• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam
  
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI
VAAZ ARŞİVİ
DİYANET FETVALARI

İslam'da Çocuk Hakları

İSLAM’DA ÇOCUK HAKLARI


İslâm hukukunda doğumla başlayan ve ergenlik çağına kadar devam eden döneme “çocukluk”, bu dönemi yaşayan kimseye de “çocuk” denir.

Çocukluk dönemi insanın inşa ve tesis merhalesidir.

Ebu’d-Derda (r.a) için Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurdu:

واعط كل ذي حق حقه                                       ……

 

Peygamber terbiyesinde yetişen Ömer’in (r.a) halini Şair ne güzel özetliyor:

Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu

Gelirde adl-i ilâhî Ömer’den sorar onu

                                                    Mehmet Akif ERSOY

 

Koyunun hesabından korkan Müslümanlar ve müntesibi oldukları dinin, çocukların haklarını görmezlikten gelmesi düşünülebilir mi?

İslam’da çocuk hakları iki bakımdan değerlendirilir:

  1. İnsan olarak sahip olduğugenel haklar.
  2. Çocuk olarak sahip olduğuözel haklar.

Çocuk haklarını ilk defa dile getiren Sevgili Peygamberimizdir.

“Güzel isim ve iyi terbiye çocuğun babası üzerindeki haklarındandır (İbnMâce, “Edeb”, 3).

 

ÇOCUK HAKLARI

 1.     HAYAT HAKKI

“Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça Allah'ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız." (En’âm, 151)

“Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. “ (İsra,33)

“Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah'ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. “(Furkan,68)

 

Hayat hakkı çocuğun ana rahmine düştüğü ilk günden itibaren başlar.

 

DOĞUM ÖNCESİ:

A. KÜRTAJ YASAKTIR.
B. ÇOCUĞUN DÜŞMESİNE SEBEP OLANLAR CEZALANDIRILIR. (GURRE)

 

DOĞUM SONRASI:

A. GÜZEL İSİM HAKKI.

“Siz kıyamet günü kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız öyle ise çocuklarınıza güzel isimler koyunuz.” (EbûDavud,Edeb,61)

EMZİRİLME HAKKI

Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: "Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım." ( Ahkâf,15)

-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah'a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. (Bakara,233)

SÜNNET OLMA HAKKI.(Fethu’l-Bârî,c.11, s.88)

 

İYİ TERBİYE

Bu terbiye çocuğun hem dünya hem de ahiret mutluluğunu hedef alır. Hz. Peygamber (a.s) bu terbiyeyi ana babanın çocuğuna bırakacağı “en güzel miras” olarak nitelendirilmiştir (Tirmizî, “Birr”, 33).

Bu terbiyede şunlar yer alır:

Çocuğun ihtiyaç duyduğu bütün insanî ve ahlâkî faziletler.

 

“Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde, kendilerinden öncekilerinizin istedikleri gibi izin istesinler. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nûr,59)

B.    Sosyal kural ve davranışlar.

“Evlat! Besmele çek, önünden ye”

EbûRâfi b. Amr el-Caferî’ye: “Evlat! Hurma ağacını taşlama. Yere düşenlerden ye” (Tirmizi, lll,584)

Abdullah b. Abbas’a: Bir şey istersen Allah’tan iste. Yardım dileyeceksen Allah’tan dile….” Diye nasihat etti.


C.    
Dinî inanç ve değerleri öğrenme ve yaşama.

İlk gün kulağına ezan ve kamet okunması

Tahnik

Akika

Çocuk konuşmaya başladığında (İsra, 111.)   ayetin ezberletilmesi (İbnEbîŞeybe, Musannaf,l,348)

Uygulayarak öğretme

7 yaşında namaz kılmasını tavsiye etmek

Büluğ çağına ibadetleri uygulayabilecek olgunlukta girme.

D.    Ruh ve beden bakımından sağlıklı, bilgili ve faziletli olma.

Çocuklara yüzme,atıcılık,binicilik gibi sportif faaliyetlerin öğretilmelidir. (Dârimi, ll,124)

E.      Sanat ve hüner sahibi olabilme kabiliyetine erişme.

3.     EŞİT MUAMELE

 

“Onlardan birine kız çocuğu müjdesi verildiği zaman içi gamla dolar ve yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen kötü haber yüzünden halktan gizlenmeye çalışır; onu küçümsenme duyguları içinde tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün!” (en-Nahl 16/58-59; ez-Zuhruf 43/17).

“Dilediğine kız çocuk, dilediğine erkek çocuk verir; yahut hem kız hem erkek çocuk verir” (Şûra, 49 ve 50.)

“Aralarında herhangi bir ayırım yapmaksızın çocuklarına karşı eşit davranmak, ana babanın başlıca görevlerinden biri ve aynı zamanda çocuğun da tabii hakkıdır”(Müsned, IV, 269).

Numan b.Beşir’den rivayet edildiğine göre o şöyle anlatmaktadır: “Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem AmraBintuRavaha: Bu hibeye Resulullah (s.a.s)’i şahit kılmazsan kabul etmiyoruz” dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şahit kılmak için babam beni de alarak Resulullah (s.a.s)’e gittik. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.s), babama: “Başka çocukların da var mı?” diye sordu. “Evet” cevabı üzerine “Aynı şekilde bütün çocuklarına hibede bulundun mu?” dedi. Babam hayır deyince, Hz. Peygamber (s.a.s): “Allah’tan korkun, çocuklarınız hususunda adil olun” dedi. Babam oradan ayrıldı ve hibeden vazgeçti. ( Müslim, Hibat, 13)

 “Allah, öpücüğe varıncaya kadar her hususta çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever.” (Feyzu’l-Kadir, II, 297)

4.     NAFAKAHAKKI

“…….Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez…..(Bakara,233)

 

 5. MALÎ HAKLAR

 

Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.  Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur….. (Nisa,10.11)

Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir” (Nisa, 29)

 

Çocuğun (7 yaşla buluğ çağı arası) Mali Tasarrufları 

1. Sırf Menfaatine Olanlar 

Hibe, sadaka ve kendisine yapılan vasiyeti kabul gibi onun sırf fayda ve menfaatine olan tasarruflar veli veya vasînin iznine bağlı olmaksızın sahihtir.


2. Sırf Zararına Olan Tasarruflar 

Çocuğun mülkiyetinden karşılıksız olarak bir şeyin çıkmasına yolaçan hibe, vakf, boşama, kölesini azad, parasını borç vermek, vb. gibi sırf zararına olan tasarrufları, velî ve vasîsi izin vermiş bile olsa, sahih değildir.

3. Nitelik açısından faydalılık ve zararlılık arasında değişiklik gösterebilen tasarruflar. 

Alış-veriş, kira, nikâh ve diğer mali muameleler gibi tasarrufların kâr veya zarar getirmeleri ihtimali vardır. Mümeyyiz çocuğun bu tasarruflarda bulunması halinde çocuk asıl olarak eda ehliyetine sahip bulunduğundan tasarrufları sahih olur. Ancak bu tasarruflar, çocuğun ehliyeti eksik olduğundan velisinin iznini gerektirir. Velî izin verirse, mümeyyizin ehliyetindeki bu noksanlık tamamlanmış olur ve tasarruf tam ehliyet sahibince yapılmış sayılır ((Abdülkerim Zeydan, el-Vecîz, Bağdad 1405/1985, s. 97-98; M. Ebû Zehra, Usulü'l-Fıkh, Kahire 1377/1958, s. 265). 


6. AKLI KORUMA VE GÖRÜŞ BİLDİRME HAKKI

A.    Aile içinde yetişme.

DEVLET KURUMLARI ANNE BABA ŞEFKATİNİ SAĞLAYAMAZ.

B.    Hidâne

Abdullah b. Abbas mecliste Peygamberimizin sağ tarafında oturmaktadır. Adeti gereği su kabını sağ taraftan başlatarak vermesi gerekmektedir. Büyüklere vermek için Abdullah’tan izin ister…….

Hz. Ömer ve bir çocuk: Abdullah b. Zübeyr b. Avvam)

“Yol dar değil ki, kenara çekilip sana yol vereyim. Suçlu değilim ki, senden korkayım”

Hz. Ömer bu çocuğu daha sonra Cezîre’ye vali olarak görevlendirdi.

Ömer b. Abdülaziz ve kafile temsilcileri arasında gelen bir çocuk.

“Küçüklük kalpte ve dildedir. İş, yaşa göre olsaydı –yaşları senden büyük olduğu için hilafete senden daha layık burada birçok insan var- onlar olurdu.”

Hz. Ömer ve oğlu Abdullah arasında geçen bir konuşma.

 

7.NESEP HAKKI

A.    TEBENNİ YASAĞI

“Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. “ (Ahzâb,5)

B.    TAŞIYICI ANNELİK YASAĞI

C.     DİNEN MEŞRU BİR AİLEDE DOĞMA HAKKI

 

8. ÇOCUKLUĞUNU YAŞAMA HAKKI

 

Çocuğu olan kimse onunla çocuklaşsın. (Camiüssağir [6:209, Hadîs No: 8975)

 A.    CİNSEL İSTİSMAR

1.     Mahremiyet İlkelerine Uymama

2.     İletişim Araçlarının Etkileri

3.     Ahlaki Zâfiyet

4.     Karakter Bozukluğu

 

Küçüklerin evlendirilmesi:

Evlenme akdinin en önemli unsurunu, taraflar yani evlenecek kişiler oluşturmaktadır. Evlenme ehliyetine sahip ve evlenmelerinde herhangi bir engel bulunmayan herkes, nikahta taraf olabilir. Evlenme ehliyeti, başkalarının izin ve onayına ihtiyaç olmadan evlenebilmektir. Bunun için akıl ve ruh sağlığı yanında baliğ olmak şartı aranır. Küçükler, bunaklar gibi bu iki şarta sahip olmayanlar, hukuk nazarında eda/fiil ehliyeti açısından eksik sayıldıklarından velilerinin izin veya onayı olmaksızın kendi başlarına evlenemezler.

Sağlayacağı bazı bireysel ya da toplumsal faydalar göz önüne alınarak, küçüklerin velileri aracılığıyla evlendirilmeleri, çeşitli toplumlarda görülen bir uygulamadır. Genel bir kabule dayandığı için, bu uygulamanın, o toplumlarda yadırganmadığı da bilinmektedir. İlk Müslümanlar arasında görülen küçükleri evlendirme uygulaması da bu bağlamda değerlendirilebilir. Dolayısıyla konu, daha çok toplumsal ve kültürel bir karakter taşımaktadır. Bu tür evlilikleri meşru gören yaklaşımlar, yukarıda belirtilen toplumsal kabuller ve uygulamalarla izah edilebilir.

Konuya daha bütüncül bir yaklaşımla bakıldığında, küçüklerin evlendirilmelerinin:

Öncelikle bu uygulama, günümüz şartlarında ideal bir aile yuvasından beklenen huzur içinde yaşama, sağlıklı nesiller yetiştirme şeklindeki evliliğin esas hedefleri ve sürdürülmesiyle uyumlu olmayacağı,

“Yetimleri, evlenmeye elverişli hale gelinceye kadar deneyin. Onların reşit olduklarını anlarsanız, mallarını artık kendilerine verin” (Nisa 4/6) ayeti, nikah için belli bir olgunluğun gerekli olduğuna işaret etmektedir ki, bunun da erginlik dönemi olduğu,

Evliliğin hukuki ve ahlaki çerçevesini çizen ayet ve hadislere bakıldığında, onların daha çok yetişkin bireyleri hedef aldığı ve bireye ağır sorumluluk yüklediği görülür. Buradan hareketle evlenecek kişilerin, bu sorumluluğun bilincinde ve bunu yerine getirebilecek olgunlukta olmaları gereği,

Günümüz şartlarında küçüklerin evlendirilmeleri, onları genellikle ekonomik, biyolojik ve psikolojik açılardan kaldıramayacakları bir yükün altına sokmaktadır. Ayrıca onların çocukluklarını yaşayamama, gerekli eğitimden mahrum kalma gibi birçok temel hakların ihlaline de yol açabileceği gerekçelerine bağlı olarak uygun olmayacağı mütalaa edilmiştir.

 

B. ZOR İŞLERDE ÇALIŞTIRILMA/KULLANILMA

 

“Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar……” (Bakara,286)

 

“Resulullah (a.s) 15 yaşından küçük sahabeyi  orduya almazdı.”

 

C.     ŞİDDETE MARUZ KALMAMA

A. ÖLDÜRME

B. ÜMİTSİZLİK DUYGUSUNUN ETKİLERİ

 

Hz. Enes: “10 yıl Hz. Muhammed’e hizmet ettim “öf” bile demedi. (Tirmizi,lV,368)

Efendimiz (sav) Hz. Aişe’ye şöyle demiştir: “Yumuşak huylu ve nazik ol; bilhassa sert ve kötü sözden sakın. Çünkü yumuşaklık nerede bulunursa orayı süsler ve onun bulunmadığı yer ise çirkinleşir. (Müslim,2594; Ebu Davud,4808)

Peygamberimizin namazda iken sırtından inmeyen torunları en güzel örnektir.

Akrâb.Habis’e: “Allah kalbinden merhameti almışsa ne yapayım.””

 

Çocuklara şefkat ve sevgi ile davranılmalıdır. Kur'an, bu hususa ait örneklerle doludur.

 (Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) "Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır.

"Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir."

 

 "Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez." 

 "Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir! “( Lokman 31/16-19.)

 

Aşırı disiplin, otorite, baskı ve bunlara bağlı olarak duygusal ve fiziksel şiddet, aşırı koruyuculuk veya tamamen serbestlik, insanları kişiliksizleştirmekte, psikolojik ve sosyal açıdan davranış bozukluğu göstermelerine yol açmaktadır.

Aşırı disiplin, otorite ve baskın, insanlarda şiddet ve saldırganlık duygusu geliştirmektedir.

Otaya çıkan başka bir problem ise, farklı inanç, düşünce ve görüş sahiplerine karşı tahammülsüzlüktür.


Sabri AKPOLAT

Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Aktif Ziyaretçi14
Bugün Toplam92
Toplam Ziyaret1512292