• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam











Dr. Talip AKBAŞ
takbas5@hotmail.com
Bayramını Kurban Edenler
24/05/2026

Bayramını kurban edenlerle hayvanını kurban edenler hiç aynı olabilir mi? Bugün belki de en büyük problemimiz tam burada başlıyor. Birlikte iş yapma yeteneği, ancak birlikte iş yaparak kazanılır. Ama özellikle gençlerimiz artık birlikte yürümeyi, birlikte üretmeyi, birlikte omuz vermeyi hiç istemiyor. Aidiyet duygusu zayıflıyor. Yalnız yaşamayı seçiyorlar. yalnız düşünüyor, yalnız yürüyor, yalnız mücadele ediyor ve çoğu zaman yalnız ölüyor. 1+1 dairelerin revaçta oluşunu başka nasıl izah edebiliriz ki

Oysa insanın fıtratı yalnızlık değil, aidiyettir. Doğal olan bağ kurmaktır bağı koparmak değil. Hatta kolay olan bağ kurmaktır zor olan ise bağları koparıp hayatın yükünü tek başına omuzlamaya yeltenmektir. Aileye ait olmak, bir topluma ait olmak, bir davaya, bir inanca, bir değere bağlı olmak insanı büyüten şeydir. Asıl olan budur. Kopuş ise arızidir. Modern dünyanın bize dayattığı bireycilik, insanı kendi içine kapatan ve içten içe kemiren büyük bir savruluş halidir. Bugün modern insan, heyecanını da bencilce yaşıyor, hüznünü de... Kazancını da bencilce yaşıyor harcamasını da... "Hevesini kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?" adeta bugün Furkan, 43. Ayetin ete kemiğe bürünmüş hali yaşanıyor.

İnsan kendisinin ölçüsü olabilir mi? Bu nasıl bir iştir? Kişinin sırf kendisi için yaptığı belki kişiye keyif verir, zevk yaşatır ama bu asla mutluluk değildir. Gerçek mutluluk, sadece kendimiz için yaptıklarımızda değil, başkası için yaptığımız şeylerde saklıdır. İşte bu yüzden Hz. Peygamber, "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır" buyurur. Demek ki insanı büyüten şey, paylaşmak, fayda üretmek, omuz vermek ve aidiyet duygusudur.

Dini değerler, aile bağları, toplumsal değerler... Bunların hepsi insanı hayata bağlayan doğal köklerdir. İnsan bu köklerle güçlenir ve gümrah olur. Ama bireycilik ve bencillik, insanı bu köklerden koparıyor. Köklerinden kopanın öksüz kalmaktan öte nesi olabilir ki? Bugün sadece gençler değil, neredeyse bütün insanlık büyük bir bencillik kuşatması altında. Köklerinden kopmuş bir bitki konumundadır. Kokusunu kaybetmiş, estetiğini yitirmiş, rüzgârın önünde savrulan çerçöp gibi...

Ya da kökünden sökülmüş bir ağaç gibi... Çiçeği solmuş, meyvesi kurumuş bir kütük gibi... İnsanlık bugün biraz da böyle can çekişiyor. Çünkü bayramı yaşamak yerine sadece ritüeli yaşıyoruz. Ruhu kaybedip şekle tutunuyoruz. Oysa kurban, sadece bir hayvanı kesmek değildir. Kurban; insanın içindeki bencilliği, kibri, ihtirası ve dünyaya aşırı bağlılığını Allah için terk ederek, hakikatle hakikatli bir ilişki kurup ve kurbiyyet sağlamaktır.

Hz. İbrahim'in teslimiyetiyle, Hz. İsmail'in sadakatiyle bize ulaşan kurban ibadeti aslında tevhidin ilanıdır. Yani "Benim hayatımın merkezinde Allah vardır" diyebilmektir. Kur'an-nın ifadesiyle: "De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir." Bu ayet bize gösteriyor ki kurban, sadece belirli günlerde yapılan bir ibadet değil, hayatın tamamını Allah ne der kaygısıyla yaşama bilincidir. Kurban aynı zamanda teslimiyettir. Hz. İbrahim, evladını Allah'a adarken aslında bize şunu öğretmiştir. İnsan Allah'a yakınlaşmak istiyorsa, en çok bağlandığı şeyi Allah'ın rızasının gerisine koyabilmelidir.

Bugün Allah bizden nefsimizi, bencilliğimizi, kibrimizi, hırslarımızı kurban etmemizi istiyor. Çünkü insanı kendinden dolayısı ile Allah'tan uzaklaştıran en büyük şey bu arızi hallerdir. İşte kurban tam da bu noktada takvaya dönüşür. "Onların ne etleri Allah'a ulaşır ne de kanları. Allah'a ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır." Demek ki Allah'ın istediği şey şekil değil, ruhtur. Gösteriş değil, samimiyettir. Sadece kesmek değil, gerçekten teslim olabilmektir. Ve kurban aynı zamanda paylaşmaktır. Bugün milyonlarca insan yalnızlıkla, yoksullukla, değersizlik hissiyle mücadele ediyor. Kurban ise insana şunu öğretir: Sen tek başına yaşayamazsın. Komşun açken tok yatamazsın. Kendi sofranı büyütürken başkasının yoksulluğunu görmezden gelemezsin. Nebevi bir bakışla: "Kişi kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olamaz."

İşte kurban, tam da bu kardeşlik hukukunu yeniden ayağa kaldırır. Aynı sofrada buluşmayı, aynı acıyı hissetmeyi, aynı sevinci paylaşmayı öğretir. Bugün insanlığın en büyük ihtiyacı sadece daha fazla teknoloji değil, daha fazla merhamettir. Çünkü kurban sadece eti pay etmek değildir. Kurban, sevgiyi, merhameti, aidiyeti ve insani değerleri yeniden paylaşabilmektir. Belki de bu yüzden asıl soru şu olmalıdır: Biz gerçekten kurban mı kesiyoruz?



119 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DİNDARLIK KİBRİ - 1 - 11/05/2026
Dindarlık Kibri 1
Erbakan Erken Uyarı Sistemi Görevi Yapmış Meğer - 27/04/2026
Erbakan Erken Uyarı Sistemi Görevi Yapmış Meğer
Fıtrat Krizi ve İnsanlığın Parçalanmışlığı - 19/04/2026
Fıtrat Krizi ve İnsanlığın Parçalanmışlığı
Kadir Gecesine Giden Yol - 16/03/2026
Kadir Gecesine Giden Yol
Hadisi Nasıl Okumalıyız - 25/02/2026
Hadisi Nasıl Okumalıyız
Materyalizmin Kıskacından Spiritüalizm Yanılgısına: İnsan Fıtratının Savrulması - 31/01/2026
Materyalizmin Kıskacından Spiritüalizm Yanılgısına: İnsan Fıtratının Savrulması
İLAHİYATLARI NE YAPMALI? - 28/01/2026
İlahiyatları Ne Yapmalı?
ÜÇ AYLAR: YERİMİZ, YÖNÜMÜZ, DOSTUMUZ NE ÂLEMDE? - 21/12/2025
ÜÇ Aylar: Yerimiz, Yönümüz, Dostumuz Ne Âlemde?
BESLENEN UMUTLARIN ENKAZINDAYIM - 06/08/2025
Beslenen Umutların Enkazındayım
 Devamı
Üye Girişi
Aktif Ziyaretçi33
Bugün Toplam1788
Toplam Ziyaret6570838
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI