büyük günah yoktur demek doğru değildir. Efendimiz, bu ve benzeri sayı bildiren hadisleri ile büyük günahlardan toplumu fazlası ile etkileyenlere dikkat çekmiştir. Yoksa, bunlardan başka büyük günah yoktur demek istememiştir. Nitekim sayı bildiren hadislerde yer almayan bazı günahların da büyük günah olduğunu bildirmişlerdir. İşte bu hadislerden birisi de şudur:[7]

عن عبد الله بن عمرو قال: إن من أكبر الكبائر أن يَلعن الرجل والديه. قيل: يا رسول الله وكيف يلعن الرجل والديه؟ قال: يسب الرجل ابا الرجل فيسب أباه ويسب أمه.

Demek ki, ne Kuran’da ne de hadislerde, büyük günahlar şunlardır, bunlardan başka büyük günah yoktur, gibi bir ifade yer almamaktadır. Bunun için İslam alimleri bu konuda da farklı sayılar bildirmişlerdir.

İbn Abbas’a: -Büyük günahlar yedi midir? diye sorulmuş: -Onlar yetmişe daha yakındır, diye cevap vermiştir.     Başka bir rivayette de: -Yedi yüze yakındır, ancak tevbe ve istiğfar ile büyük günah diye bir şey kalmadığı gibi ısrar ile de küçük günah büyük günaha dönüşür, diye cevap vermiştir. [8]

İbn Abbas’a göre Allah’ın yasak ettiği her şey büyük günahtır.[9]

İbn Hacer el-Heytemi, az önce adını verdiğim kitapta 467 büyük günah saymıştır. Bunun için mümin, büyük olsun küçük olsun, kime karşı günah işlediğini düşünmeli ve bütün günahlardan sakınmalıdır.      Meşhur hadis alimi Zehebi, Kitabu’l-Kebair adlı eserinde, yüz küsur büyük günahtan söz etmiştir.

Günahın İnsan Üzerindeki Etkisi

Günah insanın duygu ve düşünceleri üzerinde olumsuz etki yapar. Bakınız Efendimiz günahın bu etkisini nasıl açıklıyor:[10]

عن أبى هريرة قال: إنَّ الْعَبْدَ إذَا أخْطَأ خَطِيئَةً نُكِتَتْ في قَلْبِهِ نَكْتَةٌ. فَإذَا هُوَ نَزَعَ وَاسْتَغْفَرَ وَتَابَ صُقِلَ قَلْبُهُ، وَإنْ عَادَ زِيدَ فيهَا حَتَّى تَعْلُوَ قَلْبَهُ. وَهُوَ الرَّانُ الذِى ذَكَرَ اللّهُ تَعَالى. ) كلا بل ران على قلوبهم ما كانوا يكسبون (  

Hadis, iki noktaya dikkatimizi çekiyor:

1. Bir günahı hiç işlememek esastır. O günah ilk defa işlendiği zaman kalbi kirletmekte ve kalbin bazı özelliklerini yitirmesine sebep olmaktadır. Mümin yaptığı bu hatanın, işlediği bu günahın farkına varır, hemen tevbe ve istiğfar ederse kalbi de eski halini alır.

2. Mümin, işlediği bu günahı tekrarlar ve devamlı yaparsa bu leke kalbini tamamen kaplar.

Günahın Cezası Şahsidir

Günah işlemekten doğan ceza, şahsidir. Yani herkes işlediği günahın cezasını kendi çeker, başkasının günahından sorumlu olmaz.

Nitekim Kuran’da da buyuruluyor ki:[11]

مَنِ اهْتَدَى فَإِنَّمَا يَهْتَدي لِنَفْسِهِ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّى نَبْعَثَ رَسُولاً.

Ancak işlediği günahla kötü çığır açmış ve başkalarına kötü örnek olmuş kimseler, aynı davranışta bulunanların günahı kadar günah taşımış olurlar. Konu ile ilgili olarak şöyle buyuruluyor:[12]

وَإِذَا قِيلَ لَهُم مَّاذَا أَنزَلَ رَبُّكُمْ قَالُوا أَسَاطِيرُ الأَوَّلِينَ. لِيَحْمِلُواْ أَوْزَارَهُمْ كَامِلَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَمِنْ أَوْزَارِ الَّذِينَ يُضِلُّونَهُم بِغَيْرِ عِلْمٍ أَلاَ سَاء مَا يَزِرُونَ.

Ayet, başkalarını yoldan çıkaran kimselerin, sadece yoldan çıkarma günahını değil, yoldan çıkardığı kimselerin günahlarından bir kısmını da yüklenmiş olacakları bildirilmektedir.

Bir kısım Bedeviler Efendimizi ziyarete gelmişlerdi. Yün elbiseleri vardı. Efendimiz kılık ve kıyafetlerinden muhtaç olduklarını görünce, halkı onlara yardım etmeye çağırdı. Halkın bu çağrıya katılmada ağır davranması Efendimizi üzdü.   Bu esnada Medineli birisi bir kese gümüş getirdi. Bunu bir başkası izledi, derken bir çokları yardım getirdi. Buna memnun olan Efendimizin sevinci yüzünden belli oldu ve şöyle buyurdu:[13]

عن جرير قال: من سن في الإسلام سنة حسنة فله أجرها وأجر من عمل بها بعده من غير أن يَنقص من أجورهم شىءٌ. ومن سن في الإسلامِ سنة سيئة كان عليه وزرها ووزر من عمل بها من بعده من غير أن ينقص من أوزارهم شىء.

İnsanı Günaha Sevk Eden Şeyler

Değerli Müminler! İnsanı günah işlemeye sevk eden nefistir. Nefis, insanda bulunan kötülüklerin kaynağıdır. İnsan nefsi, daima fena ve kötü olan tarafa meyleder. Bütün gücü ile kötülüğü telkin eder. Yani genel olarak insan nefsinin tabiatında şehvete, günaha ve kötülüğe meyil vardır. Nefis, kendi gücünü ve emrindeki araçları o yönde kullanır.

Nitekim Kuran’da buyuruluyor ki:[14]

...إِنَّ النَّفْسَ لأَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ...

Ancak Allah, insana iyiyi ve kötüyü ayırt edecek ve insanın zararına olacak şeylerden koruyacak akıl vermiştir. İnsan, kendisini diğer varlıklara üstün kılan akıl sayesinde nefsinin aşırı derecedeki isteklerini dengeler ve zararına olan şeylerden korur. Esasen, insanın değeri de buradadır. 

Bundan başka insanı günaha sokan dış etkenler de vardır. Bunların başında, dünya hayatının çekiciliği gelir. İnsanın aşırı istekleri onu günah işlemeye sevk eder. Kuran’da şöyle buyurulur ki:[15]

زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ.

Ayette sayılan dünya nimetleri ve dünya hayatı insana sevdirilmiştir. Bu da tabiidir. Çünkü insan dünyada yaşıyor. Elbette bu nimetlerden yararlanacaktır. Zira Allah, bu nimetleri insan için yaratmıştır. Bu nimetlerden insanın kendisini mahrum etmesi doğru değildir. İnsan, çalmadan, çırpmadan, hile ve haksızlık yapmadan meşru bir şekilde bu nimetlerden yararlanacaktır.

Allah Teala buyuruyor ki:[16]

قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ اللّهِ الَّتِيَ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِ وَالْطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ قُلْ هِي لِلَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَذَلِكَ نُفَصِّلُ الآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ.

Ancak insan, bu nimetler için yaşadığını sanmayacak ve hayatı dünya hayatından ibaret kabul edip, bu nimetleri elde etmek için meşru olmayan yollara başvurmayacak, günah işlemeyecektir.

Bu nimetlerin daha güzelinin de var olduğunu düşünecek ve onlara erişmek için Allah’ın koyduğu ölçülere uyacaktır. Bu husus şöyle hatırlatılmaktadır:[17]

قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَلِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ.

Günah İnsanı Dinden Çıkarır mı?

Peygamberlerden başka hiç kimse masum yani, günah işlemekten korunmuş değildir. Peygamberlerde bulunması gerekli sıfatlardan birisi İsmet sıfatıdır ki, onlar günah işlemekten korunmuşlar demektir.  Peygamberlerin dışında bu sıfat kimsede bulunmaz. Efendimiz buyuruyorlar ki:[18]

عن أنس بن مالك قالَ: كُلُّ بَنِى آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ.

Büyük de olsa günah işleyen kimse dinden çıkmaz, günahkar olur. Kalbinde inancı olduğu halde ibadet görevlerini ihmal eden, şirk, nifak ve küfür dışındaki günahlardan birini veya birkaçını işleyen kimse, işlediği günahı helal saymıyorsa bu kimse, mümindir, ama günahkar mümindir. Elbette yükümlü olduğu ibadetleri yapmadığı ve büyük günah işlediği için cezayı hak etmiştir. Allah dilerse onu bağışlar, dilerse günahı oranında cezalandırır, ama imanı olduğu için er geç cennete girer. Ebu Zer şöyle diyor:[19]

اتيتُ النبى و هو نائم. عليه ثوب ابيضُ. ثم اتيته فاذا هو بائم. ثم اتيته و قد استيقظ. فجلست اليه فقال: ما من عبد قال لا اله الا الله ثم مات على ذلك الا دخل الجنة. قلت: وانْ زنى وان سرَق؟ قال: وانْ زنى وان سرَق. قلت: وانْ زنى وان سرَق؟ قال: وانْ زنى وان سرَق ثلاثا. ثم قال فى الرابعة: على رغمِ انفِ ابى ذر. قال: فخرج ابو ذر و هو يقول: وان رَغِمَ انفُ ابى ذر.   

Değerli müminler! Günah hakkında bu kısa bilgiden sonra şimdi de büyük günahlardan söz edelim.

1. Allah’a Ortak Koşmak

Büyük günahların en büyüğü Allah’a ortak koşmaktır. Bu sadece büyük günah değil, aynı zamanda küfürdür. Bütün Peygamberler Allah’ın bir olduğunu, ortağı ve dengi bulunmadığını ve yalnız ona ibadet edilmesi gerektiğini duyurmuşlardır. Kuran’da şöyle buyuruluyor:[20]

وَإِلَـهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ.

Evet Allah birdir, ortağı ve dengi yoktur. Evrende her şeyin yerli yerinde olması ve herhangi bir düzensizliğin bulunmaması, onu yaratan ve yönetenin bir olduğunu ve ortağının bulunmadığını gösteren en büyük akli delildir. Bu gerçeği Kuran şöyle ifade ediyor:[21]

لَوْ كَانَ فِيهِمَا آلِهَةٌ إِلَّا اللَّهُ لَفَسَدَتَا فَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ.

Efendimiz putperest bir topluluk içinde büyümüştü. Bugün Müslümanlar için birliğin sembolü olan Kabe putlarla dolu idi. Putlara tapanlar Allah’ı tanıyor, ancak onun ortakları olduğuna inanıyor ve bu ortaklar aracılığı ile ona yaklaşacaklarını sanıyorlardı. Nitekim Kuran’da buyuruluyor ki:[22]

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ.

Allah’ı tanıdıkları, yer ve gökleri Allah’ın yarattığına inandıkları halde putlara niçin tapıyorlardı? Onlar buna şu cevabı veriyorlardı:         -Biz putlara, bizi Allah’a yaklaştırsınlar ve Allah katında bize şefaatçi olsunlar diye tapıyoruz. Bu gerçeği Kuran şöyle ifade ediyor:[23]

ألا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى إِنَّ اللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِي مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ.

Halbuki bilemiyorlardı, Allah katında şefaat Allah’ın iznine bağlıdır. Allah izin vermedikçe hiç kimsenin şefaat etmesi söz konusu değildir. Nitekim Allah buyuruyor ki:

لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ. [24]

وَلَا تَنفَعُ الشَّفَاعَةُ عِندَهُ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُ... [25]

Değerli Kardeşlerim! Allah Kuran’da şöyle buyuruyor:[26]

وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئاً.

En üstün saygı demek olan ibadet, yalnız Allah’ın hakkıdır. Ondan başkasına ibadet yapılmaz. Bunun için ona yapılan ibadete başkasını ortak etmek, şirktir, en büyük günahtır.

Allah’a gösterilen saygının benzeri, kim olursa olsun, başka hiç kimseye gösterilmez. Pek çok insan bu noktada yanılmakta ve şirke yönelmektedir. Kendisine itaatin Allah’a itaat olacağı Kuran’da bildirilen Efendimiz bile kendisine, ilahlaştırırcasına, saygı gösterilmemesine dikkat çekmiş ve şöyle buyurmuştur:[27]

عن ابن عباس قال: لا تُطْرُونِى كما أطْرَت النصارى ابن مريم، فإنما أنَا عبد. فقولوا: عبد الله ورسوله.

Efendimiz şirke düşme konusunda Hıristiyanları örnek veriyor. Çünkü Hıristiyanlar Hz. İsa’yı aşırı derecede överek onu ilahlaştırmışlar ve küfre gitmişlerdir. Halbuki Hz.İsa İlah değil, Efendimiz gibi bir Peygamberdir. Nitekim Kuran’da şöyle buyurulmuştur:[28]

لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللّهَ هُوَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ وَقَالَ الْمَسِيحُ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ اعْبُدُوا اللّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ إِنَّهُ مَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللّهُ عَلَيهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوَاهُ النَّارُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ.

Ayet, Hz.İsa’nın bu konuda Hıristiyanları uyardığını bildirmektedir. Buna rağmen onlar bu uyarıya kulak vermemişler, ona Tanrılık isnat ederek küfre gitmişlerdir.

Efendimiz de Hıristiyanların düştükleri bu korkunç hataya düşmememiz için bizi uyarıyor. Çünkü Peygamber de olsa bir insanı aşırı derecede övmek ve onda yalnız Allah’ta bulunması gereken birtakım yetkilerin bulunduğuna inanmak, Allah korusun insanı şirke götürür.

Bazı kimselere birtakım cahil insanların onları ilahlaştırırcasına saygı göstermeleri ve onların eteklerine yapıştıkları takdirde Cennete gideceklerine inanmaları da, insanı şirke yönelten davranışlardır.

Riya

Allah’a yapılan ibadete başkasını ortak etmek, şirk olduğu gibi gösteriş için ibadet etmek, hayır yapmak da şirkin başka bir çeşididir. Kuran’da şöyle buyuruluyor:[29]

قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَاء رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلاً صَالِحاً وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَداً.

Gösteriş için yapılan ibadeti, hayır ve hasenatı Allah kabul etmez. Esasen Allah, kendi rızası için olmayan hiçbir şeyi kabul etmez. İbadeti, her türlü gösterişten uzak yalnız Allah rızası için yapmalı, bunda dünya ile ilgili hiçbir çıkar sağlama düşüncesi olmamalıdır.

Değerli müminler! Allah’a ortak koşan kimse, en büyük günahı işlemiş olur. Bundan tövbe etmedikçe, yani şirki terk etmedikçe Allah onu bağışlamaz. Allah Teala’nın tek bağışlayamayacağını bildirdiği günah, budur. Nitekim Kuran’da buyuruluyor ki:[30]

إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاءُ وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدِ افْتَرَى إِثْماً عَظِيماً.

Sohbetimizi, Hz.Lokman’ın oğluna yaptığı öğüt ile tamamlamak istiyorum:[31]

وَإِذْ قَالَ لُقْمَانُ لِابْنِهِ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللَّهِ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ.

 


[1] Nisa, 4/31.

[2] Ayni, Umdetü’l-Kari, 12, 216.

[3] Taftazani, Şerhu’l-Mekasıt, 2, 175-176.

[4] Buhari, Şehadat, 10; Müslim, İman, 38.

[5] Buhari, Tıp, 48; Müslim, İman, 38.

[6] Ayni, age, 12, 216.

[7] Buhari, Edeb, 4; Müslim, İman, 38.

[8] İbn Kesir, 1, 486.

[9] Heytemi, Mecmau’z-Zevaid, 1, 103.

[10] Tirmizi, Tefsiru Mutaffifin, 3331; İbn Mace, Zühd, 29. (Ayet, 83/14)

[11] İsra, 17/15.

[12] Nahl, 16/24-25.

[13] Müslim, İlim, 6.

[14] Yusuf, 12/53.

[15] Al-i İmran, 3/14.

[16] Araf, 7/32.

[17] Al-i İmran, 3/15.

[18] İbn Mace, Zühd, 30; Tirmizi, Kıyame, 50.

[19] Buhari, Libas, 34; Müslim, İman, 40.

[20] Bakara, 2/163.

[21] Enbiya, 21/22.

[22] Lokman, 31/25.

[23] Zümer, 39/3.

[24] Bakara, 2/225.

[25] Sebe, 34/23.

[26] Nisa, 4/36.

[27] Buhari, Enbiya, 48.

[28] Maide, 5/72.

[29] Kehf, 18/110.

[30] Nisa, 4/48.

[31] Lokman, 31/13.

Kaynak:  Lütfi Şentürk - Diyanet Aylık Dergi



Aktif Ziyaretçi22
Bugün Toplam1822
Toplam Ziyaret1192159
Anlık
Yarın
10° 13° 8°