• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam











Talip AKBAŞ
takbas5@hotmail.com
RAMAZAN'A YAKLAŞIRKEN
20/03/2022

İnsan; tasavvur, düşünce, duygu ve davranış süreçleri ile kendini gösteren varlıktır. Ya şahsiyet bütünlüğü (tevhit) içinde  kurtuluşa kavuşacak ya da şahsiyet parçalanması (şirk) içinde savrulup gidecektir. Toplumlar da öyle; ya toplum bütünlüğü (vahdet) ile dâru's-selâm (barış yurdu) tecrübe edilecek ya da toplumsal parçalanma (tefrika) ile fitne ve fesat çemberinde yanıp kavrulacaktır. Bunu da sürecin nasıl yönetildiği belirleyecektir.

Verilerin toplanmasıyla şeylerin zihindeki imajları tasavvuru oluşturur. Verilerin belli aşamalardan geçirilmesi, değerlendirilmesi düşünceyi inşa eder. Düşüncenin yoğrulması duyguları oluşturur ve olgunlaştırır. Duygular ise davranışların biçimlenmesini sağlar böylece süreç tamamlanmış olur. Dolayısıyla davranışların ana rahmi duygular, duyguların ana rahmi düşünceler, düşüncelerin ana rahmi ise tasavvurlardır. Bir düzeltme ihtiyacı varsa işe davranışlardan değil tasavvurdan başlanmalıdır.

Kur'an, tasavvurun şekillenmesini kavramlar üzerinden başlatır. Büyük-küçük, iyi-kötü, kazanç-kayıp, kâr-zarar gibi gündelik kavramlar Kur'an'ın yüklediği yeni anlamlarla çok farklı bir boyut kazanır ve kişinin istikametine yön verir. Kâr-zarar bağlamında zikredilen "Allah, faizi mahveder, sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah, hiçbir günahkâr nankörü sevmez." (Bakara, 276) ayeti, bunun açık bir örneğidir. Bakıldığında faiz alan biri normalde kasayı artıya geçirmiştir. Oysa Kur'an bunu malın eksilmesi şeklinde değerlendirir. Zekât veren biri için kasanın eksiye geçtiği matematiksel bir gerçek olduğu halde Kur'an bunu malın artması şeklinde açıklar. Yine bir Kur'an kıssasında Hz. Âdemin oğullarından bahsedilirken ölenin Habil olduğu halde kaybedenin Kabil olduğu bildirilir.

Kur'an, düşüncenin şekillenmesine de yön verir: "Artık zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur." (Bakara, 193). "Allah, fasıklardan başkasını saptırmaz" (Bakara, 26).

Kur'an, duyguların akışına bigâne kalmaz, onlara da müdahale eder: "İnananların Allah sevgisi ise, bütün sevgilerin üzerindedir." (Bakara, 165). "...İki ilâh edinmeyin! O, ancak tek bir İlahtır! Öyle ise, "yalnız benden korkun!" (Nahl, 51). "O takva sahipleri ki bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever." (Al-i İmran, 134).

Kur'an, insanı tercihlerinde özgür bırakmakla birlikte davranışlarına istikamet tayin eder; "Herkes kazandığına karşılık bir rehindir." (Müddessir, 38). Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız. Kim cimrilik eder, kendini müstağni sayar, en güzeli yalanlarsa, biz de onu en zora hazırlarız. Düştüğü zaman da malı kendisine hiç fayda vermez." (Leyl, 5-11).

Görüldüğü gibi Kur'an; tasavvuru, düşünceyi, duyguları ve davranışları düzelterek şahsiyeti bütün insan ve bu insanlardan oluşan omurgalı bir toplum meydana getirmek ister. Bu olgunluğu tutturan insan ve toplum; dürtülerin, hislerin hilafına seçim yapma özgürlüğünü yakalayacaktır. Gerçek özgürlük de işte budur. Yoksa dürtülerin peşinden gitmek özgürlük değil, aksine esaretin ta kendisidir.

Gündelik hayatın akışı içinde birden bire Ramazan ayının gelmesi, yediden yetmişe herkesi belli bir yörüngeye çekiyor. Ramazan'ın kokusu her yere sirayet ediyor. Hayatın devamı için temel ihtiyaç olan yeme içme başta olmak üzere bütün alışkanlıkları ve davranış kalıplarını etkilemesi Ramazan'ın doğal bir iklimidir.

Ramazan'ın efiltisi öyle ki Müslüman toplumun tamamını etkiler. Hatta dini hayata en uzak durumda olanları bile iftar sofralarına diz çöktürür, pide kuyruklarında hizaya sokar. Yani geldiğini bir şekilde herkese ve her kesime hissettirir. Ramazan'ın gelişinden rahatsız olanlar da pek tabii ki vardır. Şeytanların Ramazan'da bağlanacağı haber verilir. Demek ki şeytanla iş tutanların huzursuz olması da gayet anlaşılır bir durumdur.

Ramazan, "şahsiyeti bütün insan" yetiştirmek ve "şahsiyetli toplum kurmak" için önemli bir mekteptir. Ne var ki bu iklimin özel koşullarına uygun davranılmalı ve mektebin arka kapısı kullanılmamalıdır. Ramazan ayı, ibadet ayı olması hasebiyle daha samimi daha içten bir duruş sergilemeyi gerektirir. Huşu ve takva ibadetin ruhudur. İbadetin ruhuna uygun, özlü bir ilişki kurulmalıdır. Aksi halde ibadetin ruhunu katledip kabuğuna cesedine yani şekline sarılmak ziyandır.

Ramazan ayının iki önemli unsuru vardır. Bunlardan biri Kur'an ki o, Ramazan ayında indirilmiştir. Diğeri ise oruç ibadetidir. Bir ay boyunca bu iki halkaya tutunmak suretiyle tasavvurun, düşüncenin, duyguların ve davranışların doğru bir şekilde imar, ihya ve inşa edilmesi mümkün olacaktır. Kur'an, Allah'ın insanlığa gönderdiği en sağlam ip ve en sağlam kulptur. O'na içtenlikle, tutunanlar için dünya ve âhiret saadeti mümkün olacaktır. Ne var ki O'na lafız, mana ve maksat (ahlak-ahkâm) bütünlüğü içinde tutunmalı aksi halde bu üçlü yapıyı parçalayıp bir parçasını kutsamakla olmaz. Kur'an'ın kurucu ilkelerine kendini kapatan, insan olmanın gerektirdiği sorumluluklardan kaçınan, haram helal bilinci taşımayan, hesabı verilebilir bir hayat yaşamayanlar için durum elbette başka olacaktır.

Çözüm açık ve bir o kadar da nettir. Ramazan fırsata dönüştürülerek Kur'an'la esaslı bir ilişki içine girilmelidir. Kur'an'ın insanı şekillendirme imkânına kişi kendini açık etmelidir. Öte yandan orucun insanın beşer tarafını geri plana atıp insan tarafını besleyen, güçlendiren imkânından azami derecede istifade edilmelidir. Yoksa insan var oluş amacını nasıl gerçekleştirebilecek ki?

Hasar görmüş Müslüman tasavvuru ihya edilmedikçe, darma duman olmuş İslam Âleminin ihyası mümkün olamayacaktır. Karman çorman olmuş Müslüman düşüncesi, Kur'an ve sünnet rehberliğinde yeniden bir düzene kavuşmadıkça Âlem-i İslam'ın düşünce birliği mümkün olamayacaktır. Kirlenmiş Müslüman ferdin duyguları İslam suyuyla temizlenmeden İslam coğrafyalarının duygu karmaşasından kurtulması mümkün olamayacaktır. Tespih taneleri gibi etrafa saçılmış, bir sabitesi kalmamış Müslüman ferdin davranışı; tamir edilmeden, paramparça olmuş Âlem-i İslam'ın kıble birliğini tesis etmesi, tavır ve davranış birliği (vahdet) kurması hayal bile edilemeyecektir.

Tasavvur, Kur'an'ın şifa bahçesinden beslenmedikçe düşünceler iyileşmeyecek, duygular durulmayacak ve eylemler daima enfeksiyona açık halde kalmaktan kurtulamayacaktır. İyi ki geldin Ramazan, bizi derleyip toplayacak tevhide ve vahdete kavuşturacak iklimine ne kadar da muhtaçtık. Hoş geldin Ramazan...

 



840 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YAŞAMAK GÜZEL - 26/10/2021
Yaşamak Güzel
İNSAN UMUTTUR - 30/09/2021
İnsan Umuttur
GELENEK TASAVVURU - 23/08/2021
Gelenek Tasavvuru
KORKU TASAVVURU - 26/07/2021
Korku Tasavvuru
İNANÇ, MUTLULUK VE UFUKTUR - 18/07/2021
İnanç mutluluk, inanç ufuktur
PALANDÖKEN YASLI - 20/05/2021
Palandöken Yaslı
FİLİSTİN'İ HİLAFET Mİ KURTARACAK VAHDET Mİ? - 11/05/2021
FİLİSTİN'İ HİLAFET Mİ KURTARACAK VAHDET Mİ?
İKLİMİNDEN UZAK HAYATLAR - 21/04/2021
İKLİMİNDEN UZAK HAYATLAR
DÖNDÜM KIBLEYE, KIBLEM...? - 03/01/2021
Döndüm Kıbleye Kıblem...?
 Devamı
Üye Girişi
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam177
Toplam Ziyaret3619795
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI