• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam











Dr. Talip AKBAŞ
takbas5@hotmail.com
Materyalizmin Kıskacından Spiritüalizm Yanılgısına: İnsan Fıtratının Savrulması
31/01/2026

İnsan, maalesef bir marjinal uçtan başka bir marjinal uca savrulma hevesi içindedir. Esasında insanlık, tarih boyunca hep bir uçtan diğerine sıçramaktan kendini alamamıştır. Orta Çağ'da kilisenin katı kuralları arasına sıkışmışlıktan ve Hristiyanlık teolojisinin tutarsız dogmalarından bunalan insan, teselliyi materyalizmin kucağında aradı. Uzun yıllar bu tecrübeyi yaşadı ve bu çizginin hakkını da tam anlamıyla verdi. Öyle ki, bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler insanın hayatını sadece kolaylaştırmakla kalmadı aynı zamanda ona yüksek düzeyli bir konforu da armağan etti.

Fakat bütün bu gelişmeler, insanın sadece biyolojik tarafına hizmet eden hamlelerdi. Oysa insanın, biyolojik sınırlarını aşan çok daha derin ve çok daha girift bir gerçekliği vardı. Materyalist deneyim, insanın bu yanını sadece ihmal etmekle kalmadı, aynı zamanda bu yönü besleyen ana damarları da kesip attı. Metafizik gerçekliği adeta bir safsata olarak gördü ve insanın "insan" olma tarafının kötürümleşmesiyle sonuçlanan uzun bir dönem geldi geçti. Şimdi ise insanlık, söz konusu sürecin ağır bir bedeli olarak bulunduğu çizgiden, ihmal edilen "teolojik" bir süreci deneyimleme peşindedir. Dünyanın genel trendine göz atınca, bu yeni alanın daha maneviyatçı bir çizgi olduğu açıktır. Derinden etkileri hissedilen spiritüalist arayışlar, insanın yeni ama sahte sığınak alanı gibi durmaktadır.

Aslında materyalizmin yorgun ve bitkin düşürdüğü insanın sığınacağı liman, "ya o ya da bu" değildir. Nasıl ki materyalizm insanı ruh ve beden üzerinden parçalayıp sadece bedenini muhatap aldıysa, spiritüalist yaklaşımlar da aynı şekilde insanda ruh ve beden ayrımına gitmektedirler. İnsanın gerçek huzuru, insanlık değerleri ve sahici bir yaşamı yakalayacağı asıl nokta, ruh ve beden bütünlüğünü temsil eden yaklaşımdır. Bu yaklaşımı dört başı mamur olarak ortaya koyan yegâne sistem ise evren ve insanla aynı fıtrat köklerine sahip olan İslam dinidir.

Şayet İslam dünyası uzun bir süredir geçmişi tüketmek yerine, yeni dünyanın gereklerini yerine getirecek bir anlayış ve hayat üretebilseydi, sel gibi akıp giden zamanın ruhunu yakalayıp İslam'ın dengeleyici ilkeleri üzerine oturan inanç, ahlak ve muamelat modellerini materyalizmin yorgun düşürdüğü insanlığın önüne servis edebilseydi, bugün İslam'ın bir sükûnet limanı olarak önlenemez bir teveccüh görmesi işten bile değildi. Ruh ve beden bütünlüğünü savunan, her ikisinin de beslenip gelişmesine önem veren ve bu kanalları sürekli canlı tutan İslam'ın imkânlarından, maalesef bugün kendi mensupları bile tam anlamıyla yararlanamazken, "ötekiler" bundan nasıl yararlanabilsin?

Esasında İslam dinine mensup olan bizlerin de bugün içine düştüğümüz bu yorgunluktan kurtulma arayışı içinde olduğumuzu itiraf etmeliyiz. Kabuk bağlamış bir din anlayışının özüne nüfuz etme imkânını sorgulama ihtiyacı bile duymadan, sadece "kabuğa tav olmuş" bir görünümü daha fazla taşıyabileceğimizi sanmıyorum. İslam dininin diriltici ve hayat verici yanından istifade etme zamanı hâlâ gelmedi mi? Kitap var, kitabın ete kemiğe bürünmüş hali olan Sünnet var, binlerce yıllık tecrübe birikimi var ama bu gerçeklik üzerine oturmuş, hayatın bütün alanlarını kuşatan özgün bir yaşam modeli yok.

Havanda su dövmeye; Kitab'ı ahlakıyla ilgilenmeden, ahkamına sırt dönerek sadece ezberlemeye, mesajını merak bile etmeden dönüp dönüp okumaya, anlamına bakmadan Arapça metni üzerinden Buhârî-i Şerîf hatimleri indirmeye, doksan dokuz esmayı sadece dille saymaya çalışıyoruz. Bu doğrultuda törenleri zenginleştirip çoğaltmaya hatta bunları sadece bireysel düzeyde değil, önünde koca koca titrleri olan, "kanaat önderi" niteliği taşıyan hocaların riyasetinde kurumsal enerjilerimizle sürdürmeye gayret ediyoruz. Oysa Kitap bize "en doğru yola" ilettiğini beyan ederken, biz de yolumuzu onunla doğrultma çabasında olmalıydık. Sünnetin "üsve-i hasene" (en güzel örnek) olma yönüne tutunarak bu yolda nasıl yürüyeceğimizin modelini üretmeliydik. Evrende var olan her şeyin "Esma"nın bir tecellisi olduğunu kavrayarak işe besmeleyle başlamalı, Rahman ve Rahim olanın merhamet ve şefkatiyle yol almalıydık. Ne zaman bitecek bu talihsiz günler?

Biz bunları yaşarken bir yanda insanı sadece biyolojik bir makineye, bir protein yığınına indirgeyen kaba bir materyalizm; diğer yanda ise insanın fizikî yapısını görmezden gelip bedeni bir hapis, ruhu ise tanrısal bir öz kabul eden ölçüsüz bir spiritüalizm hızla yayılmaya devam ediyor. Dört bir koldan kendilerini pazarlayan bu anlayışlar karşısında işin sorumluları kendi pozisyonlarını koruma peşinde, dini yapılar iç hesaplaşma derdinde, kurumlarımız ise adam kayırma ve istihdam alanları olarak kendi gündeminde boğulmuş bir görüntü içindedir.

İnsanımız ve neslimiz savunmasız bir şekilde, belki de birçok şeyden habersiz sadece olacak olanı beklemektedir. Çocuklarımız ve gençlerimiz bu büyük ve sarsıcı dalganın risk hattında hayata tutunma peşinde. Atamalar, ihaleler, diziler, filmler, sabah kuşağı programları, akşam kuşağı tartışmaları, kafeler, nikâhsız ilişkiler, eğlence programları, faiz, rüşvet, hırsızlık ve zulüm... Eğlenceniz bol olsun beyler, ne diyeyim!

 



88 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İLAHİYATLARI NE YAPMALI? - 28/01/2026
İlahiyatları Ne Yapmalı?
ÜÇ AYLAR: YERİMİZ, YÖNÜMÜZ, DOSTUMUZ NE ÂLEMDE? - 21/12/2025
ÜÇ Aylar: Yerimiz, Yönümüz, Dostumuz Ne Âlemde?
BESLENEN UMUTLARIN ENKAZINDAYIM - 06/08/2025
Beslenen Umutların Enkazındayım
HUTBE NASIL OLMALIDIR? - 03/08/2025
Sultanahmet Camiinde Vaazdan Sonra Bir Vatandaş Sordu; Hutbe Nasıl Olmalıdır?
SORUMLULUK MU ÖZGÜRLÜK MÜ? - 23/06/2025
Sorumluluk mu Özgürlük mü?
SAKINCALI MEALLERİ NE YAPMALI? - 01/06/2025
Sakıncalı Mealleri Ne Yapmalı?
SEKİZ NİSAN'DA UHUD DAĞINDAYIZ - 07/04/2025
Sekiz Nisanda Uhud Dağındayız
SORUN NE DOSTUM? - 31/01/2025
Sorun ne dostum?
SAPTIRILMIŞ HAYATLAR, ÇÖKERTİLMİŞ AİLELER Mİ İSTİYORSUNUZ - 21/12/2024
Saptırılmış Hayatlar, Çökertilmiş Aileler mi İstiyorsunuz
 Devamı
Üye Girişi
Aktif Ziyaretçi41
Bugün Toplam136
Toplam Ziyaret6094282
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI