• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam











Dr. Talip AKBAŞ
takbas5@hotmail.com
Hakikatle Hakikatli İlişki
09/08/2026

Müslümanca bir duruş için, İslam’ın hayatı sarıp sarmalayan yönlendirici ilkelerine teslim olmuş bir anlayışa sahip olmayı gerektirir. İnandığı değerlere güvenmeyi, hayatın her alanında bu değerlerle yaşamayı önceliklemek zorunludur. Toplum içinde herkesin emin olduğu, sözünde, işinde, ilişkilerinde güvenilir bir duruş sergileyen mümin bir şahıs olmayı temel kimlik edinmek icap eder. Modern zamanların zihinleri bulandıran kabullerine karşı kendi köklerine/özüne dönmeyi kurtuluş olarak görmek gerekir.

Ancak bunu yaparken birer beşeri oluşum olan gelenek, örf ve kültür gibi kıymetli birikimleri din olarak görmek büyük bir hatadır. Bunları insanlığın ortak birikimi olarak görmek, her birini kendi bağlamında ele alıp zenginlik olarak değerlendirmek esastır. Dini, tüm bunların üzerinde ve ötesinde mutlak bir hakikat alanı olarak değerlendirmek hakkaniyetli bir yaklaşım olacaktır. Bu sebeple kültürel olanı din ile boca etmeden, geleneği dinleştirmeden, dini örf ve âdetleştirmeden, kitap ve sahih sünnet eksenli bir anlayışı esas almak olmazsa olmaz kabilindendir.

Varoluş gerçeğini sağlıklı bir şekilde okumak, varlığı iki boyutlu -şehadet âlemi ve gayb âlemi- olarak kabul etmeyi gerektirir. İnsan aklı ve gözlemi, başka bir ifadeyle bilgi edinme imkân ve kapasitesi şehadet alemi ile sınırlıdır. İnsanın epistemik imkanları, şehadet aleminin ötesine geçemeyecek durumdadır. Aklın ve duyuların zemini şehadet âlemi iken dinin zemini gayb âlemidir. Peygamberin insanlığa ulaştırdığı vahiy de gaybın haberidir.

Nihai olarak hakikate ulaşmak, insanın sınırlı epistemik evrenini aşan bir durumdur. Bu hakikatin bilgisine ancak gayb âlemiyle irtibatı olan hata yapma ihtimali bulunmayan peygamber vasıtasıyla ulaşılabilir. Hakikatin sahibi gibi davranmak günahtır.  Fakat hakikatle hakikatli bir ilişki kurabilmek, vahyin pratik aktarımı olan sünneti rehber edinmekle mümkün olabilir.

Burada sünneti, hayatı sarıp sarmalayan bir ayrım ile ele almak gerekir. Peygamberlik görevini ifade eden ve herkes için her durumda bağlayıcı olan "Sünnet-i Hüda" ile peygamberin bir beşer olarak yaptığı yeme, içme, giyinme gibi insani tercihlerinden oluşan "Sünnet-i Zevaid" ayrımını temel prensip olarak görmek icap eder. Sünneti hurafelerden arındırıp zayıf rivayetlerin esaretinden kurtararak, onu vahyin rehberliğinde bir "üsve-i hasene" yani en güzel örnek olarak takip etmek Müslüman olmanın bir gereğidir. Ancak bu şekilde hakikate varılabilecektir.

Dengeli bir hayat tasavvuru, dünya hayatının bir imtihan yeri olduğunu bilmeyi gerektirir. Dünyayı ahirete, ahireti dünyaya kurban etmeden yol almayı bilmek şarttır. Böylece her işe besmele ile başlamak, yani merhamet, şefkat ve adaletle hareket ederek yola koyulmak icap eder. İmtihan, bu dünyayı imar, inşa ve ihya etmek anlamına gelir. Çünkü temel gaye bizden sonraki nesillere ve diğer tüm canlılara yaşanabilir bir "Dârüsselam" (esenlik yurdu) bırakmaktır. Bu bilinçle Allah’a, insana ve çevreye karşı vazifeler bulunduğunu kabul etmek ve sorumluluk bilincini (takva) kuşanmak gerekir.

Bu sebeple ilkesel bir duruş, sadece insana mahsus olan salih amel işlemeyi gerektirir. Salih amelin sadece ibadetlerden veya kişisel sorumluluklardan ibaret olmadığını düşünmek icap eder. Başkalarının da yararlanacağı projeler üretmek, toplumsal fayda sağlamak, kamu yararına adımlar atmak ve dünyayı daha iyi bir yer kılma çabası içinde olmak, işte bütün bunları salih amel olarak görmek gerekir.

Tutarlı bir yöntem, Ebu Hanife ve Maturidi ekolünün itidalli çizgisini benimsemeyi gerektirir. Bu çizgi ana hatlarıyla, duyuları, haberi ve aklı hakikatin bilgisi için birer rehber sayar. Aklın yol göstericiliğini ve insanın irade sorumluluğunu vahyin aydınlığıyla birleştirir. Ayrıca hayatın akışını ve toplumsal maslahatı yok saymaz ve titizlikle gözetir.

Amaç, karamsarlığa düşmeden, İslam düşüncesinin tecrübe birikimiyle modern zamanın sorularına akılcı ve kuşatıcı cevaplar arayan bir "diriliş" umudunu yeşertmektir. Sorumluluk bilinciyle, hakikat arayışında olan herkesle ayırım yapmadan insanlık ekseninde ve iman ortak paydasında kardeşliği sürdürmek icap eder.

Hakikatle hakikatli bir ilişki kurma yolunda olanlara selam olsun.

Not: Yazımıza önemli oranda ilham kaynağı olan Kasım Küçükalp hocamıza teşekkür ederiz. Daha geniş bilgi için hocamızın eserini aşağıya bırakıyorum.

(Küçükalp, Kasım. Fizik, Metafizik, Gayb: Dinin Ontolojik Teklifi. İstanbul: Ketebe Yayınları, 2026.)



230 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Dindarlık Kibri II - 03/08/2026
Dindarlık Kibri II
Bayramını Kurban Edenler - 24/05/2026
Bayramını Kurban Edenler
Dindarlık Kibri I - 11/05/2026
Dindarlık Kibri I
Erbakan Erken Uyarı Sistemi Görevi Yapmış Meğer - 27/04/2026
Erbakan Erken Uyarı Sistemi Görevi Yapmış Meğer
Fıtrat Krizi ve İnsanlığın Parçalanmışlığı - 19/04/2026
Fıtrat Krizi ve İnsanlığın Parçalanmışlığı
Kadir Gecesine Giden Yol - 16/03/2026
Kadir Gecesine Giden Yol
Hadisi Nasıl Okumalıyız - 25/02/2026
Hadisi Nasıl Okumalıyız
Materyalizmin Kıskacından Spiritüalizm Yanılgısına: İnsan Fıtratının Savrulması - 31/01/2026
Materyalizmin Kıskacından Spiritüalizm Yanılgısına: İnsan Fıtratının Savrulması
İLAHİYATLARI NE YAPMALI? - 28/01/2026
İlahiyatları Ne Yapmalı?
 Devamı
Üye Girişi
Aktif Ziyaretçi12
Bugün Toplam790
Toplam Ziyaret6858798
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI