• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/insanveislam.org//posts
  • https://twitter.com/insanuislam
                
MAKALELER
EĞİTİM ve SUNUM DOSYALARI
VAAZ ARŞİVİ KATEGORİLERİ

İslam'da Giyinme Adabı

GİYİNME ADABI

Kur’an’da Giyinme:

يَا بَنِي آدَمَ قَدْ أَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَارِي سَوْءَاتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ التَّقْوَىَ ذَلِكَ خَيْرٌ ذَلِكَ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ 

“Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi, işte o daha hayırlıdır.”[1]

 

Âyet-i kerîmedeki “takvâ elbisesi”nden maksat, Allah’a karşı saygı ve sevgi duyma, hayâ hissine sahip olma, maddî, mânevî her çeşit ayıp ve çirkinlikten korunma halidir. Bu duygulara sahip olanlar hiçbir imkân bulamasalar dahi, örtülmesi zaruri olan yerlerini mutlaka örterler. Fakat takvâ duygusuna sahip olmayanlar, Allah’ın emir ve yasaklarına gerektiği şekil ve ölçüde saygı göstermeyenler ne kadar giyinseler bile günahlara dalmaktan kurtulamazlar.

Bütün ilâhî dinler bu hedefleri gerçekleştirmek için inananlara örtünmeyi emreder. Peygamberleri ve onlarla birlikte dinleri insanlara gönderen Cenâb-ı Hak, elbiseyi kibrin, gururun, şehvetin ve servetin, başkalarına üstünlük taslamanın vasıtası olarak kullanmayı da ayıplar ve yasaklar.

 

وَاللَّهُ جَعَلَ لَكُمْ مِمَّا خَلَقَ ظِلَالًا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الْجِبَالِ أَكْنَانًا وَجَعَلَ لَكُمْ سَرَابِيلَ تَقِيكُمُ الْحَرَّ وَسَرَابِيلَ تَقِيكُمْ بَأْسَكُمْ كَذَلِكَ يُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْلِمُونَ

Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı. Dağlarda da sizin için barınaklar yarattı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar yarattı. İşte böylece Allah, Müslüman olmanız için üzerinize nimetini tamamlıyor.[2]

 

Güzel Giyinmenin Önemi:

يَا بَنِي آدَمَ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ

 “Ey Âdemoğulları! Mescide her gidişinizde süslü güzel elbiselerinizi üzerinize alın, yiyin için fakat israf etmeyin, çünkü Allah israf edenleri sevmez”

 

قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ اللَّهِ الَّتِي أَخْرَجَ لِعِبَادِهِ وَالْطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ قُلْ هِيَ لِلَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَذَلِكَ نُفَصِّلُ الْآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

“De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram edebilir? De ki: O, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet günü de yalnız onlarındır”[3]

 

Rasulullah bir yere heyet gönderirken onlara şöyle buyurdu:

إِنَّكُمْ قَادِمُونَ عَلَى إِخْوَانِكُمْ . فَأَصْلِحُوا رِحَالَكُمْ ، وأَصْلِحُوا لِبَاسَكُمْ حَتَّى تَكُونُوا كَأَنَّكُمْ شَامَةٌ فِي النَّاسِ ، فَإِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْفُحْشَ وَلَا التَّفَحُّشَ

Sizler kardeşlerinizin yanına varacaksınız; binek hayvanlarınızı düzene koyun, elbiselerinize çeki düzen veriniz ki, insanlar arasında yüzdeki güzellik timsali ben gibi olunuz. Çünkü Allah çirkin görünüşü ve kötü sözü sevmez.[4]

 

Rasulullah buyurdu ki:

إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ أَنْ يَرَى أَثَرَ نِعْمَتِهِ عَلَى عَبْدِهِ

Şüphesiz ki Allah, verdiği nimetinin eserini kulunun üzerinde görmekten hoşlanır.[5]


Giyimde Kibirden Kaçınmak:

Rasulullah buyurdu ki:

إِزْرَةُ الْمُسْلِمِ إِلَى نِصْفِ السَّاقِ، وَلَا حَرَجَ - أَوْ لَا جُنَاحَ - فِيمَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْكَعْبَيْنِ، مَا كَانَ أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ فَهُوَ فِي النَّارِ، مَنْ جَرَّ إِزَارَهُ بَطَرًا لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ

Bir müslümanın güzelce giyinmesi, elbisesinin eteklerinin, baldırlarını örtecek şekilde olmasıyladır. Elbisesini topuklarına kadar uzatmasında bir günah yoktur. Topuklardan aşağıda olan kısım ise ateştedir. Allah, büyüklük taslayarak elbisesinin eteğini yerde sürüyen kimsenin yüzüne  bakmaz.[6]

Rasulullah buyurdu ki:

مَنْ تَرَكَ اللِّبَاسَ تَوَاضُعًا لِلَّهِ وَهُوَ يَقْدِرُ عَلَيْهِ دَعَاهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رُءُوسِ الْخَلَائِقِ حَتَّى يُخَيِّرَهُ مِنْ أَيِّ حُلَلِ الْإِيمَانِ شَاءَ يَلْبَسُهَا

Bir kimse, gücü yettiği halde mütevazî davranarak lüks elbise giymeyi terk ederse, Allah kıyamet gününde o insanı yaratıklarının en başında huzuruna çağırır ve onu îman ehlinin giyeceği elbiselerden dilediğini giymede serbest bırakır.[7]

 

Rasulullah buyurdu ki:

لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ مِنْ كِبْرٍ

Kalbinde zerre miktarı kibir olan kimse cennete giremez.

قَالَ رَجُلٌ: إِنَّ الرَّجُلَ يُحِبُّ أَنْ يَكُونَ ثَوْبُهُ حَسَنًا وَنَعْلُهُ حَسَنَةً،

Bir adam şöyle dedi: “İnsan elbisesinin güzel, ayakkabısının güzel olmasını arzu ediyor”

قَالَ: إِنَّ اللهَ جَمِيلٌ يُحِبُّ الْجَمَالَ، الْكِبْرُ بَطَرُ الْحَقِّ، وَغَمْطُ النَّاسِ

Rasulullah şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki Allah güzeldir; güzelliği sever. Kibir hakkı inkâr etmek ve insanları (halkı) küçük görmektir.[8]

 

Rasulullah buyurdu ki:

مَنْ لَبِسَ ثَوْبَ شُهْرَةٍ أَلْبَسَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ثَوْبَ مَذَلَّةٍ ثُمَّ تُلَهَّبُ فِيهِ النَّارُ

"Kim dünyada şöhret elbisesi giyerse Allah da ona kıyamet gününde zillet elbisesini giydirir. Sonra onun üze­rinde ateş(ler) alevlenir.”[9]

 

Rasûlullah şöyle buyurdu:

مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلَاءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“Allah Taâlâ kibirlenip büyüklük taslayarak elbisesinin eteğini yerde sürüyen kimsenin kıyamet gününde yüzüne bakmaz.”

Bunun üzerine Ebû Bekir: – Yâ Rasûlallâh! Dikkat etmediğimde benim de elbisemin eteği yerde sürünüyor, dedi. Rasulullah ona şöyle dedi:

إِنَّكَ لَسْتَ مِمَّنْ يَفْعَلُهُ خُيَلَاءَ

Şüphesiz sen bunu büyüklük taslamak için yapmıyorsun”[10]

 

Rasulullah buyurdu ki:

ثَلَاثَةٌ لَا يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامةِ ، وَلَا يَنْظُرُ إِلَيْهِمْ ، وَلَا يُزَكِّيهِمْ ، وَلَهُمْ عَذَابٌ أَليمٌ

“Üç sınıf insan vardır ki,  Allah kıyamet gününde onlarla konuşmaz, yüzlerine bakmaz ve temize de çıkarmaz. Onlar için acı bir azâb vardır.”

Rasûlullah bu sözünü üç defa tekrarladı. Bunun üzerine Ebû Zer sordu:

خَابُوا وَخَسِرُوا مَنْ هُمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟

Ziyana uğrayan ve zarar edenler kimlerdir yâ Rasulallah?

 

Rasulullah şöyle buyurdu:

اَلْمُسْبِلُ ، وَالْمَنَّانُ وَالْمُنْفِقُ سِلْعَتَهُ بِالْحَلْفِ الْكَاذِبِ

“Elbisesinin eteğini yerde sürüyen, yaptığı iyiliği başa kakan ve ticaret malını yalan yere yeminle satmaya çalışan kimsedir.”[11]

 

Rasulullah buyurdu ki:

اَلْإِسْبَالُ فِي الْإِزَارِ ، والْقَمِيصِ ، وَالْعِمَامَةِ ، مَنْ جَرَّ شَيئًا خُيَلَاءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“Uzatılabilecek elbiseler, izar, gömlek ve sarıktır. Kim bunlardan birini büyüklük taslayıp çalım satmak için uzatırsa, Allah Teâlâ kıyamet gününde o kimseye bakmaz.”[12]

 

Ebû Hüreyre anlatıyor: Bir adam, elbisesinin eteklerini yerde sürüyerek namaz kılıyordu. Rasûlullah ona: – “Git abdest al!” buyurdu. O da gidip abdest alıp geldi. Hz. Peygamber ona tekrar: – “Git abdest al!” diye emretti. Bunun üzerine orada bulunanlardan bir kişi: – Yâ Rasûlallâh! Niçin ona abdest almasını emrettiniz de sonra sustunuz? diye sordu. Rasulullah da şöyle buyurdu:

إِنَّهُ كَانَ يُصَلِّي وَهُوَ مُسْبِلٌ إِزَارَهُ وَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَا يَقْبَلُ صَلَاةَ رَجُلٍ مُسْبِلٍ إِزَارَهُ

“O, elbisesini yerde sürüyerek namaz kılıyordu. Şüphesiz ki Allah, elbisesinin eteğini yerde sürüyen kimsenin namazını kabul etmez”[13]

Giyimde Temizliğin Önemi:

Cabir b. Abdullah anlatıyor:

أَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ فَرَأَى رَجُلًا شَعِثًا قَدْ تَفَرَّقَ شَعْرُهُ فَقَالَ:

Rasulullah yanımıza geldi. Karışık saçlı bir adam görünce şöyle dedi:

أَمَا كَانَ يَجِدُ هَذَا مَا يُسَكِّنُ بِهِ شَعْرَهُ

"Bu (adam) saçlarını düzeltecek bir şey bulamamış mı acaba?"

وَرَأَى رَجُلًا آخَرَ وَعَلَيْهِ ثِيَابٌ وَسِخَةٌ، فَقَالَ

Bir de üzerinde kirli elbise bulunan bir adam gördü ve şöyle dedi:

أَمَا كَانَ هَذَا يَجِدُ مَاءً يَغْسِلُ بِهِ ثَوْبَهُ

"Bu (adam da) elbisesini yıkayacak bir şey bulamamış mı?"[14]

Hz. Âişe Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletmektedir:

Yâ Âişe (r.a.) bu iki elbiseyi yıka. Bilmez misin elbise tesbih eder ve kirlenince tesbihi kesilir.[15]

 

Rasulullah’ın Tavsiye Ettiği Renk:

 

Rasulullah şöyle buyurdu:

اِلْبَسُوا مِنْ ثِيَابِكُمُ الْبَيَاضَ ، فَإِنَّهَا مِنْ خَيْرِ ثِيابِكُمْ ، وَكَفِّنُوا فِيهَا مَوْتَاكُمْ

“Beyaz renk elbiseler giyiniz; çünkü elbiselerinizin hayırlısı beyaz olanlardır. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız.”[16]

 

Beyaz Giymenin Hikmeti

Peygamber Efendimiz giyim kuşamda bazı renkleri daha çok tercih etmiştir. Beyaz, tercih ettiği renklerin başında gelir. Bu tercihin sebebi, beyaz rengin hadîs-i şerîfte de belirtildiği gibi daha temiz ve daha hoş bir görünümde olmasıdır. Müslüman, dış görünüşüyle de başkalarına örnek olmalıdır. “Düzgün bir kıyafet iyi bir tavsiye mektubudur” sözü ne kadar yerindedir. Beyaz renk, iç temizliğine, hilekârlık, insanları aldatma, düşmanlık hissi ve kötü ahlâkın her çeşidinden uzak durmaya bir işaret sayılır. Beyaz, bir bakıma fıtratı, insanın bütün günahlardan arınmış olarak yaratılışını temsil eder.

Beyaz renk, üzerindeki her çeşit kiri ve pisi başka renklerin hepsinden daha çok ve daha çabuk belli edip gösterdiği için, daha sık yıkama ve giysi değiştirme ihtiyacı hissettirir. Bu ise temizliğin sürekli olmasını sağlar. Çünkü elbisesi kirlenen insan, onu çıkarıp değiştirirken kendi vücudunun da kirlendiğini düşünerek yıkanma ihtiyacı hisseder; böylece beden temizliğini sağlamış ve sıhhatine dikkat etmiş olur. Beden temizliğinin insanı iç temizliğine yani gönül ve kalp temizliğine sevk edeceği umulur. Bu sebeple dinimiz, dış dünyamızın temizliği kadar belki ondan daha çok ve daha önemle iç dünyamızın temizliğiyle ilgilenir ve her ikisini birlikte geliştirmemizi ister. Kur’ân-ı Kerîm: “Sadece Rabbini büyük tanı elbiseni tertemiz tut” [Müddessir sûresi 74/3-4] buyurarak bunu vurgular.

Beyaz elbise giymek, kibir, gurur ve kendini beğenmişlikten uzak durmanın, alçak gönüllü ve tevâzu sahibi olmanın da bir belirtisi sayılır. Çünkü beyaz rengin gösterişli ve başkalarını kıskandırıcı bir yönü yoktur. Renklerin, insanın rûhî yapısı ve kişiliğiyle ilgisi olduğu modern bilimin de kabul ettiği bir gerçektir. Suç ve suçluyu inceleyen bir bilim dalı olan kriminoloji, kişilerin hangi renklerden hoşlandığını, hangi tip ve renk elbiseler giydiğini de araştırır. Çünkü bunlar, kişilik hakkında ipucu veren unsurlardır.

Beyaz renkli kefenin tavsiye edilmiş olması, İslâm fıtratı üzere tertemiz doğan insanın, yine bu fıtrat üzere tevhîd inancıyla Allah’a kavuşmasını temenni anlamı taşımaktadır. Ölen kimse meleklerle ilk defa bu temiz elbise ile karşılaşmış olur. Öte yandan hac esnasında Arafat’ta bütün hacıların beyaz ihrama girmesi, kıyamet günü dirilişten sonra Allah’ın huzurunda aynı giysiler içinde toplanılacağının âdeta temsîlî bir anlatımıdır.

 

Hz. Peygamber’in Sahabelerin Elbiselerine Müdahalesi:

 

Peygamber Efendimiz bazen ashâbın erkek ve kadınlarının giysi diktikleri kumaşların cinsine, elbiselerin şekline ve rengine, giyim kuşam tarzına müdahale ederdi. Böyle hareket etmesinin sebebi, toplumu birtakım yanlış yönelişlerden, çirkin davranışlardan, gayri müslimlere benzemekten sakındırmak, zevk-i selîme uygun olmayan görünümlerden korumak ve bunların yaygınlık kazanmasını önlemekti.

 

Rasulullah’ın Giysilerinde Tercih Renkler:

 

Ebû Rimse Rifâa et-Temîmî anlatıyor:

رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم وَعَلَيْهِ ثَوْبَانِ أَخْضَرَانِ .

Ben, Rasûlullah’ı üzerinde iki yeşil elbise ile gördüm.[17]

 

Yeşil renk, Peygamber Efendimiz’in sevdiği, giydiği ve tavsiye ettiği renklerdendir. Cennet ehlinin giysilerinin çoğunun yeşil renkte olduğu kabul edilir. Kurân-ı Kerîm’in çeşitli âyetleri de buna delil gösterilir:

وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِنْ سُنْدُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ

“İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyecekler”[18]

******

عَالِيَهُمْ ثِيَابُ سُنْدُسٍ خُضْرٌ وَإِسْتَبْرَقٌ

“Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır”[19]

Ancak bu âyet ve hadislere, cennet ehlinin çoğunluğunun giysilerinin yeşil renkte olduğu hükmüne bakarak bu rengi kutsal kabul etmek veya giyilmesinin zarurî olduğunu iddia etmek söz konusu değildir. Kullanılması yasaklanmamış herhangi bir elbise veya herhangi bir renk gibi yeşil elbise giymek de mübahtır.

Peygamberimiz sevdiği ve giydiği için bu rengi tercih etmek ise, güzel bir davranış olur.

 

Yasaklanan Giyecekler:

 

Rasulullah buyurdu ki:

لَا تَلْبَسُوا الْحَرِيرَ، فَإِنَّهُ مَنْ لَبِسَهُ فِي الدُّنْيَا لَمْ يَلْبَسْهُ فِي الْآخِرَةِ

“İpek elbise giymeyiniz. Çünkü ipeği dünyada giyen âhirette giyemez.”[20]

 

Hz. Ali anlatıyor: Rasulullah sağ eline ipeği sol eline altını aldı ve şöyle buyurdu:

إنَّ هَذَيْنِ حَرَامٌ عَلَى ذُكُورِ أُمَّتِي

Şüphesiz bu ikisi ümmetimin erkeklerine haram kılınmıştır”[21]

******

Rasulullah buyurdu ki:

حُرِّمَ لِبَاسُ الْحَرِيرِ وَالذَّهَبِ عَلَى ذُكُورِ أُمَّتِي ، وَأُحِلَّ لْإِنَاثِهِمْ

“İpek giymek ve altın kullanmak ümmetimin erkeklerine haram, kadınlarına ise helâl kılındı.”[22]

 

Giyinmede Gayri Müslimlere Benzememek:

Hz. Aişe anlatıyor:

 أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ لَا يَتْرُكُ فِي بَيْتِهِ شَيْئًا فِيهِ تَصْلِيبٌ إِلَّا قَضَبَهُ

Rasulullah, evde üzerinde haç resmi bulunan hiçbir şeyi bırak­maz, onu mutlaka imha ederdi.[23]

 

Rasulullah buyurdu ki:

مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ

"Kendisini bir kavme benzetmeye çalışan kimse o kavimdendir"[24]

 

Kadın Ve Erkekler Kendilerine Mahsus Elbise Giymeli:

Ebû Hüreyre anlatıyor.

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أُتِيَ بِمُخَنَّثٍ قَدْ خَضَّبَ يَدَيْهِ وَرِجْلَيْهِ بِالْحِنَّاءِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا بَالُ هَذَا؟»

"Allah'ın Rasûlüne elleri ve ayaklarını kınalamış (olup) kadınsı (davranışlar gösteren) bir adam gelince sordu:

- Bu nasıl adamdır böyle?

فَقِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، يَتَشَبَّهُ بِالنِّسَاءِ،

Ya Rasulallah!  kadınlara benzemeye çalışan biridir.

فَأَمَرَ بِهِ فَنُفِيَ إِلَى النَّقِيعِ،

Allah'ın Rasûlü onun Neki' denilen yere sürgün edilmesini emretti.

فَقَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَلَا نَقْتُلُهُ؟

Rasulullah’a sordular: Onu öldürelim mi?

فَقَالَ: «إِنِّي نُهِيتُ عَنْ قَتْلِ الْمُصَلِّينَ»

- (Hayır öldürmeyiniz.) Ben namaz kılanları öldürmekten (Rabbim tarafından) yasaklandım.[25]

 

İbn Abbas anlatıyor:

أَنَّهُ لَعَنَ الْمُتَشَبِّهَاتِ مِنَ النِّسَاءِ بِالرِّجَالِ، وَالْمُتَشَبِّهِينَ مِنَ الرِّجَالِ بِالنِّسَاءِ

“Rasulullah kadın elbisesini giyen erkeğe ve erkek elbisesini giyen kadına lanet etti.”[26]

Erkeklerin "Kadın"; Kadınların Da "Erkek" Elbisesi Giymesi, Caiz Değildir: Şurası muhakkaktır ki; her iki cinsin (kadın ve erkeğin) kendine mahsus özellikleri ve buna uygun kıyafetleri vardır. Karşı cinse özenen insanda; ahlâki meseleler ve ruhi rahatsızlıklar mevcuttur. Kadın ve Erkek elbisesinin ne olduğunu belirlemede her beldenin örf ve adeti farklıdır.

Elbise Giymeye Sağdan Başlamak:

Rasulullah buyurdu ki:

إِذَا انْتَعَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَبْدَأْ بِالْيُمْنَى، وَإِذَا خَلَعَ فَلْيَبْدَأْ بِالشِّمَالِ، وَلْيُنْعِلْهُمَا جَمِيعًا، أَوْ لِيَخْلَعْهُمَا جَمِيعًا

Biriniz ayakkabı giyince sağdan başlasın, çıkarırken de soldan başlasın; ya ikisini birlikte  giysin, ya ikisini birlikte çıkarsın.[27]

 

Rasulullah buyurdu ki:

إِذَا لَبِسْتُمْ، وَإِذَا تَوَضَّأْتُمْ، فَابْدَءُوا بِأَيَامِنِكُمْ

Elbise giyme ve abdest almaya sağdan başlayın.[28]

 

Yeni Elbise Giyince Okunacak Dua

Ebû Saîd el-Hudrî anlatıyor:  Rasulullah sarık, gömlek, ridâ gibi yeni bir elbise giyince, giydiği şeyin adını anarak şöyle dua ederdi:

اَللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ كَسَوْتَنِيهِ، أَسْأَلُكَ خَيْرَهُ وَخَيْرَ مَا صُنِعَ لَهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهِ وَشَرِّ مَا صُنِعَ لَهُ

“Allahım! Hamd sana mahsustur. Onu bana sen giydirdin. Senden onu hayırlı kılmanı ve  yapılışına uygun kullanmanın hayrını nasip etmeni dilerim. Şerrinden ve yaratılış gayesi dışında kullanılmasının şerrinden de sana sığınırım.”[29]

Rasulullah buyurdu ki:

 وَمَنْ لَبِسَ ثَوْبًا فَقَالَ: «اَلْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي كَسَانِي هَذَا الثَّوْبَ وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي، وَلَا قُوَّةٍ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ وَمَا تَأَخَّرَ»

Kim bir elbise giyer ve; "Bu elbiseyi ben hiç bir güç ve kuvvetim olmadan bana giydiren ve onu bana rızık olarak veren Allah'a hamdolsun" derse geç­miş ve gelecek günahları bağışlanır."[30]

 

Tesettür

 

"Mükellefin (erkek ve kadının) avret mahallini örtecek, sıcak ve soğuktan gelebilecek her türlü zararı ortadan kaldırabilecek şekilde giyinmesi farzdır" Dikkat edilirse farz olan kıyafette; avret yerlerinin örtülmesi (mükellefin) sıcak ve soğuktan gelebilecek tehlikelerden korunması esastır. Dolayısıyla; bütün mü'minler avret yerlerinin örtülmesi hususunda aynı teklife muhataptırlar. Ancak sıcak ve soğuktan korunmak; içinde yaşadığı coğrafya ile yakından alakalıdır. Suudi Arabistan'da yaşayan bir Müslümanla, kuzey kutbunda yaşayan bir Müslümanın, (sıcak ve soğuk açısından) aynı kıyafette olması mümkün değildir.

 

يَا بَنِي اٰدَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَارِي سَوْاٰتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ التَّقْوٰى ذٰلِكَ خَيْرٌ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

A'râf; 26: "Ey Âdem oğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise yarattık. Takvâ elbisesi, işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar."

 

يَا بَنِي اٰدَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ كَمَا اَخْرَجَ اَبَوَيْكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ يَنْزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْاٰتِهِمَا اِنَّهُ يَرٰيكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْ اِنَّا جَعَلْنَا الشَّيَاطِينَ اَوْلِيَاءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ

"Ey Âdemoğulları! Şeytan, anne babanızı ayıp yerlerini birbirine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları inanmayanların yoldaşları yaptık."[31]

 

وَقُلِ للْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“(Ey Peygamberim!) Mü’min kadınlara söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar hariç, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zînetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri ziynetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!”[32]

يَا نِسَاءَ النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَأَحَدٍ مِنَ النِّسَاءِ إِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذِي فِي قَلْبِهِ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَعْرُوفًا {} وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى

Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin. Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın.[33]

 

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine daha uygundur...”[34]

 

Hz. Aişe anlatıyor: Bir gün kardeşi Esma üzerinde ince bir elbise olduğu halde Rasulullah’ın yanına girmişti. Rasulullah ondan yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu:

يَا أَسْمَاءُ، إِنَّ الْمَرْأَةَ إِذَا بَلَغَتِ الْمَحِيضَ لَمْ تَصْلُحْ أَنْ يُرَى مِنْهَا إِلَّا هَذَا وَهَذَا» وَأَشَارَ إِلَى وَجْهِهِ وَكَفَّيْهِ

“Ey Esmâ! Bulûğa erdikten sonra kadının -yüz ve ellerine işaret ederek- şu ve şundan başka yerlerinin görülmesi doğru olmaz”

 

Rasulullah buyurdu ki:

صِنْفَانِ مِنْ أَهْلِ النَّارِ لَمْ أَرَهُمَا

"Cehennemliklerden iki sınıf vardır ki, ben onları (dünyada) görmedim.

قَوْمٌ مَعَهُمْ سِيَاطٌ كَأَذْنَابِ الْبَقَرِ يَضْرِبُونَ بِهَا النَّاسَ

Birincisi; yanlarında bulunan sığırkuyruğu gibi kırbaçlarla insanları kamçılayan kimseler.

وَنِسَاءٌ كَاسِيَاتٌ عَارِيَاتٌ مُمِيلَاتٌ مَائِلَاتٌ رُءُوسُهُنَّ كَأَسْنِمَةِ الْبُخْتِ الْمَائِلَةِ

İkincisi: Giyinmiş çıplak, kalçasını oynatan, salınarak yürüyen, başları Horasan develerinin eğilmiş hörgüçleri gibi, birtakım kadınlar!..

لَا يَدْخُلْنَ الْجَنَّةَ وَلَا يَجِدْنَ رِيحَهَا وَإِنَّ رِيحَهَا لَيُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ كَذَا وَكَذَا

Bunlar cennete giremezler, onun kokusunu da alamazlar. Halbuki cennetin kokusu mesâfelerin ötesinden alınır"[35]

 

Safiyye binti Şeybe şöyle anlatır: "Biz Âişe ile birlikteydik. Kureyş kadınlarından ve onların üstünlüklerinden söz ettik. Hz. Âişe şöyle dedi: Şüphesiz Kureyş kadınlarının birtakım üstünlükleri vardır. Ancak ben, Allah'a yemin olsun ki, Allah'ın kitabını daha çok tasdik eden ve bu kitaba daha kuvvetle inanan Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nûr sûresindeki, "..başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar..." (Nûr, 24/31)  ayeti inince, onların eşleri bu ayetleri okuyarak eve döndüler. Hanımlarına, kız, kız kardeş ve akrabalarına bu ayetleri okudular. Bu kadınlardan her biri etek kumaşlarından, Allah'ın kitabını tasdik ve ona iman ederek başörtüsü hazırladılar. Ertesi sabah, Hz. Peygamberin arkasında başörtüleriyle sabah namazına durdular. Sanki onların başları üstünde kargalar vardı."[36]

 

Erkeğin Tesettürü

Rasulullah buyurdu ki:

إِذَا زَوَّجَ أَحَدُكُمْ خَادِمَهُ - عَبْدَهُ، أَوْ أَجِيرَهُ - فَلَا يَنْظُرْ إِلَى مَا دُونَ السُّرَّةِ، وَفَوْقَ الرُّكْبَةِ

"Sizden biriniz kölesini veya işçisini evlendirince artık onun göbekle dizleri arasına bakmasın."[37]

 

Giyinmede Ölçü:

İslami bir elbise şekli yoktur. Ancak bazı elbiselerin giyilmesi, o elbisedeki hususiyetler sebebiyle yasaklanmıştır

1-Kafirlerin özel elbiseleri yani Kafirler için şiar ve sembol olan elbiseler,

2-Kibir ve gösteriş için giyilen elbise,

3-Erkekler için ipek elbise,

4-Erkeklerin kadın, Kadınların ise erkek elbisesi giymesi

5-Kadınların vücutlarını gösterecek şekilde dar ve şeffaf elbise giymeleri de caiz değildir.

İtalya’da Bir Şehirde Mini Etek Ve Dekolte Yasaklandı:

İtalya'da Napoli kentine bağlı ilçelerden Castellammare di Stabia'da, mini etek ve dekolte giysiyle dolaşmak yasaklandı. Yerel yönetimin yaptığı düzenleme, sayfiye beldesi olan şehirde mini etekle düşük belli kotla ya da dekolte giysilerle dolaşanlara, 25 ila 250 avro arasında para cezası kesilmesini öngörüyor. Nüfusu 70 bin civarında olan ilçenin Özgürlükçü Halk Partisi'ne mensup Belediye Başkanı Luigi Bobbio, 40 maddelik yeni yasal düzenlemenin gerekçesini, "kentte herkesin medenice bir arada yaşamasını özendirmek için kamu nizamını yeniden tesis etme" olarak özetledi.

Belediye meclisindeki merkez sol muhalefet ise yaklaşık 15 kadının oturma eyleminin ardından yaptıkları açıklamada, bugün kabul edilen yeni düzenlemenin iptali için valiliğin devreye girmesini istedi.

Belediye meclisinde güvenlik işlerinden sorumlu Emekli General Luigi Mamone tarafından kaleme alınan yasal düzenleme, ilçe sakinlerinin kılık kıyafetlerine kısıtlama getirmesinin yanı sıra sokakta küfürlü konuşmayı, dine ve mukaddesata sövmeyi de yasakladı. Parklar, meydanlar ve sokaklarda top oynamak, plaj haricindeki mekanlarda mayo ve bikiniyle dolaşmak, plaj tesisleri dışındaki yerlerde soyunmak ve denize girmek, çocuklara alkollü içki dağıtmak da yerel yönetimin yasaklar listesinde yer aldı.

Belediye Başkanı Bobbio, yeni düzenlemenin kente huzur getireceğini savunarak, "Burası, Palma di Majorca değil. Biz turizme açılmaya çalışan bir beldeyiz. Kimileri, sıcaklar basar basmaz, sokaklarda çıplak dolaşmayı adeta adet haline getirmişti. Buna dur deme zamanı gelmişti" dedi.

Buna karşılık muhalefetteki Demokrat Parti'ye mensup Belediye Meclis Üyesi Angela Cortese, yeni düzenlemeyi, "kadınlık onurunu incitici" olarak niteledi, "Bu düzenleme, kadınların özgürlüklerini ve kendi kaderlerini belirleme haklarını da ihlal niteliği taşımaktadır" diye konuştu.

İlçenin Katolik din adamlarından Papaz Paolo Cecere ise Belediye Başkanı Bobbio'yu desteklediğini belirterek, "Düzenlemenin gayet yerinde olduğunu düşünüyorum. Bu sayede cinsel tacizin de azalacağına inanıyorum" dedi.

Belediye meclisinde bugün kabul edilen düzenleme, kuralları ihlal edenlere zabıta tarafından para cezası kesilmesini öngörüyor.

 

Rus Ortodoks Kilisesinden Tesettür Uyarısı:

Rusya'da Ortodoks kilisesi, kadınları edepli giyinmeleri konusunda uyardı! Rusya'da Ortodoks kilisesi kadınlardan daha "edepli" giyinmelerini ve sokaklarda "palyaço gibi boyanmış vaziyette" dolaşmamalarını istedi.

Kilise yetkilisi başrahip Vsevolod Chaplin, İnterfaks tarafından yayınlanan bir mektubunda, "Bir Rus kıyafet yönetmeliği çıkarmak gerektiğini" belirterek, "Yeterince örtünmemiş ya da bir palyaço gibi boyanmış bir kadının" caddelerde, metroda veya barlarda sarhoş erkeklere çatma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Kilisenin toplumla ilişkiler bölümünün başkanlığını yapan Chaplin, geçen ay da mini etekli kadınların, tecavüze uğramaları halinde, "erkekleri kışkırtmış" sayılacakları için "suçun kendilerinde olacağını" öne sürmüştü.

Komünizmin çökmesinden sonra giderek güçlenen Rus ortodoks kilisesinin halk üzerindeki bu baskısı, insan hakları gruplarının eleştirisine sebep oluyor.

Kilisenin bu tutumunu şiddetle eleştiren feminist yazar Maria Arbatova, Kremlin'i kiliseye kendi ideolojik kampanyalarını sürdürmeleri için açık çek vermekle suçlayarak, "Bu, feci bir şekilde, kadın haklarına karşı savaş açmayı da kapsıyor" dedi.

 

Dövme Yaptırmak Ve Dişlerin Şeklini Değiştirmek:

Rasulullah buyurdular ki:

"Vücudunda dövme yaptırana ve (dövme işini) yapana, normal dişlerini (genç ve güzel görünmek) niyetiyle yontarak şeklini değiştirene ve bunu icrâ edene lânet etmiştir"

Derinin iğne veya çuvaldızla delinerek; altına çivit, sürme ve diğer boyaların doldurulmasıyla "dövme" (vaşime) meydana gelir.

Diş meselesi ön dişleri törpüleyerek aralık açmak ve güzelleşmektir. Bunu genellikle yaşlı kadınlar; genç ve güzel görünmek niyetiyle yaparlar. Dişleri törpüleyen ve törpületen müşterek haram işlemiş olur. Ancak tedavi niyetiyle; mü'min ve mütehassıs bir dişçinin yaptığı iş ayrıdır.

Hazırlayan: Mehmet ERGÜN / Vaiz



[1] Araf, 7/26.

[2] Nahl, 16/81.

[3] Araf, 7/31-32.

[4] Ebu Davud, İbn Hanbel.

[5] Tirmizi, Ebu Davud.

[6] Ebu Davud, İbn Mace.

[7] Tirmizi, İbn Hanbel.

[8] Müslim.

[9] Ebu Davud.

[10] Buhari.

[11] Müslim.

[12] Ebu Davud, İbn Mace.

[13] Ebu Davud, İbn Hanbel.

[14] Ebu Davud.

[15]Ramûz, II, 500.

[16] Ebu Davud, Tirmizi.

[17] Ebu Davud, Tirmizi.

[18] Kehf, 18/31.

[19] İnsan, 76/21.

[20] Buhari, Müslim.

[21] Ebu Davud, İbn Mace.

[22] Tirmizi, İbn Mace.

[23] Ebu Davud.

[24] Ebu Davud.

[25] Ebu Davud.

[26] Ebu Davud.

[27] Müslim.

[28] Ebu Davud.

[29] Ebu Davud, Tirmizi.

[30] Ebu Davud.

[31] A’raf, 7/27.

[32] Nur, 24/31.

[33] Ahzab, 32/33.

[34] Ahzab, 33/59.

[35] Müslim.

[36] Buhari.

[37] Ebu Davud.



Aktif Ziyaretçi16
Bugün Toplam59
Toplam Ziyaret731475