• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/insanveislam.org/
  • https://twitter.com/insanuislam











Talip AKBAŞ
takbas5@hotmail.com
ELEŞTİRİ YETKİNLİK GEREKTİRİR
25/09/2023

Yeryüzünün en aziz misafiri olan insan, emeği ile ancak belli nimetlere ulaşabilmektedir. İhtiyaç duyduğu kimi nimetler vardır ki onları kendi edinimi ile değil bilabedel elde etmektedir. İnsan için hayati öneme sahip akıl ve vahiy nimeti bu kabildendir. İnsana yaraşan, nimetin değerini bilip ondan yerli yerince istifade etmek olsa da o, nimetin kıymetini takdir etme hususunda çoğu kere başarılı olamamıştır.

Akıl ve vahiy düzleminde kalmayı başarabilen kişi, bu sayede insan olma sürecini tamamlama imkânı elde etmiş olur. Vahyin ete kemiğe bürünmüş hali olan sünnetin rehberliği ise işe daha pratik görünüm kazandırır. Aynı şekilde sosyo-ekonomik hayatı sarıp sarmalayan ahlak ilkeleri ve insanın gönlünü ısıtan ibadet uygulamaları, bütünüyle kişinin insan-ı kâmil yolculuğunu tahkim etmektedir. Meğerki akıl ve vahiy zemininden sapılmamış olsun, aksi halde ahlaki tutum yara alır, kulluk bilinci örselenir.

Zemin kaybı, farklı veçheleri ile kendini gösteren ve ağır sonuçları olan arızi bir durumdur. Birbiri ile örüntü içinde olan tasavvur, düşünce, duygu ve davranış silsilesi, ancak akıl ve vahiy düzleminde tebarüz ederse insana bitimsiz katkılar sunacaktır. Zira davranışlar duygularda, duygular düşüncelerde, düşünceler ise tasavvurda mayalanır. İşleyişin sıhhatli sonuç vermesi, kişinin akıl ve vahiy zemininden sapma göstermemesine bağlıdır. Yoksa insan, bozulma ve savrulmalardan kendini kurtaramayacaktır. Nitekim günümüzde yoğun bir şekilde tebarüz eden savrulmalar, olayların doğru bir biçimde analiz edilmesini güçleştirmekte ve yanlış değerlendirmelerini kaçınılmaz kılmaktadır.

Zihinsel savrulmalara yol açan önemli kırılmalardan biri de modernizmdir. İslam dünyası, Batı’nın bilim ve teknoloji alanında kendisi attığı farkın şokunu henüz atabilmiş değildir. Bu hususta ciddi bir sorgulama içine de girememiş, mevcut durumu Müslümanların lehine dönüştürecek adımlar atamamıştır. Zemin savrulmasıyla bir buhran dönemini yaşayan ve hemen her meseleye tepkisel yaklaşan İslam dünyası, ya sadece içe ya da sadece dışa dönük bir eleştiri anlayışı geliştirmiştir. Bu meyanda kimi eleştirmenler toptancı bir yaklaşımla tümden Batı’ya karşı dururken kimileri de eleştirilerinin hedefine geleneği alan karşıt bir tutum içine girmiştir. Bu kimselerin kullandıkları dil, maalesef ıslah amacı gütmeyen keskinlikte; tercih ettikleri üslup ise ihya hedefinden uzak ve alabildiğine yıkıcı olmuştur.

Aslında eleştiri, ideal nizamın tahkimi ve gelişmenin devamı için olmazsa olmazdır. Ancak, eleştiri mekanizmasını tek taraflı olarak işletmek çoğu zaman istenilen sonucu vermeyebilir. Bu bağlamda eleştirinin de bir zemini olmalıdır. Bir ölçüsü, kuralı ve ahlakı bulunmalıdır. Örneğin eleştiri, farklı görüşe sahip olanları aşağılamak için kullanılmamalıdır. Kendi yerini ve konumunu tahkim etmek için istismar edilmemelidir. Farklı çevrelere tutunmak için yapılan eleştiri, eleştiri değildir.

Bu bakımdan eleştiri, karanlığa taş atmak şeklinde olmamalı, ayakları yere sağlam basan argümanlarla gerçekçi ve mutlaka yapıcı olmalıdır. Mesela, İslam âleminin eksikleri olduğu gibi bunca tazyike rağmen varoluş mücadelesi verdiğini de görmek lazımdır. Müslümanları eleştirmek, Müslümanlarla ve hatta İslam’la hesaplaşmaya dönüştürülmemelidir. Demokrasi götürme safsatası ile dünyayı kaosa çeviren Batı’nın göz göre yere işlediği günahlara karşı hoşgörülü olan birinin içe dönük insafsızca eleştirisi eleştiri midir? İtikadi ve fikri düzlemde genç nesilleri zehirleyen uzak doğu menşeli ifsat hareketlerini hesaba katmayan birinin İslam âleminde büyüteçle kusur aramaya kalkışması ne kadar vicdanlı bir tutumdur? Teröre ve teröristlere açıktan göz kırpan, Türkiye’ye yönelik farklı biçimlerde operasyon çeken Batı’ya karşı hümanist davranan ama İslam’ın evrensel değerlerini bile tartışma zeminine çeken bir yaklaşım makul karşılanabilir mi? Demokrasi şarkılarının en yüksek perdeden söylendiği bir zeminde darbecilere kırmızı halı serilmesini Batı’nın çifte standardı olarak temyiz edemeyen birinin Müslüman toplumları eleştirmeye ne hakkı olabilir? Elbette İslam âleminde kusur yok değildir. Baskıcı ideolojiler, diktatörlükler, hurafeler, istismarlar, tembellikler, adaletsizlikler, düzensizlikler, geri kalmışlıklar vb. durumlar, İslam coğrafyalarının ciddi bir şekilde eleştirilmesi gereken temel sorunlarıdır.

Ancak, eleştiri akıl ve vahiy zemininden kopmadan, nebevî yöntemden uzaklaşmadan yapılmalıdır. Seküler aklın yanına geçip mümin yüreklerin karşısına dikilerek yapılan eleştiride şahsen ben vicdan aramam. Son devrin aksiyoner lideri Aliya Izzetbegoviç gibi mevzi ile mevzu denklemi içinde kalarak ve yerini terk etmeden Doğu-Batı okuması yapabilecek öncülere ihtiyaç vardır. Tasavvuru bozmadan, düşünceyi sarsmadan, duyguları bulandırmadan, vicdanı elden bırakmadan yol alabilmenin imkân dâhilinde olduğunu bilmek lazımdır. Bizim savrulmadan eleştiri yapacak bir yetkinliğe ulaşmaya ihtiyacımız vardır. Bu, düne göre bugün daha bir ihtiyaçtır.



500 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ORTALIK KOÇTAN GEÇİLMİYOR - 04/12/2023
Ortalık Koçtan Geçilmiyor
KULLUK ÖZGÜRLÜK MESELESİDİR - 14/03/2023
Kulluk Özgürlük Meselesidir
53. YILA GİRERKEN - 14/01/2023
53. Yıla Girerken
TÜKETİM İSTASYONU YILBAŞI - 28/12/2022
Tüketim İstasyonu Yılbaşı
YAKINLAŞMA ANAFORU - 18/10/2022
Yakınlaşma Anaforu
GÖNLÜN EN KIYMETLİ İSTİFADESİ - 25/09/2022
Dede-Torun
EKONOMİYİ ETKİLEYEN DÖRT TERİM - 15/09/2022
Ekonomiyi Etkileyen Dört Terim
İSTANBUL'UN İNSAN KAYNAĞI: ERZURUM - 28/07/2022
İstanbul'a İnsan Kaynağı Sağlayan Şehir: Erzurum
DİN TERAKKİYE MANİ MİDİR? - 20/07/2022
Din Terakkiye mani midir?
 Devamı
Üye Girişi
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam53
Toplam Ziyaret4512657
MAKALELER
EĞİTİM SUNUMLARI