• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam











Dr. Talip AKBAŞ
takbas5@hotmail.com
Kadir Gecesine Giden Yol
16/03/2026

Kadir gecesini ihya etmek, sadece bir geceyi ihya etmek değil, bir bilinci kuşanmaktır. Bu geceyi doğru anlamak için merkeze Kadir Suresini almak gerekir. Çünkü bu sure, gecenin ne olduğunu, insana ne söylediğini ve insandan ne beklediğini anlatır. Kur'an bu geceyi "leyletü'l-kadr" olarak tanımlar. Kadr; ölçü, takdir, güç ve değer anlamlarına gelir. O vakit kadir gecesi, insanın hayatına yön verecek bir ölçüyle yani vahiyle ve elçiyle buluştuğu gecedir. Tabi şu da var ki Kur'an'da gece sadece zamanın bir dilimi olarak görülmez. Gece aynı zamanda sükûnet ve güç biriktirme zamanıdır.

Nitekim Müzzemmil Suresi'nde şöyle buyurulur: "Biz sana ağır bir söz yükleyeceğiz." Bu ağır söz vahyin bizatihi kendisidir. Bu sözün taşınabilmesi için gecenin sükûnetine ihtiyaç vardır. Çünkü gece, insanın iç dünyasını toparladığı, ruhunu inşa ettiği müstesna vakittir. Kur'an geceyi bir eğitim vakti ve sükûnet alanı olarak görür. Gecenin sükûnet zamanı olarak var edildiğini beyan eden Kuran, ayrıca evi sükunet mekanı ve evliliği de insanın sükun bulacağı yoldaş olarak nitelendirir. Nihayet mutlak sükunet yerinin cennet olduğu beyan edilir. Kur'an evleri bu sükûnetin mekânı olarak tanımlar. "Evlerinizi kıblegâh edinin." (Yunus, 87) buyruğu sadece yön belirlemeyi değil, evleri bir bilinç merkezine dönüştürmeyi ifade eder.

Aynı şekilde eşlerin yaratılış hikmeti de sükûnetle açıklanır. Kur'an şöyle buyurur: "Size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O'nun ayetlerindendir." (Rum, 21) görüldüğü gibi burada üç kavram vardır: sükûnet, meveddet ve rahmet. Öyle anlaşılıyor ki evlilik sadece birlikte yaşamak değil, insanın iç huzurunu koruyan bir sığınak oluşturmaktır.

Sükûnetin kaybedilme durumu ise Âdem'in kıssasında kendini göstermektedir. Kur'an insanın ilk sükûnet tecrübesini cennette yaşadığını anlatır. "Dedik ki: Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin (üskun). Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz." (Bakara, 35).

Hz. Âdem ve eşi cennette huzur içindeydiler. Fakat haram lokma ile bu sükûnet bozuldu. Yasak sınır ihlal edilince sükûnet yerini telaşa, huzur yerini kaygıya bıraktı. Haram lokma boğazdan geçince ne bedende ne zihinde ne evde ne gece de ne gündüzde ne ailede ne de toplumda huzur kalmıyor. Bunu yaşayarak tecrübe ediyoruz maalesef ortalık kaostan geçilmez halde. Bu kıssa bize sükûnetin sadece mekânla değil, toplumsal ahlakla korunacağını öğretmektedir.

Kadir Suresi'ni anlayabilmek için suresinin civarına bir göz atmak gerekir. Surenin öncesindeki ve sonrasındaki surelerle birlikte tefekkür etmek bize yeni bir bakış açısı oluşturabilir. Kur'an şems suresinde insanın yol ayrımını anlatırken güneşe, aya, gündüze ve geceye yemin eder. Devamında, "Nefsini arındıran kurtulmuş, onu kirleten ise kaybetmiştir." Hükmü yer alır. Burada insanın iki ihtimali bir başka ifade ile seçeneği ortaya çıkar. Bunlardan biri kişinin kötülüklerden arınması diğeri ise kötülüklerin içinde yozlaşmasıdır.

Benzer şekilde Leyl Suresi de geceye ve gündüze yemin ederek şunu başlar. "Çabalarınız gerçekten farklıdır." Bu sur iki prototip üzerinden meseleyi ele alır. Bunlardan ilki Allah için veren, sakınan/titreyen ve güzel olanı yani Kuran'ı tasdik eden. İkincisi ise istiğna eden, cimrileşen, bencilleşen, güzel olanı yani Kuranı yalanlayandır. Bunlardan ilki için kolay/doğal olan kolaylaştırılacaktır. İkincisi için ise doğal olmayan yani zor olan kolaylaştırılacaktır. Birazda kişi kendi kaderini yani seçimini kendisi yapmış olacaktır.

İşte bu hazırlıkların ardından Kur'an Kadir Suresi ile konuşur. Bu gece Kur'an'ın indirildiği gecedir. Bu gece melekler ve Ruh iner. Rahmet iner. Selam iner. Bu iniş aslında bir güç transferidir. Vahiy ve ruh (Cebrail) insana güç verir. Ama bu güç yıkmak için değil, imar etmek içindir. Kadir gecesi hepimize şu soruyu sorar; gücünü nereden alıyorsun? Onu ne için kullanıyorsun? Bu güç seni ahseni takvim çizgisinde mi tutuyor, yoksa esfele safiline mi sürüklüyor? Böylece Kadir gecesinin doğurduğu bilinç, Kur'an'ın ilk emriyle temellenir. "Oku!" diye başlayan Alak Suresi insanın bilgiyle inşa edilmesini hedefler. Kur'an aynı zamanda "İnsan kendini yeterli gördüğünde azgınlaşır" uyarısı ile de insanın potansiyel tehlikesine dikkat çeker. Bu yüzden vahyin sürekliliği zorunludur. Vahyin bir süre kesilmesinden sonra gelen Duha Suresi, Hz. Peygamber'in (sav) nezdinde insanlığa şu mesajı verir: Rabbin seni terk etmedi. Bu ayetler, insanın vahiy ile yeniden ayağa kalkıp doğrulmasını sağlar.

Ardından İnşirah Suresi gelir. İnşirah, yani iç ferahlığı olmadan insan büyük sorumlulukları taşıyamaz. Son olarak Kur'an insanın kaderini Tin suresinde iki kavramla özetler. "Biz insanı en güzel kıvamda yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik." Bu iki uç arasında insanın tercihi vardır. Ebu Mansur el‑Mâtürîdî, surenin başındaki sembollerin peygamberlerin yaşadığı coğrafyalara işaret ettiğini aktarır.

İncir: Hz. Nuh ve İbrahim'in yaşadığı coğrafya

Zeytin: Hz. İsa'nın yaşadığı bölge

Tûr-i Sînâ: Hz. Musa'nın vahiy aldığı yer

Emin belde: Hz. Muhammed'in doğduğu ve risalet görevine başladığı Mekke şehridir.

İnsanlığın yükselişi peygamberlerin getirdiği ilkelere bağlıdır. O ilkeler terk edildiğinde toplumlar esfele safiline yuvarlanır. Tin suresinin ortaya koyduğu bu hakikati gören insan artık yerinde duramaz. Bu hakikati idrak eden insan sarsılmak zorundadır. İşte bu noktada Zilzal suresi devreye girer. Zilzal bize sadece kıyametin sarsıntısını değil, vicdanın sarsılışını da hatırlatır. İnsan, iç dünyasında silkelenmeden yeni bir yürüyüş başlatamaz. Bu sarsıntıdan sonra insanın yapması gereken şey harekete geçmektir. Bu yüzden Kur'an hemen ardından Adiyat suresi ile koşan atlara yemin eder. Çünkü hakikati gören insan artık oyalanamaz. Yola koyulmalı, koşmalı, mücadele etmelidir. Ancak bunu yaparken insanın en büyük zaaflarından biri olan "nankörlük" de kayda geçilir. İnsan çoğu zaman kendisine verilen nimetleri unutmaya meyillidir. Bu yüzden yürüyüşün ilk şartı nimetin farkında olmak ve nankörlüğe düşmemektir.

Bu yürüyüşte bir başka tehlike ise çoğaltma, istifleme hırsıdır. Kur'an Tekasür Suresi ile insanı uyarır. Çokluk yarışı insanı hakikatten koparır. İnsan malı, makamı ve gücü çoğaltma yarışına girdiğinde hayatın asıl anlamını ıskalar. Oysa kurtuluş, güvene dönüşmüş imanda, ötekinin ıslahına ve faydasına yönelik işlenen salih amelde, hakkın üstün tutulmasında ve nihayet sabır çizgisinde yılmadan yıkılmadan yürüyebilmektedir.

Bu yolculukta insanın başkalarını küçümseme gibi ahlaki hastalıklardan da uzak durması gerekir. Hümeze Suresi malı yığıp onu saydıkça sayan, insanları küçümseyen, alay eden tipleri anlatır. Malın kendisini ölümsüz kılacağını zanneden bu anlayışın sonu ise hüsrandır. Kur'an bütün bu uyarılardan sonra tarihten bir sahne açar. Eğer insan hak üzere durursa, en zayıf ve cüssece en küçük ebabiller en güçlü ve en büyük cüsseye sahip fil ordularını alt edebilir. Burada gücün büyüklüğü değil, hakikatin gücü belirleyici olacaktır. Bu sebeple olacak ki düşmanın gücünden daha büyük güç oluşturun demek yerine Kuran, kapasiteniz ölçeğinde güç oluşturun diye yönlendirir. Çünkü siz kendi kapasitenizin gereğini yaparsanız hakikat çizgisinde olduğunuz sürece Allah'ın orduları sizinle beraber olacaktır mesajını verir. "Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın. Bununla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği diğerlerini korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız size eksiksiz ödenir; size haksızlık yapılmaz." (Enfal, 60).

Ardından gelen Kureyş Suresi bu zaferin sonucunu anlatır. İnsan ve toplumlar doğru bir istikamette yürürse Allah onları açlıktan kurtarır, korkudan emin kılar. Yani güven ve refahın yolu adaletten ve merhametten geçer. Bu adaletin en somut göstergelerinden biri ise toplumsal merhamettir. Yetimi itip kakmak ve yoksulu doyurmamak dini yalanlamak olarak nitelenir. İşte bu noktada Kevser Suresi bize yeni bir ufuk açar. Kevser; bolluk, bereket ve anlam zenginliğidir. İnsan kevser insan oldukça güçlenir. Aksi halde insan, köksüzleşir ve ebter hâline gelir. Köksüzlük en büyük öksüzlüktür.

Bu bilinçle insan artık şirke ve zulme karşı net bir duruş sergileyebilir. Kafirun Suresi bu duruşun adeta manifestosudur. "Sizin dininiz size, benim dinim bana." Hak ile batılın karıştırılmasına izin vermeyen açık bir tavırdır bu. Bu duruşun karşısında her zaman bir Ebu Leheb elbet olacaktır. Fakat Tebbet Suresi güç ve serveti hakikat karşısında kalıcı olmadığını haber verir. Zulüm ne kadar güçlü görünürse görünsün sonunda dönüp kendi ateşinde yanacaktır. Bu ilke hiçbir zaman değişmeyecektir.

Bütün bu yolculuk insanı tevhidin zirvesine taşır. İhlas Suresi Allah'ın birliğini ve mutlaklığını ilan eder: O tektir, doğmamış ve doğurmamıştır; hiçbir şey O'nun dengi değildir. İnsan bu tevhid bilinciyle yola çıktığında ise her türlü kötülüğe karşı meydan okuyabilir. İnsanların ve cinlerin, görünür ve görünmez bütün entrikalarına karşı Allah'a sığınmak hem en büyük bireysel inisiyatif hem de en gerçekçi özgürlüktür. Bunun aksi ise derin bir bencillik ve büyük bir sorumsuzluk sonu ise derin bir hüsrandır.

İşte Kadir Gecesi, bütün bu surelerin inşa ettiği büyük bilinçle hayatı yeniden gözden geçirme gecesidir. Bu gece, hakikati fark etme, yolumuzu düzeltme, insanlık sorumluluğumuzu hatırlama gecesidir. Bu gece, yeryüzünde esenliği/barışı hâkim kılma, başka bir ifadeyle halifelik sorumluluğunu yeniden kuşanma gecesidir. Kadir gecesine giden yol işte bu büyük yürüyüşü yeniden başlatma bilincidir.

 



106 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Hadisi Nasıl Okumalıyız - 25/02/2026
Hadisi Nasıl Okumalıyız
Materyalizmin Kıskacından Spiritüalizm Yanılgısına: İnsan Fıtratının Savrulması - 31/01/2026
Materyalizmin Kıskacından Spiritüalizm Yanılgısına: İnsan Fıtratının Savrulması
İLAHİYATLARI NE YAPMALI? - 28/01/2026
İlahiyatları Ne Yapmalı?
ÜÇ AYLAR: YERİMİZ, YÖNÜMÜZ, DOSTUMUZ NE ÂLEMDE? - 21/12/2025
ÜÇ Aylar: Yerimiz, Yönümüz, Dostumuz Ne Âlemde?
BESLENEN UMUTLARIN ENKAZINDAYIM - 06/08/2025
Beslenen Umutların Enkazındayım
HUTBE NASIL OLMALIDIR? - 03/08/2025
Sultanahmet Camiinde Vaazdan Sonra Bir Vatandaş Sordu; Hutbe Nasıl Olmalıdır?
SORUMLULUK MU ÖZGÜRLÜK MÜ? - 23/06/2025
Sorumluluk mu Özgürlük mü?
SAKINCALI MEALLERİ NE YAPMALI? - 01/06/2025
Sakıncalı Mealleri Ne Yapmalı?
SEKİZ NİSAN'DA UHUD DAĞINDAYIZ - 07/04/2025
Sekiz Nisanda Uhud Dağındayız
 Devamı
Üye Girişi
Aktif Ziyaretçi31
Bugün Toplam3756
Toplam Ziyaret6304586
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI