• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ
DİYANET FETVALARI

Ahirete İman

AHİRETE İMAN

Ahiret kelimesinin sözlük anlamı, “son ve sonra olan”dır. Bu anlamda dünyanın sonuna ahiret denir.

Terim olarak ahiret: Ölümden sonra insanların tekrar dirilmesiyle başlayan ve ebediyen devam edecek olan bir hayattır.

Bütün semavi dinlerin inanç esasları içinde, ahiret hayatına iman esası vardır. En son semavi din olan İslâm, ahiret hayatının varlığı üzerinde önemle durur. Tıpkı geçmiş semavi dinlerde olduğu gibi, bizim dinimizde de, her şeyin son bulmasından sonra ikinci ve sonsuz bir hayatın varlığına inanmak, nihai kurtuluşun temel şartları yani iman esasları arasında yer almaktadır.

 

Ahirete İman İle İlgili Ayetler:

وَالَّذينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْآخِرَةِ هُمْ  يُوقِنُونَ

Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.[1]

******

رَبَّنَا اِنَّكَ جاَمِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فِيهِ اِنَّ اللَّهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ

Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez.[2]

******

يُخْرِجُ الْحَىَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَىِّ وَيُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذلِكَ تُخْرَجُونَ

Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız.[3]

******

  فَانْظُرْ اِلَى آثَارِ رَحْمَتِ اللَّهِ كَيْفَ يُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا اِنَّ ذَلِكَ لَمُحْيِ الْمَوْتَى وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَديرٌ

Allah'ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.[4]

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا آمِنُوا بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي نَزَّلَ عَلَى رَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي أَنزَلَ مِنْ قَبْلُ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيدًا

“Ey iman edenler! Allah´a, peygamberine, ona indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman ediniz. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse tam anlamıyla sapıtmıştır.[5]

 

زَعَمَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنْ لَنْ يُبْعَثُوا قُلْ بَلَى وَرَبِّي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ وَذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ

İnkâr edenler, öldükten sonra tekrar dirilmeyeceklerini ileri sürerler. De ki: “Hayır! (Zannettiğiniz gibi değil.) Rabbime and olsun ki, siz, mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu ise Allah’a göre kolaydır.[6]

 

Cebrail’in bir insan kılığında gelerek Peygamber Efendimize sorduğu sorulardan bir tanesi de şöyledir:

أَخْبِرْنِي عَنِ الْإِيمَانِ.
Bu soruya Peygamberimiz şöyle cevap vermiştir:

الْإِيمَانُ أَنْ تُؤْمِنَ بِاللهِ وَمَلائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ، وَالْقَدَرِ كُلِّهِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ .
İman, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygambere, ahiret gününe ve hayr ve şer bütün kadere inanmandır.[7]

 

Ahireti Unutup Dünyalık İsteyenler:

فَمِنَ النَّاسِ مَن يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ مِنْ خَلاَقٍ

Bazı kimseler ‘Ey Yüce Rabbimiz, bize vereceğini bu dünyada ver!’ derler. Bunların ahirette nasipleri yoktur.

وِمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

Bazıları da, ‘Ey bizim Kerim Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ve güzellik ver, ahirette de iyilik ve güzellikler ver ve bizi cehennem ateşinden koru!’ derler...[8]

 

Ahirete İnanmadığı Halde İnandık Diyen Münafıklar:

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالْيَوْمِ الْآخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنِينَ {}يُخَادِعُونَ اللَّهَ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّا أَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ {} فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَهُمُ اللَّهُ مَرَضًا وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ

İnsanlardan bazıları da vardır ki, inanmadıkları halde "Allah'a ve ahiret gününe inandık" derler. Onlar güya Allah'ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir. Onların kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azap vardır.[9]

 

Ahirete İmanın Faydaları:

1. Kişiyi Kendisiyle Barıştırır:

Ahirete iman eden kişi; ölümü bir son olarak görmez. Bilakis, ölüm ebediyete giden yolun başlangıcıdır. Ahiret inancı zayıf olan kişiler bir gün ölüp gideceğini, her şeyin biteceğini, sahip olduklarını yitireceğini düşünerek dünya hayatında ölüm korkusuyla mutsuz olarak yaşarlar.

2. Hayatı Kontrollü Yaşamayı Sağlar:

Ahiret gününe iman eden kişi; bu dünyadaki davranışlarına dikkate ederek yaşar. Hesap günü küçük, büyük tüm amellerin sorgulanacağını bilen kişi amellerinin karşılığında ceza ya da mükafat alacağını bilir. Bunu bilerek yaşamakta kişiye daha kontrollü yaşamayı öğretir.

Rasulullah buyurdular ki:

«لَا تَزُولُ قَدَمُ ابْنِ آدَمَ يَوْمَ القِيَامَةِ مِنْ عِنْدِ رَبِّهِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ خَمْسٍ، عَنْ عُمُرِهِ فِيمَ أَفْنَاهُ، وَعَنْ شَبَابِهِ فِيمَ أَبْلَاهُ، وَمَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَ أَنْفَقَهُ، وَمَاذَا عَمِلَ فِيمَا عَلِمَ»

“Kul kıyamet günü beş şeyden sorulmadıkça ayakları oynamaz;

Ömrünü nerede tükettiğinden

Gençliğini nerede geçirdiğinden

Malını nerede kazandığından

Malını nerede harcadığından

İlmiyle nasıl amel ettiğinden[10]

 

·         وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَنْ تَمُوتَ إِلاَّ بِإِذْنِ اللهِ كِتَابًا مُؤَجَّلاً وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الدُّنْيَا نُؤْتِهِ مِنْهَا وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الآخِرَةِ نُؤْتِهِ مِنْهَا وَسَنَجْزِي الشَّاكِرِينَ

“Allah’ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz.” (Ali İmran, 145)

 

3. Toplumsal Fayda Sağlar:

Ahlaki değerlere sahip çıkan ve dikkat eden, doğruluktan ödün vermeyen, saygı ve sevgi çerçevesinden ayrılmayan bir toplum oluşturmak ancak ahirete iman ile mümkündür.

Bir toplumda herkes ahiret inancıyla hareket ederse kişiler arasında hoşgörü, barış, sevgi, saygı bağları güçlenir. Bu dünyadaki hayatımızın bir gün son bulacağını, ebedi bir hayatın bizi beklediğini ve bu hayatta dünyada ektiğimiz tohumların meyvelerini alacağımızı düşünürsek böyle bir toplum olabilmek mümkün.

Bunu düşünerek yaşayan kişiler başkalarına zarar vermekten çok faydalı olabilmeyi çabalar. Bu da toplum olarak iyileşmeyi sağlar.

 

4. Sabır ve Metanet Duygusunu Güçlendirir:

Ahirete iman eden kişi, bu dünya da karşılaştığı zorluklara karşı sabırlı olması gerektiğini bilir. Bu dünyanın fani olduğunu ve gerçek hayatın ahiret hayatı olduğunu bilen insan; hastalık, ölüm, haksızlık, iftira, yoksulluk gibi durumlar karşısında sabırla ve metanetle hareket eder. Çünkü bu haline sabırla şükrederse Allah’ın onu ahirette mükafatlandıracağını düşünür.

Bu sebeple kişiler karşılaştığı zorluklar ve olumsuzluklar karşısında isyana düşmeden bunun da gelip geçici olduğunu düşünüp tevekkülü elden bırakmazlar.

 

Ahirete İmanın İnsana Kazandırdıkları:

Ahirete iman her şeyden önce insana bir hedef ve yön verir.

Yaratılışındaki gaye, hikmet ve hedefi öğretir. Bu inanca sahip olan kişilerin oluşturduğu toplum doğruluktan ayrılmaz. Kazancını doğru yerlerde arar. Hileye, aldatma ve rüşvete yaklaşmaz. Kendi hakkını bildiği gibi başkalarının hakkını da gözeterek kimseye haksızlık yapmaz.

Çünkü mükâfat ve ceza gününün varlığına inanarak herkesin bu dünyada yaptıklarının hesabını Allah’ın huzurunda vereceğini bilir. Bu inanç, insanların kalbinde barış duygularının gelişmesine yol açar. Barış duygusu ile adalet gerçekleştirilir. Adalet duygusuna sahip olan insan da kendisini mutlak adaletin gerçekleşeceği kıyamet gününe tam anlamıyla hazır duruma getirir.

Hayat boyu karşılaştığı zorluklara katlanmasını sağlar. Ahirete iman, insanı hayır işlemeye, kötülüklerden kaçınmaya ve üstünlükleri benimsemeye yöneltir. Ahirete inanan kişi, son nefesini verme anında geçmişini düşünür, yaptığı hayırlı işlerden dolayı huzur duyar. Çünkü ölüm onun için bir yok oluş değil, sonsuz bir yaşamın başlangıcıdır. Ahiret inancı dünya yaşamına aşırı bağlılığı önler. Başkalarına karşı iyilik etme fikrini geliştirir.

Hukuki ve Ahlaki yönden çok önemli bir yaptırım olur. Her insanın başına bir polis veya asker dikemeyeceğimize göre ahirette hesap verme duygusu insanların kendi kendilerini kontrol etmelerini sağlar. Toplumda şiddet ve terör olayları azalır. İşlemiş olduğu her hareketin, söylemiş olduğu her sözün kaydedildiğine ve mutlaka ahirette onun hesabını vereceğine inanan kimse, daha dikkatli hareket etmek, konuştuğu sözlerin kötü ve gönül kırıcı olmamasına özen gösterir.

Bu yüzden dünya ahiretin tarlasıdır. Dünya tarlasına ne ekilirse ahirette de o biçilir. Onun için her insan ölüm gelmeden önce aklını kullanıp dünyanın değerini bilmelidir. İnsan dünyaya bir kez gelir ve ölünceye kadar ne yapabilmiş ise onu azık olarak ahirete götürür. İyilik yapmış olan, gittiği yerde o iyiliğin sevap ve ödülünü bulur. Kötülük yapanlar da onun cezasını görürler. Bu yüzden ahirette yiyeceğimiz azığı şimdiden iyi hazırlamaya çalışmalı ve ahirete yarayacak hayırlı işler yapmalıyız.

Elbette ki dünya hayatı ahiretin yanında daha kısadır. Göz açıp kapanıncaya kadar geçer. İnsanlara verdiği mutluluk sınırlıdır. Fakat kazanmak istediğimiz ahiretin yolu bu dünyadan geçer. Bu yüzden her insanın bu dünyayı elde etmeye çalışması gerekecektir. Gerçek müslüman hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışır. Ahireti kazanacağım diye dünyayı ve nimetlerini terk etmemeli, dünyayı kazanacağım diye ahiret için hazırlık yapmayı ihmal etmemelidir. Ne dünya için ahireti, ne de ahiret için dünyayı terk etmelidir. Her ikisine de eşit ağırlık vererek hem bu dünyayı hem de ahireti kazanmaya çalışmalıdır. Böylece dünya-ahiret dengesini kurmalıdır.

Çünkü ahirette vereceği hesabın korkusuyla, dünyada kimseye zulüm ve kötülük yapmazlar. İnsanları sever ve yardım ederler. Açgözlü olmazlar, kötülük düşünmezler. Allah’ın hoşnutluğu ve rızasını kazanmak ve cennetle ödüllendirilmek için sürekli iyilik yaparlar. Ahirete inanan kişi kendisine verilen görevi eksiksiz ve zamanında yapmaya çalışır. Çünkü yapmadığı takdirde bunun hesabını ahirette vereceğini bilir. Kendisine bir şey emanet edildiğinde ona ihanet etmez. Güven duyulan bir insan olur. Başkalarının malına, canına, namusuna, hakkına ve hürriyetine zarar vermez. Böyle kimselerin oluşturduğu toplumda karşılıklı sevgi, saygı ve güven olduğu gibi huzur ve mutluluk da olur. Ahiret inancı, kişilerin birbiriyle yardımlaşmalarını, birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde olmalarına katkıda bulunur. İnsan daima iyiyi ve doğruyu araştırır. Hazıra konmayı, kısa yollardan haksız kazançlar elde etmeyi düşünmez. Dinin emir ve yasaklarından, güzel ahlakın kurallarından ayrılmaz. Kimseye kötülük etmez, zarar vermez. Zamanını ve kendisine verilen nimetleri boşa harcamaz. Aklını, bilgisini ve gücünü israf ederek kötüye kullanmaz. Düzenli ve huzurlu olur. İnsanlara saygılı ve merhametli olur.

 

Bu inanca sahip kişi, dini ve dünyevi görevlerini eksiksiz yerine getirir.

Bu inanç kişilerin ümitlerini yeniler. Acılarını hafifletir.

Ahirete iman insanda tam bir sorumluluk duygusu getirir.

Unutmamamız gereken bir husus, cennet ve cehennemin bu dünyada kazanılacağıdır.

Ahireti kazanmak için dünyayı hor görmemiz ve kötülememiz gerekmez.

Ahirete inanan insanlar huzurlu ve mutludurlar.

Hazırlayan: Mehmet ERGÜN / Vaiz


[1] Bakara, 2/4.

[2] Al-i İmran, 3/9.


[3] Rum, /19.

[4] Rum, /50.

[5] Nisa, 4/136.

[6] Tegabün, 7.

[7] İbn Hanbel, Müsned.

[8] Bakara, 2/200-201.

[9] Bakara, 2/8-10.

[10] Tirmizi.



Aktif Ziyaretçi16
Bugün Toplam276
Toplam Ziyaret1018003
Anlık
Yarın
10° 13° 8°